Develioğlu Tarım Başarı Hikayesi

Develioğlu Tarım Ürünleri

Hububat alım-satımı konusunda faaliyette bulunmak üzere 1995 yılında Kayseri'de kurulan firma, kurulduğu günden bugüne attığı emin adımlarla büyüyerek gelmiştir...Devamı

Madencilik Sektörüne Bakış

Madencilik Sektörüne Bakış

Ekonomiye sağladığı katkı nedeniyle önem arz eden madencilik, özellikle de imalat sanayi için itici güç konumunda bir sektördür. Bir madenin aranması o bölgede gerçekleşmiş jeolojik olayların, etkili oldukları alanların, kayaç türlerinin ve geometrisinin çözümlenmesini gerektirmektedir. Arama süreci, önceden üretilmiş verilerin yorumlanmasıyla başlamakta, madenin üretilmesi ve tüketilmesi süreciyle devam etmektedir.

Dünya'da 152 ülkenin her birine düşen ortalama maden sayısı 9,3 olarak bilinmektedir. 51 maden türü dikkate alınarak yapılan sıralamaya göre, ABD 43 maden üretimi ile dünyada ilk sırada yer almaktadır. maden1Türkiye'ye kıyasla yüzölçümleri daha büyük olan ülkelerde; örneğin Avustralya'da 35, Brezilya'da 35, Çin'de 31 adet maden üretilmektedir. Türkiye'nin 'maden türü' zenginliği yönünden iyi durumda olduğu ifade edilmektedir.

SEKTÖRÜN TÜRKİYE'DEKİ GELİŞİMİ

Türkiye'de madenciliğe yönelik bulgular M.Ö. 7000 yıllarına kadar uzanmaktadır. Doğu Anadolu'dan çıkartılan obsidiyenlerin (volkanik cama verilen eski ad) cilalı taş devrinde takas yoluyla civar kavimlere satışı da dikkate alınırsa dünya madenciliğinde Anadolu medeniyetlerinin önemi çok daha açık bir şekilde ortaya çıkmaktadır.

Cumhuriyetin ilk yıllarında Türkiye'nin maden kaynaklarının ortaya konulması amacıyla başlatılan teknik, ekonomik ve bilimsel çalışmalar MTA Enstitüsü'nün kuruluşuyla önemli bir hız kazanmıştır. 1935 sonrası MTA Enstitüsü tarafından başlatılan arama çalışmaları işletme aşamasında diğer kamu kurum ve kuruluşları ile özel sektörün faaliyetleri sonucu bugünkü düzeylerine ulaşmıştır.

Türkiye'de madencilik, Anayasa'nın öngördüğü 3213 sayılı maden kanunu ve ilgili kanunların hükümlerine göre yapılmaktadır. Tabiatta element (basit), bileşik (mürekkep) veya karışım (mahlut) halde bulunan maddeler ilgili kanuna göre maden sayılır. Söz konusu belirlenen madenler;

I-Enerji madenleri, II-Metal madenleri, Altın, Bakır, Pirit, Kobalt, Nikel, Kurşun, Çinko, Gümüş, Kadmiyum, Bizmut, Nadir elementler (İndium, Galyum, İtriyum, Talyum, Germanyum), Kalay, Tantal, Tellür, Molibden, Tungsten (Wolframit, Şelit), Demir, Manganez, Titan (İlmenit, Rutil), Vanadyum, Arsenik, Cıva, Antimuan, Krom, Platin, İridyum, Paladyum, Osmiyum, Rutenyum, Alüminyum (Boksit). III-Sanayi Madenleri, IV-Kıymetli Taşlar olarak sıralanmaktadır.

SEKTÖREL PANORAMA

Dünyada ticareti yapılan yaklaşık 90 çeşit madenden 77'sinin Türkiye'de varlığı tespit edilmiştir. Bunlardan günümüzde 60 civarında maden türünde üretim gerçekleştirilmektedir. Bu kapsamda dünyada 132 ülke arasında toplam maden üretim değeri itibarıyla 28'inci sırada yer alan Türkiye, maden çeşitliliği açısından ise 10'uncu sırada bulunmaktadır.

Türkiye Madencileri Derneği’nin verilerine göre, sektörün GSMH'deki payı yüzde 1.5 dolayında seyrediyor. Yaklaşık 12 milyar dolarlık bir parasal değeri ifade eden bu oran, madene dayalı sanayi ile birlikte düşünüldüğünde yüzde 10’ları buluyor.

Doğaltaşlar Türkiye toplam maden ihracatının yüzde 43'ünü kapsamaktadır. Doğaltaşlardan sonra krom, bakır, çinko cevherleri ile tabii boratlar ve konsantreleri maden ihracatının yoğunlaştığı diğer ürün grupları arasında yer almaktadır.

Türkiye'de bulunan diğer önemli madenler toryum, linyit, mermer, manyezit, trona, feldspat ve sodyum sülfat olarak sıralanmaktadır.

Zengin maden rezervine rağmen sektörde ithalat, ağırlıklı olarak devam etmektedir. Bu konumda net maden ithalatçısı olan Türkiye'de, özellikle kömür ve demir madenlerinin ithalatı yapılmaktadır. Dünya madencilik pazarında rekabet açısından ise Türkiye'de özellikle bor madeni dikkat çekmektedir.

