İŞ'TE KOBİ'nin avantajlarından faydalanmak için lütfen giriş yapınız.

Beni Hatırla
Şifremi Unuttum

Telekomünikasyon Sektörüne Bakış

Telekomünikasyon, dünyada yaklaşık 2 trilyon dolarlık hacmiyle marka değeri en yüksek sektörlerden biridir. Ülkelerin en hızlı gelişen, Ar-Ge ve inovasyona en çok yatırımın yapıldığı telekomünikasyon, Türkiye ekonomisi için de kaldıraç olarak kabul edilmektedir. Türk telekomünikasyon teknolojileri ve hizmetleri sektörü, sahip olduğu büyük pazarla Avrupa'da Almanya'dan sonra ikinci sırada yer almaktadır.

Serbestleşme, sektörde dünden bugüne en önemli kilometre taşını oluştururken, uygulamaya konması beklenen bazı diğer yasal adımların da Türk Telekomünikasyon Sektörü'ne önemli katkılar sağlayacağı düşünülmektedir.

Türkiye'de 20 milyar doları aşan pazar büyüklüğüne sahip Telekomünikasyon Sektörü'nün büyüme trendini sürdüreceği ve önümüzdeki beş yıl içerisinde 30 milyar dolarlık hacme ulaşacağı tahmin edilmektedir.

Sektörün Türkiye'deki Gelişimi

Bugünkü Telekomun temeli 23 Ekim 1840 yılında Sultan Abdülmecit tarafından atılmış, Postane-i Amirane kuruluşu hayata geçirilmiştir. Tek telli telefon hattı, Temmuz 1881'de Soğukçeşme Posta Telgraf Nezareti - Yeni Cami Postanesi arasında kurulmuştur. İlk Manuel telefon santrali 50 hatla 23 Mayıs 1909'da, ilk otomatik telefon santrali ise 2 bin hatla Eylül 1926'da hizmet vermiştir.

Şehirlerarası İlk haberleşme Ankara-İstanbul arasında Eylül 1929 tarihinde, yurtdışı haberleşme Antalya-Catania arasında 480 kanallı ilk denizaltı koaksiyel kablonun hizmete verilmesiyle başlamıştır.

İlk elektronik mektup hizmeti, 28 Haziran 1984 tarihinde Ankara-İstanbul-İzmir-Adana arasında yapılmıştır.

GSM hizmeti ilk olarak Ankara-İstanbul-İzmir abonelerine 23 Şubat 1994 tarihinde ulaştırılmaya başlanmıştır.

24 Nisan 1994 tarihinde telekomünikasyon ve posta hizmetleri ayrılırken, 1996 yılında Türkiye Ulusal İnternet Altyapı Ağı (TURNET) hizmete girmiştir.

Turkcell ve Telsim 27 Nisan 1998'de GSM-900 MHz lisanslarıyla sektörün mobil ayağında yerlerini almışlardır.

2000 yılında başlayan serbestleşme sürecinde, 2001 yılında BTK kurulmuş, 2004 başında ise Türk Telekom'un tekel hakları sona ermiştir.

2000-2004 telekomünikasyon hizmetleri sektöründe serbestleşme sürecinin yasal zeminlerinin hazırlandığı dönem olarak kabul edilmektedir.

2005 yılından günümüze kadar olan süreç ise serbestleşmenin sağlanabilmesi için gerekli olan düzenlemelerin yapıldığı dönem olarak ifade edilmektedir.

Bu dönemin önemli gelişmeleri; 2008 yılında Elektronik Haberleşme Kanunu çıkarılması ve mobil numara taşınabilirliğinin başlaması, 2009 yılında şehir içi telefon hizmetlerinin rekabete açılması, sabit numara taşınabilirliğinin (yasal olarak) başlaması ve 3G lisanslarının verilmesi olarak sıralanmaktadır.

Atılan bu adımlar sonucunda; 2000 yılı başında hiçbir alternatif işletmeci sektörde yokken, bugün alternatif işletmecilerin pazar payları tüm telekomünikasyon hizmetleri pazarında yüzde 3 civarına ulaşmıştır.

SEKTÖREL PANORAMA

Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu'nun (BTK), üçüncü çeyrek pazar verilerine göre; 2011 yılı 3. çeyreğinde elektronik haberleşme sektöründe faaliyet gösteren işletmecilere 558 adet yetkilendirme verildi.

Türk Telekom ve mobil işletmecilerin net satış gelirleri yaklaşık 6,03 milyar lira olurken, diğer işletmecilerin ise yaklaşık 1,24 milyar lira düzeyindeki net satış gelirleriyle birlikte toplam telekomünikasyon hizmet gelirleri yaklaşık 7,27 milyar lira olarak kaydedildi.

Türk Telekom ve mobil işletmecilerin toplam yatırım miktarı yaklaşık 818 milyon, diğer işletmeciler tarafından da yaklaşık 162 milyon lira yatırım gerçekleştirilirken, diğer işletmecilerin yatırım/gelir oranı %13,03 oldu.

Toplam mobil trafik miktarı 36,39 milyar dakika, sabit trafik miktarı ise 5,14 milyar dakika olarak gerçekleşirken, trafiğin %82,5 ile mobilden mobile giden trafik oluşturdu.

 15,47 milyon sabit telefon abonesinin bulunduğu Türkiye'de penetrasyon oranı yaklaşık % 21 seviyelerine düştü. Bununla birlikte ortalama hane halkı büyüklüğünün 3,97 olduğu göz önünde bulundurulduğunda, sabit telefon hizmetleri pazarında Türkiye'nin önemli bir kesimine ulaşıldı.

