Hakan Okay
Pazarlama Uzmanı

HAKKINDA

1960 yılında İstanbul’da doğdu. Vefa Lisesi’nden sonra, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Alman Dili ve Edebiyatı Bölümü ile İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi İşletme İktisadı Enstitüsünden mezun oldu. İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü İşletme Yönetimi ve Organizasyon Ana Bilim Dalında Yüksek Lisansını tamamladı. 1979 yılında üniversite sıralarında iken yarı zamanlı olarak perakende satış yaparak iş hayatına başladı. Üniversite öğreniminden sonra bir süre bir seyahat acentesinde satış temsilcisi olarak çalıştı. 1985-2013 yılları arasında kişisel bakım sektörü (Estée Lauder, Aramis, Enrico Coveri, Arrogance, Barbara Bort, Hugo Boss, Laura Biagiotti, Alix Avien Parfums markalarında) ve giyim sektöründe (Karaca ve Pierre Cardin markalarında) yıllar içinde ürün müdürü, satış müdürü ve pazarlama müdürü olarak görev yaptı. Bahçeşehir Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Stratejik Pazarlama ve Marka Yönetimi MBA programında, öğretim görevlisi olarak “Stratejik Pazarlama Uygulamaları”, “Marka Yönetimi”, “Perakende Yönetimi”, “Kişisel Satış Teknikleri” ve “CRM – Müşteri İlişkileri Yönetimi” dersleri vermektedir. İstanbul Kültür Üniversitesi Sanat ve Tasarım Fakültesi, İletişim Sanatları Bölümünde, öğretim görevlisi olarak “Marka Yönetimi” ve “Pazarlama” dersleri vermektedir. Hakan Okay ayrıca, üniversitelere ve çeşitli kongrelere “konuk konuşmacı” olarak katılmaktadır. “Pazarlama, Kurumsal ve Kişisel Satış Teknikleri” konularında eğitimler vermekte ve çeşitli dergilere aynı konularda makaleler yazmaktadır. Dünya Gazetesi’nde köşe yazarıdır. T.C. Adalet Bakanlığı İstanbul Adliyesi, Sınai ve Fikri Haklar Mahkemesinde “Bilir Kişi” olarak görev yapmaktadır. “İyi Satıcı Olmak”, “İyi Pazarlamacı Olmak”, “Nasıl Zengin Olamadım” ve “Helikopter Bakışı” isimlerindeki dört kitabı MediaCat tarafından; “Satış Profesyoneli El Kitabı” ismindeki kitabı ise Ceres Yayınları tarafından yayınlanmıştır. “Helikopter Bakışı” isimli kitabının www.helikopterbakisi.com isimli ayrı bir web sitesi vardır. www.hakanokay.com isimli kendi web sitesinde ve blog.hakanokay.com isimli bloğunda makaleleri, kitap önerileri, blog yazıları, söyleşileri ve videoları yayınlanmaktadır. 4CEO Yönetim Danışmanlığı Tic. A.Ş. kurucu ortağıdır. 4CEO Busıness Books editörü ve yayın koordinatörüdür. Almanya’da kurulu Avrupa Türk İş Adamları Derneği (ATIAD) Üyesi ve ATIAD AKADEMİ eğitim koordinatörüdür. Hakan Okay halen altıncı kitabını yazmaktadır. Evlidir ve bir oğlu vardır. Confédération Mondiale des Activités Subaquatiques (CMAS) sertifikalı Scuba Dalgıç ve The Royal Yachting Association (RYA) lisanslı Yelkencidir.

Merhaba Hakan Bey,


Evde gıda üretimi yapan kişilerden ürün alarak bu ürünlerini online pazarlama yaparak satışını sağlamak istiyorum. Bu konuda nerelerden izin almam ve nerelere başvurmam gerekir?

Volkan Aslan


09.04.2020

Merhaba Volkan Bey,


Evde üretim yaparak online satış yapmak için izin verilmemektedir. Öncelikle bir işyeri açmanız ve bunun için bir ticari şirket kurmanız gerekmektedir. İş yerinin gıda ilgili üretim yapması halinde, belediyeden, sağlık müdürlüğünden izin alınması gerekmektedir. Ayrıca Esnaf Odasından “Ustalık Belgesi” almanız gerekir. Ürünlerin de Türk Gıda Kodeksine uygun olması gerekmektedir. Özetle “İşyeri açma ve çalışma ruhsatı”, daha sonra ise “Çalışma izni ve gıda sicili” almak zorundasınız.


