İŞ'TE KOBİ'nin avantajlarından faydalanmak için lütfen giriş yapınız.

Beni Hatırla
Şifremi Unuttum

Makine-İmalat Sektörüne Bakış

Makine-İmalat Sektörüne Bakış

Özellikle iş makinelerinde kriz nedeniyle Avrupa'da üretimini durduran fabrikaların, krizin sonra ermesinin ardından yeniden açılmayacağı ve üretimlerinin bir bölümünü Türkiye'ye kaydıracakları güçlü bir olasılık olarak görülmektedir.

Bu çerçevede üretim için yeni adaylık hedefinde ilk sırayı iş makineleri almaktadır. Türkiye'nin üretim maliyetlerinin Avrupa'nın çok altında bulunmasının yanı sıra, Çin'in gözde bir üretim merkezi olma niteliğinin yavaş yavaş zayıflamasının da Avrupa iş makineleri üretim alanlarının Türkiye'ye taşınmasında etkili unsurlardan biri olacağı belirtilmektedir.

Piyasalardaki nakit akışlarında yaşanan tıkanıklık ve taleplerdeki daralmadan paylarına düşeni aldıklarını belirten sektör temsilcileri, özellikle yerli firmaların, düşük karlılık nedeniyle Ar-Ge yatırımlarını sınırlamak zorunda kaldıklarına işaret ediyorlar. Firmaların ihracatlarını başa baş, iç pazardaki satışlarını ise yüzde 5 civarında karla yaptıklarını ifade ediyorlar. Bu seviyedeki düşük faaliyet karının ise, firmaların Ar-Ge çalışmaları için kaynak ayırmalarına engel olduğu kaydedilmektedir. Sektörde faal şirketlerin en çok şikayetçi oldukları iki konu ise 'istihdam üzerindeki aşırı yükler' (yüksek vergi ve SSK primleri) ile 'kayıt dışı ekonominin sebep olduğu haksız rekabet' olarak gösterilmektedir. Bunu takip eden ve sektöre has olan üçüncü sorun ise 'istenen nitelikte kalifiye eleman teminindeki zorluk' olarak öne çıkmaktadır.

Makine sanayi, diğer tüm sektörlerin ana mal tedarikçisi olarak ekonomide anahtar rol oynayan sektör konumundadır. Makinelerin ve diğer mekanik ekipmanın performansı, tarım, balıkçılık, madencilik, inşaat, ulaştırma ve süreç endüstrisi gibi anahtar sektörlerdeki üretim potansiyelinin artışını belirlemektedir. Aynı zamanda makine sektörünün sürekli artan performans talebi, teknolojik yenilikler için katalizör görevi görmektedir.

Makine imalat sektörü, başlıca şu alanlarda faaliyet göstermektedir:

• Her türlü sanayi ve iş makineleri, cihazları ile bunlara ait yedek parçaları, teçhizat ve ekipmanlarının alımı, satımı, pazarlaması, dış ticareti ve dahili ticareti.

• Bilumum elektrikli ve elektronik makine ve aletlerin üretimi, tamir ve montajı.

• Her nevi asansör makineleri ve malzemelerinin imali, pazarlaması, toptan ve perakende alım satımı.

• Sanayide kullanılan alüminyum, ahşap, PVC işleme makineleri, kesici ve delici makinelerin imalatı.

• Hidrolik makineler, hidrolik sistemler, hidrolik güç üniteleri, hidrolik silindirleri, pnömatik, hidrolik, otomat makine ve güç motorları, bağlantı parça ve aksamları üretimi.

• Her türlü tekstil terbiye makinelerinin (Ram makinesi, kumaş hazırlama makinesi, ters çevirme makinesi, boyama makinesi, santrifüj makinesi, ıslak açma makinesi, kuru açma makinesi, sıkma makinesi, kesme, kurutma, sanfor makinesi) imalatı, bu makinelerin elektrik, elektronik ve pano imalatı, tüm malzemelerinin ve aksamlarının imali, alımı, satımı, dış ticareti.


SEKTÖRÜN TÜRKİYE'DEKİ GELİŞİMİ

Türkiye'de sanayi sektörünün temelleri, Cumhuriyetin ilk yıllarında özel sektörde yeterli sermaye birikimi bulunmadığı için I. ve II. 5 Yıllık Sanayi Planları çerçevesinde devlet eliyle atılmıştır. Plan kapsamındaki sanayi kuruluşlarının büyük çoğunluğu, temel tüketim malları üretimine yönelik olmasına rağmen; ara malı üretecek tesislere de yer verilmiştir. Plan, uygulamada zamanla özel girişimciler için de faydalı endüstri imkanları yaratacak şekilde uygulamaya konmuştur. Dönem dönem hazırlanan, teşvikler ve hibeleri kapsayan tedbir paketleri makine imalat sektörünün önünü açmış, karma ekonomiye geçilmesiyle birlikte sektörün gelişimi hızlanmıştır.

