ARA
İŞ'TE BAŞARI HİKAYELERİ

Mes Metal Başarı Hikayesi

Mes Metal Ekstrüzyon San. ve Tic. A.Ş.

İstanbul/Beylikdüzü'nde toplam 7.000 m² alanda uzman personeli ve gelişmiş makine parkıyla üretimini sürdüren Mes Metal, müşterilerine birinci kalite pirinç çubuk ve bronz ürünleri sunmanın yanı sıra, güvenilir iş ortağı konumunda, pirinç ve bronz üzerindeki birikimini paylaşarak çözümler yaratan, yüksek kalite ürünleri ve günlük 70 tonluk üretim kapasitesi ile Türkiye'nin önde gelen bakır alaşımları üreticisidir...Devamı

7 Günde 1

Google Facebook del.icio.us StumbleUpon Twitter Digg

Yayın Tarihi: 05.11.2018

TATLI BİR DÜNYA-1

Fuara kimler katıldı? Yine bir dünya fuarı... Bu kez adı Dünya Çikolata Fuarı ya da "Salon du Chocalat". Yaklaşık 35 ülkenin 500 standı vardı (Gerçi Fuar broşüründe 60 ülke ve 500 stant denilmiş ama bunu ucuz bir pazarlama tekniği olarak görelim). 1995'den bu yana düzenlenen bu fuar 1 milyona yakın ziyaretçi geldi. Fuar bu konseptle dünyanın 11 kentinde tekrarlanıyor.

Ülkeler ve Japonya: Önce kakao üreticileri, sonra çikolata üreticileri en sonunda çikolata sanayisi makinası yapanlar olunca, karşımıza geniş ve renkli bir demet çıkıyor. Orta Afrika kuşağının nerdeyse tüm ülkeleri, Latin Amerika'nın tamamı kakao üreticisi olarak fuardaydı. 9 ülkenin gerçekleştirdiği "Cacao Show" görülmeye değerdi. Buna karşılık çikolata üreticilerinin nerdeyse tamamı 1. Dünya'dan. İlk 10 büyük üreticinin 3'ü ABD'den, 2. Japonya'dan, 3. İsviçre'den, İtalya, Arjantin ve İngiltere'den 1'er şirket var. Arjantin'i saymazsanız hepsi gelişmiş batı dünyasından. Ama Japonya "özel konuk" konumunda. Yapmak istedikleri her bir işi hep çok iyi yapıyorlar. Japonya kendini tanıtırken 5.690 müzemiz, 27.000 SPA Merkezi'miz, 21 UNESCO dünya mirası eserimiz var, vurgusunu yapıyor. 2020 Olimpiyatlarını "Biz düzenliyoruz" diyor. Hepsi bu kadar... İhracat / ithalat gibi rakamların sergilemesi yok, uygarlık göstergelerini başka yerlerde arıyorlar.
Türkiye'den böyle bir fuara hiç katılım olmaması kayda değer. Daha doğrusu tek katılımcı "Decobox" bu sanayiye ambalaj maddesi üretiyor.
Dikkat ettim, çikolatanın ya da kakaonun vatanı gibi bir sözcük artık kullanılmıyor. "Lezzetin Beşiği" yeğlenmekte.
Kimi kakao üreticisi "hammadde üreticisi olmanın sonu yok" diyerek çikolata üreticisi olmuş. Brezilya bu oyuncuların başında geliyor.

Kobi'ler: KOBİ'ler bu işin neresinde? Bu iş sanayi ve el imalatı olarak ikiye ayrılıyor. El imalatı işi, tümüyle KOBİ'lerin. Onlar belki sıralamada yok aranan bir nesneyi yapıp satıyorlar. El emeğine ilgi artmakta. 3-5 yıl öncesi çikolata kg'ı 50 Euro civarındaydı. Bu yıl ortalama fiyat 60'a yükselmiş, çıta yükseliyor. Zaten KOBİ'lerin şemsiyesi olan Ulusal Sanatkar Pastacılar ve Çikolatacılar Konfederasyonu kocaman alanıyla bu işte eğitimin yerini anlatıyor. Bir "CAP Patissier" diploması için 750 saat eğitim almak gerek. Ama adı-sanı anılan bir ustanın "kuşak bağlaması" için yıllar istiyor. Bir ustanın özgeçmişine baktım, 7 yıl eğitim görmüş. Bu alanda Belçika ve Fransa "Çikolatacılık Okulları" ile özel olarak anılmaktalar. Fransa KOBİ'leri "Fransa'nın Çikolatacıları" adıyla kocaman bir stant yapmışlar. Mal satmıyorlar, tüketicilere "çikolata lezzetini" anlatıyorlardı.

