Develioğlu Tarım Başarı Hikayesi

Develioğlu Tarım Ürünleri

Hububat alım-satımı konusunda faaliyette bulunmak üzere 1995 yılında Kayseri'de kurulan firma, kurulduğu günden bugüne attığı emin adımlarla büyüyerek gelmiştir...Devamı

Otomotiv Sektörüne Bakış

OTOMOTİV SEKTÖRÜNE BAKIŞ

Endüstri devriminin ateşleyicisi olan otomotiv, dünyanın en büyük yatırımlarının yapıldığı sanayi dalıdır. Otomotiv sanayi; demir-çelik ile diğer hafif metaller, petrokimya, cam ve lastik gibi temel sanayi dallarında başlıca alıcı olmasından dolayı ekonomilerin de sürükleyicisi konumundadır. Stratejik önemdeki bu sanayi, hammadde ve ara malı üreten yan sanayi ile birlikte otomotiv ürünlerinin tüketiciye ulaşmasını sağlayan ve bunu destekleyen pazarlama, bayi, servis, akaryakıt, finans, sigorta sektörlerinde de çarpan etkisiyle geniş iş hacmi ve istihdam yaratmaktadır.

“Küresel Mükemmeliyet Merkezi” olma hedefi yolunda ilerleyen Türk Otomotiv Sanayi, 1950’li yıllarda başladığı yolculuğunda güçlenerek büyümektedir. Yaklaşık yarım asırdır devam eden yatırımlar sonucunda otomotiv Türkiye’nin lokomotif sektörü durumuna ulaşmış, rekabet avantajıyla da birçok markanın ürettim üssü haline gelmiştir.

SEKTÖRÜN TÜRKİYE’DEKİ GELİŞİMİ

Türkiye’de otomotiv sanayi, 1928’lerin ortasında başladığı üretimine 1960’ların ortasında hız vermiştir. 1928 yılında ilk montaj atölyesini kurarak Ford’un bayiliğini alan Koç, üretimini 48 adede kadar yükseltse de bu çaba kısa süreli olmuştur. 1950’li yıllarda ise bazı araçların prototiplerinin üretilmesinden sonra ilk montaj hattı Türk Willys Overland Limited adıyla 1954’te orduya cip ve kamyonet temini için kurulmuştur. 1955’te ilk ticari kamyon montajı TOE-Türk Otomotiv Endüstrisi tarafından gerçekleştirilmiştir. 1963’te ilk yerli otobüs montajına Otobüs Karoseri A.Ş.’de ‘Magirus’ marka otobüslerin montajıyla başlanmıştır.

1966 yılında otomotiv sanayi kendi modellerinin üretimine geçmiş, ardından binek otomobil üreten montaj fabrikaları Tofaş ve Oyak-Renault, İtalyan ve Fransız lisanslarıyla 1971’de imalat hatlarını kurmuştur.

1968 yılında Otomarsan Otobüs Karoseri ve Motorlu Araçlar A.Ş. “O302” serisi otobüslerin üretimine başlamıştır. Gümrük Birliği öncesinde 1994 yılında Japon ve Güney Koreli üreticiler, yerli sermayeyle ortak girişimlerde bulunarak Türkiye’ye gelmişlerdir.

Türk otomotiv sanayi, 1996 yılında gerçekleşen Gümrük Birliği uygulamalarının yarattığı yoğun rekabet ortamının koşullarını iyi değerlendirerek 1990’lı yıllarda radikal değişikliler gerçekleştirmiştir. Bir taraftan üretim tesislerinde teknolojik yenilikler yapılırken, Gümrük Birliği’nin gereği olarak, Motorlu Araçlar Teknik Mevzuatı ile rekabet kuralları çerçevesinde Blok Muafiyet Mevzuatı uygulamaları, AB ile uyumlu olarak gerçekleştirilmiştir. Rekabetin gerektirdiği yeni ürünlerin üretimi devreye alınmış ve ilk ihracat çalışmaları başlamıştır.

50 yıllık üretim deneyimi, teknoloji birikimi, bugün ana sanayi ve yan sanayinin küresel pazarlarda kendisine çok önemli bir yer edinmesini sağlamıştır. Kalifiye insan gücüyle kusursuz bir otomotiv üretici olan Türkiye, dünya otomotiv devlerinin en önemli üslerinden biri konumuna ulaşmıştır.

