Zorlu Kimyasal Başarı Hikayesi

Zorlu Kimyasal Bağlantı Sistemleri

Kalite ve güveni hedef olarak belirleyerek, 1998 yılında Türkiye'de tesis kurmak için ilk fizibilite çalışmalarını gerçekleştiren, 2000 yılından itibaren imalata başlayan Zorlu Kimyasal, bugün kimyasal dübel üretiminde dünyadaki sekiz fabrikadan biridir....Devamı

Savunma Sanayiine Bakış Sektörüne Bakış

SAVUNMA SANAYİİNE BAKIŞ

Son dönemde hayata geçirilen projelerle adeta bir başarı hikayesi yaratanTürksavunma sanayii, kendi tankını, helikopterini, gemisini ve insansız hava aracını üretebilecek konuma ulaşmıştır. Türk Silahlı Kuvvetleri’nin ihtiyaçlarının karşılanmasında yerli katkı payı yüzde 50’yi aşarken, ihracatta kat edilen mesafe ve potansiyel de gelecek adına umut aşılamaktadır. Türkiye'yi savunma sanayinde üst lige taşıma hedefiyle hazırlanan yol haritasında; teknolojik kazanımları ve bilgi birikimini üst düzeye çıkarmak, sürdürülebilirlik, program yönetiminin güçlendirilmesi ana amaçlar arasında yer almaktadır. Savunma ve havacılık olarak tanımlanan toplam savunma sanayii cirosunun yüzde 30'unun, çoğunluğu KOBİ'lerden oluşan yan sanayi tarafından karşılanacak olması da bu sektörde KOBİ’lerin önemini net bir biçimde ortaya koymaktadır.

SEKTÖRÜN TÜRKİYE'DEKİ GELİŞİMİ

Savunma sanayii, bütünsel olarak sanayileşmenin ve kalkınmanın önemli bir parçası olarak kabul edilmektedir. Bu bilinçle hareket eden Türkiye Cumhuriyeti yönetimi, ilk planlı dönemde sanayileşmenin ve dolayısıyla savunma sanayiinin Devlet eli ve yönlendirmesiyle geliştirilmesini öngörüp, bu hedef doğrultusunda girişimlere başlamıştır.

Karşılaşılan tüm iktisadi ve teknolojik olumsuzluklara rağmen, Cumhuriyet’in ilk yıllarında ulusal savunma sanayinin temelini oluşturacak nitelikte bazı yatırımlar yapılmış, başta Askeri Fabrikalar Umum Müdürlüğü’nün kuruluşu (1921) olmak üzere, özellikle silah-mühimmat ve havacılık sektörlerinde temel girişimlerde bulunulmuştur.

1924 yılında Ankara’da hafif silah ve top tamir atölyeleriyle fişek fabrikaları, 1927 yılında yeni mühimmat fabrikası, 1928 yılında pirinç fabrikası, 1930 yılında Kayaş Kapsül Fabrikası, 1931 yılında Kırıkkale Elektrik Santralı ve Çelik Fabrikası, 1936 yılında barut, tüfek ve top fabrikaları ve 1943 yılında Mamak gaz maskesi fabrikası kurulmuştur. Ayrıca 1930’lu yıllarda İstanbul’da Nuri Killigil tesisleri de, dönemin silah üreten özel firması olarak dikkat çekmektedir.

Donanmanın oluşturulması konusundaki ilginç bir gelişme 1924’te kabul edilen bir yasa ile Bahriye Vekâleti’nin kurulması olmuştur. 1924 yılında, öncelikle Yavuz zırhlısının bakımı amacıyla, Gölcük Tersanesi kurulmuş ve Fatih Sultan Mehmet’in kurduğu Taşkızak tersanesi 1941 yılında tekrar çalışmaya başlamıştır. Gölcük tersanesi kısa süre içinde gemi yapımına yönelmiş 1935’te denize indirilen 59 metrelik Gölcük tankeri Cumhuriyet tarihinde inşa edilen ilk gemi unvanını almıştır.

