ARA
İŞ'TE BAŞARI HİKAYELERİ

Dempar Ağaç Sanayi Başarı Hikayesi

Dempar Demircioğlu Ağaç San. ve Dış Tic. A.Ş.

Günümüzün sağlıklı ve dekoratif yer döşemesi olan “Cilalı Lamine Parke” nin üreticisi Dempar, Adapazarı Hanlıköy girişinde 30.000 m² açık, 10.000 m² kapalı alan üzerinde, kereste fabrikası, tam otomatik kurutma fırınları ve en son teknoloji cilalı ahşap lamine parke makineleri ile sektöründe saygın ve seçkin bir kuruluş olmanın gururunu yaşıyor... Devamı

7 Günde 1

Google Facebook del.icio.us StumbleUpon Twitter Digg

Yayın Tarihi: 29.04.2019

UNICORN OLMAK MARİFET Mİ?

Kim bu unicorn'lar? Unicorn, kelime anlamıyla huniyi andıran tek boynuzlu bir güçlü at. Antik dünyada adı geçer. İncil'de adı anılmayan güçlü hayvanın bu olduğu kabul edilir. Macarlar, kimi Fransa bölgesi, Çek'ler, İsviçre'nin ve Almanya'nın kimi bölgesi, Almanya'nın bazı yerleri ve İskoçlar onu sancak simgesi olarak kullanır. 20. yy'da bu güçlü hayvan unutulmuştu. Taa ki, 2013'de Aileen Lee adlı bir "yeni ve çok bilmiş" Amerikalı onu tekrar kullananana dek. Lee, özellikle ABD'nin 1 milyar $ defter değerine ulaşmış yeni tip şirketleri için bu adı kullandı, isim tuttu. Artık hepsini bu başlık altında okuyoruz. Genelde sermayesiz kurulan, teknik çözümü yüksek genelde dijital ve hizmet sektöründe var olan şirketleri için artık "unicorn tipi şirket" demek usulden. Unicorn'lar ülkemizde henüz görülmediler.

Ne yer, ne içerler? Unicorn'lar aslında bildiğimiz türden bir şirket. Genelde start-up şeklinde başlangıç yapıyorlar. Girişimcisinin aklından çıkma iş, yapılan işin sermayesini akıl oluşturuyor. Bu iş fikirleri genelde ultra sanayi çağı ürünleri, dijital sektörünü pek bir seviyorlar. Çok hızlı bir yükselişleri oluyor. Genelde 5. yılda değerleri tavan yapıyor. O günden sonra "at pazarına" çıkmaları usulden. Kurucusu onu parlatınca satıyor. Bu şirketlerin piyasanın bir gereksinimine odaklanmış olmalarıyla bir ihtiyaç giderici oldukları kesin. Buna karşılık hemen hiç istihdam yaratmıyorlar, zira bulundukları sektör imalatçı değil, siz KOBİ Dünyası gibi emek - yoğun işlerle ilintileri yok. Sevmedikleri bir başka iş ise vergi vermek. Vergi vermemek için akla gelmedik ülkelere konuyorlar, vergi ayrıcalıklarından yararlanıyorlar. Hak- hukuk konularını sevmedikleri de açık, demokrasi onlar için savunulacak bir nesne değil, ortada var ve onlar için hiç bir anlam ifade etmiyor. Şimdi yeni bir özellikleri daha ortaya çıktı: Kâr etmiyorlar... Daha doğrusu "zarar etmeyi" iş edinmişler. Bu hastalığı ortaya çıkaran The Economist dergisi bu konuyu iş edinmiş. Derginin tanısı, bunların hastalığının "kârsızlık" değil ama "iş modelinin yanlış" olduğu.

Ortaya çıkan ne? İş modeli, talebi olan bir işin, konunun bilinçli bir şekilde ele alınması. Bu bilinç bizi her zaman "doğru" iş yapmaya götürmüyor. Bazen yanlış bir işin de iş modeli olabiliyor. Karıştırmamak gerek, bilinç sadece doğrunun eşdeğeri değil, yanlış da buradan türeme olabilir. Nitekim bizim milyar dolar tokmağını vurmuş şirketlerimiz iş modelini "vur ve kaç modeli" üstüne kuruyorlar. Şimşeğin çakması gibi... Frenkçede bunlara bu nedenle "Blitzscaling Şirketler" deniyor. "Kazanan" her şeyi alıyor, zarar toplumsal oluyor, oraya ciro ediliyor. Bunlara "kârdan ari şirket" (profit-free) deniyor. Bu yüzden moda deyimin tersini kullanalım ve bunlar için "sürdürülemez şirket tipi" diyelim. Peki ortadaki zarar ne oluyor? Anadolu deyimlendirmesiyle cenaze ortada kalmıyor. Cemaat, cenazeyi kaldırıyor, zararı da devlet diyoruz ama aslında cemaatın büyüğü toplum ödüyor.