Merhaba Hakan Bey,


Corona salgını sebebiyle işyerimi açamıyorum, online sipariş üzerinden ilerliyoruz su süreçte. Online siparişlerde aksama yaşamamak için kargo firmalarıyla nasıl anlaşma yapabilirim?


Gizem Çağlayan

08.04.2020

Merhaba,

Bu sürecin ilk günlerinde kargo şirketleri de aşırı talep nedeniyle sorunlar yaşadılar. Amam hemen önlemlerini aldılar ve takviye personel ile hizmetlerine devam ediyorlar. Zaten mevcut durumdan dolayı nihai tüketiciler ve kurumsal müşteriler de bu süreçteki aksaklıkları doğal karşılamaktadırlar.
İlk etapta müşterilerinize şu masajı iletmenizde fayda vardır:
“Bizim için en önemli unsur sizin sağlığınızdır. Size ürünlerimizi mümkün olan en steril ve hijyen koşullarına uygun olarak hazırlayıp iletmeye çalışıyoruz. Ancak kargo şirketlerindeki yoğunluktan dolayı sevkiyatlarda bazı gecikmeler olmaktadır. Anlayışınızı rica eder, sağlıklı günler dileriz.”
Daha sonra kargo şirketleri ile görüşme yaparak, teslim süreleri ile zaman garantisi talep ediniz. Yakın çevrelere 1 gün, daha uzak çevrelere ise 2 gün garantisi isteyiniz ve gecikme halinde, müşterinin ürünü kabul etmeyeceğini, bu nedenle de kayıplar olacağını belirtiniz. İade kargoların nakliye bedelleri ile ürünlerdeki hasarları kargo şirketine rücu edeceğinizi yazılı bir şekilde sözleşme yapınız. Tabii bu süreçte kargo şirketlerinin de bu talebinize olumlu yanıt vermek istememe durumu söz konusu olabilir. Aylık kargo gönderi miktarınızı belirtmenizde fayda vardır. Önemli bir göndericiyi kaybetmek istemeyeceklerdir.


Merhaba Hakan Bey,


Bir arkadaşımla birlikte üretimini gerçekleştirdiğimiz sabunları sosyal medya hesapları üzerinden satıyoruz. Satışımız yoğunlukla instagram üzerinden. Yoğun sipariş dönemlerinde siparişlerimizi takip sorunuyla karşılaşabiliyoruz. Hedefimiz karlılığımızı arttırmak. Bir sonraki aşama olarak sizce, kendi ürünlerimiz için bir mikrosite kurarak mı devam etmeliyiz, yoksa büyük alışveriş sitelerinde dükkan açarsak mı daha çok kar elde ederiz? 


Elif Aytuğ


10.04.2020

Merhaba Elif Hanım,

Markalaşmak için kurumsallaşmak gerekmektedir. Sosyal medya üzerinden satış yapmak bir başlangıç olarak iyi bir girişimdir. Pazarı ve talebi ölçebilirsiniz. İlgi ve talep artarsa, artık bir e-ticaret yapabilecek olanağı bulunan ve ödemelerin kredi kart ve havale ile yapılabildiği bir web sitesine gereksinim vardır. Markanızın da bu şekilde bilinirliği artar. Web siteniz merkez olmalı, tüm sosyal medya hesapları web sitenize link’lenmelidir. Böylelikle web siteniz sanal bir mağaza gibi görev yapacaktır. Ayrıca büyük alışveriş sitelerinde de bulunmanız markanızın ve ürününüzün tanınmasına ve tabii ki satışına destek olacaktır. Ayrıca ileride sabun dışında (Şampuan, duş jeli, sıvı sabun…vs.) gibi ürünleri de serinize eklemeniz gerektiğinde kesinlikle web sitesi çok daha verimli olacaktır. Bu arada marka tescilini almayı unutmayınız. Markanızla da web sitenizin aynı isimde olması çok faydalı olur.