Türk havacılık sanayi faaliyetlerinin kurumsal yapısı, 1926 yılında Tayyare ve Motor Türk AŞ’nin (TaMTAŞ) kuruluşu ile ilk somut adımını atmıştır. TaMTAŞ’ın Kayseri’de kurduğu tesisler 1928 yılında üretime geçmiş ve 1939 yılına kadar, 15 adet Alman Junkers A-20 uçağı, 15 adet ABD Hawk muharebe uçağı, 15 adet Gotha irtibat uçağı olmak üzere toplam 112 uçak üretmiş, 1939 yılından sonra Hava Kuvvetleri Komutanlığı’na ait uçakların bakımını yaparak uçak üretimini durdurmuştur. 1936 yılında Nuri Demirdağ’ın İstanbul’da kurduğu uçak fabrikasında da, Nu. 37 koduyla uçak üretimine başlanmıştır. Bu uçaktan 24 adet ve çok sayıda da planör üretilmiştir. Bu fabrika da 1943 yılında kapatılmıştır. Havacılık sanayiindeki bir sonraki adım, Türk Hava Kurumu’nun 1941 yılında Ankara’da kurduğu uçak fabrikası olmuştur. Bu uçak fabrikası, 1944 yılından itibaren üretime başlamıştır. 1945 yılında da yine, Ankara’da ilk uçak motoru fabrikası kurulmuş ve bu fabrika 1948 yılında üretime geçmiştir.

Devlet elindeki savunma sanayiinin bakanlığa bağlı bir genel müdürlük çatısı altında yürütülmesinin sakıncalarını aşıp daha etkin ve verimli bir çalışma yürütebilmek için 1950 yılında Makina ve Kimya Endüstrisi Kurumu (MKEK) oluşturulmuştur. MKEK, 1983 ve 1984 yıllarındaki yasal düzenlemelerin ardından günümüzde savunma sanayiimizin devlet sermayeli büyük kuruluşu olarak çalışmalarını sürdürmektedir.

Bilindiği gibi 1980’lerde Türkiye yapısal bir dönüşüm sürecine girmiş, birçok sektör gelişen koşullar çerçevesinde yeniden örgütlenmiştir. Türk Silahlı Kuvvetlerinin mali boyutu büyüyen ve teknolojik gereksinimi artan talebine çözüm bulmak için yeni bir model geliştirilmiştir. Bu çerçevede 1985 yılında;  mali kaynağın sağlanması için Savunma Sanayii Fonu oluşturulmuş, savunma sanayii projelerini yürütmek için Savunma Sanayii Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı (SAGEB) yapılandırılmış, karar organı olarak da Yüksek Koordinasyon Kurulu ve Savunma Sanayii İcra Komitesi kurulmuştur. SAGEB, 1989 yılında Milli Savunma Bakanlığı Savunma Sanayii Müsteşarlığı (SSM) olarak yeniden düzenlenmiştir.

Bu dönemde F-16 (1987), Zırhlı Muharebe Aracı (1988), Mobil Radar Kompleksleri (1990), F-16 Elektronik Harp, HF/SSB Telsizleri, CASA Hafif Nakliye Uçağı (1991) gibi büyük savunma projeleri yürütülmeğe başlanmıştır. Bu projeleri yürütmek için de TAI (1984), TEI (1985), MİKES (1987), FNSS (1988), MARCONI KOMÜNİKASYON (1989), THOMSON-TEKFEN Radar (1990) gibi yabancı ortaklı şirketler kurulmuştur. Bu gelişmelerin paralelinde 1987’de Kara, Hava ve Deniz vakıfları birleştirilip günümüzdeki Türk Silahlı Kuvvetlerini Güçlendirme Vakfı (TSKGV) kurulmuştur.

2000 sonrasında Türk Savunma Sanayiindeki bir dizi şirketteki yabancı sermaye payının TSKGV ve SSM tarafından devralındığı gözlenmiştir. Daha önce sivil ürünler için kurulan OTOKAR, MERCEDES, BMC, NUROL MAKİNA gibi şirketler 1985 sonrasında savunma ürünlerine yönelmiş ve ROKETSAN (1988) örneğinde olduğu gibi özel girişim öncülüğünde yeni şirketler kurulmaya başlanmıştır.

Bugün kendi teknolojisi ve tasarımına ağırlık vermeye başlayan Türk Savunma Sanayii, TSK’nın ihtiyaçlarının yüzde 50'sinden fazlasını karşılamayı başarmaktadır. Tamamı Türk tasarımı olan Milli piyade tüfeği, Türkiye'nin insansız hava aracı ANKA ve Milli tank (ALTAY) ile Milli helikopter (ATAK) projeleri, Tük savunma sanayiinin bugün ulaştığı noktayı ortaya koymaktadır.

SEKTÖREL PANORAMA

Türk savunma sanayi, 5 milyar dolara ulaşan ciro ve bünyesinde 50.000 kişiye istihdam sağlayan bir sektör haline gelmiştir. Sektörün ihracat performansı gün geçtikçe artmaktadır.

SIPRI (Stockholm International Peace Research Institute) verilerine göre, Türkiye, 2012 yılında 17,9 milyar ABD doları ile dünya toplam savunma harcamalarının yüzde 1,03'ünü gerçekleştirmiştir.

