İŞ'TE KOBİ'nin avantajlarından faydalanmak için lütfen giriş yapınız.

Beni Hatırla
Şifremi Unuttum

Bony Tekstil Başarı Hikayesi

Bony Tekstil

Çorap sektörüne yönelik olarak, Hasan Gülkaya tarafından üretim ve satış amacıyla 1986 yılında kurulan, ülkemizde sektörünün öncüsü olan BONY, kurulduğundan bu yana planlı, programlı ve istikrarlı büyüyerek, mükemmelliyetçi bir tutumla, müşteri odaklı çalışma prensibi edinmiştir... Devamı

Sağlık Sektörüne Bakış

Sağlık Sektörü'ne Bakış

Sağlık sektörünün yapısı; ülke nüfusu, kültürel gelişim, doğal kaynak, politik ve ekonomik sisteme bağlı olarak değişim göstermektedir. Bununla birlikte sağlığa verilen önemin her geçen gün artması ve sağlık hizmetlerinde kalite çıtasının yükselmesi, sağlık kuruluşları arasındaki rekabeti artırmakta ve sektörün gelişimine önemli katkılar sağlamaktadır. Sağlık hizmetleri sunumunda; fiziki yapı, araç gereç, insan gücü ve finans gibi kaynak özelliklerinin yanı sıra, hizmetin sunum şekli ve hizmet alanların memnuniyeti de kuruluşlar arası rekabette en belirleyici özellik olarak gösterilmektedir.

Sağlık sektörünün geleceğinin irdelendiği raporlarda, önümüzdeki on yıl içerisinde sektörün önemli değişikliklere sahne olacağı vurgulanmaktadır. Yapılan araştırmalar; farklılaşan nüfus yapısı, ortaya çıkan yeni hastalıklar, gelişen teknoloji, sağlık masraflarındaki büyük artış gibi faktörler nedeniyle, sağlık sektöründe faaliyet gösteren firmaların iş stratejilerinde ciddi değişim yapmaları gerekliliğini ortaya koymaktadır.

Sektörün Türkiye'deki Gelişimi

Cumhuriyetin ilk yıllarından itibaren sağlık hizmetlerinin sunumu ve sağlıkverilerinin

80'li yıllara kadar geçen dönem, hizmetin iyileştirilmesi, sağlık altyapısı ve örgütlenmenin düzenlenmesi ilgili uygulamalara tanık olmuştur. 1983 sonrası yıllar sağlık politikalarında önemli değişimlerin yaşandığı yıllar olarak tarihte yerini almıştır. 1990 yılı sonunda Dünya Bankası desteğinde yürütülen projeler temel olarak sağlıkta reform çalışmalarını konu edinmiş ve bu dönemde reform çalışmaları hız kazanmıştır. 2003 yılında hayata geçen "Sağlıkta Dönüşüm Programı" ise Türkiye'deki gelişimin en önemli halkalarından birini oluşturmuştur. Sağlıkta Dönüşüm Programı; sağlık ve sosyal güvenlik kurumlarının tek çatı altında toplanması, aile hekimliği ve genel sağlık sigortası olmak üzere üç temel bileşenden oluşmuştur. iyileştirilmesi için birçok çalışma yapılmıştır. 1923-1937 yılları arasında Dr. Refik Saydam, sonrasında Dr. Behçet Uz dönemi, tıp tarihinde derin izler bırakan çalışma ve reformların etkili olduğu dönemlerdir. Dr. Nusret Fişek önderliğinde 60'lı yıllarda uygulamaya başlanan sağlık hizmetlerinin sosyalleştirilmesi de önemli aşamalardan biri olmuştur.

Sağlanan dönüşüm programıyla atılan en önemli adımları; kamu çalışanlarının özel sağlık kuruluşlarında da tedavi olabilmeleri, çoğunluğu ilaçlardan oluşan beşeri ve tıbbi ürünlerde referans fiyat uygulamasına geçilmesi, Sosyal Sigortalar Kurumu (SSK) bünyesindeki bütün sağlık hizmet işletmelerinin yanında kamu kurumlarınca işletilen sağlık tesislerinin Sağlık Bakanlığı'na devredilmesi, SSK'ya tabi çalışanların ve emeklilerin reçeteli ilaçlarını anlaşmalı eczanelerden temin etmeleri, Emekli Sandığı, Sosyal Sigortalar Kurumu ve Bağ-kur isimleri altında ayrı ayrı çalışmakta olan üç ayrı sosyal güvenlik kurumunun 'Sosyal Güvenlik Kurumu' çatısı altında bir araya getirilmesi ve Genel Sağlık Sigortası Sistemi olarak sıralanmak mümkündür.