Web sitenizde ayrıca sadece ürünler olmasın, içerik üretmeye de çalışın. Sabunun özelliklerini, faydalarını yazınız ki aramalarda öne çıksın. Sitenize yönlenenler artar, satışlar artar, dolayısı ile kârlılık artar.


3 ana senaryo çerçevesinde "korona krizi yol haritası"

24.03.2020

Koronavirüs vaka sayılarının hızla artıp 120'den fazla ülkeye yayıldığı günümüzde, insan sağlığı endişesi hem üreticileri hem de tüketicileri farklı açılardan etkiliyor.

Farklı endüstrilerden şirketler; üretim ve tedarik sıkıntıları, panik satın alma davranışı, sipariş iptal isteklerindeki anormal artış gibi beklenmedik zorluklar karşısında nasıl hareket edeceğini bilemez durumda.

"Şirketlere öncelikli önerimiz, krizden fayda çıkarmak yerine müşterinin yanında olmaları. Panik ile analitik değerlendirmeden yoksun ilerlemek uzun vadede şirketlere zarar verecek sonuçlar doğuracaktır. Müşteri odaklı düşünme ve analitik kriz yönetimi şirketleri bu süreçte güçlü kılacak" diyen stratejik danışmanlık firması Simon-Kucher & Partners Türkiye Yönetici Ortağı ve Global Yönetim Kurulu Üyesi Mert Terzioğlu önümüzdeki zor döneme yönelik atılması gereken adımları şu başlıklar altında özetliyor:

 

İlk iş müşteriyi ve marka değerini korumak

"Sektörler arasında en büyük ve uzun vadeli darbeyi turizm ve ulaşım sektörü alırken, petrol, gaz, otomotiv, tüketici ürünleri ve elektroniği de bu durumdan yoğun etkilenen sektörler arasında. Her şirketin kendine özel adımlar atması gerekiyor. Özellikle yoğun etkilenen şirketlerin ani adım atmadan önce kısa, orta ve uzun vadeyi ayrıntılı irdeleyerek stratejik ‘kriz yol haritası' hazırlamaları gerektiğini düşünüyoruz. Bu yol haritası 3 ana senaryo çerçevesinde olmalı. Bunlar; hızlı iyileşme, küresel yavaşlama ve küresel gerileme olarak tanımlanabilir. Kısa vadedeki amaç müşteriyi ve marka değerini koruyarak ciroyu yönetmek iken, uzun vadede ise kriz etkisinin atlatılması, eski karlılığın ve müşteri algısındaki yerini korunabilmesi olmalı."

 

'Korona krizi' bir satın alma gücü krizi değil

"Seyahatlerin, tatil planlarının, ulusal ve uluslararası büyük ölçekli konferansların ve etkinliklerin iptali hem turizme hem de eğlence sektörüne büyük darbe vuruyor. Şirketler de bu duruma karşılık olarak kaybolan talebi fiyatı düşürerek kazanmaya çalışıyor. Lakin ‘Korona krizi' bir satın alma gücü krizi değil. Çoğu endüstride talepteki azalış fiyattan değil, insanların sağlık önlemleri almaya başlamasından kaynaklanıyor. Bu nedenle tüketicinin fiyat esnekliği kritik oranda değişiyor ve fiyattan büyük fedakârlıklar yapılmadığı sürece talebi tekrar eski seviyesine getirmek imkansızlaşıyor. Fiyatta yapılan büyük fedakârlıklar ise sektörde fiyat savaşlarına yol açarak hem kısa dönemde karlılığı derinden zedeleyecek, hem de uzun vadede şirketin eski konumuna dönmesini zorlaştıracak. Yani talebi eski seviyesine getirmek için fiyat düşürmek, kısa vadede çözüm gibi görünse de uzun vadede şirketlere zarar verebilir."

 

Müşteri, krizde hangi şirketin yanında olduğunu hatırlar

"Tüketicilerden gelen değişim-iade-iptal konularında esnek politika izlenmesini, sadakat gösteren müşterilerin ise ödüllendirilmesi ilk adım olabilir. Müşteriler kriz zamanlarında hangi şirketlerin yanlarında olduğunu hatırlayacakları için, bu marka algısını güçlendirerek şirketlere uzun vadede daha sadık müşteriler kazandıracaktır. Yanı sıra şirketlerin fiyat düşürmek yerine alternatif çözümler üretmesi gerekiyor. Doğru promosyon stratejileri ile satışların desteklenmesi kriz dönemlerinde daha büyük bir önem taşır."

