ARA
İŞ'TE BAŞARI HİKAYELERİ

Ömür Çelik San. ve Tic. Ltd. Şti.

Ömür Çelik San. ve Tic. Ltd. Şti.

Ömür Çelik, 2001 yılında İstanbul'da kurulmuştur. Otomotiv, beyaz eşya, makine ve inşaat sektörüne yönelik toptan ve perakende olarak kaliteli çelik malzeme satışı yapmaktadır. Kapasitesi yüksek ve son teknoloji kesim tesisine sahip olan firma müşteri ihtiyaçlarını en kısa zamanda karşılayan, uygun fiyatlı ve yüksek kalitede hizmet anlayışını ilke edinmiştir.Devamı

4857 sayılı İş Kanunu'na göre işyerinde yapılacak denetim ve teftişler (1)

Google Facebook del.icio.us StumbleUpon Twitter Digg

Yayın Tarihi: 13.02.2017


İşyerlerinde yapılacak teftiş ve denetimlere ilişkin hükümler 4857 sayılı İş Kanunu'nun Yedinci Bölümü'nde "Çalışma Hayatının Denetimi ve Teftişi" adlı bölümde, 91 ve devamı maddelerde düzenlenmiştir. İki yazı dizisi olarak paylaşacağım bölüm, bu düzenlemede ilk olarak teftişin kapsamı ve şirketin yükümlülükleri üzerine..

Teftiş Yaparak Kontrolü Sağlamak Devlet'in görevidir:

İlgili kanunun 91'inci maddesine göre "Devlet, çalışma hayatı ile ilgili mevzuatın uygulanmasını izler, denetler ve teftiş eder." Maddede de açıkça görüldüğü üzere çalışma hayatının denetim ve teftişi ile ilgili yetki doğrudan Devlet'e verilmiştir. Devlet bu yükümlülük ve yetkisini Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'na bağlı ihtiyaca yetecek sayı ve özellikte teftiş ve denetlemeye yetkili iş müfettişleri vasıtasıyla yerine getirir. 
Müfettişlerin Teftişi Gerçekleştirirken Uymak Zorunda Oldukları Kurallar Vardır:

Müfettişler görevlerini yaparken; işin normal gidişini ve işyerinin işlemesini, inceledikleri konunun niteliğine göre mümkün olduğu kadar aksatmamak, durdurmamak ve güçleştirmemekle ve resmi işlemlerin yürütülüp sonuçlandırılması için, açıklanması gerekmedikçe, işverenin ve işyerinin meslek sırları ve şartları, ekonomik ve ticari hal ve durumları hakkında gördükleri ve öğrendikleri hususları tamamen gizli tutmak ve kendileri tarafından bilgileri ve ifadeleri alınan yahut kendilerine başvuran veya ihbarda bulunan işçilerin ve başka kişilerin isimlerini ve kimliklerini açıklamamakla yükümlüdürler. (4857 SK. Md. 93)

Müfettişler Teftiş Sırasında Hangi Hususları Teftiş Edecektir?

"... iş hayatının izlenmesi, denetlenmesi ve teftişiyle ödevli olan iş müfettişleri, işyerlerini ve eklentilerini, işin yürütülmesi tarzını ve ilgili belgeleri, araç ve gereçleri, cihaz ve makineleri, ham ve işlenmiş maddelerle, iş için gerekli olan malzemeyi..." ifadesi ile 4857 sayılı İş Kanunu müfettişlerin hangi hususları teftiş edeceğini düzenlemiştir.Aynı maddede müfettişlerin yetkileri de belirlenmiş "... gerektiği zamanlarda ve işçilerin yaşamına, sağlığına, güvenliğine, eğitimine, dinlenmesine veya oturup yatmasına ilişkin tesis ve tertipleri her zaman görmek, araştırmak ve incelemek ve bu Kanunla suç sayılan eylemlere rastladığı zaman bu hususta Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından çıkarılacak İş Teftişi Tüzüğünde açıklanan şekillerde bu halleri önlemek yetkisine sahiptirler." ifadesi ile müfettişlerin yetkileri sayılmıştır.

