Güven-El Plastik Başarı Hikayesi

Güven-El Plastik ve Kalıp San. Tic. Ltd. Şti

1965 yılından bu yana plastik kalıbı imalatı sektöründe yer alan Güven Kalıp, 1976 yılında şirketleşmiştir. 1986 yılında faaliyet alanını genişleten firma, Güven-El Plastik ve Kalıp’ı da kurarak, plastik enjeksiyon üretimine başlamıştır...Devamı

Lojistik Sektörüne Bakış

LOJİSTİK SEKTÖRÜNE BAKIŞ

Lojistik, her türlü ürün, servis hizmeti ve bilgi akışının, kaynağından nihai tüketiciye kadar olan tedarik zinciri içindeki hareketinin verimli bir şekilde planlanması, uygulanması, taşınması, depolanması ve kontrol altında tutulması hizmeti olarak nitelendirilmektedir.

Lojistik esas itibariyle askeri bir terim olduğundan ilk uygulamaları da askeri alanlar ve harp sahaları olmuş, sonrasında lojistiğe bilimsel gözle bakılmaya başlanmıştır. Lojistik zamanla müşterilerin ihtiyaçlarına cevap vermede en etkili silahlardan biri haline gelerek, doğru ürün ve hizmeti doğru yere, doğru zamanda ve uygun şartlarda ulaştırmayı temel hizmet prensibi olarak kabul etmiştir.

SEKTÖRÜN TÜRKİYE'DEKİ GELİŞİMİ

Kara, hava, deniz, demiryolu ve kombine taşımacılık alanlarındaki yatırımlarla alt yapının oluşması sonrasında 90’lı yıllarda atılıma geçilmiştir. Türk lojistik sektörü 2000 yılının başına gelindiğinde emekleme evresini geride bırakarak, yerli ve uluslararası şirketlerle işbirliğine giden, yurtdışı bürolar açan, kalite çıtasını yükselten, dinamik bir sektör haline gelmiştir.

Hizmet sektörlerinden biri olan lojistik sektörünün, ülkemizde turizmden sonra en fazla potansiyel barındıran ikinci sektör olduğu ifade edilmektedir. Türkiye; Avrupa, Balkanlar, Karadeniz, Kafkaslar, Hazar, Orta Asya, Orta Doğu ve Kuzey Afrika ülkeleri için bir dağıtım ve toplama (aktarma) merkezi olabilecek özelliği ile uluslararası lojistik açısından da çok uygun bir konumdadır. Dış Ticaret Müsteşarlığı, dış ticarette lojistiğin artan önemine paralel olarak 2007 yılı başında Anlaşmalar Genel Müdürlüğü bünyesinde "Dış Ticarette Lojistik Daire'sini kurmuştur.

Türkiye lojistik sektöründeki şirketlerin verdiği başlıca hizmetleri; uluslararası ve yurt içi kara nakliye, depo dağıtım, proje taşımacılığı, gümrüksüz depolama, nihai tüketim noktasına dağıtım ve konteyner taşımacılığı oluşturmaktadır.

Lojistik firmalarının hizmet verdiği sektörlerde tekstil-konfeksiyon ilk sırada yer alırken, bunu sırasıyla otomotiv, perakende–gıda, inşaat malzemeleri, kimya, demir-çelik ve makine sektörleri takip etmektedir.

SEKTÖREL PANORAMA

Türkiye’nin lojistikte global pazardaki konumuna bakıldığında, 160 ülkenin katıldığı Dünya Bankası Küresel Lojistik Performans Endeksi’nin 2014 verilerine göre Türkiye, 30’uncu sırada yer alıyor. 2000’li yıllardan itibaren yükselen bir ivme yakalayan Türkiye lojistik sektörü, ABD’nin hala gerisinde ancak Avrupa seviyesine yakın bir konumda gelişimini sürdürüyor. Temsilciler, bu alanda faaliyet gösteren şirketlerin sürdürülebilirlik hedefleri doğrultusunda çevreye duyarlı taşımacılık modellerine yatırım yaparak ilerlediğine değiniyor. Türkiye’nin hava, kara, deniz ve demiryolları olmak üzere tüm taşıma modlarının geçişine imkan veren coğrafi ve teknik altyapısı, lojistikte bir üs olarak öne çıkmasında önemli bir rol oynuyor.