 

Bu dönemde fiyat artırmak şirket için tehlikeli

"Fiyatı artırmak ise her ne kadar tedarik sorunlarından kaynaklansa da müşteriden faydalanmak gibi algılanarak şirketi uzun ve kısa vadede tehlikeye atabilir. Özellikle tüketici ve perakende sektörü, yoğun bir ‘panik satın alma durumu' ile hareketlenmiş durumda. Bazı şirketler bu talep artışından faydalanmak adına, bazı şirketler ise tedarik sıkıntıları nedeni ile fiyatlarını artırmaya başladı. Bu hamle irrasyonel bir hamle olarak tanımlanabilir, çünkü uzun dönemde gerek etiğe aykırılığı gerekse müşteri güveni bakımından şirketin aleyhine sonuçlar doğurabilir. Bu nedenle, kriz dönemlerinde şirketlerin büyük fiyat sıçramaları yapmak yerine cirolarını ve müşterilerini korumak adına neler yapabileceklerini keşfetmeli. Bu konuda en büyük yardımcı, sunulan hizmetin seviyelere ayrılarak, fiyatlandırmanın bu seviyelere yani değer artışına göre farklılaştırılması olabilir."

 

OUTDOOR BÜTÇESİ, ONLİNE KANALLARA AKTARILABİLİR 

"Birçok tüketici önemli olmadıkça alışveriş yapmak için dışarı çıkarak hayatlarını riske atmak istemiyor. Bu noktada da kolaylık, erişilebilirlik ve uygunluk ön plana çıkıyor. Şirketler bu alanlarda kendini geliştirmeli, servis ve ürün yelpazelerini genişleterek, promosyon ve ürün paketleri sunarak tüketiciye ulaşmalılar. Ayrıca pazarlama bütçelerindeki outdoor payının büyük kısmı online kanallara aktarılarak bu kanallardaki mevcudiyet güçlendirilebilir."

 

BERLİN FİLARMONİ ÖRNEĞİ 

"Marka değerine yatırım yapmak çok değerli bir araç. Berlin Filarmoni orkestrası dijital konser websitesi üzerinde 1 ay süresince üyeliği Korona virüs döneminde ücretsiz yaparak, uygulamasını yüksek oranda kullanıcı ekledi. Aktivitenin duyurulmasından sonra web sitesi saatlerce trafik nedeniyle cevapsız kaldı."

Devamını oku

COVID-19 ile mücadelede iş dünyasına yol gösterecek 10 ilke

30.03.2020

United Nations Global Compact (Birleşmiş Milletler Küresel İlkeler Sözleşmesi), 166 ülkede 10 binin üzerinde şirket ve 3 binin üzerinde şirket dışı üyesi ile dünyanın en büyük kurumsal sürdürülebilirlik inisiyatifi.

2000 yılında çalışmalarına başlayan UN Global Compact, sürdürülebilir ve kapsayıcı bir küresel ekonomi yaratmak için kurumların iş birliği ile harekete geçmeleri için çalışıyor.

Global Compact'in, insan hakları, çalışma standartları, çevre ve yolsuzlukla mücadele alanlarında iş dünyasının temel sorumluluklarını kapsayan 10 İlke'si şimdi de, COVID-19 krizi ile mücadele etmek için rehberlik sunuyor.

COVID-19 gerçek bir test niteliğinde

Global Compact bu kapsamda, dünya genelindeki iş dünyası liderlerini, COVID- 19'dan etkilenen işgücüne, toplumlara ve şirketlere destek vermeye çağırıyor.

Yaşadığımız bu belirsizlik zamanlarında Global Compact'in 10 İlke'sinin karar vericiler için ilham verici ve yol gösterici olması amaçlanıyor.

