İŞ'TE KOBİ'nin avantajlarından faydalanmak için lütfen giriş yapınız.

Beni Hatırla
Şifremi Unuttum

Perakende Sektörüne Bakış

Perakende Sektörü'ne Bakış

Yaklaşık 20 yıl içindeki gelişimiyle dünya listelerinin ilk sıralarına çıkan Perakende Sektörü, Türkiye'de de yakaladığı hızlı büyüme trendiyle dikkatleri üzerine çekmiştir. Türkiye ekonomisinin barometresi olarak kabul edilen Perakende Sektörü, her ne kadar kısa bir tarihe sahip olsa da, gelişmiş ülkelerdeki yapılanmaya yetişmeyi başarmıştır.

Yerli perakendeciler sadece Türkiye'de değil, başta komşu ülkeler olmak üzere dünyanın farklı bölgelerinde hizmet vermeye başlamıştır. Bugün dünya genelinde düzenlenen pek çok yarışmada Türk perakendecileri aldıkları ödüllerle hem kalitelerini hem de tüketiciye sağladıkları katma değeri dünyaya sergilemektedir.

Modern (organize) Perakendec Sektörü'nün tedarik politikaları, Anadolu ve Trakya'daki kurulu gıda ve konfeksiyon KOBİ'lerine de yeni iş kapıları açmıştır. Tedarikte uygulanan kalite ve fiyat standartları, üretici firmaların yeniden yapılanmasını sağlamıştır. Türkiye'deki alışveriş merkezlerinin arz zincirine girebilen KOBİ'ler, sonraki yıllarda uluslararası alışveriş zincirlerine mal satma imkanını bulmuştur.

Sektörün Türkiye'deki Gelişimi

1950 yılında Yeni Karamürsel Mağazaları'nın kurulmasından sonra bu alana giren şirketler daha çok kamu sektörü içinde kalmıştır. 1956 yılında Ankara'da Kurulan Gima bir devlet kuruluşu olarak hizmet vermiştir. İzmir'de 1973'te kurulan Tansaş, belediye tarafından fiyatları tanzim etmek için açılmıştır. İsviçreli bir kooperatif kuruluşunun da ortak olduğu Migros ise İstanbul Belediyesi'nin bir girişimi olarak faaliyet göstermiştir.

İstanbul, tek bir firmaya ait büyük alışveriş merkezi ile 19. yüzyılın ikinci yarısında tanışmıştır. Paris'te 1838'de açılan ve belki de dünyanın ilk süpermarketi olan Le Bon Marche'nin konseptini taklit eden ve adını da kullanan bir girişimcinin Beyoğlu'nda açtığı Bonmarşe'de daha çok Avrupa malları ve oyuncaklar satılmıştır. Bu mağazanın taklitleri çıksa da Türkiye'de Modern Perakendecilik ilk Bonmarşe'den 100 yıl sonra gelişmeye başlamıştır.

Büyük mağazacılık 1990'lı yalların başında dünyanın en büyük alışveriş zincirlerinden Metro'nun Türkiye'de yatırıma başlamasıyla yeni bir ivme kazanmıştır. Daha sonra Carrefour'un satın aldığı Continent zincirinin mağaza açmaya başlaması ve Migros'un yeniden yapılanması, bu süreci hızlandırmıştır. Aynı dönemde Gima ve Tansaş da modernleşmiş ve Kipa da hizmete girmiştir. Alışveriş tutkusu Anadolu'ya yayıldığında ilk adımı ise Konya'da Adesa atmıştır.

Organize Perakendecilik bu dönemden sonra bir patlama yapmıştır. Bu dikkat çekici büyümede hayat tarzlarındaki değişim, tüketici kredisi ve kredi kartının yaygınlaşması, otomobil sayısının artması ve kadınların çalışma hayatına katılması gibi çok değişik faktör rol oynamıştır.

Yeni yüzyılda yaygınlaşan alışveriş merkezleri geçmiş yüzyılların çarşı gezme ihtiyacını karşılamaya başlamıştır. AVM'lerde bir hipermarket dışında kitapçısından eczaneye, restoranından markalı ürünlerin satıldığı lüks mağazalara kadar farklı türlerden işyerleri bulunmaktadır. Türkiye'de hizmet veren AVM'lere her yıl yenileri eklenmektedir. Bugün alışveriş merkezlerinden, dev perakende zincirlerine, hazır giyim markalarından, tüketici elektroniğine kadar pek çok alana yayılan Organize Perakende Sektörü'nde yer alan yabancı yatırımcılar kadar, sektörün kendi içinde yetiştirdiği kalifiye elemanlar sektörün daha da hızlı bir şekilde gelişimini tamamlamasına yardımcı olmaktadır.