Bugün ise sektör, irili-ufaklı 11 bin civarında firmayla yurt çapında sanayinin hizmetindedir. İstihdamı 20 kişiden fazla olan ve komple makine imal eden 3,000 civarında firma, toplam 180,000 ila 200,000 arasında kişi istihdam etmektedir.

Türkiye'de tarım alet ve makineleri alt sektöründe ise üretimin büyük çoğunluğunu traktörler oluşturmaktadır. Traktör dışındaki tarım alet ve makineleri alt sektörü, çok az sayıda orta ölçekli kuruluş dışında son derece küçük işletmelerden oluşmaktadır.

SEKTÖREL PANORAMA

2011 yılında yaklaşık 25 milyar dolarlık büyüklüğe ulaşan makine sektörü 11 milyar dolarlık kısmını ihraç etmiştir. 2023 yılına kadar 9 kat artırılması hedeflenen sektörel ihracatın, Cumhuriyetin 100'üncü yılında 100 milyara çıkarılması hedefleniyor.

Makine imalat sektörü, ara mamül ithalatı yoğun olduğu için cari açık üzerinde doğrudan etkilidir. Bu nedenle sektör için önemli teşvik ve destekler planlanmaktadır. Bu kapsamda TÜBİTAK'ın hibe destek programlarının bütçesi 2002 yılında 12 milyon lira iken, bu ödenek 2011 yılında yaklaşık 67 kat artışla 800 milyon liraya çıkarıldı. 2002 yılında Türkiye'de kurulu teknopark sayısının sadece 2 iken, Türkiye'nin bugün 32'si faal olmak üzere 43 teknoparkı bulunuyor.

2010'da Ar-Ge harcamalarının 2000 yılına göre 3 kat artarak 9 milyar lirayı aştı, Ar-Ge harcamasının GSYİH'ye oranı ise binde 48'den binde 84'e ulaştı. Bu rakamın 2017'de yüzde 2'ye, 2023'te ise %3'e çıkarılması hedefleniyor.

Türkiye'de halen mevcut 143 OSB bulunuyor. OSB'lerde kurulu girişimlerde 1 milyona, KSS'lerde ise 500 bine yakın istihdam sağlanıyor.

Avrupa Birliği'nde 2004 yılında yapılan bir çalışmaya göre Türkiye Avrupa'nın 6. büyük makine imalatçısı konumundadır. Takım tezgahı gibi teknoloji yoğun bir imalat konusunda ise Gardner Publication'a göre 2009 yılında dünyada, imalat ve ihracat bakımından 15. konumdadır ve bu gurupta imal edilen makinelerin %80 gibi önemli bir bölümü ihraç edilmektedir.

 Uzun dönemli bir perspektiften bakıldığında, Türkiye'nin küresel ekonomiyle bağını kuran lokomotif sektörün imalat sanayi olduğu görülmektedir Türkiye'nin toplam ihracatı içinde imalat sanayi ürünlerinin payı, 1980'deki %37 düzeyinden, 2009'da %93'e ulaşmıştır.

Girişim ana faaliyetleri esas alındığında ihracatın %60,4'ü, ithalatın ise %54,5'i sanayi sektöründe faaliyet gösteren girişimler tarafından yapıldı. Ana faaliyeti ticaret olan girişimlerin ihracattaki payı %34,9, ithalattaki payı ise %32 düzeyinde gerçekleşti.

2010 yılında, ana faaliyeti sanayi olan girişimlerin ihracatının %50,1'i AB ülkelerine yapılırken, %18,1'i Yakın ve Orta Doğu ülkelerine gerçekleşti. AB ülkelerine yapılan ihracatın %65,3'ü sanayi sektörü tarafından gerçekleştirildi.

Ana faaliyeti sanayi olan girişimler, ithalatının %42,3'ü AB'den, %19,3'ünü Diğer Asya ülkelerinden, %13,7'sini AB üyesi olmayan Avrupa ülkelerinden gerçekleştirdi. Sanayi ürünleri ihracatının %61,8'ini ana faaliyeti sanayi olan girişimler gerçekleştirdi. Ana faaliyeti sanayi olan girişimlerin yaptığı ihracatın ise %94,9'u sanayi ürünleri, %2,4'ü tarım ürünleri oldu.

