İŞ'TE KOBİ'nin avantajlarından faydalanmak için lütfen giriş yapınız.

Beni Hatırla
Şifremi Unuttum

Sigortacılık Sektörüne Bakış

SİGORTA SEKTÖRÜNE BAKIŞ

Sigortacılık Sektörü, ülkemizde dinamik ve güçlü mali yapısı ile her geçen yıl büyüyor. Türkiye, genç nüfus ve bu nüfusa karşın düşük sigortalılık oranı nedeniyle cazip pazar olma özelliği taşıyor. Bu nedenle sektör, yerli sermayenin yanı sıra yabancı yatırımcıların da iştahını kabartıyor. Sektöre artan ilgi ve buna paralel gelen yeni aktörlerle pazarda rekabet her geçen yıl daha da keskinleşiyor.

Türk Sigorta Sektörü, pazara girmeye devam edeceği söylenen yeni oyuncuları, yelpazesi daha da genişleyecek ürünleri ve büyüme trendiyle adından uzun dönem söz ettireceğe benziyor.

SEKTÖRÜN TÜRKİYE'DEKİ GELİŞİMİ

Türkiye'de Cumhuriyetin ilanıyla birlikte sigorta alanında gerek yasal, gereksekurumlaşma açısından büyük adımlar atıldı. 1927 yılında Sigortacılığın ve Sigorta Şirketlerinin Teftiş ve Murakabesi hakkındaki kanun yürürlüğe girdi. Yerli ve yabancı sigorta şirketlerinin denetlenmesi, döviz çıkışının önlenmesi amacını taşıyan bu kanunun çıkışıyla sigortacılık gelişmeye, yerli sermaye ile kurulan şirketlerin sayısı artmaya başladı. Bunu izleyen iki yıl boyunca gerekli hazırlık ve incelemelerin yapılması sonucu işletme hakkının T. İş Bankası A.Ş'ye ait olacağı bir anonim şirket kurulmasına karar verildi.

Böylece 1929 yılında Milli Reasürans T.A.Ş faaliyete geçti. Bu tarihten itibaren Türkiye'de reasürans tekeli başladı ve ülkedeki yerli - yabancı bütün sigorta şirketleri topladıkları primlerin bir kısmını Milli Reasürans'a devretmeye zorunlu tutuldu.

Hemen hemen dünyada kurulan ilk reasürans tekeli olan Milli Reasürans önce çeşitli tepkiler gördüyse de suiistimalleri önlemek, haksız rekabetin kakmasını ve ödemelerin zamanında yapılmasını sağlamak gibi yanlarıyla Türk sigortacılığının gelişmesinde olumlu rol oynadı, halkın sigortaya olan güvenini arttırdı.

Bu gelişmelerin paralelinde 1939 yılında sigorta şirketleri Ticaret Bakanlığı'na bağlandı. Sigorta Sektörünü ciddi bir biçimde ele alan 7397 sayılı Sigorta Murakabe Kanunu ise 1959 yılında yürürlüğe girdi. 1987 yılında yürürlüğe giren 3379 sayılı yasa ile 7397 sayılı yasada, yasal alandaki boşlukları doldurmak, sigorta şirketlerini mali yönden geliştirmek ve sigorta aracılarının durumunu yeniden düzenlemek amacıyla önemli ve köklü değişikler yapıldı.

Daha sonra sigorta şirketleri Hazine ve Dış Ticaret Müsteşarlığı'na bağlanarak mali yapının bir parçası olarak kabul edildiler. 1 Mayıs 1990 tarihinden itibaren Kaza Sigortaları (zorunlu sigortalar hariç), Mühendislik Sigortaları ile Zirai Sigortalarda; 1 Ekim 1990 tarihinden itibaren de Yangın ve Nakliyat sigortalarında da Serbest Tarife Sistemine geçildi.

Zaman içerisinde yeni kurulan sigorta şirketlerinin sayısı artarken, sigorta taleplerinin aynı ölçüde artmaması, ayrıca prim tahsilatında yaşanan sorunlar dolayısıyla, 1993 yılından itibaren çıkarılan Kanun Hükmünde Kararnameler ile 7397 sayılı Kanunda birtakım düzenlemelere gidilmesi ihtiyacı duyuldu.

1 Ocak 1995 tarihinden itibaren sigorta primlerinin tahsili sorununa çözüm getirilmesi amacıyla, primlerin acente cari hesapları üzerinden takibi sistemi yürürlükten kaldırılarak, poliçe bazında takip sistemi uygulamaya konuldu.

2000 yılına gelindiğinde ise 1999 depremlerini takiben meskenler için zorunlu hale getirilmiş bulunan deprem sigortalarını yürütmek üzere tesis edilen "Doğal Afet Sigortaları Kurumu (DASK)" havuzu tesis edilerek yönetimi beş yıllık bir süre ile bu konuda deneyimli Millî Reasürans T.A.Ş.'ye verildi. Diğer taraftan Türkiye'de 23.07.1927 tarih ve 1160 sayılı Yasa ile şekillendirilmiş zorunlu reasürans devri 31.12.2001'de sona erdi. Bugün Zorunlu Deprem Sigortası, DASK nam ve hesabına sözleşme yapmaya yetkili sigorta şirketleri ve bu şirketlerin acenteleri tarafından yapılıyor.

