İŞ'TE KOBİ'nin avantajlarından faydalanmak için lütfen giriş yapınız.

Beni Hatırla
Şifremi Unuttum

İzmir Çamlaraltı Koleji Başarı Hikayesi

İzmir Çamlaraltı Koleji

1954 yılında Mehmet Ali Sertatıl tarafından 14 öğrenciyle eğitim ve öğretim faaliyetlerine başlayan, 1955-1956 öğretim yılında ortaokul ve lise kısımlarını bünyesine katan İzmir Özel Çamlaraltı Koleji, bugün ülkemizin farklı kademelerinde görev yapan 4.000'i aşkın mezunlarıyla gurur duymaktadır. Devamı

Sağlık Sektörüne Bakış

Sağlık Sektörü'ne Bakış

Sağlık sektörünün yapısı; ülke nüfusu, kültürel gelişim, doğal kaynak, politik ve ekonomik sisteme bağlı olarak değişim göstermektedir. Bununla birlikte sağlığa verilen önemin her geçen gün artması ve sağlık hizmetlerinde kalite çıtasının yükselmesi, sağlık kuruluşları arasındaki rekabeti artırmakta ve sektörün gelişimine önemli katkılar sağlamaktadır. Sağlık hizmetleri sunumunda; fiziki yapı, araç gereç, insan gücü ve finans gibi kaynak özelliklerinin yanı sıra, hizmetin sunum şekli ve hizmet alanların memnuniyeti de kuruluşlar arası rekabette en belirleyici özellik olarak gösterilmektedir.

Sağlık sektörünün geleceğinin irdelendiği raporlarda, önümüzdeki on yıl içerisinde sektörün önemli değişikliklere sahne olacağı vurgulanmaktadır. Yapılan araştırmalar; farklılaşan nüfus yapısı, ortaya çıkan yeni hastalıklar, gelişen teknoloji, sağlık masraflarındaki büyük artış gibi faktörler nedeniyle, sağlık sektöründe faaliyet gösteren firmaların iş stratejilerinde ciddi değişim yapmaları gerekliliğini ortaya koymaktadır.

Sektörün Türkiye'deki Gelişimi

Cumhuriyetin ilk yıllarından itibaren sağlık hizmetlerinin sunumu ve sağlıkverilerinin

80'li yıllara kadar geçen dönem, hizmetin iyileştirilmesi, sağlık altyapısı ve örgütlenmenin düzenlenmesi ilgili uygulamalara tanık olmuştur. 1983 sonrası yıllar sağlık politikalarında önemli değişimlerin yaşandığı yıllar olarak tarihte yerini almıştır. 1990 yılı sonunda Dünya Bankası desteğinde yürütülen projeler temel olarak sağlıkta reform çalışmalarını konu edinmiş ve bu dönemde reform çalışmaları hız kazanmıştır. 2003 yılında hayata geçen "Sağlıkta Dönüşüm Programı" ise Türkiye'deki gelişimin en önemli halkalarından birini oluşturmuştur. Sağlıkta Dönüşüm Programı; sağlık ve sosyal güvenlik kurumlarının tek çatı altında toplanması, aile hekimliği ve genel sağlık sigortası olmak üzere üç temel bileşenden oluşmuştur. iyileştirilmesi için birçok çalışma yapılmıştır. 1923-1937 yılları arasında Dr. Refik Saydam, sonrasında Dr. Behçet Uz dönemi, tıp tarihinde derin izler bırakan çalışma ve reformların etkili olduğu dönemlerdir. Dr. Nusret Fişek önderliğinde 60'lı yıllarda uygulamaya başlanan sağlık hizmetlerinin sosyalleştirilmesi de önemli aşamalardan biri olmuştur.