Görüldüğü gibi her ne kadar bu yetki ve sorumluluklar sınırlı sayıdaymış gibi görünse de teftişin kapsamı ve müfettişlerin yetkileri bütün işyeri ve eklentilerindeki her türlü hususu kapsayacak şekilde düzenlenmiştir.

Kanun tarafından işverene teftiş sırasında verilen yükümlülükler nelerdir?

4857 sayılı Kanun, işveren veya işveren vekiline de teftiş sırasında yerine getirmeleri gereken bazı yükümlülükler düzenlemiştir. Her ne kadar kanun düzenlemesinde "Teftiş ve denetleme sırasında işverenler, işçiler ve bu işle ilgili görülen başka kişiler" olarak ifade edilmiş olsa da bu kişilerin ve işçilerin teftiş sırasında hazır bulundurulması işverenin üzerinde kalmaktadır. Zira müfettişler bu kişilerin ifade için gelmemesi yahut ifade vermemesi halinde doğrudan işveren aleyhine bir bakış açısında sahip olmaktadır.
Kanun maddesinde de ifade edildiği gibi bu kimseler görevli iş müfettişleri tarafından çağrıldıkları zaman gelmek, ifade ve bilgi vermek, gerekli olan belge ve delilleri getirip göstermek ve vermek ve görevlerini yapmak için kendilerine her çeşit kolaylığı göstermek ve bu yoldaki emir ve isteklerini geciktirmeksizin yerine getirmekle yükümlüdürler.
Kaldı ki aynı Kanun'un "İşçi ve işverenin sorumluluğu" başlıklı 96. Maddesinde de açıkça "İş denetimi ve teftişine yetkili iş müfettişleri tarafından ifade ve bilgilerine başvurulan işçilere, işverenlerin gerek doğrudan doğruya ve gerek dolayısıyla telkinlerde bulunmaları, işçileri gerçeği saklamaya yahut değiştirmeye sevk veya herhangi bir suretle zorlamaları veyahut işçilerin ilgili makamlara başvurmaları, haber ve ifade vermeleri üzerine, bunlara karşı kötü davranışlarda bulunmaları yasaktır.

İşçilerin çalıştıkları veya ayrıldıkları işyerleriyle işverenleri hakkında gerçeğe uygun olmayan haberler vererek gereksiz işlemlerle uğraştırılmaları veya işverenleri haksız yere kötü duruma düşürmeye kalkışmaları ve iş müfettişlerince kendilerinden sorulan hususlar için doğru olmayan cevaplar vererek denetim ve teftişin yapılmasını güçleştirmek veya yanlış bir sonuca vardırmak gibi kötü niyetli davranışlarda bulunmaları yasaktır. " ifadesi ile düzenleme yapılmıştır.

En önemli husus, tutanakların içeriklerinin aksi kanıtlanıncaya kadar geçerli olmasıdır. 
Kanunda açıkça "Çalışma hayatını izleme, denetleme ve teftişe yetkili iş müfettişleri tarafından tutulan tutanaklar aksi kanıtlanıncaya kadar geçerlidir." ifadesi ile müfettiş tarafından tutulan tutanağın sorgusuz sualsiz geçerli olması gibi bir düzenleme getirilmiştir.
Bu durum uygulama açısından büyük sıkıntılara sebebiyet vermektedir. Zira işverenler genellikle müfettiş tarafından tutulan tutanakların altını imzalamakta ve daha sonra yargı yoluna başvurulduğunda bu imza sebebiyle sorun yaşamaktadırlar.

Teftiş sonrası tutulan tutanağın işveren tarafından ne şekilde imzalanması gerekmektedir?
Müfettişler tarafından yoklama sırasında tutanak düzenlenmekte, yoklama sonrası da işveren tarafından bu tutanağın imzalanması talep edilmektedir. İşveren de işyerinde tutulan bu tutanağı imzalamaktadır. Ancak tutanağı hiçbir ihtirazi kayıt koymadan imzalaması halinde işveren ileride başvuracağı bütün itiraz yollarını kapatmaktadır. Zira tutanak yargıya taşındığında şayet altında işveren ya da işveren vekil yahut yetkilisinin imzası varsa bu durumda tutanağa itiraz etmediği ve içeriğini doğruladığı kabul edilir.
Tutanağı imzalamamak ise yine yanlış bir davranış olacaktır ve işveren veya işveren vekili memurun işini zorlaştırdığı gerekçesi ile idari para cezasına maruz kalacaktır.