Sanayi ürünleri ithalatının girişim ana faaliyetine göre %52,3'ü sanayi, %38,2'si ticaret ve %9,6'sı diğer sektörler tarafından yapıldı. Ana faaliyeti sanayi olan girişimlerin ithalatının %75'ini sanayi ürünleri, %13,6'sını madencilik ürünleri ve %4,2'sini ise tarım ürünleri oluşturdu.

Türkiye'nin, 2010 yılı ilk 10 aylık döneminde en fazla makine ve aksamları ihraç ettiği ülke Almanya olup, Almanya'yı İngiltere, Fransa, İran ve Romanya takip etmiştir.

Türkiye İhracatçılar Meclisi tarafından yürütülen Türkiye'nin 2023 İhracat Stratejisinin Sektörel Kırılımı Projesi kapsamında hedeflenen 500 milyar dolarlık ihracat rakamına ulaşılabilmek amacıyla 2023 yılında Makine ve Aksamları Sektörü İhracatının 100 milyar dolar olması öngörülmüştür. Dünya pazarından %2,3'lük bir pay sahibi olunması amaçlanan çalışmada Yıllık Ortalama Artış Oranının %17,8, Türkiye İhracatı içerisindeki payın ise %18,34 olması planlanmıştır.

Genel olarak makine sektöründe ihracatta öne çıkan ürünlerde, inşaat ve madencilik makineleri, endüstriyel klima ve soğutucular, takım tezgâhları ile pompa ve kompresörler ilk sıraları almaktadır. Bu ürünlere ek olarak, reaktör, kazan, türbin, turbojet, vana, fırın, hadde ve döküm makineleri, gıda sanayii makineleri, tarım ve ormancılık makineleri, yük kaldırma, taşıma ve istifleme makineleri, yıkama, kurutma ve ütüleme makineleri, tekstil ve konfeksiyon makineleri, kauçuk ve plastik işleme makineleri, metal işleme makineleri ve takım tezgahları, motor ve yedek parçaları, büro makineleri, silah ve mühimmat ile ambalajlama makinelerinde de önemli miktarda üretim ve ihracat hacmi bulunmaktadır.

  

SEKTÖREL ANALİZ

Sektörel rekabet gücünün belirlenmesi için yapılan son araştırmalara göre petrol ve petrol ürünleri, taşıt araçları, elektrikli makineler, metal ürünler, güç kaynağı ve makineler sektörleri yükseliş kaydederken, tekstil ve hazır giyimin düşüşte olduğu görülmektedir.

Son yıllarda dış ticaret yapımızda yaşanan önemli bir değişiklik de imalat sanayinin (petrol ve doğalgaz dışı) ara malı ithalatında yaşanan artıştır. Bu artışın sebepleri arasında, yatırımlarda ve ihracattaki artışa paralel olarak, uluslararası piyasalarda emtia fiyatlarının yükselişi, ihracatın sektörel kompozisyonunun değişmesi ve kurun değerlenmesi gösterilebilir.

AB ile karşılaştırıldığında teknoloji yoğun sektörlerin Türkiye'nin toplam ihracatı içindeki payı hala çok geridedir.

Öte yandan, 2013 yılı itibari ile Türk özel sektörünün, ülkedeki toplam Ar-Ge harcamasının en az yüzde 60'ını gerçekleştirmesi hedeflenmektedir. Bu kapsamda kamu tarafından sağlanacak olan desteklerin özel sektörün Ar-Ge faaliyetlerini artırıcı yönde tasarlanması sağlanacaktır. Türkiye 2007 yılında, 355 adet uluslararası patent başvurusunda bulunmuştur. 2008 yılında bu rakam 367 olarak gerçekleşmiştir. 9. Kalkınma Planı'na göre, 2013 yılında Ar-Ge harcamalarının GSYİH içindeki payının yüzde 2'ye çıkması ve tam zamanlı araştırmacı sayısının 80.000'e çıkması planlanmaktadır.

Küresel ekonomik kriz Türkiye ekonomisini üç kanaldan etkilemiştir. Bunlar, dış ticaret imkanlarındaki daralma, finansman ve likidite koşullarındaki sıkılaşma ile beklentilerdeki kötüleşme olarak özetlenebilir. Bunlardan en önemlisi, finansmana erişimde yaşanan sorunlardır.