Türkiye, 261 dakika olan ortalama aylık mobil kullanım süresi ile İrlanda, Norveç, İngiltere, İspanya, İtalya, Portekiz ve Almanya'nın üstünde yer aldı.

BTK raporuna göre; Kasım 2011 itibariyle sabitte taşınan numara sayısı ise 116 bini geçti. Genişbant internet abone sayısı 13 milyona yaklaşırken, İSS hizmetlerinden elde edilen toplam gelir yaklaşık 859 milyon lira olarak gerçekleşti.

Sabit genişbant abonelerinin % 91'i xDSL teknolojisini kullanırken, AB ortalaması Temmuz 2010 itibarıyla % 78 oldu. Temmuz 2010 tarihi itibariyle AB ülkelerinde ortalama olarak yüzde 16 ile kablo internet bağlantısı tercih edilirken, Türkiye'de kablo internet hizmetinin genişbant içindeki payı % 5'e çıktı.

Mobil bilgisayardan ve cepten internet abone sayısı ise 5 milyon 324 bin 701'e ulaştı.

Öte yandan TÜRKSAT'ın toplam Kablo TV abone sayısı 1 milyon 236 bin 89 olurken, Teledünya markasıyla hizmette olan sayısal kablo TV abone sayısı 409 bin 792 olarak gerçekleşti. Kablo telefon hizmetinden yararlanan abone sayısı 18 bin 309, IPTV hizmetinden faydalanan abone sayısı da 27 bin 460 oldu. Kablo internet abone sayısı 407 bin 502'ye ulaştı.

Uydu haberleşme hizmetleri konusunda yetkilendirilmiş işletmecilerin toplam gelirleri de yaklaşık 37,8 milyon lira seviyesinde gerçekleşti.

Üçüncü çeyrekte uydu platform hizmetlerinde toplam abone sayısı 3 milyon 708 bin 652'i bulurken, bu hizmete ilişkin gelirler yaklaşık 24,4 milyon lira oldu.

Rehberlik hizmeti işletmecilerine gelen çağrı sayısı toplam çağrı 16 milyon 129 bin 748 olurken, toplam çağrı süresi ise 20 milyon 664 bin 339 dakika olarak gerçekleşti. Rehberlik hizmeti işletmecilerinin üç aylık gelirleri ise yaklaşık 21,4 milyon lira oldu.

Ortak kullanımlı telsiz hizmeti sunan işletmecilerin toplam abone sayısı ise 1579, kullanıcı sayısı 34 bin 83, toplam geliri yaklaşık 1,8 milyon lira oldu.

SEKTÖREL ANALİZ

Sektörde, geçtiğimiz yıl özellikle sabit ve mobil internet erişim pazarında görülen büyümenin bu yıl da devam ettiği gözlemleniyor.

Türkiye Telekomünikasyon pazarında, bu yılın 3. çeyreğinde toplam 36,39 milyar dakika mobil trafik gerçekleşirken, Telekomünikasyon hizmet gelirleri 7,27 milyar lira oldu.

Sektör aktörlerinin 2011 yılına dair genel beklentileri Türkiye telekom pazarının % 5 civarında bir büyüme göstereceği yönünde. Diğer taraftan, geniş bant internet pazarının daha da büyüyeceği öngörülüyor. Mobil haberleşmede sesin payının azalmaya devam edeceği, fakat buna karşın mobil veri gelirlerinin artacağı tahmin ediliyor.

Bununla birlikte, dünya genelinde PSTN abone sayısının sürekli düşüş eğiliminde olduğuna işaret edilirken, söz konusu eğilimin dünyaya paralel olarak Türkiye'de de sürmesi ihtimaller dâhilinde gösteriliyor. Sabit genişbant internet pazarında ise bu yıl anlamlı bir büyüme görülebileceği bekleniyor.

Tüm bunların yanında, sektör temsilcileri, sektörün büyümesinin önünde vergilendirme ve serbest rekabetin sağlıklı olarak uygulanamaması gibi engeller bulunduğuna dikkat çekiyor.

Cumhuriyet'in 100. kuruluş yıldönümü olan 2023 yılı için Telekomünikasyon ve Bilişim alanından 160 milyar dolarlık bir gelir elde edilmesi hedefi belirlendiğini belirten sektör temsilcileri, kalan 12 yıllık sürede söz konusu 160 milyar dolarlık hedefe ulaşılabilmesi için sektörün 7-8 kat daha büyümesi gerektiğine işaret ediyor.

Sektör oyuncularına göre beklenen rakamlara ulaşmanın tek yolu ise telekomünikasyon sektöründe tam bir serbestleşmenin sağlanması, fiili tekel durumuna son verilerek rekabetin tesis edilmesi.

Sektörün Güçlü Tarafları

  • Genç ve dinamik nüfusa sahip olan Türkiye'de kişi başına gelirin artması.
  • BTK Piyasa Gözetim ve Denetleme yapısının kurulması.
  • Telekomünikasyon hizmetlerinde yakınsama ile gelişme sağlanması.
  • Sabit numara taşınabilirliği için yasal olarak adım atılması.
  • İnternet hizmetinden alınan vergilerin düşürülmesi.

Sektörün Zayıf Tarafları

  • Serbestleşmede yaşanan gecikme ve henüz yeterli derinliğe ulaşılamaması.
  • Ar-Ge ve inovasyona dayalı yeterli yerli katkının sağlanamaması.
  • Kurumsallaşma kültürünün yeterince benimsenmemiş ve yaygınlaşmamış olması.
  • Yasal olarak adım atılsa da bazı kararların hayata geçirilmesinde yaşanan gecikmeler.
  • KOBİ'lerin ihracatına destek olacak sektör odaklı ajansların bulunmaması.