Ankara, yüzde 80'ini barındırdığı Savunma Sanayii'nin başkenti konumundadır. Türkiye’de, yan sanayi olarak sektöre ürün ve üretim hizmeti sunan firmalar dışarıda tutulduğunda, savunma alanında 300’e yakın KOBİ faaliyet göstermektedir.

Kısa adı SaSaD olan, Savunma Sanayii İmalatçılar Derneği, Milli Savunma Bakanlığı'nın öneri ve desteği ile 1990 yılında Ankara'da kurulmuş; harp, silah, araç ve gereçlerini, yurtiçi ve yurtdışı pazarlar için üretmiş veya bu konuda bir yükümlülük almış imalatçı kuruluşların örgütüdür. Başlangıçta 12 kurucu üye ile çalışmaya başlayan SaSaD bugün 111 asil üyesi ve haberleşme ağında da 45 aday üye ile 156 kuruluşla sektörü kapsayan boyuta ulaşmıştır.

Savunma sanayine mal veya hizmet üreten KOBİ’lerin ortak hareketi ile deTemmuz 2008 tarihinde OSTİM Savunma ve Havacılık Kümelenmesi (OSSA) kurulmuştur. Küme, OSTİM Organize Sanayi Bölgesi ve civarında savunma sanayinde faaliyet gösteren KOBİ’lerden oluşmaktadır. OSSA, yerli üretimin payını artırmak ve savunma sanayi KOBİ’lerini uluslararası pazarda rekabet edebilir hale getirmek, nihai ürünlerle uluslararası pazarlara açılmak, üniversitelerle çalışarak KOBİ’lere teknoloji transferi yapmak ve yetenekleri gelişen alt tedarikçilerle yabancı rakiplere karşı rekabet avantajı oluşturmak hedefiyle çalışmalarını sürdürmektedir.

Öte yandan daha önce Orta Anadolu Makine ve Aksamları İhracatçılar Birliği çatısı altında faaliyetlerini sürdüren savunma sanayicileri, 2011 Aralık ayında kendi ihracatçı birliklerini kurarken, Savunma Sanayi İhracatçılar Birliği, Sarsılmaz Silah Sanayi Yönetim Kurulu Başkanı Latif Aral Aliş'i başkanlığa seçmiştir. Savunma Sanayi İhracatçıları Birliği’nin unvanı, Mart 2012’de ise "Savunma ve Havacılık Sanayi İhracatçıları Birliği" olarak değiştirilmiştir.

SEKTÖREL ANALİZ

Türkiye savunma sanayii; millileşme çalışmaları çerçevesinde kendi uydusunu, insansız hava aracını,  eğitim uçağını, helikopterini, piyade tüfeğini, muharebe gemisini, zırhlı aracını, füze ve roket sistemlerini üretecek duruma geldi. Son 10 yılda yerli teknolojiye dayalı üretim için altyapı çalışmalarına ağırlık veriliyor. Savunma ihtiyaçlarının yerli kaynaklardan karşılanma oranı 2007 yılında yüzde 42 iken, bu oran 2011 yılında yüzde 50’yi geçti. Yerli kaynak oranının 2016 yılında yüzde 70’e çıkması hedefleniyor. 10’uncu Kalkınma Planı’nın savunma sanayii değerlendirmesine göre, yerlilik oranının artırılması sağlanacak. Ayrıca söz konusu plan doğrultusunda belirli savunma sanayii alanlarında ağ ve kümelenme yapıları desteklenecek, Ar-Ge’ye ayrılan payın artırılması sağlanacak.

Ar-Ge harcamaları 1 milyar dolara ulaştı

Türkiye’nin savunma sanayiindeki yerli oranını artırma hedefinde yeterli nitelikli insan kaynağı, araştırma enstitüleri, Ar-Ge laboratuvarları ve KOBİ gücü bulunduğu belirtiliyor. Ar-Ge çalışmaları da savunma sanayiini geliştirme çabalarında önemli yer tutuyor. 2014’te Savunma Sanayii Müsteşarlığı tarafından üç adet ve yaklaşık 34 milyon liralık Ar-Ge projesi imzalandı. Sektörde, Ar-Ge harcamaları 2014 yılında, bir önceki yıla göre yüzde 15 artışla 1 milyar dolara ulaştı. Savunma sanayiinde 2000 yılında iki olan patent sayısı, 2013’te 52, 2014 yılında ise 59’a çıktı. Başlatılan ulusal projeler, TSK’nın yerli tedarike ağırlık verme politikası, sektör şirketlerinin Ar-Ge harcamalarını artırarak silah geliştirmesi, bu sektördeki patent ve faydalı model başvurularında da artışa yol açtı. Savunma sanayiindeki yerlileşme ile sektörün büyümesi de ivme kazanıyor.