SEKTÖREL ANALİZ

Türkiye'nin ihracatında 2015 yılında etkili olan düşüş hemen hemen tüm sektörleri olumsuz etkilerken, madencilik de bu düşüşten nasibini almış durumda. Gündeminde Başbakanlık Genelgesi, iş kazaları ve yeni Maden Kanunu'nun bulunduğu madencilik sektöründe ihracat 2014'te yüzde 7.7 geriledi. 2010’da 3.6 milyar doları bulan ve 2013’te yaklaşık 5 milyar dolara yükselen sektör ihracatı 2014'te 4.5 milyar dolara geriledi. Sektör temsilcileri, birçok sektörde olduğu gibi, madencilikte de düşüş yaşandığını söyleyerek, dış etkenli sorunların yanı sıra Çin’e yapılan ihracatın yüzde 26.5'lik düşmesinin bu gerilemede önemli payının bulunduğunu vurguluyor.

Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) tarafından açıklanan verilere göre, madencilik ürünleri ihracatı 2015 yılı Mart ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 22 azalarak 282 milyon dolar oldu. Ocak-Mart döneminde ise madencilik ürünleri ihracatı yüzde 23 düşüşle 840,8 milyon dolara geriledi. Geçen yılın aynı döneminde 1.1 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirilmişti. 2002’den günümüze ihracatını 7 kat büyüten sektörün 2023 yılı ihracat hedefi 23 milyar dolar.

Sektör temsilcileri, ihracatın geçen yıl düşmesinin yanı sıra yabancı yatırımcının ilgisini çeken madencilikteki potansiyelini gerektiği gibi değerlendiremediği görüşünde. Zengin maden rezervleri bulunmasına rağmen, Türkiye'de madenciliğin bugüne kadar yüzey kazılarıyla sınırlı kaldığı ifade ediliyor. Sektör temsilcileri, büyük bir derin sondaj potansiyelinin bulunmasının, uluslararası yatırımlar açısından Türkiye'nin cazip ülke konumunda bulunduğunu ifade ediyor.

Orman izinlerindeki fiyat uygulaması

Orman izinlerinde uygulanan fiyat politikası da sektör oyuncularının eleştirdiği bir başlık. Bu duruma örnek gösteren yetkililer, Balıkesir’de yaklaşık 400 kişiye 15 yıl süre ile iş imkanı sağlayacak bir yatırımın, orman idaresine yaklaşık 150 milyon dolarlık kira bedelini de beraberinde getirdiğini kaydediyor. Bu fiyat uygulamalarının ise yatırımcının geri adım atmasına neden olacağı ifade ediliyor.

Sektör temsilcilerinin duyduğu rahatsızlık orman bedellerinde yaşanan uygulamayla da sınırlı kalmıyor. Sektör oyuncuları madencilik sektörüne ait bir bakanlığın olmamasından yakınıyor. Temsilciler,  hem doğal kaynakların verimli kullanılması hem de özellikle iş sağlığı ve güvenliği açısından Maden Bakanlığı’nın kurulmasının kaçınılmaz olduğu görüşünde birleşiyor.

Madenlerde çalışanlara sigorta zorunluluğu

Sektörde bu yıl önemli yasal düzenlemeler de yürürlüğe girdi. Hazine Müsteşarlığı tarafından hazırlanan Maden Çalışanları Zorunlu Ferdi Kaza Sigortası Hakkında Kararda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Karar, Resmi Gazete'de yayımlandı. Buna göre, maden işletmelerinin, faaliyette bulunmak için ilgili kamu kurumlarına yaptıkları başvurularda çalışanlara yönelik sigorta poliçesi aranacak. Mevzuatta daha önce "ruhsat başvurularında sigorta poliçesi aranır" hükmü bulunuyordu.

Öte yandan, Maden Kanunu kapsamında devam eden kamu ihale sözleşmelerinde, yer altındaki maden işlerinde meydana gelen maliyet artışları için fiyat farkı ödenmesine ilişkin Bakanlar Kurulu kararı da yürürlüğe girdi. Karar, Kamu İhale Kanunu kapsamındaki idareler tarafından sözleşmeye bağlanan yer altı maden işlerinde uygulanacak ek fiyat farkı hesabına ilişkin usul ve esasları düzenliyor. Buna göre, ihalesi 11 Eylül 2014 ve sonrasında yapılan işlerin sözleşmelerinde karar kapsamında fiyat farkı ödemesi yapılmayacak.

'Fiyat farkı' yürürlükte

Öte yandan Maden Kanunu'nda yer alan redevans sözleşmeleri kapsamında, yer altındaki maden işlerinde meydana gelen maliyet artışlarından dolayı fiyat farkı ödenmesine ilişkin karar, mayıs ayında hayata geçti. Bakanlar Kurulu'nca kanunun geçici 29. maddesi gereğince uygulanacak ve ücret maliyetindeki artışın, çalışma sürelerinin azaltılmasının ve yer altı işlerinde çalışan işçilerin, yıllık ücretli izin sürelerinin dörder gün artırılmasının hesaplanarak fiyat farkına yansıtılacağı formül belirlendi.

 

Ücret maliyetindeki artıştan kaynaklanan fark, 11 Eylül 2014'ten itibaren hesaplanırken, çalışma saatlerinin azaltılması ve izin sürelerinin uzatılmasıyla oluşan fiyat farkı, 1 Ocak 2015 tarihinden sonrasını kapsayacak. Kararın uygulanmasıyla ortaya çıkan fiyat farkı işletmeci ile idare arasında imzalanan sözleşmedeki birim fiyatı ve redevansı etkilemeyecek.

 

Kaynak:Dünya Gazetesi
Güncellenme Tarihi:15.07.2015