İŞ'TE KOBİ'nin avantajlarından faydalanmak için lütfen giriş yapınız.

Beni Hatırla
Şifremi Unuttum

Madencilik Sektörüne Bakış

Ekonomiye sağladığı katkı nedeniyle önem arz eden madencilik, özellikle de imalat sanayi için itici güç konumunda bir sektördür. Bir madenin aranması o bölgede gerçekleşmiş jeolojik olayların, etkili oldukları alanların, kayaç türlerinin ve geometrisinin çözümlenmesini gerektirmektedir. Arama süreci, önceden üretilmiş verilerin yorumlanmasıyla başlamakta, madenin üretilmesi ve tüketilmesi süreciyle devam etmektedir.

Dünya'da 152 ülkenin her birine düşen ortalama maden sayısı 9,3 olarak bilinmektedir. 51 maden türü dikkate alınarak yapılan sıralamaya göre, ABD 43 maden üretimi ile dünyada ilk sırada yer almaktadır. Türkiye'ye kıyasla yüzölçümleri daha büyük olan ülkelerde; örneğin Avustralya'da 35, Brezilya'da 35, Çin'de 31 adet maden üretilmektedir. Türkiye'nin 'maden türü' zenginliği yönünden iyi durumda olduğu ifade edilmektedir.

SEKTÖRÜN TÜRKİYE'DEKİ GELİŞİMİ

Türkiye'de madenciliğe yönelik bulgular M.Ö. 7000 yıllarına kadar uzanmaktadır. Doğu Anadolu'dan çıkartılan obsidiyenlerin (volkanik cama verilen eski ad) cilalı taş devrinde takas yoluyla civar kavimlere satışı da dikkate alınırsa dünya madenciliğinde Anadolu medeniyetlerinin önemi çok daha açık bir şekilde ortaya çıkmaktadır.

Cumhuriyetin ilk yıllarında Türkiye'nin maden kaynaklarının ortaya konulması amacıyla başlatılan teknik, ekonomik ve bilimsel çalışmalar MTA Enstitüsü'nün kuruluşuyla önemli bir hız kazanmıştır. 1935 sonrası MTA Enstitüsü tarafından başlatılan arama çalışmaları işletme aşamasında diğer kamu kurum ve kuruluşları ile özel sektörün faaliyetleri sonucu bugünkü düzeylerine ulaşmıştır.

Türkiye'de madencilik, Anayasa'nın öngördüğü 3213 sayılı maden kanunu ve ilgili kanunların hükümlerine göre yapılmaktadır. Tabiatta element (basit), bileşik (mürekkep) veya karışım (mahlut) halde bulunan maddeler ilgili kanuna göre maden sayılır. Söz konusu belirlenen madenler; I-Enerji madenleri, II-Metal madenleri, Altın, Bakır, Pirit, Kobalt, Nikel, Kurşun, Çinko, Gümüş, Kadmiyum, Bizmut, Nadir elementler (İndium, Galyum, İtriyum, Talyum, Germanyum), Kalay, Tantal, Tellür, Molibden, Tungsten (Wolframit, Şelit), Demir, Manganez, Titan (İlmenit, Rutil), Vanadyum, Arsenik, Cıva, Antimuan, Krom, Platin, İridyum, Paladyum, Osmiyum, Rutenyum, Alüminyum (Boksit). III-Sanayi Madenleri, IV-Kıymetli Taşlar olarak sıralanmaktadır.

SEKTÖREL PANORAMA

Türkiye madencilik sektöründe TKİ, TTK, EÜAŞ gibi kamu kuruluşları ile 100 kadar büyük sermayeli şirketin işletmesi bulunmaktadır. Sektörde çoğunluğu orta ve küçük boy olan işletmelerin 7 bin civarında maden işletmesi mevcut. Doğrudan ve dolaylı olarak 1 milyon kişiyi istihdam eden maden sektörünün 2010 yılı GSYH içindeki payı ise %1.5 civarında. Madenciliğin girdi sektörlerinde birincil ürün bazında yarattığı hâsılanın GSYH içindeki payı ise %3.6'ya kadar çıkmakta.

Üretimden 2008 yılında 10.1 milyar dolar, 2009 yılında 6.4 milyar dolar hâsıla elde eden Türk madencilik sektöründe, 2010 yılında bu rakam 10 milyar dolar olarak gerçekleşti. 2011 yılı için sektörün hâsıla beklentisinin yine 2010 yılı düzeyinde olacağı tahmin edilmekte.