5 milyar doların üzerinde ciro

Savunma ve havacılık sektörü, 2014 yılında yüzde 7 büyüme ile 5.4 milyar dolar ciroya ulaştı. Savunma ve güvenlik amacıyla faaliyetlerini sürdüren Savunma Sanayii Müsteşarlığı’nın ayırdığı bütçe 59 milyar liraya ulaştı. 2014 yılı itibariyle 30 bin 500 kişinin istihdam edildiğini kaydeden sektör temsilcileri, dünyanın en büyük 100 savunma sanayii şirketi arasında iki Türk firmasının yer aldığını açıkladı.

Sektör ürettiğinin üçte birini ihraç ediyor

Türkiye savunma sanayii sektörü, ürettiğinin üçte birini ihraç eder duruma geldi. İhracatta, ürün grupları bazında hava araçları ilk sırada yer alıyor. Kara araçları ikinci, silah sistemleri ise üçüncü konumda. Bu açıdan, savunma sanayiinde, ihracatta global pazarda ilk 10 ülke arasına girmek için devlet tarafından ayrılan bütçe, her geçen yıl artıyor. Sektörün ihracatı, 2014 yüzde 18.7 artarak, 1.6 milyar dolara çıktı. Sektörün 2014 yılı ithalatı ise SASAD verilerine göre 1 milyar 351 milyon dolar oldu.

Hedef 25 milyar dolar ihracat

Yerlileşme ve savunma sanayiini geliştirme çabalarının başlamasının ardından, her yıl ihracatını artıran savunma ve havacılık sektöründe ilk kez ihracat düşüşü belirdi. 2015 yılının ilk 7 ayında gerçekleşen ihracat 828 milyon dolar. Geçen yıl aynı dönemde ihracat 952 milyon dolar seviyesindeydi. Temmuz ayı sonu itibariyle sektörün ihracatı yüzde 13 oranında düştü. Yıllık bazda bakıldığında ise düşüşün oranı önceki yılların yükseliş trendinin etkisiyle azaldı. Temmuz 2015 sonu itibariyle son 1 yıllık savunma ve havacılık sanayii ihracatı 1 milyar 524 milyon dolar düzeyinde gerçekleşti. Bir önceki aynı dönemde ise ihracat 1 milyar 560 milyon dolar seviyesindeydi. Düşüş yüzde 2.3 seviyesinde gerçekleşti.

Sektör uzmanları ihracat düşüşündeki ana etkilerden birinin euro/dolar kuru etkisinden kaynaklandığını hatırlatarak, buna bağlı olarak bazı off -set programlarının yerine getirilmesi, birçok ülkenin savunma harcamalarındaki düşüş ve bölgesel politik durumuna bağlı gelişmeler olduğunu kaydettiler. Düşüşün, sektörün mevcut ihracat hacminin az olması nedeniyle oransal olarak da yüksek kaldığı kaydedildi. Türkiye’nin uyguladığı stratejik planda savunma ve havacılık sanayiinde “üst lige” çıkmak hedefi bulunuyor. Sektörün 2023 hedefi 25 milyar dolarlık ihracata ulaşmak.

Firmalar finansal destek bekliyor

Başarının sürdürülebilir olması için, devletten devlete satışların milli politika haline gelmesi gerektiğini savunan firma sahipleri, sektörün gelişen ihracatı paralelinde, özel kredi imkanlarıyla kendilerine finansal destek verilmesini bekliyor. Firma sahipleri ayrıca hazine destekli ve ülke spesifik savunma sanayii kredileri konusunda da ilerleme sağlanması konusunda görüş birliğinde. Devletten devlete satışta, özellikle bölgede yer alan ülkeler ile yeni pazarlara ihracatta devlet desteğinin önemine vurgu yapılıyor.

Devlet garantörlüğünde, şirketlerin ihracatının artırılmasının ülke politikası haline gelmesini isteyen sektör temsilcileri, ihracata yönelik satışların etkin bir şekilde yapılabilmesi amacıyla, hükümetin ilgili mevzuat düzenlemesini hayata geçirmesinin önemli olduğunu ifade ediyor.

Uzmanlar, devletin yerli savunma sanayiinden alımlarını artırması ve şirketlerin geliştirdiği ürünlerin devlet envanterine girmesi ve kullanılmasının da dış pazarda sorgulandığına işaret ediyor. Bu nedenle, özellikle Türk Silahlı Kuvvetleri ve emniyet güçleri tarafından yerli ürünlerin tercih edilmesinin, ihtiyacın dışında firmalar açısından referans anlamında da önemli olduğu dile getiriliyor.

Kaynak: DÜNYA Gazetesi
Güncelleme: Eylül 2015