Sektörel Panorama


Türk Perakende Sektörü'nün yaklaşık %60'ını geleneksel, %40'ını ise Modern (organize) Perakende Sektörü oluşturmaktadır. Özellikle 1990'dan sonra adeta patlama yaşayan Perakende Sektörü, Avrupa'nın 7'nci, dünyanın ise 10. büyük pazarı haline gelmiş durumdadır.

Türkiye'de 350 bin kişinin istihdam edildiği, 291 aktif AVM'de toplam kiralanabilir alan 7,3 milyon metrekareye ulaşmış durumdadır.

AVM'lerin %14'ü Ankara, %30'u İstanbul, %66'sı da Anadolu'nun diğer kentlerinde konumlanırken, İstanbul 102 AVM ile bu alanda ilk sırada yer almaktadır. İstanbul'u 32 AVM ile Ankara, 17 AVM ile İzmir takip etmektedir.

AVM sayısının yıl sonuna kadar 300'e, yatırımların 2015 yılına kadar 50 milyar dolara ve istihdam edilen kişi sayısının da 500 bine ulaşacağı öngörülmektedir.

Ziyaretçi sayısında ise 2011 yılının 9 ayında bir önceki yılın aynı dönemine göre %5 artış yaşanmıştır. Geçen yıl 1.07 milyar ziyaretçi ağırlayan AVM'ler 2011 yılı 9 ayında 953 milyon kişiye kapılarını açarken, 536 milyon ziyaretçi ile Anadolu'nun 417 milyon ziyaretçisi olan İstanbul'u geçtiği dikkat çekmektedir.

Sektörel Analiz

Sektörde 2011'in ilk çeyreğinde %15'lik büyümeye karşın 3. çeyrekte büyüme %7'ye inerken,  9 aylık büyüme bir önceki yılın aynı dönemine göre %12 olarak kayıtlara geçti.

Üçüncü çeyrekteki büyüme hızının yavaşlamasının dünya ekonomisi ve Türkiye'nin bulunduğu coğrafyadaki gelişmeler ve bunların piyasalar ile döviz kurlarına yansımalarından kaynaklandığı belirtilirken, yıllık bazda %15 büyüme hedefinin ise çok fazla değişeceği düşünülmüyor.

Alışveriş Merkezi Yatırımcıları Derneği'nin (AYD) verilerine göre; 2011 yılının ilk 9 ayında 27,3 milyar lira ciro elde edilirken, bunun 15 milyar lirası Anadolu'dan, 12.3 milyar lirası da İstanbul'dan sağlandı. Sektörde yıl sonu itibariyle 35 milyar liralık hedefin aşılacağı tahmin ediliyor.

Önümüzdeki yıla ilişkin büyüme beklentilerini koruyan sektör, ciro artışının metrekare bazında %10-15 düzeyinde olacağını tahmin ediyor. Bu yıl 300'ün üzerinde AVM yatırımlarının tamamlanacağı beklenirken, önümüzdeki sene %10 büyüme ile 35 alışveriş merkezi daha açılacağı öngörülüyor.

Bu arada önümüzdeki yıl Temmuz ayında yürürlüğe girecek olan yeni Borçlar Kanunu'nun sektörün geleceği açısından ciddi sorun olarak gören bazı sektör aktörleri, bu nedenle kanunun yürürlüğe girmeyeceği umudunu taşıyor.

Sektörün Güçlü Yönleri

  • Türkiye'nin dinamik ve artan bir nüfusa sahip oluşu.
  • Satın alma gücünün artması ve tüketim eğilimlerinin güçlenmesi.
  • Diğer ülkelere kıyasla işgücü maliyetlerinin görece düşük olması, eğitimli ve eğitilebilir işgücünün varlığı.
  • Turizm sektörünün hızla gelişmesi ve özellikle İstanbul'a 3 saatlik uçuş mesafesindeki ülkelerin potansiyel barındırması.

Sektörün Zayıf Yönleri

  • Kayıt dışı ekonomi ve merdivenaltı üretici ürünlerinin, hiçbir iş gücü yaratmadan ve vergi ödemeden satışa çevrilmesi.
  • Organize Perakende'nin toplam Perakende Sektörü içindeki payının Avrupa'ya göre görece düşük olması.
  • Kriz ve belirsizlik dönemlerinin, tüketici satın alma kararlarını olumsuz etkilemesi.