Şampiyonlar ve yenilikler: Bu tür fuarlar hep 2 amaçlı: Ya ufak - tefek satış yaparsınız. Ya da organizasyonlarla tüketiciye "ne kadar büyük" olduğunuzu anlatırsınız. Bu fuarın özelliği Dünya Master Şampiyonu'nu seçmesi. 2005'den bu "Futropolis"i 2 Japon, 1 Belçika'lı, 1 Hollanda'lı kazanmış. Bunun dışında "Çikolata Defilesi", master class uygulaması, genç yetenekler yarışması, bu yılın etkinlikleri. Önünde duran yüzlerce izleyiciden tüketicinin bu konuya ne denli sıcak baktığını anlıyorsunuz. Japon Akihro Kakimoto'nun asıllı büyük resmi Japonya'nın bu işte ne denli iyi konumlandığını bize anlatmakta.

Ya bu işte kim kazanıyor? Kakaonun ortalama fiyatı 3 $, çikolatanın kg ortalama fiyatı 20 $ ise kimin kazandığı belli. Hele hele el imalatı çikolatanın fiyatı 70 a ulaşıyorsa...
Peki hammadde üreticileri "daha iyi bir gelecek" adına ne yapıyor?
Gelin bunu da size gelecek hafta anlatayım.

PÜF NOKTASI: "Anlamsızla İspat" geometride bir çözüm yaklaşımı. "Problemi / sorunu çözülmüş sayalım diye başlayarak tam aksini anlatır ve bunun olamayacağını ispat edersiniz. Bunu KOBİ Dünyası'nın kendi dünyasında yaptığı yanlışları genel ekonomiye bağlama alışkanlığında sıkça yaşıyor, püf noktası olarak bu haftaki duyuru tahtasına asıyorum.


HAFTANIN NOTU: Yerel gazeteciliğin anlamlı ismi Kayseri'den Mahmut Sabah 60 yıl aktif haber ve yazı işinden sonra, geçen hafta Dünya Gazetesine son yazısını yazdı . 80 yaşındaki bu "delikanlıyı" İş'te Kobi Ailesi olarak kutluyor ve selamlıyoruz.
Hayırlı işler!

 

NOT DEFTERİ

+ 4 Sektörde KDV / ÖTV indirimi yapıldı. Bu indirimler 2018 sonuna dek geçerli olacak. İndirimlerin özellikle beyaz eşya, mobilya ve otomobil konularında piyasada bir "kımıldama etkisi" yaratması gerek. Bunu da önümüzdeki haftalarda göreceğiz. Ancak TOBB Başkanı Sn. Hisarcıklıoğlu'nun "Bu önlemler piyasalarımıza moral verdi" sözleri işin en önemli yanı. Hazine Sn Bakanı'nın "Nihai fiyat yansımasını birebir takip edeceğiz" sözleri, işin ciddiyetini anlatmakta. Yine Bakan Sn. Albayrak'ın açıklamasından "Enflasyonla Mücadele Destek Programı"na katılan kuruluş sayısı 2500'ü aştı.

+ Enflayonda hedef yükseltildi. Merkez Bankası Enflayon hedeflemesi tahmini % 10.1 oranında arttırarak % 23.5 yaptı. Oysa bu kurumun ülke için orta vadeli hedefi % 5. Bu noktadan çok uzakta olduğumuz kesin. Bu işin bizim için önemli yanı kredi faizleri. Şu an bankacılık 1-12 ay için % 23-24 oranında faiz uyguluyor. Dolar faizi ise % 4-5.25 arasında değişiyor. İşin idari maliyetini ekleyin, kısa vadeli bir spot kredi faizi % 30'un altına gelmiyor. Bu yüzden enflasyonun düşmesi hayati, KOBİ'ciliğin başka türlü nefes alması mümkün değil. Ben bu satırları yazarken, TÜİK Ekim ayı TÜFE'sini % 2.67 olarak açıkladı. Yıllık enflasyon % 25.2‘ye ulaşmış oldu. Hazine Bakanı Sn. Albayrak'ın geçen hafta "Fiyatlarda oluşan ve köpük olarak tabir edeceğimiz seviyenin inşallah ekim ayı enflasyonu ile birlkte kırılmaya başladığını görmeye başlayağız" sözleri, bir fiyat düşüşünün daha geçen haftadan beklendiğini gösteriyordu.

+İhracat artıyor, ithalat azlıyor, dış ticaret açığı kapanıyor. Bu işin güzel yanı. Eylül ayında açık % 77 gerileyerek, 1.9 milyar a inmiş olmasına sevinmemek mümkün değil. Ancak ya ekonomik büyüme? Türkiye gibi ülkeler zorunluyu ithal ettiği oranda ihracatını işletebilir. Bu yüzden ithalatın azalmış olmasına "Demek ki ekonominin iş hacmi geriliyor" şeklinde bakmamız lazım. Nitekim, İstanbul Sanayi Odası'nın bu işler için gösterge olan imalat PMİ'si Ekim ayı için 44.3 puan idi. Oysa işin eşik noktası 50 puan, bunun altına inmemek gerek. Ama bu 44 puan Temmuz 2018'den bu yana en yüksek oran, bu da olumlu bir kımıldama işareti, bunu da anlamlı görmek gerek. Bu yüzden bir bankanın dış kredi konusunda geçen hafta 1.1 milyar lık sendikasyon kredisi almasını çok önemsiyorum. Zira bu kredi dış dünyanın bize bakışının kırıldığını anlatıyor (Ama faizini sormayın, LİBOR'a % 2.75 eklenmiş. Bu durumda ın çıplak faiz maliyeti % 5.75'e geliyor). TL kuru ise son 2 ayın en iyi konumunda, bunu da göstergelere ekleyelim.