 

SEKTÖREL ANALİZ

Yasal gelişmeler açısından hareketli bir dönem geçirmekte olan madencilikte kilometre taşlarından biri 2010 yılının Haziran ayında atıldı. 'Maden Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı', TBMM Genel Kurulu'nda kabul edilerek yasalaştı.

Beklediği Maden Kanunu'ndaki değişikliğe geçen yılın haziran ayında sahne olan Türkiye Madencilik Sektörü, ocak açıp üretim yapmak için de izin bekliyor. Dünyada ticareti yapılan 90 çeşit madenden 77'sinin bulunduğu Türkiye'de, madencilik sektörü portföyündeki zengin maden rezervlerini değerlendirmek ve ocak açıp üretim yapmak için izinlerde kolaylık sağlanmasını istiyor.

2015 yılında ihracatını 5 milyar dolara çıkarmayı hedefleyen Türkiye Madencilik Sektörü'nde 2009 yılında yaşanan global ekonomik krizin ardından ihracat 2010'da tekrar yükselişe geçti.Sektör, 2009 yılında 2.4 milyar dolarlık ihracatını %46 oranındaki artışla 2010 yılında 3.6 milyar dolara taşıdı. 2011 yılının ilk 6 ayında ise maden ihracatı geçen yılın aynı dönemine göre %6.05 artışla 1 milyar 844 milyon dolar oldu. 308.2 milyon dolarlık ihracatla işlenmemiş mermer grubu ihracattan en önemli payı aldı. Sektör en fazla satışını 2011 yılı Ocak-Haziran döneminde 669 milyon dolarla Çin'e yaptı. Bu ülkeyi 143.1 milyon dolarla ABD, 68 milyon dolarla İtalya, 54 milyon dolarla Belçika ve 47.2 milyon dolar ihracatla Irak takip etti.

GSYH içindeki payını 2015 yılında 10 ila 12 milyar dolara çıkarmak isteyen sektörde gerek üretim, gerekse ihracat bakımından 2011 yılında geçen seneye paralel bir performans göstermesi bekleniyor. Sektörün tekrar üretim ve ihracat atağına geçebilmesi için ilgili mercilerden beklentisinin başında, sorunları çözecek, sektörün büyümesini sağlayacak, yatırım ortamını iyileştirecek, özgün bir yasal düzenleme ve yetkin, güçlü bir Maden Bakanlığı'nın kurulması geliyor.

Bunun yanında sektör, Türkiye'deki maden potansiyelinin harekete geçirilmesi amacıyla öncelikli olarak maden kanunu uygulama yönetmeliğindeki izinlerle ilgili maddenin etkin bir şekilde işletilmesi gerektiğini vurguluyor.

Yetkililer, ancak bu şekilde ruhsatını alan madencinin, madeni işlemek için kamu kurumlarının kapısında fazla zaman harcamaktan kurtulacağını dile getiriyor.

Ayrıca Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'ndan alınan ruhsatla doğrudan işletmeye geçilmesinin önünün açılması gerektiğine vurgu yapan sektör yetkilileri, temsilcilerin ve ilgili kamu kurum ile kuruluşlarının üzerinde mutabakat sağlayabileceği, uzun vadeli bir madencilik politikasının oluşturulmasını talep ediyor.

 

Sektörün Güçlü Tarafları

  • Maden yataklarının çeşitliliği ve zenginliği,
  • Yabancı yatırımcıların sektöre ilgisinin artması,
  • Türkiye'nin ihraç pazarlarına yakınlığı,
  • Enerji sektörü ve imalat sanayinin hammaddesi olması nedeniyle dünya genelinde hammadde talebinin sürmesi,
  • AB üyelik süreci,
  • Türkiye'nin dünyanın en büyük bor rezervine (yüzde 72) sahip olması.

Sektörün Zayıf Tarafları

  • Maden yataklarının rezerv ve cevher kalitesi bakımından ekonomik işletmeciliğe uygun olmaması,
  • Özellikle enerji ham maddesinde kaynak yetersizliği,
  • Finansal ve teknolojik güce sahip kamu veya özel işletmeci kuruluşların yetersizliği,
  • Yaşanan küresel kriz nedeniyle büyümenin yavaşlaması, ekonominin durgunlaşması, dolayısıyla maden üretimi ve ihracatında daralmanın beklenmesi,
  • En önemli maden ürünlerimizden biri olan bor ürünlerinin AB ülkeleri tarafından tehlikeli madde olarak sınıflandırılması.

Kaynak:Dünya Gazetesi

(Güncellenme Tarihi:26.07.2011)