Sektörel Panorama

Türkiye'de 701 kamu hastanesi ve 560 özel hastane ile sağlık hizmetleri veriliyor.  İstanbul'da 160 özel hastane bulunuyor. Türkiye'de 33 bin 481 uzman doktor, bin 683 eczacı, 84 bin 862 hemşire görev alıyor. Özel hastanelere müracaat eden hasta sayısı son 10 yılda 11,5 kat artarken, Ekonomi Bakanlığı verilerine göre, geçtiğimiz yılın ekim ayında 10 adet hastane ya da sağlık kuruluşu 200 milyon TL'lik yatırım teşvik belgesi aldı.

Sağlık sektöründe verilen yatırım teşvik belgesi ve sabit yatırım miktarında İstanbul ise diğer illere fark atmış durumda. Son 10 yılda 200'ün üzerinde yatırım teşvik belgesi alan İstanbul'a 2.5 milyar liralık sabit yatırım yapılırken 25 bin kişiye istihdam kapısı açıldı.

 

Öte yandan Türkiye'de her 1 milyon kişiye 28 ileri teknolojili tıbbi görüntüleme ve tedavi cihazı düşüyor. Türkiye'de sadece 2 bin 182 adet MR, bilgisayarlı tomografi, PET/CT ve radyoterapi cihazı bulunuyor. Bilgisayarlı tomografi cihazlarının yüzde 46'sı kamuda, yüzde 54'ü özel hastanelerde; MR cihazlarının yüzde 35'i kamuda, yüzde 65'i özel hastanelerde bulunuyor.

SEKTÖREL ANALİZ

Sağlık sektörü 2014 yılında yasal düzenlemeler açısından oldukça hareketli bir dönem geçiriyor. Özel hastaneler yönetmeliğinde değişiklik ve tam gün yasası ise en çok tartışılan konuların başında geliyor.

Sağlık Bakanlığı, 21 Mart 2014 tarihli bir yönetmelikle Özel Hastaneler Yönetmeliği'nde değişikliğe gitti. Özel hastanelerde "Hastanın nakli ve sevk edildiği hastanedeki tedavisiyle ilgili, zorunlu giderleri sevk eden hastane karşılar, hastadan ücret farkı alınamaz" kuralı yürürlükten kaldırıldı. Yani Özel hastaneler artık ücret farkı alabiliyor. Daha önce yanlış tedavi gördüğü için başka hastaneye sevk edilen hastaların tedavi giderleri, sevki gerçekleştiren hastane tarafından ödeniyordu.

Faaliyette olmayan hastane devredilemeyecek

Öte yandan Özel Hastaneler Yönetmeliği değişikliği ile faal olmayan hastanelerin devri yasaklanırken, özel hastanelere detaylı fiş zorunluluğu da getirildi. Hastaneler, brüt alanı değiştirmemek kaydıyla hastane binalarının ruhsata esas son proje üzerinde belediyeden onay almadan değişiklik yapabilecek. Yönetmelikte tartışmalara konu olan, özel hastanelerin fiş ve fatura zorunluluğuna yönelik olarak açık hüküm konuldu, bu fatura veya fişlerin ekinde verilen tüm hizmetlerin dökümünün yer alması şartı getirildi. Hastanelerin ek yatak yatırımı yapma koşulları da bu yönetmelikle yenilenmiş oldu.

'Tam gün yasası' yürürlüğe girdi

Sağlık sektöründe en çok tartışılan konulardan biri olan ve kamuoyunda 'tam gün yasası' olarak bilinen Sağlık Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığı'na bağlı kuruluşların, teşkilat ve görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun, 18 Ocak 2014'te yürürlüğe girdi.

'Tam gün yasası' ile öğretim üyelerinin 18 Nisan tarihine kadar özeldeki çalışmalarına son vermeleri karara bağlanmıştı. Ancak, 10 Nisan 2014'te Anayasa Mahkemesi'nden 'tam gün yasası'na kısmi iptal geldi. Tıp fakültelerindeki öğretim üyelerinin muayenehanelerinde veya özel kuruluşlarda çalışmalarının önünü kapatan düzenlemelerle ilgili yürütme durduruldu.