28 Mart 2001 tarihinde kabul edilen "Bireysel Emeklilik Tasarruf ve Yatırım Sistemi Kanunu" ile kurulan bireysel emeklilik sistemi ise 27 Ekim 2003 yılında faaliyete geçti.

Bireysel emeklilik alanında faaliyet gösterme izni alan 11 şirket ortaklığında 2 milyon 475 bin TL sermaye ile merkezi İstanbul'da olan Emeklilik Gözetim Merkezi AŞ kuruldu. Bireysel Emeklilik Sistemi son altı yıldan bu yana ülkede önemli sayılabilecek gelişim kaydetti.

Tüm bunların yanında Tarım Sektörünü tehdit eden risklerin teminat altına alınabilmesi amacıyla da 5363 sayılı Tarım Sigortaları Kanunu çıkarıldı. Sigorta şirketleri sigorta poliçelerini kendi adlarına düzenleyerek, riski ve primin yüzde 100'ünü zorunlu olarak 'havuz'a devretmeye başladılar. Sağlanan prim desteğinin miktarı her yıl için ürün, risk, bölge ve işletme ölçekleri itibariyle Bakanlar Kurulu Kararı ile belirleniyor. Havuza ilişkin tüm iş ve işlemler, havuza katılan şirketlerin eşit hisse ile ortak oldukları Tarım Sigortaları Havuz İşletmesi AŞ (TARSİM) tarafından yürütülüyor.

SEKTÖREL PANORAMA

Sigortacılıkta hizmet bakımından genel çerçeveyi 'hayat dışı' ve 'hayat' branşları oluşturmaktadır. Hayat dışı branş; kaza, hastalık/sağlık, kara-hava-su-raylı araçlar, nakliyat, yangın ve doğal afet, kredi, emniyeti suiistimal gibi alt başlıkları kapsamaktadır. Hayat branşı ise sağlık, ferdi kaza, evlilik/doğum, sermaye itfa ve yatırım fonlu sigorta gibi alt kategorilerin çatışını oluşturmaktadır. Prim üretimi pastasında büyük dilimi %85'le hayat dışı branş almaktadır. Hayat dışı dalında en büyük pay ise % 20.7 oranla kara araçları sigortasındadır.

Türk Sigorta Sektörü dinamik yapısı, sahip olduğu nitelikli işgücü ve büyüme potansiyeli ile hem Avrupa hem de dünya piyasalarında gelecek vadeden sektörler arasında öne çıkmaktadır.

Oyuncu sayısı her geçen yıl artan Türk Sigorta Sektörü'nde bugün 58 şirket faaliyet göstermektedir. Bu şirketlerden 34'ü hayat dışı, 7'si hayat, 16'sı hayat ve emeklilik branşlarında hizmet vermektedir. Bunların yanında sektörde bir de reasürans şirketi (Millî Reasürans) yer almaktadır. Sigorta ve emeklilik şirketleri 15 bin 468 personel istihdam ederken, 2011 yılı ilk yarısı itibariyle 16 bin 386 acente de sektörde hizmet vermektedir.

SEKTÖREL ANALİZ

Türk Sigorta Sektörü'nün prim üretimine ilişkin gelişimi incelendiğinde; kriz yılları hariç reel olarak sektörün büyüdüğü görülmektedir. 2008 krizi sonrasında üretim ve kâr konusunda önemli bir gerileme yaşayan sigorta sektöründe, 2010 yılı, ilk krizin etkilerinin geride bırakılarak yeniden reel büyüme eğilimine geçilen bir dönem oldu. 2010 yılı sonunda hayat dışı sigorta sektörü prim üretimi 11 milyar 949 milyon TL'ye ulaşarak, yüzde 14 büyüme göstermiş; prim artış oranı, aralık ayı enflasyon değerlerinin (TÜFE 6,40) üzerinde gerçekleşerek, %8 büyüme elde edildi.

Sigorta sektöründe 2011 yılının ilk yarısında da prim üretimi bir önceki yıla göre%25,3 oranında artarak 8 milyar 972 milyon lira oldu. Yine prim üretimi açısından bakıldığında, bu yılın ilk çeyreğinde sektörün reel olarak yüzde 18, ikinci çeyreğinde de yine reel olarak %17 büyüdüğü görülmektedir. 2011 yıl sonunda da bu doğrultuda reel olarak büyüme sağlanacağı öngörülmekte ancak prim üretimi açısından yaşanan bu olumlu gelişmenin teknik sonuçlara yansımayacağı düşünülmektedir.

2011'in ilk altı ayında prim üretiminin 7 milyar 431 milyon liralık bölümü hayat dışı sigortalardan, 1 milyar 540 milyon liralık bölümü hayat sigortalarından elde edildi. İlk altı ayda hayat sigortalarındaki büyüme oranı %39,4, elementer branşlarda ise %22,7 oldu.