İşin sonu nasıl bitiyor? İşin sonunu daha yaşamadık, bu yüzden "filmimiz sürüyor". Ama bu filmi '90 lı yıllarda görmüştük. O dönem ortaya çıkan şirket dalgası med-cezir dalgası gibi önce bir yükseldi sonra geriledi, sonra da denizin kuruması örneği, " kurudu gitti". Kurucuları zengin oldu, varlıklarıyla herhalde şimdi Amerika'nın bir yerinde kurdukları çiflikte yaşıyorlar. Şimdi bu yeni unicorn türü şirketlerin önde gelenlerinin 47 milyar $ kesinleşmiş zararları var. Küçümsemeyin, ülkemizin bir yıllık ulusal gelirinin nerdeyse % 5'i bu zarar. Şimdi ABD sayısı 156 olan bu şirketler halka açılmaya hazırlanıyor. Toplamak istedikleri para 350 milyar $. Hesaplanmış: Bunu geri ödemek için 10 yıl boyunca her yıl % 49 büyümek zorundalar. Zaten ortaya çıkan bu türden halka açılan unicornların % 84'ü zarar etmiş. Filmin sonu şimdiden belli ama seyirci genelde "renkli" filmin finalini seviyor, o örnek biz de bizim çok uzağımızda Amerika'da çekilen bu filmi yakınlaştırılmış ekranla izliyoruz.

Ders mi? Bu bizim KOBİ Dünyası'na bazen olur - olmaz elbiseler giydirilmeye çalışılıyor. Bunun için yapay zekâ kullanan dijital sektördeki şirket tipleri putlaştırılıyor, adeta heykeli dikiliyor. Bunlara biraz daha yakından bakıp "destursuz bağa girmenin alemi yok" diyorum, hepsi bu...

PÜF NOKTASI: Yazar James Joyce kitabının bir yerinde "Bir işi sorgularken sorulacak olan soru işin ne denli ayrıntısınını çözdüğüdür" diyor. Joyce'un bu sözleri KOBİ Dünyası için üretim ya da pazarlamada üstünkörü olma, zahmeti gözet, kaliteyi veren zahmeti göze al diyen bir mesaj olarak algılıyor ve püf noktası olarak aktarıyorum.

HAFTANIN NOTU: ABD Houston'da Birinci Robotik Tasarım Yarışmasında Türkiye'den katılan Darüşafaka (DAÇKA) Beyin Takımı "İlham Verici Mühendislik" dalında "en yüksek ödül"ü alarak gurur kaynağımız oldu. 40 ülke arasından sıyrılan Daçka'lı kızlarımızı İş'te Kobi Ailesi olarak candan kutlarken, bilim dünyasının parlak örneği ve cemaatinin yıllar yılı temsilcisi olan Prof. Dr. Yuda Yürüm'ü sonsuzluğa uğurluyoruz.

Hayırlı işler!

 

 

NOT DEFTERİ


+ TC Merkez Bankası geçen hafta toplandı ve politika faizini % 24'de tutmaya devam etme kararı aldı. Bu karar bekleniyordu... Ancak "ilave sıklaştırma" konusunun karar metninden çıkarılması piyasanın gözünden kaçmadı. Hemen tepki verdi ve uluslararası risk primi oranı CDS 456'ya yükseldi. Bunun anlamı dünya "Bu faiz oranında donup kalırsan ben sana borç para vermem" oluyor.
Ancak bu metni tersinden okuyup, KOBİ Dünyası elverişli yeni kredi desteklerine kavuşacak diye yorumlamak mümkün. Ancak unutmayalım, kaynak yoksa, ekonomide kımıldamak mümkün değil... Olmayan bir kaynağın düşük faiz oranı da bir şey ifade etmiyor.
2019 hedefini tekrar not edeyim: Büyüme % 2.3 ve enflasyon % 15.9 olacak!


+ Arjantin'de kazan kaynıyor... Latin Amerika'nın bu eski dev ülkesi Haziran 2018'den bu yana inanılmaz bir ekonomik sıkıntı yaşıyor. Sorunu aşmak için ülkenin başkanı Sn. Makri, dolar kurunu serbest bıraktı. Ateşi söndüremedi... Bunun üzerine IMF ile anlaştı, 40 milyar $ kaynak sağladı ama yangın sürüyor. Biz de 400'lerde gezinen risk puanı bu ülkede 1.200. 1 doların değeri 48 peso. Ki, 2015'de çok zaman sayılmaz, 1 dolar sadece 10 peso ediyordu. 4 yılda bu 5 katlık artış ekonominin tüm çivilerinin gevşediğinin işareti. Nitekim yakın zamanda % 22 olan fiyat artışı da % 50' ye dayanmış durumda.
Arjantin bu Ekim'de genel seçim yapacak ve olur-olmaz her şeyi vaat eden ve savunan popülist Bn Kirshner en büyük aday.
Hep "Sırat Köprüsü'nden Geçmek" galiba 3. dünya ülkelerinin alın yazgısı...
Ama bir ders var: Ekonomi yangınını geç söndürmek, körükle yangını söndürmeye çalışmayla eşdeğer sonuç veriyor...