Anayasa Mahkemesi'nin bu kararı karşısında Sağlık Bakanlığı ise yeni düzenlemeye gitti. Muayenehanesi bulunan veya özel sağlık kuruluşlarında çalışan tıp fakültelerinde görevli öğretim üyeleri, Anayasa Mahkemesince esas hakkında karar verilinceye veya yeni bir kanuni düzenleme yapılıncaya kadar faaliyetlerine aynı şekilde devam edebilecek.

Ancak, yeni muayenehane açmak isteyenlere izin verilmeyecek, özel hastanelerde çalışmaya ise yürürlükteki "Tam Gün Yasası"na göre izin verilecek.

Sektöre yeni başkanlık geliyor

Türkiye'de tıbbı araştırmalar, ilaç üretimine verilecek destek ve tıbbi teknoloji konularında sağlanacak kaynaklar gibi konularda çatı görevi yapacak 5 bakandan oluşan Sağlık Bilimleri Yüksek Teknoloji Başkanlığı adıyla yeni bir düzenleme yapılacak. Sağlık Bakanı Başkanlığı'ndaki başkanlık çatısı altında Maliye, Kalkınma, Milli Eğitim, Bilim Sanayi ve Teknoloji bakanları bir araya gelecek.

Sağlık çalışanlarına yıpranma payı

Bu arada sağlık çalışanlarına yönelik önemli bir çalışma da başlatıldı. 5 yıl hizmeti olana 1 yıl yıpranma payı verecek düzenlemenin bu yıl içerisinde yasalaşması bekleniyor.  Çalışmaları Sağlık Bakanlığı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ortak yürütüyor.

Satın alma ve yatırım rüzgarı esiyor

Deloitte 2013 Birleşme ve Satın Alma Raporu'na göre, sağlık sektörü 2013'te decazibesini korudu. Rapora göre, 2013'teki 217 satın alma ve birleşminin toplam tutarı yaklaşık 17.5 milyar dolar oldu. Üretim, e-ticaret ve gıda 4'er işlemle en çok ilgi çeken sektörler olurken, yatırımcılar arasında öne çıkan diğer sektörler 3'er işlemle perakende, gayrimenkul ve enerji olarak sıralandı. Finansal hizmetler, sağlık ve lojistik sektörleri de popülaritesini sürdürdü.

Geçtiğimiz yıl yabancı yatırımcıların ilgi odağı haline gelen sağlık sektörü, 2014'e de büyümeye hızla devam ediyor. Hastane zincirleri yeni yatırımlar için düğmeye basarken, birleşme ve satın almalar için de fırsat kolluyor. Sektör yetkilileri, artık orta ve küçük ölçekli hastanelerin yaşama şansının azaldığını belirterek, konsolidasyonun süreceğini belirtiyor.

Öte yandan Dönüşüm Programı ile çok sayıda hastanenin ve sağlık merkezinin içinde yapılan yenileme çalışmalarının dışında şehir hastaneleri de hayata geçiyor. Önümüzdeki dört yıl içinde yaklaşık 50 bin yatak kapasiteli hastane kamu-özel işbirliğiyle yapılacak. Yaklaşık 24 bin yatak kapasiteli hastaneyle ilgili ihaleler tamamlandı. TOKİ ile Sağlık Bakanlığı bütçesiyle yaklaşık 4 yıl içinde yapımı devam eden 30 bin, ihale sürecinde olan 15 bin civarında yatak kapasitesi olmak üzere 40-45 bin yatak yine 4 yıl içinde yapılacak.

Sağlık turizminde hedef; 20 milyar dolar

Türkiye, dünya genelinde sağlık turizminde 7'nci sırada yer alıyor. Türkiye'nin önünde ise sırasıyla Tayland, Meksika, ABD, Singapur, Hindistan ve Brezilya var. 2011'de kamu kuruluşlarına gelen yabancı hasta sayısı 41 bin 847 iken bu sayı 2012'de 43 bin 904'e ulaştı. 1,5 milyar dolar sağlık turizmi gelirinin 2018 yılında 9-10 milyar dolara, 2023 yılında da 20-25 milyar dolara çıkarılması hedefleniyor.