Taşıma modları arasında denge sağlanması, bu alanda eğitimli bir işgücü ile hizmet verilmesi, etkin standartlaşma, sertifikalandırma ve akreditasyon sistemlerinin sağlanmasıyla birlikte lojistik sektörünün daha hızlı bir gelişim performansı sergilemesi bekleniyor. Taşıma modlarına yönelik entegrasyonun yanı sıra altyapıya yönelik kapsamlı yatırımların da etkisiyle lojistik sektöründe marka bilinirliğini ve global gücünü artıran Türkiye, sahip olduğu stratejik konumunun da etkisiyle bölgenin lojistik üssü olmaya aday ülkeler arasında yer alıyor. Uzmanlar, Türkiye’nin Orta Avrupa, Doğu Avrupa, Afrika ve Batı Asya’da üretim ve dağıtım için bölgesel bir merkez olma yolunda ilerlediği görüşünde birleşiyor. 2023 hedeflerine bakıldığında lojistik altyapısının güçlendirilmesine yönelik projeler öne çıkıyor. Açılması planlanan lojistik merkezler ve iyileştirilen lojistik altyapıyla Türkiye’nin, bulunduğu bölgenin lojistik merkezi olacağı öngörülüyor.

Türkiye lojistik sektörünün son beş yılda ortalama yüzde 20 büyüme kaydettiğini belirten uzmanlar, birleşme ve satın almalar sonucunda şirket sayısının azalacağını ve bu çerçevede rekabet-fiyat odaklılıktan, teknoloji odaklılığa geçiş yaşanacağını öngörüyor. Bu noktada karayolu taşımacılığı yapan lojistik firmalarının; deniz taşımasına, depolama hizmetlerine, demiryollarına ve kombine taşımacılığa yöneldiği görülüyor. Bununla birlikte araç filolarının büyümesi, depolama amacıyla alanların ortalama 10 bin metrekareden yaklaşık 50 bin metrekarelik ölçeklere ulaşması dikkat çekiyor. Uzmanlar, şirketlerin uluslararası taşımalarının ülke içindeki depolama faaliyetleriyle birleştiğini ifade ediyor.

SEKTÖREL ANALİZ

ürkiye’de turizmden sonra en fazla potansiyeli bünyesinde barındıran ikinci sektör olan lojistikte, bu yıl yaklaşık 120 milyar dolar büyüklüğe ulaşılması amaçlanıyor. 2014 yıl sonu cari fiyatlarla Türkiye Gayri Safi Yurtiçi Hasılası (GSYH) 1.75 trilyon TL’ye ulaştı. Söz konusu dönemde büyüklüğü 210 milyar TL seviyesine çıkan sektör, GSYH’nin ise yüzde 12’sini oluşturdu. Söz konusu rakamdan yolcu ve boru hattı taşımacılığının çıkarılması halinde büyüklük 105 milyar TL’de kalıyor. Ancak GSYH hesaplamasında üretim ve ticaret şirketlerinin kendi gerçekleştirdiği lojistik faaliyetler, ana faaliyetleri kapsamında değerlendiriliyor. Bu potansiyel kısım da dahil edildiğinde lojistikte pazar büyüklüğünün 200 milyar TL’ye ulaştığı tahmin ediliyor.

2014-2018 yılları arasını kapsayan 10’uncu Kalkınma Planı Öncelikli Dönüşüm Programları çerçevesinde lojistik sektörünün gelişmesi için çalışmalar yapılacağının altı çiziliyor. Lojistik sektörü, Türkiye’nin dış ticaret hedeflerine ulaşmasında önemli bir rol oynuyor. Temsilciler, sektörün altyapı eksikliklerinin giderilerek, iyileştirme planlarına odaklanarak, sektörün gelişiminin hedeflenen yönde ilerleyebileceğini kaydediyor. Ayrıca, Türkiye’nin ticaret pazarı da göz önüne alınarak, kara, hava, deniz ve demiryolu taşımacılığının bu yönde geliştirilmesi gerektiğine dikkat çekiliyor.

Türkiye, 52 bin adet çekici ile en büyük filolardan biri

Türkiye lojistik sektörü, 52 bin adet çekici araçla karayolu taşımacılığı açısından Avrupa’nın en büyük filolarından birine sahip. Ancak uzmanlar, Avrupa tarafından uygulanan geçiş belgeleri sınırlandırılmalarıyla filo gücünün önemli düzeyde performans kaybına uğradığını vurguluyor. Bununla birlikte karayolu taşımacılığında AB ülkeleri tarafından uygulanan kotaların kaldırılmasıyla Türkiye ve Avrupa ülkeleri arasındaki ticaretin kayda değer artacağı belirtiliyor. Avrupa Komisyonu’nun yaptırdığı ‘AB ile Türkiye Cumhuriyeti Arasında Bir Anlaşmanın Ekonomik Etkileri Üzerine Çalışma’ başlıklı araştırmanın sonuçları, tam serbestleşme halinde Türkiye ile AB arasındaki ticaretin 3.5 milyar euro artacağını ortaya koyuyor.