Bunun yerine nasıl memur teftiş sonrası tespit ve görüşlerini tutanağa geçiriyorsa, işverenin de aynı şekilde tespit ve görüşlerini tutanağa geçirme hakkı vardır. İşveren tarafından bu tarz kayıtların yazılması genellikle memurlarca hoş karşılanmamakla birlikte işverenin bu konuda ısrarcı olması gerekmektedir.

İşverenin ihtirazi kayıt olarak tutanağa yazabileceği hususlar nelerdir?

Tutanağa her ne kadar açıklama yazılabilirse de bunun içeriğinin de doğru belirlenmesi gerekmektedir. Öncelikle memur tarafından tespit edildiği yazılan hususlarda yanlış bilgiler varsa bunların doğru olmadığını işverenin yazması yerinde olacaktır.

Ardından özellikle işyerinde ücret hesap pusulası uygulaması varsa ve işverenlikçe işçilere düzenli olarak imzalatılıyorsa bu husus tutanak altına mutlaka yazılmalıdır. Bu oldukça önemli bir husustur.

Ayrıca teftiş sırasında müfettiş tarafından genel hukuk kurallarına aykırı davranışlar sergilenmiş, yazılı ya da sözlü delile dayanmayan hususlarda tespit ve bilgi yazılmışsa bunların da mutlaka tutanak altına imza atılmadan önce ihtirazi kayıt olarak düşülmesi gerekmektedir.

Müfettiş gerek duyması halinde zabıtanın yardımını talep edebilir.

Müfettişin üzerine düşen sorumluluğun tam ve gerektiği gibi uygulanabilmesi için işyerlerini teftiş ve denetlemeye yetkili iş müfettişlerinin gerekli görmeleri ve istemeleri halinde, zabıta kuvvetleri, bu iş müfettişlerinin görevlerini iyi bir şekilde yapabilmelerini sağlamak üzere her türlü yardımda bulunmakla yükümlüdürler.

HUKUK KATEGORİSİ ALTINDA YER ALAN DİĞER MAKALELER

Şirket birleşmesinde SGK bildirimleri

Yazan: Dr. Resul Kurt / İş Hukuku ve Sosyal Güvenlik Müşaviri

Yayın Tarihi: 09.12.2019

Zaman zaman ekonomik koşullar veya farklı nedenlerden dolayı şirketlerin birleşmeleri mümkün olmaktadır.Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre bir... Devamı

Engellilere kolay emeklilik

Yazan: Dr. Resul Kurt / İş Hukuku ve Sosyal Güvenlik Müşaviri

Yayın Tarihi: 25.11.2019

Toplumsal hayatta her zaman pozitif ayrımcılık yapılması gereken engellilerin emeklilik hakları diğer çalışanlardan farklıdır. Engelliler, diğer... Devamı

Ekonomik sıkıntıdaki şirketlere kısa çalışma ile sağlanan avantajlar

Yazan: Dr. Resul Kurt / İş Hukuku ve Sosyal Güvenlik Müşaviri

Yayın Tarihi: 05.11.2019

Kısa çalışma, üç ayı geçmemek üzere kanunda sayılan gerekçelerle; iş yerinde uygulanan çalışma süresinin, iş yerinin tamamında veya bir bölümünde... Devamı

Mesai, ücrete dahil olabilir mi?

Yazan: Dr. Resul Kurt / İş Hukuku ve Sosyal Güvenlik Müşaviri

Yayın Tarihi: 30.10.2019

İşçi ve işveren ilişkisinde kıdem tazminatından sonra en fazla sorun yaşanan konu fazla çalışmadır.Çalışma sürelerinin fazla olması ve işletmelerin... Devamı

Deniz İş Kanunu'nda Kıdem Tazminatı

Yazan: Dr. Resul Kurt / İş Hukuku ve Sosyal Güvenlik Müşaviri

Yayın Tarihi: 30.09.2019

Deniz İş Kanunu'na tabi gemi adamlarının iş sözleşmelerinin belli durumlarda sona erdiğinde kıdem tazminatı hakkı doğmaktadır. Deniz İş Kanunu'na... Devamı