+ Turizmde yüzler gülüyor. Bu sene anlaşlan 40 milyon turist ağırlanmış olacak. Bununla 2011'den bu yana en yüksek turizm geliri sağlanacak. Beklenen gelir 18 milyar $. Ama kişi başına harcama sadece 612 $. "Sadece" diyorum, çünkü ilk turizm gelirleri araştırmasını Merkez Bankası için 1986'da yapan ekibin içindeydim. O yıl, tam olarak hatırlamıyorum ama 670-680 $ olarak çıkmıştı. Unutmuyorum, Turizm Bakanı rahmetli Mükerrem Taşçıoğlu idi ve bana "Bunu Turgut (Özal) Bey'e nasıl anlatacağız?" demişti. Aradan 30 yıl geçti. Dünyada gelirler arttı, turistlerin dünya harcama ortalaması nerdeyse 1200 $ iken ülkemizde hala bunun yarısı olan bir değer yaratımı, 5 yıldızlı otellerde bile "katma değer yoksulu bir iş" yaptığımızı anlatıyor.

+ABD'de bu hafta seçimler var. Seçin haftası öncesi ABD ekonomisinin verilerine baktım. 2000'den bu yana bu kadar "parlak bir ortam" yaşanmamış. İşsizlik geriliyor. Sadece geçen ay 250.000 yeni istihdam yaratılmış. İş ortamı iyi. Fiyat artışı yok denecek kadar az. Borsalar yükselişte. Ama ABD'nin 2 önemli takıntısı var. Bu ekonomi ihraç eden bir ekonomi değil. Kendi içinde dönüyor, dünyaya sattığı, sadece silah ve ilaç. Bir de Başkan Trump bu ekonomiyi borçlanarak bu hale getirmiş. İlk kez borçluluk ülke milli gelirinin % 110 düzeyine ulaşmış. Borçlanma miktarı 1.4 Trilyon $. Anlaşılan kısa vadede rakamların iyileşmesi için ülkenin geleceğinden çalınmış. Çarşamba günkü ara seçimlerde bence seçmen "ülkenin bugünü ile geleceği" arasında seçim yapacak. Sonucunu çok merak ediyorum, sizlerle paylaşacağım.

 

7 GÜNDE 1 KATEGORİSİ ALTINDA YER ALAN DİĞER MAKALELER

7 Günde 1

Yazan: Dr. Kenan Mortan / Girişimcilik Uzmanı

Yayın Tarihi: 14.01.2019

10 NOKTA Ders çıkarmadan, kılavuzsuz yılı geçirmek zor gözüküyor, zira engebesi ve görünmeyen virajı çok fazla...2019 da KOBİ'ler "Ne Yapmalı?".... Devamı

7 Günde 1

Yazan: Dr. Kenan Mortan / Girişimcilik Uzmanı

Yayın Tarihi: 08.01.2019

HİNDİSTAN KOBİ'CİLİĞİ Hafta boyu haberler Hindistan'daki kadın hareketi ile çalkalandı.Olay neydi?6 milyon kadın bir "Kadın Duvarı" oluşturarak... Devamı

7 Günde 1

Yazan: Dr. Kenan Mortan / Girişimcilik Uzmanı

Yayın Tarihi: 31.12.2018

2018 KARNESİ YILIN İNSANI: Dr. Gazi Yaşargil. "Yüzyılın beyin cerrahı" seçilen prof. Dr. Yaşargil 93 yaşıyla, adına kurulan vakfın Yeditepe... Devamı

7 Günde 1

Yazan: Dr. Kenan Mortan / Girişimcilik Uzmanı

Yayın Tarihi: 25.12.2018

DÜNYA HALİ Usulden oldu, yılın sonunda dünyanın bir ahvaline bakıyoruz.Dünyayı üç parçalı yapalım, dünya haline bu aynadan bakalım.UZAK DOĞU... Devamı

7 Günde 1

Yazan: Dr. Kenan Mortan / Girişimcilik Uzmanı

Yayın Tarihi: 17.12.2018

2 RAPORDAN DERS ÇIKARMAK... 2 IMF uzmanı oturmuş "Türkiye'de Ekonomi Politika Belirsizliği" başlığı altında bir sorunu araştırmış. Yayın çok yeni, bu... Devamı