Türk otomotiv firmalarının başlangıcından bugüne -yıllara göre- üretim adetlerine bakıldığında sanayinin başarı grafiği daha iyi okunmaktadır. 1963 yılında yalnızca 30 adet otomobil, 999 kamyon, 1458 kamyonet, 12 otobüs, 631 minibüs, 7 bin 982 traktör üretimiyle toplam 11 bin 112 taşıt aracı üreten Türk otomotiv sanayi, yalnızca 10 yıl sonra üretimini 10 katına çıkararak 105 bin 659 adet araç üretmeyi başarmıştır. 80’li ve 90’lı yıllardaki istikrarlı üretim artışıyla giderek güçlenen otomotiv sanayi son dönemde de katlanan üretimi ve artan ihracatıyla Türkiye’nin başat sanayi haline gelmiştir.

 

SEKTÖREL PANORAMA

Tüm dünyada olduğu gibi Türkiye ekonomisinin de sürükleyici sektörlerinden olan otomotiv sanayii; demir-çelik, petrokimya, lastik gibi temel sanayi dallarında başlıca alıcı ve bu sektörlerdeki teknolojik gelişmenin de temel kaynaklarındandır. Otomotiv, Türkiye’de üretim içindeki payı ve ekonomik katkı oranı değerlendirildiğinde, imalat sanayii içinde önde gelen sektörler içinde yer alıyor.

Dünyada olduğu gibi Türkiye’de de motorlu araç üretiminin önemli bölümünü otomobil oluşturuyor. 2014 yılı Nisan ayında 77 bin 27 adet taşıtın trafiğe kaydı yapıldı. Nisan ayında trafiğe kaydı yapılan 40 bin 588 adet otomobilin yüzde 17,3’ü Volkswagen, yüzde 14,2’si Renault, yüzde 7,7’si Hyundai, yüzde 7’si Fiat, yüzde 6,6’sı Opel, yüzde 5’i Toyota, yüzde 4,8’i BMW, yüzde 4,5’i Dacia, yüzde 4,2’si Ford, yüzde 4’ü Mercedes-Benz ve yüzde 24,5’i de diğer markalardan oluştu.

Trafiğe kayıtlı toplam araç sayısı ise Nisan 2014 sonu itibarıyla 18 milyon 215 bin 460'a ulaştı. TÜİK verilerine göre, söz konusu araçların yüzde 52’sini otomobil, yüzde 16,3’ünü kamyonet, yüzde 15,1’ini motosiklet, yüzde 8,7’sini traktör, yüzde 4,2’sini kamyon, yüzde 2,3’ünü minibüs, yüzde 1,2’sini otobüs, yüzde 0,2’sini ise özel amaçlı taşıtlar oluşturdu.

Türkiye otomotiv sanayiinde 2013 yılında toplam pazar, 2012 yılına göre yüzde 9 oranında artarak 893 bin adet düzeyinde gerçekleşti. Otomobil pazarındaki artış ise yüzde 19 düzeyinde gerçekleşti ve pazar 665 bin adede ulaştı. Geçtiğimiz sene ithalat rakamı 625 bin olarak gerçekleşirken ithal edilen otomobil adedi ise 517 bin oldu. Son 10 yıllık ortalamalara bakıldığında ise toplam pazarın yüzde 30.9, otomobil pazarının ise yüzde 58.9 arttığı gözleniyor. Ayrıca, Türkiye otomotiv sanayii, gerçekleştirdiği yatırımlar ile yıllık üretim kapasitesini 1.6 milyon adede çıkardı.

 

SEKTÖREL ANALİZ

Türkiye otomobil ve hafif ticari araç toplam pazarı 2014 Ocak-Haziran döneminde bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 24.85 azalarak 286 bin 861 adet olarak gerçekleşti. Otomobil satışları 2014 yılı Ocak-Haziran döneminde bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 22.71 azalarak 225 bin 773 adete geriledi.

Otomotiv Distribütörleri Derneği’nden (ODD) yapılan açıklamaya göre büyüme oranının beklentiler üzerinde gelmesine rağmen; kur ve faiz oranlarındaki yükselişlerin satışların düşmesinde etkili olduğu belirtildi. Açıklamada ayrıca otomobil ÖTV oranlarındaki artış, BDDK’nın kredi işlemlerine yönelik getirdiği sınırlamalar, özel sektör yatırımlarındaki yavaşlama, otomotiv pazarında önemli ölçüde daralmaya yol açtığı belirtildi.

İhracat ilk yarıda 12 milyar dolara ulaştı

Otomotiv sektörünün iç pazardaki daralmaya karşın, Avrupa pazarında yüzü gülmeye başladı. Ortadoğu'daki olumsuz gelişmelere karşı yılın ilk yarısında otomotiv ihracatı 12 milyar dolara ulaştı.

Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) verilerinden derlenen bilgilere göre, otomotiv sektörü, 2013'ün ocak-haziran döneminde 10 milyar 542 milyon 676 bin dolar olan dış satımını, bu yılın aynı sürecinde yüzde 11,1'lik artışla 11 milyar 717 milyon 709 bin dolara taşıdı.

Türkiye'nin ihracat artış hızının üzerinde büyüme kaydeden sektör, bu 6 aylık performansla 10 milyar 812 milyon 28 bin dolarlık 2004 yılı toplam otomotiv ihracatını solladı.

2014 yılı sonunda ise pazarın 700 bin adet olması bekleniyor. Otomotiv sanayiinde yıl sonunda 1 milyon 200 bin adet üretim öngörülürken 21-22 milyar dolar aralığında da ihracat olacağı düşünülüyor.

Önemli bir nokta da, ihracatın sürdürülebilir olması için, Türkiye'nin, AB dışındaki pazarlarla da Serbest Ticari Anlaşmaları gerçekleştirmesi gerekiyor. Sektör oyuncuları, pazarın 700 bin bandının altına düşmesi halinde sektörün sıkıntı yaşayabileceğini belirtirken, bu sıkıntının istihdama da yansıyabileceği uyarısında bulunuyor. İhracat bazlı büyümenin sektör için tehdit oluşturduğunu da savunan sektör temsilcileri, iç piyasada başarılı olmayan ürünlerin orta vadede dış pazarda da başarılı olamayacağını söylüyor.

 

2023 hedefi; 3 milyon adet ihracat

Türkiye’nin 2023 yılı için belirlediği hedefler içinde otomotiv sanayiinin önemli bir yeri bulunuyor. Türkiye'nin 500 milyar dolar ihracat hedefi içinde otomotiv sektörü, 2023 Otomotiv İhracat Stratejisi'nde belirlediği 75 milyar dolar ihracat ile etkin bir rol üstleniyor. 2023 yılında Türkiye dünyanın ilk 10 ekonomisi arasında yer almak, 2 trilyon dolar GSYİH’ya ulaşmak ve orta ve ileri teknoloji sektörlerde Avrasya’nın üretim üssü olmak istiyor. Otomotiv sanayii ise bu hedeflere, 4 milyon adet üretim ve 3 milyon adet ihracat ile katkıda bulunmayı planlıyor. Otomotiv sanayiinin 2023 hedeflerini yakalaması için daha güçlü bir iç pazara ihtiyaç duyulduğunu kaydeden sektör oyuncuları, daralan pazar ile birlikte bu hedefleri gerçekleştirmek için daha çok çaba sarf edilmesi gerektiğine vurgu yaptı.

 

'Elektrikli araç' projelerine destek

Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından hazırlanan ve sektörün sürdürülebilir bir küresel rekabet güce sahip olması amacıyla oluşturulan  ‘Türkiye Otomotiv Sektörü Strateji Belgesi ve Eylem Planı’nın beş hedefi bulunuyor. Bu hedefler; Ar-Ge altyapısını iyileştirmek, şirketlerin tasarım, üretim, markalaşma beceri ve kapasitelerini artırmak, otomotiv sektöründe iç ve dış pazarları geliştirmek, hukuki ve idari düzenlemeleri iyileştirmek ve fiziki altyapıyı geliştirmek maddelerinden oluşuyor.

Bakanlık, Türkiye Otomotiv Sektörü Strateji Belgesi ve Eylem Planı doğrultusunda yerli elektrikli araç üretimine ve otomotiv test merkezi kurulmasına ağırlık veriyor. Bakanlığın Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK)  bünyesinde başlattığı çalışmalar sonucunda, kamu ve özel sektör kurum ve kuruluşlarının da katılımıyla gerçekleştirilen toplantılar sonrasında üretim sürecini de içeren Ar-Ge destek projelerinin elektrikli araç alanında olması kararlaştırıldı.

Sektör temsilcileri ise,  Türkiye Otomotiv Sektörü Strateji Belgesi ve Eylem Planı'ndan umutlu olsalar da bu çalışmanın büyük etkisinin Ar-Ge teşvikleri konusunda görüldüğünü ve ekonomik hayatı ve sektörü yakından ilgilendiren son dönemdeki hızlı değişiklikler sebebiyle yeni dönemin ihtiyaçlarını kapsayacak şekilde revize edilmesi gerektiğini dile getiriyor.

 

Kaynak: Dünya Gazetesi

Son güncelleme: 09.07.2014