İlaç satışları 2017'de 19 milyar dolara ulaşacak

Sektörün ilaç ayağında da büyüme beklentisi hakim. Deloitte'un yayımladığı rapor kapsamında Türkiye'de 2013 ve 2017 yılları arasında reçeteli-reçetesiz ilaç satışlarının her yıl yüzde 8.8 civarında büyüme göstererek 19 milyar dolara ulaşacağı öngörülüyor. Ancak ilaç sektöründe 500 milyon dolar ihracata karşın yaklaşık 5 milyar dolarlık ithalat yapıldığına işaret eden sektör aktörleri, bu durumun döviz kurunda hızlı artışların yaşandığı günümüz şartlarında daha çok belirginleştiği yorumunu yapıyor. Araştırmacı İlaç Firmaları Derneği (AİFD) ise gündemlerinde hastaların yenilikçi ilaçlara erişiminin güçlenmesi, Türkiye ilaç sektörünün sürdürülebilir bir yatırım ortamına kavuşması ve sektörün küresel rekabet gücünü artırılması için paydaşlarıyla yapılacak işbirliklerinin öne çıktığını belirtiyor.

Tıbbi cihazda sektör, 2 milyar dolar büyüklüğe ulaştı

Marmara Sağlık Sektörü İşadamları Derneği'nden (MASSİAD) alınan bilgiler doğrultusunda, tahmini 2 milyar dolar civarında büyüklüğe ulaşan tıbbi cihaz sektöründe ise, Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Ulusal Bilgi Bankası'na (TİTUBB) kayıtlı ortez-protez ve işitme cihazı firması ile eczaneler hariç bin 333'ü yerli üretici, 2 bin 269'u ithalatçı ve 4 bin 944'ü bayii olmak üzere, 8 bin 546 firma sektörde faaliyet gösteriyor. Yerli üretici ve ithalatçı konumundaki tedarikçiler adına TİTUBB kayıtlı toplam tıbbi cihaz sayısı ise 1 milyon 208 bin 121'i yerli üretim ve 1 milyon 786 bin 474'ü ithal edilen tıbbi cihaz olmak üzere 2 milyon 994 bin 595 adet.

Deloitte ve Uluslararası Yatırımcılar Derneği'ne (YASED) göre, 2011-2015 döneminde Türkiye'de tıbbi cihaz sektörü satış hacminin yüzde 6'ya yakın artışla 2.7 milyar doları aşmasının bekleniyor. Sektörde son yıllarda toplam sağlık harcamaları esas alınarak değerlendirme yapıldığında tıbbi cihaz tüketim giderlerinin sağlık harcamaları içindeki payının azaldığı görüşü hakim.

Türkiye'nin tıbbi görüntüleme teknoloji karnesinin ise zayıf olduğunu belirtiliyor. Türkiye'de her 1 milyon kişiye 28 ileri teknolojili tıbbi görüntüleme ve tedavi cihazı düşüyor. Tıbbi görüntüleme cihazlarına geçen yıl 163 milyon dolar harcanırken, bu rakamın 2022'de 187 milyon dolara çıkacağını öngörülüyor.

Sektörün Güçlü Tarafları

  • Özel sektöre yönelik yatırımlara devam edilmesi,
  • Referans hastanelerinin çoğunda çağdaş teknolojik donanımın yeterli düzeyde olması,
  • Türk toplumunun hastalıklarının tedavisi için tıp merkezlerine gitme alışkanlığına kazanması,
  • Özel sağlık sigortalarının artması ve bu alanın gelişim potansiyeli taşıması,
  • İletişim ve bilişim teknolojisinde önemli gelişmeler sağlanması,
  • Genç nüfus işgücünün, finansman ve insan kaynakları açısından avantaj taşıması.

Sektörün Zayıf Tarafları

  • Sağlık hizmetleri için genel bütçeden sınırlı pay ayrılması,
  • SGK hastalarının bir kısım hastanelerde yük yaratması,
  • Hekim dışındaki kalifiye sağlık personelinin yetersizliği,
  • İstihdamdaki yaygın kayıt dışılık,
  • Sosyal güvenlik primlerinin tahsilinde yaşanan aksaklıklar,
  • Denetim eksikliği sonucunda, sosyal güvenlik sisteminde oluşan açıklar,
  • Halkın gelir düzeyinin düşük olması,
  • Tıp fakültesinin öğrencilerin eğitim tercihi olmaktan uzaklaşmaya başlaması,
  • İlaç, sağlık malzemesi ve teknik donanımda büyük oranda dışa bağımlı olunması.

 

Kaynak:Dünya Gazetesi
(Güncellenme tarihi:05.06.2014)