Sağlanan dönüşüm programıyla atılan en önemli adımları; kamu çalışanlarının özel sağlık kuruluşlarında da tedavi olabilmeleri, çoğunluğu ilaçlardan oluşan beşeri ve tıbbi ürünlerde referans fiyat uygulamasına geçilmesi, Sosyal Sigortalar Kurumu (SSK) bünyesindeki bütün sağlık hizmet işletmelerinin yanında kamu kurumlarınca işletilen sağlık tesislerinin Sağlık Bakanlığı'na devredilmesi, SSK'ya tabi çalışanların ve emeklilerin reçeteli ilaçlarını anlaşmalı eczanelerden temin etmeleri, Emekli Sandığı, Sosyal Sigortalar Kurumu ve Bağ-kur isimleri altında ayrı ayrı çalışmakta olan üç ayrı sosyal güvenlik kurumunun 'Sosyal Güvenlik Kurumu' çatısı altında bir araya getirilmesi ve Genel Sağlık Sigortası Sistemi olarak sıralanmak mümkündür.

Sektörel Panorama

Türkiye'de 701 kamu hastanesi ve 560 özel hastane ile sağlık hizmetleri veriliyor.  İstanbul'da 160 özel hastane bulunuyor. Türkiye'de 33 bin 481 uzman doktor, bin 683 eczacı, 84 bin 862 hemşire görev alıyor. Özel hastanelere müracaat eden hasta sayısı son 10 yılda 11,5 kat artarken, Ekonomi Bakanlığı verilerine göre, geçtiğimiz yılın ekim ayında 10 adet hastane ya da sağlık kuruluşu 200 milyon TL'lik yatırım teşvik belgesi aldı.

Sağlık sektöründe verilen yatırım teşvik belgesi ve sabit yatırım miktarında İstanbul ise diğer illere fark atmış durumda. Son 10 yılda 200'ün üzerinde yatırım teşvik belgesi alan İstanbul'a 2.5 milyar liralık sabit yatırım yapılırken 25 bin kişiye istihdam kapısı açıldı.

 

Öte yandan Türkiye'de her 1 milyon kişiye 28 ileri teknolojili tıbbi görüntüleme ve tedavi cihazı düşüyor. Türkiye'de sadece 2 bin 182 adet MR, bilgisayarlı tomografi, PET/CT ve radyoterapi cihazı bulunuyor. Bilgisayarlı tomografi cihazlarının yüzde 46'sı kamuda, yüzde 54'ü özel hastanelerde; MR cihazlarının yüzde 35'i kamuda, yüzde 65'i özel hastanelerde bulunuyor.

SEKTÖREL ANALİZ

Sağlık sektöründeki gelişimin en önemli halkalarından birini ‘Dönüşüm Programı’ oluşturuyor. Emekli Sandığı, Sosyal Sigortalar Kurumu ve Bağ-Kur altında ayrı ayrı çalışan üç ayrı sosyal güvenlik kurumunu ‘Sosyal Güvenlik Kurumu’ çatısı altında bir araya getiren Dönüşüm Programı kapsamında şehir hastaneleri de hayata geçiriliyor. 2018 sonu için de kamu-özel işbirliğiyle yapılması planlanan hastanelerin yaklaşık 50 bin yatak kapasiteli olması hedefleniyor. Bunların içinde ihalesi tamamlanan hastanelerin yatak kapasitesi ise 24 bini buluyor.

Sağlık Bakanlığı bütçesiyle TOKİ’nin yürüttüğü yaklaşık dört yıldır yapımı devam eden 30 bin yatak kapasiteli, ihale sürecinde ise yaklaşık 15 bin yatak kapasiteli hastane bulunuyor. 2018 yılı sonu itibarıyla 90 bin yeni yatak kapasitesinin sağlık alanına kazandırılacağını ifade eden sektör temsilcileri, 17 şehir hastanesinin inşaatlarına başlandığını aktarıyor. Öte yandan 24 bin yeni yatak kapasiteli 20 şehir hastanesinin ihale süreçleri başladı. Bu hastanelerin bir yıl içinde ihale süreçleri tamamlanarak, 2018 yılı sonu itibarıyla hizmete girmesi bekleniyor.