Global Compact Yönetici Direktörü Lise Kingo'nun ifade ettiği gibi, Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri'ne ulaşmada COVID-19 gerçek bir test niteliğinde. "Eğer dayanışma içinde bir arada hareket eder ve bu salgını durdurabilirsek, 2030 yılında istediğimiz dünyayı da yaratabiliriz" diyor Kingo. Dayanışma ve uluslararası işbirliği kapsamında, her bir ilkenin yol göstereceği alanlar şöyle tanımlanıyor:

İNSAN HAKLARI

İlke 1: İş dünyası, ilan edilmiş insan haklarını desteklemeli ve haklara saygı duymalı.
İlke 2: İş dünyası, insan hakları ihlallerinin suç ortağı olmamalı.

- COVID-19'la mücadeleye yönelik her tür önlemin, ırk, renk, dil, din, cinsiyet gibi herhangi bir ayrım olmaksızın herkese ulaştırılması gerekir.

ÇALIŞMA STANDARTLARI

İlke 3: İş dünyası, çalışanların sendikalaşma ve toplu müzakere özgürlüğünü desteklemeli.
İlke 4: Zorla ve zorunlu işçi çalıştırma uygulamasına son verilmeli.
İlke 5:Her türlü çocuk işçi çalıştırılmasına son verilmeli.
İlke 6: İşe alım ve işe yerleştirmede ayrımcılığa son verilmeli

- COVID-19 krizinin çalışanlar ve KOBİ'ler başta olmak üzere iş ortakları üzerinde yarattığı olumsuz etkilere yönelik esnek gösterilmesi; dayanışma ve anlayış içinde hareket edilmesi ve krizin finansal etkilerini sınırlamanın yolunun çalışanların haklarını ve refahını riske atmak olarak görülmemesi gerekiyor.

- Esnek çalışma düzenlemeleri ile gelir akışı garanti altına alınabilir. Özellikle; bakım işlerini üstlenmek zorunda olan kadın çalışanlar ve sosyal güvenliği bulunmayan sözleşmeli çalışanların daha fazla dikkate alınması gerekiyor.

- Çalışanların COVID-19'dan korunması için çalışma ortamlarının hijyenine öncelik verilmesi; gerekli olan kişisel koruma önlemlerinin uygulanması önem taşıyor.

ÇEVRE

İlke 7: İş dünyası, çevre sorunlarına karşı ihtiyati yaklaşımları desteklemeli.
İlke 8: Çevresel sorumluluğu artıracak her türlü faaliyete ve oluşuma destek vermeli.
İlke 9: Çevre dostu teknolojilerin gelişmesini ve yaygınlaşmasını desteklemeli.

- COVID-19 salgınının yayılımını engellemek için online toplantılara ve sanal toplantılara öncelik verilmeli. Nitekim; COVID-19 nedeniyle bu yönde alınan önlemlerin artması, çok kısa bir süre içinde küresel karbon emisyonlarının azalmasına yol açmış durumda.

YOLSUZLUKLA MÜCADELE

İlke 10: İş dünyası, rüşvet ve haraç dahil her türlü yolsuzlukla savaşmalı.

- COVID-19 ile mücadelenin etkili olabilmesi için, tutarlı, kapsayıcı ve şeffaf politikalar ve iletişim stratejilerinin oluşturulması gerekiyor. Bu süreçte ihtiyaç duyulan ürün ve hizmetlerin etik kurallara uygun bir şekilde dağıtılması ve satılması büyük önem taşıyor.

Finans ve sigorta sektörü için mücadele önlemleri

- Özellikle sağlık, gıda ve lojistik endüstrilerinde şirketler ve CFO'lar, bankalar ve yatırımcılarla birlikte çalışarak, işlerin devamlılığını sağlamak için ortak stratejiler belirley ebilir.

- Bankalar; yaşamsal ürün ve hizmet sunan şirketler ve ekonomik açıdan zor durumda olan kesimler için özel krediler ve esnek ödeme modelleri geliştirebilir.

- Ticari bankalar ve kalkınma bankaları, insani yardım ve bağış fonlarınının desteklenmesi için farklı finans enstrümanları oluşturabilir.

- Sigorta şirketleri, COVID-19'dan etkilenen çalışanlar için kısa vadeli işsizlik sigortası ödemeleri yapabilir.

- Sağlık sigortası şirketleri COVID-19 hastalarının finansal yükünü hafifletmek için işbirliği modelleri geliştirebilir.

- Etki yatırımcıları COVID-19 ile mücadeleye yönelik ürün ve hizmet üreten şirketlere yatırım yapabilir.

Devamını oku
X