31.03.2021

“Dönüşümün Kalbinde Enerji Sektörü Var”

İklim krizinin kontrol altına alınabilmesi için 10 yıl içinde karbon ayak izinin yarı yarıya azaltılması gerektiğini belirten Doğal Hayatı Koruma Vakfı İklim Programı Kıdemli Uzmanı Sabuncu, “Bu dönüşümün kalbinde ise enerji sektörü bulunuyor. Bu çerçevede, düşük karbonlu bir ekonomiye geçiş için fosil yakıtlar terk edilmeli.” dedi.


İklim değişikliği kavramı, bugün artık yaşadığımız durumu anlatmakta yetersiz kalıyor. Süreci küresel iklim krizi olarak değerlendirmek gerekiyor. Dünya Meteoroloji Organizasyonu’nun verilerine göre geçtiğimiz altı yıl, tarihte en sıcak geçen altı yıllık dönem oldu. Dünyanın Sanayi Devrimi’nden bu yana 1,2 derece ısındığını belirten Doğal Hayatı Koruma Vakfı (WWF) İklim Programı Kıdemli Uzmanı Tanyeli Behiç Sabuncu, iklim krizini kontrol altına alabilmek için yeryüzündeki ortalama sıcaklık artışının 1,5 derece ile sınırlandırılması gerektiğini vurguladı.


"Karbon ayak izi yarı yarıya azaltılmalı"


Bunun için de önümüzdeki 10 yıl içinde karbon ayak izini yarı yarıya azaltmanın kritik öneme sahip olduğunu dile getiren Sabuncu, “1,5 derece hedefine ulaşmak, köklü bir ekonomik dönüşümü gerektiriyor. Bu dönüşümün kalbinde ise enerji sektörü bulunuyor. Bu çerçevede, düşük karbonlu bir ekonomiye geçiş için fosil yakıtları terk edilmeli.” dedi.


“Rüzgar enerjisi yüzde 70, güneş enerjisi yüzde 90 ucuzladı”


İklim değişikliğiyle mücadelede hükümetlere ve özel sektöre yön çizen Paris Anlaşması’yla birlikte elektrik üretimi başta olmak üzere enerji dönüşümünün hız kazandığını vurgulayan Sabuncu, “Bu dönüşümde maliyetlerin düşmesi, yenilenebilir enerjinin pahalı bir seçenek olmaktan çıkması da etkili. Küresel analizler, son 11 yılda rüzgar enerjisinin yüzde 70, güneş enerjisinin ise yüzde 90’a varan oranlarda ucuzladığına işaret ediyor.” diye konuştu.


Sabuncu, Türkiye'nin ise kuraklık başta olmak üzere iklim krizinin etkilerini en ciddi ölçüde yaşaması beklenen bölgelerden biri olan Akdeniz Havzası’nda yer aldığını belirterek, şöyle devam etti: “En büyük 20 ekonomiden biri olan Türkiye’nin hız kazanan düşük karbon ekonomisine geçiş ve enerji dönüşümü sürecinin dışında kalması beklenemez. Bu doğrultuda Paris Anlaşması’na taraf olunarak; güçlü bir emisyon azaltım hedefi içeren ve kömürden çıkışı gündeme alan bütüncül bir iklim politikası dahilinde iklim krizi ile mücadelede kararlılık sergilenmesi gerekiyor.”


Kömür yatırımları da büyüyor


Son 10 yılda neredeyse üç katına çıkan yenilenebilir enerji üretiminin toplam elektrik üretimi içerisindeki payının 2019’da yüzde 44’e ulaştığını belirten Sabuncu, buna karşın mevcut politikaların iklim değişikliğiyle mücadeleyi gereken ölçüde gözetmediğini söyledi. Sabuncu, enerji ihtiyacını karşılamak için yerli kaynaklara öncelik veren mevcut strateji doğrultusunda yenilenebilir enerjinin yanı sıra kömür kapasitesinin de artırılacağına dikkat çekti. 2015-2019 döneminde kömürlü elektrik üretiminin yüzde 50 büyüdüğünü ifade eden Sabuncu, “Ayrıca, mevcutta bulunanlara ek olarak planlama ve inşa sürecinde bulunan 25 yeni santral bulunuyor.” dedi. Sabuncu, Uluslararası Yenilenebilir Enerji Ajansı’nın (IRENA) raporuna göre 1,5 derece hedefini yakalayabilmek için enerji dönüşümü kapsamında planlanan yatırımların yüzde 30 artması gerektiğini ifade ederek, “1,5 derece hedefiyle uyum için 2050'de elektrik üretiminin yüzde 90’ı yenilenebilir kaynaklardan karşılanmalı.” dedi.


X