'REHA-Klinik' ile 20 milyar dolar gelir hedefleniyor

Sağlık Bakanlığı, sağlık turizmi çalışması kapsamında Türkiye'de ilk kez kamu ve özel sektör tarafından işletilebilecek rehabilitasyon klinik otellere ruhsat verecek. Sağlık Bakanlığı, ruhsatlandıracağı resmi adı 'Rehabilitasyon Amaçlı Kür Kliniği Konaklama Merkezleri (REHA-Klinik)' olan otellerle 20 milyar dolar gelir elde etmeyi amaçlıyor. Bu otellerde doktorlar görevlendirilecek. 55 ilde termal otel bulunduğunu tespit eden Bakanlık,  hasta kabul etmek isteyen otellere 6-8 aylık süre içinde REHA-Klinik Otele dönüşme imkanı sağlayacak.

Son yıllarda gerek yakın coğrafyanın gerek Avrupa'nın önemli sağlık merkezi haline gelen Türkiye, sağlık turizmi kapsamında geçen yıl 2,5 milyar dolarlık gelir elde etti. Türkiye'nin sağlık turizminden 2018 sonu itibariyle 9-10 milyar dolar, 2023'te de 20-25 milyar dolar gelir elde etmesi hedefleniyor.

Tıbbi cihaz firmalarının çalışma kriterleri zorlaştı

Tıbbi cihaz sektöründe ise yönetmeliğe giren yeni yasa, firmaların ruhsatlandırma ve denetimlerine dair hükümler içeriyor. Sektörü daha kurumsal hale getirmesi beklenen yasa, sektördeki firmaların da çalışma kriterlerini zorlaştırıyor. Sağlık sektörünün önemli kollarından tıbbi cihaz sektörü, 2014 yılında resmi olmayan rakamlara göre 3.5 milyar dolar büyüklüğe ulaştı. Bu yıl ise rakamın 4 milyar dolara ulaşması bekleniyor. Deloitte ve Uluslararası Yatırımcılar Derneği’nden (YASED) alınan bilgilere göre, 2015 sonunda Türkiye’de tıbbi cihaz sektörü satış hacminin 2.7 milyar doları aşması bekleniyor. Sektörde son yıllarda toplam sağlık harcamaları esas alınarak değerlendirildiğinde, tıbbi cihaz tüketim giderlerinin sağlık harcamaları içindeki payının azaldığı görülüyor. Türkiye’de her 1 milyon kişiye 28 ileri teknolojili tıbbi görüntüleme ve tedavi cihazı düşüyor. Tıbbi görüntüleme cihazlarına 2013 yılında 163 milyon dolar harcanırken, bu rakamın 2022’de 187 milyon dolara çıkacağını öngörülüyor.

Başarıya ulaşmak için gerekli olan kritik faktörler

Küresel sağlık ve ilaç piyasasında 2014 yılı ve sonrasındaki yakın gelecekte piyasanın gelişimini ve büyümeyi etkileyecek önemli faktörler dünyadaki değişik bölgeler bazında incelendiği Deloitte raporuna göre, Türkiye’de, sağlık ve ilaç sektörünün başarıya ulaşması için gerekli olan kritik faktörler arasında yatırım teşvikleri, yenilikçilik (yani Araştırma ve Geliştirme), kalite ve sürdürülebilirlik yer alıyor. Türkiye’nin reçeteli ve reçetesiz toplam ilaç satışlarının, 2013 - 2017 yılları arasında yılda  yüzde 8,8 civarında büyüme göstererek 19 milyar dolara ulaşması bekleniyor.

Dünya genelinde yaşlanan nüfusun çoğalması, kronik hastalıkların artışı, teknolojinin gelişmesi, artış gösteren devlet fonlaması, sigorta da dâhil ürünlerdeki yenilikler ve sağlık reformları sağlık ve ilaç sektörünün büyümesini sağlayan etmenler arasında yer alıyor. Rapora göre; buna rağmen yine de sektörü, 2014 yılı ve gelecek yıllarda dört büyük sorun bekliyor: Sağlık reformlarının izlenmesi ve gerekli uyumun sağlanması; yenilikçilik ve değer yaratmak; ilgili kurallar ve mevzuat değişikliklerine uyum sağlamak; daha küçük ve herkesin birbirine bağlı olduğu bir dünyada faaliyetlerini sürdürür hale gelmek.

 

Kaynak: Dünya Gazetesi
Güncelleme: Temmuz 2015