+ Ankara Sanayi Odası Başkanı Sn. Nurettin Özdebir', birebir tanımış değilim, onu tanımam aklı başındaki çıkışlarıyladır. Bu hafta DÜNYA gazetesine verdiği beyanatta (25 Nisan) 3 noktanın altını çiziyor: İlki, yabancı yatırımcıyı bekliyorduk, oysa yerli yatırımcı ülkeden çıkıyor. İkincisi, istihdam yaratamadığımız gibi, 872.000 insanın işsiz kalmasına neden olmuşuz. Ekonomimiz istihdam yaratma kabiliyetini kaybetti. Üçüncüsü, genç işsizlik oranının % 28.7'ye yükselmesi düşündürücü. Bunu aşmak için evrensel bir eğitim sistemi inşa etmemiz gerekiyor.

+ Makina ihracatçıları, kısa adıyla MİB 17. genel kurulunda yeni başkan olarak Sn. Emre Gencer'i seçti. Kutlarım, hayırlı olsun. Ancak en az onun kadar görevi devreden önceki dönem Başkanı Sn. Ahmet Özkayan mesaisi için kutlanmayı hak ediyor. Makina sektörü onun döneminde iyi çıkışını sürdürdü ve ihracatını önemsenecek bir noktaya getirdi ve 16 milyar $ yaptı. Sn. Özkayan, saç işleme makinelerinde piyasada özel yeri olan Bursa'lı Ermeksan'ın ikinci kuşak girişimcisi. Sn. Özkayan'ın genel kurulda yaptığı konuşma ise adeta bir manifesto. Diyorki:
-Havaların iyi gittiği dönemlerde çatıyı tamir etmedik, korumacılık yapmadık. Pozitif ayırımcılık istemenin adı "korumacılık istemek" oldu. Oysa tüm markaları yaşatmak için ne yapılması gerekiyorsa, biz de bunu yapabilmek cesaretinde olmalıyız.
Sn. Özkayan haklı, makine sektörü 16 milyar dolar ihracat yapıyor ama ülke hala her yıl 30 milyar $ makine ithal ediyor.

 


7 GÜNDE 1 KATEGORİSİ ALTINDA YER ALAN DİĞER MAKALELER

7 Günde 1

Yazan: Dr. Kenan Mortan / Girişimcilik Uzmanı

Yayın Tarihi: 20.05.2019

ARYA'LI KADIN GİRİŞİMCİLER Kim bu ARYA? Türkiye'de girişimcilerin sadece %9'u kadın. Çok azı melek yatırımcı desteği alıyor. Kadın girişimciler için... Devamı

7 Günde 1

Yazan: Dr. Kenan Mortan / Girişimcilik Uzmanı

Yayın Tarihi: 13.05.2019

MAKİNECiLERİN BİR ÇIKIŞI... Makinenin gücü: '80 li yıllar olmalı... O tarihte TSKB Araştırma Müdürü olan Sn. Ermukan Şengezer bana "Şaşıracaksın ama... Devamı

7 Günde 1

Yazan: Dr. Kenan Mortan / Girişimcilik Uzmanı

Yayın Tarihi: 06.05.2019

TOBB GENEL KURULU TOBB 75. Mali Genel Kurulu yapıldı...Mali genel kurul, "seçimsiz" anlamına geliyor.Seçim olmayınca "geçim" meselesi daha çok fazla... Devamı

7 Günde 1

Yazan: Dr. Kenan Mortan / Girişimcilik Uzmanı

Yayın Tarihi: 22.04.2019

PİYASADA NASIL DAVRANMALI? Bu dönemde ipucu olabilecek 5 kural belirledim, paylaşmak isterim: 1-FİYAT VERMEMEK / VEREMEMEK DE BİR PİYASA... Devamı

7 Günde 1

Yazan: Dr. Kenan Mortan / Girişimcilik Uzmanı

Yayın Tarihi: 15.04.2019

EVDE ÜRETİM VE SATIŞ AMA NASIL? Bir işyeri kuruyorsunuz, buna uygun hareket etmek durumundasınız.Öncelikle ne üretirseniz üretin, ürünün Türk Gıda... Devamı