Altı aylık dönemde oto sigortalarının toplam üretim içindeki payı geçen yıla göre %2 puan gerileyerek %37'ye indi. Kara araçları branşındaki artış yaklaşık %23 olurken, kara araçları sorumluluk %13 oranında büyüdü.

2011 yılının ilk yarısında en önemli prim artışı %60,6 ile genel zararlar branşında yaşandı. Sağlık sigortalarında %24,6'lık büyüme oranı dikkat çekerken, artış oranları yangın ve doğal afetlerde % 13, kazada 19,8, nakliyatta 18 ve genel sorumluluk sigortalarında %18,3 olarak gerçekleşti.

2011'in ilk altı aylık üretim rakamlarına bakıldığında ise sektörün rahat bir nefes aldığı görülmektedir. Ancak akıllara takılan soru üretimdeki bu artışın uzun yıllar sonra kârlılık ibresini de yerinden oynatıp oynatmayacağı. Sektör aktörlerine göre, 2011 yıl sonunda prim üretimi için olumlu beklenti olsa da, teknik kârlılık açısından sektörün 2011'i iyi bir yıl olarak geride bırakacağı iyimser bir tahmin.

Bütün bu olumsuzluklara karşın, yaşanan kârsızlık sorununu bir sarmal olarak görmeyen sektör aktörleri, sektörün 2011 yıl sonu verileri ile birlikte bir toparlanma sürecine gireceğini, şirketlerin de bu süreçte kârlı olan branşlara ağırlık vereceklerini ve özellikle kara araçları sorumluluk branşında daha rasyonel fiyat politikalarına yöneleceklerini öngörülmektedir.

Bireysel emeklilikte fon tutarı bir yılda %25 büyüdü

Sektörde Bireysel Emeklilik Sistemi de hız kesmeden büyümeye devam etmektedir. Bireysel emeklilik sisteminde toplam katılımcı sayısı 2011 yılı Eylül ayı itibariyle geçen yıla kıyasla %17, bunlardan toplanan fon tutarı %25 arttı.

Emeklilik Gözetim Merkezi'nin (EGM) 30 Eylül itibariyle açıkladığı verilerden yapılan belirlemeye göre, bireysel emeklilik sisteminde toplam katılımcı sayısı geçen yılın aynı dönemine göre %17 artarak 2 milyon 583 bin 824 oldu. Katılımcılardan toplanan fon tutarı ise söz konusu dönemde %25 artarak 14 milyar 27.3 milyon TL'ye ulaştı. 30 Eylül itibariyle katkı payı tutarının 11 milyar 684 milyon TL olduğu belirlendi.

Sigorta bilincinin artması büyük önem taşıyor

Türkiye'de bilinç eksikliği nedeniyle sigortanın toplumsal faydaları ancak deprem, sel, su baskını gibi doğal afetlerden ya da sanayi bölgelerinde standartlara uygun malzeme ve ekipman kullanmayan işletmelerde meydana gelen infilak, yangın gibi büyük zarar oluşturan olaylardan sonra gündeme gelmektedir. Sigortanın faydalarının topluma anlatılarak, sigorta bilincinin geliştirilmesine yönelik bir takım faaliyetlerin yapılması önem kazanmaktadır.

Sektördeki öncelikli sorun konusunda da sigorta suiistimallerine işaret edilmektedir. Türkiye'de hasar suiistimalleri konusunda yürütülen mücadele, yeni profesyonel ve teknolojik bir tabana oturmaya başlamaktadır. Bu çerçevede sektörde takip edilen ve ödenen "hasarın şu kadarı suiistimalli hasardır" denebilecek bir veri tabanı henüz oluşmazken, araç sigortalarında belli simülasyonlar yapılarak ödenen hasarların, ortalama %7.5 ila 10'u arasında bir oranın suistimal konusu ek maliyetlerden ibaret olduğu hesaplanmaktadır.

Sektörün Güçlü Tarafları

  • Türkiye'deki genç ve yüksek nüfusla birlikte sigortada düşük penetrasyon,
  • Türkiye'nin uluslararası gruplar tarafından ilgi çeken bir pazar olması,
  • Sektörün sermaye yapısının giderek güçlenmesi,
  • Sektördeki aktörlerin, oto dışı branşlara da yönelmesi,
  • Sektörün ekonomi için ciddi bir likidite kaynağı oluşturması.

Sektörün Zayıf Tarafları

  • Kişi başına düşen milli gelirin düşük olması,
  • Geçmişte yaşanan tatsız tecrübelerden ötürü tüketicide sigortaya karşı oluşan negatif bakış açısı,
  • Gerekli kaynak oluşmadığı için bankacılık sektörünün gerisinde kalınması,
  • Yeterli sigorta bilincinin oluşmaması ve 'kaderci' anlayış,
  • Hayat dışı branşların ekonomik durgunluklarda etkilenmesi.

Kaynak: Dünya Gazetesi

(Güncellenme Tarihi:16.11.2011)