Sektör temsilcileri, AB ülkelerindeki kotaların kaldırılması için çalışırken, ithalat ve ihracat arasında hızlı değişen araç talebinin de navlun konusunda sorun oluşturduğuna dikkat çekiyor. Bunun sonucunda hizmet sağlayan ve hizmet alan tarafların yıllık hedeflerine ulaşmak açısından zorluklar yaşadığı dile getiriliyor. Bundan dolayı sektörün Lojistik Master Plan’a ihtiyaç duyduğunun altı çiziliyor. Türkiye’de bu konu uzun zamandır gündemin temel başlıklarından birini oluşturuyor. Türkiye’nin bölgesel lojistik üs merkezi haline gelmesi için hazırlanan Lojistik Master Planı’nın üç yıl sürecek hazırlama sürecinin 2016’da şekillenmeye başlaması, 2018 başında ise planın tamamen devreye girmesi bekleniyor.

Denizyolunda gemi filosu küçülüyor

Türkiye’nin ihracat taşımalarında denizyolunun hem miktar hem de değer açısından diğer taşıma modlarına göre önde olduğu görülüyor. Türkiye’nin 2015 yılının ilk yarısında gerçekleştirdiği 73.2 milyar dolarlık ihracatın değer olarak yaklaşık yüzde 53’ü denizyoluyla taşındı. İhracat taşımalarında miktar açısından da denizyolunun yüzde 86 payı bulunmasına rağmen lojistik sektörünün özellikle denizyolu taşımacılığı açısından potansiyelini yeterince kullanamadığı dile getiriliyor. Türkiye, dünya deniz ticaretinden yüzde 1.5 pay alıyor ve Türk bayraklı deniz filosu dünyada 13’üncü sıradaki yerini koruyor. Bunun yanı sıra sektörün yedi yıldır kriz yaşadığını ifade eden uzmanlar, Türk bayraklı filonun küçülme yolunda ilerlediğini kaydediyor.

Özel sektörün vagon yatırımları

Lojistik sektöründe düşük maliyetli ve daha çevreci bir taşıma modu olarak kabul edilen demiryolu, Türkiye’de son yıllarda yatırımların hızlandığı bir alan. Demiryolu Ulaştırmasının Serbestleştirilmesi Hakkında Kanun da TBMM’de kabul edilerek, 1 Mayıs 2013 tarihinde yürürlüğe girmişti. Bununla birlikte yönetmeliklerin gecikmesi özel sektördeki yatırımcıyı olumsuz etkiledi. Yasadan sonra binlerce vagon yatırımı yapmaya hazırlanan sektör, arkası gelmeyince yatırımları durdurma eğilimine girdi. Serbestleşme süreciyle ilgili sıkıntıların yanı sıra taşımacılık kısmında da büyük kayıplar yaşadıklarını dile getiren sektör temsilcileri, yol çalışmaları ve tarife değişiklikleri nedeniyle son bir yılda 2 milyon ton yük kaybı olduğunu söyledi.

Hava kargo hız kesmiyor

Küreselleşme ile uluslararası pazarların entegrasyonu doğrultusunda, global pazarda hava kargonun önemi artıyor. Türkiye de hava kargoda global pazarın ortalama üç katı hızla büyüyor. Uluslararası Hava Taşımacılığı Birliği (IATA) verilerine göre, 2014 yılı hava kargo ticareti, 2013 yılına göre yüzde 4.5 büyüdü. Türkiye’deki büyüme ise yüzde 15.1’le bunun üç katından fazla oldu. Bu yıl da Türkiye hava kargo sektörünün çift haneli büyümesi, global büyümeyi ikiye katlaması bekleniyor. Türkiye’nin kargo kapasitesinin son 12 yıllık dönemde yüzde 346 artışla hızlı bir gelişme gösterdiği görülüyor. Geçen yıl iç hatlarda 104 bin 941 ton ve dış hatlarda 737 bin 300 ton olmak üzere toplamda 842 bin 241 ton yük taşındı.

Kaynak: DÜNYA Gazetesi
Güncelleme: Eylül 2015