Sanayi Bakanlığı tarafından hazırlanan Türkiye Sanayi Stratejisi Belgesi ve Eylem Planı, sektörün çeşitli sıkıntılarını çözme yönünde adımlar atmayı ve bürokrasinin azaltılmasını hedeflemektedir.

Sanayi Üretim Endeksinde ve İmalat Sanayi Sektörü Endeksindeki Eylül ayı artışları, Türkiye'nin en büyük ticari ortağı olan Avrupa Birliği'nde her geçen gün etkisini daha fazla hissettiren ve giderek daha çok ülkeyi içine alarak ilerleyen ekonomik sorunlara ve çevre ülkelerde yaşanan sosyal ve siyasi krizlere rağmen Türkiye'nin güçlü dinamik yapısı ve ekonomide oluşan güven ortamı ile yoluna emin adımlarla devam ettiğinin önemli bir göstergesidir.

Merkez Bankası tarafından imalat sanayisinde faaliyet gösteren 2.217 işyerinin katılımıyla hazırlanan ''İmalat Sanayinde Kapasite Kullanım Oranı'' raporu sonuçlarına göre 2011 yılının eylül ayında kapasite kullanım oranı geçen yılın aynı ayına göre 2,7 puan, Ağustosa göre ise 0,1 puan artarak yüzde 76,2 olmuştur. Bu artışın en önemli kaynaklarından biri olarak iç talepteki canlanma görülmektedir.
Bu artışta firmaların geçmiş yılların alışılmış pazarları yanında yeni pazarlara yönelmiş olmalarının önemli katkısı olmuştur. Bu arada komşu ve yakın ülkelere olan ihracattaki artışın, AB ülkelerine olan ihracattan daha fazla olduğu, bu arada, Irak, Mısır ve Rusya'da Türk makinesine olan talebin de olumlu geliştiği gözlenmektedir.

Euro Bölgesi Ekim ayı sanayi sektörü verileri ve artık Avrupa'nın önde gelen ülkelerinin de ekonomik sorunlarla karşı karşıya kalması, önümüzdeki dönemde Euro Bölgesi ülkelerinin resesyona girme ihtimalini gündeme getirmektedir.

Merkez Bankasının enflasyonu frenlemek, cari açığın hedeflemeden sapmalarını minimuma indirmek ve döviz kurlarındaki artışa engel olmak amacıyla sıkılaştırıcı para politikalarına devam edeceği yönünde olan beklentiler güçlenmektedir. Bu göstergelerden hareketle sanayi üretimindeki artış hızının önümüzdeki aylarda bir miktar düşebileceği yönündeki tahminler ağırlık kazanmaktadır.

Bu arada son dönemde oldukça çok tartışılan yerli otomobil ve elektrikli otomobil üretimi konuları, sektöre belirgin bir hareketlenme getirmiş görünmektedir.

 
Sektörün Güçlü Tarafları

• Sektörün gelişmiş olması ve yeni teknolojilere açıklığı,
• Gelişmiş ülkelere göre işçilik ve mühendislik maliyetlerinin düşüklüğü,
• Esnek üretim yapısı,
• Hammaddenin önemli bir kısmının yurt içinden tedarik edilebiliyor olması,
• CE işareti alan firmaların sayısının hızla artması,
• Girişimcilik eğilimi,
• Tecrübe ve prestijli imaj,
• Gelişmekte olan komşu ve yakın ülkelere ihracat olanaklarının artması. Özellikle gıda ve ambalaj makineleri için cazip pazarlar oluşmakta,
• AB ülkelerine düşük-orta teknolojili ürünlerde ihracat olanakları,
• İç pazarın büyüme potansiyeli,
• Tüm sanayi için gelişmeye öncülük etme isteği.

Sektörün Zayıf Tarafları

• Firmaların KOBİ şeklinde yapılanmış olmasının getirdiği finansman zorlukları,
• Tasarım-geliştirme ve AR-GE çalışmalarının yetersiz olması,
• Kalifiye eleman yetersizliği,
• Uzakdoğu ülkelerinde uygulanan devlet destekleri ve düşük maliyetler, DTÖ çatısına rağmen uluslararası ticaretteki asimetrik koşullar,
• Döviz kurlarındaki dalgalanmalar,
• Riske karşı muhalif anlayış,
• Düşük işgücü hareketliliği,
• Değişime karşı direniş.

Kaynak:Dünya Gazetesi

Güncellenme Tarihi:26.12.2011