İŞ'TE KOBİ'nin avantajlarından faydalanmak için lütfen giriş yapınız.

Beni Hatırla
Şifremi Unuttum

Mina Kozmetik Başarı Hikayesi

Mina Kozmetik Day. Tük. Mam. İnş. Gıda San. ve Tic. Ltd. Şti

1994 yılından bu yana Diyarbakır’da toptan ve perakende kozmetik ürünlerinin ticareti konusunda faaliyet gösteren Mina Kozmetik; Hazine Müsteşarlığı Merkezi Finans ve İhale Birimi, Avrupa Konseyi Kalkınma Bankası ile Alman Kalkınma Bankası işbirliğiyle yürütülen SELP II Projesi kapsamında İş Bankası`ndan kredi kullanarak ikinci mağazasını açmıştır.Devamı

Kimya Sektörüne Bakış

KİMYA SANAYİİNE BAKIŞ

Teknoloji, Ar-Ge ve inovasyonla iç içe yaşayan kimya sanayi, birçok endüstri kolunun tedarikçi konumunda, sermaye yoğun bir sektördür. Ülkelerin gelişmişlik göstergelerinden biri olarak kabul edilen bu sektör; tüketici malları (parfüm, kozmetik, sabun, deterjan), temel kimyasallar (petrokimyasallar, plastik, sentetik kauçuk, suni elyaf, endüstriyel gazlar, gübre), özel kimyasallar (boya, mürekkep, tarım ilaçları) ve ilaç gibi alt kategorileriyle geniş bir yelpaze oluşturuyor.

Türk Kimya Sektörü hem krizin yaralarını sarmak, hem de gelişmişlik düzeyini yükseltmek için yoğun çaba sarf ediyor. Sektörün AB ve Rusya pazarının yanı sıra son dönemde Ortadoğu pazarında artan etkinliği de gözlerden kaçmıyor. Bununla birlikte son yıllarda sektörün gündeminden düşmeyen ve 2010 yılı sonundan itibaren yürürlüğe girecek Reach regülâsyonunun, AB'ye yapılan ihracat açısından nasıl bir tablo ortaya koyacağı da merak ediliyor.

SEKTÖRÜN TÜRKİYE'DEKİ GELİŞİMİ

KimyaTürkiye'de temelleri Cumhuriyetin ilanının ardından atılan Kimya Sektörü, sanayiye paralel gelişim göstermiştir. Kimyasal ürünlere olan gereksinim artarken, çeşitli sanayi kolları için ara kimyasal ürünler zamanla büyük önem kazanmıştır.

Cumhuriyet döneminde sermaye imkansızlıkları nedeniyle ilk kimya sanayi müesseseleri devlet tarafından kurulmuştur. Gemlik Suni İpek Fabrikası, Makine-Kimya Endüstrisi Kurumu, Bor Sanayi Tesisleri, Azot Sanayi ülkemizde ilk kurulan kimya fabrikaları arasında yer almıştır.

1950 yıllarında başlayan sanayileşme hamlesiyle, kimyasal maddeye olan gereksinim doğal olarak artmıştır. Ancak 1950'den itibaren başlatılan ithalatta liberasyon rejimi, ihracatın ithalatı karşılamaktan uzak kalması nedeniyle, kısa bir zaman sonra Türkiye'de baş gösteren döviz darlığı kimyasal madde ithalatını zorlaştırmıştır. Özel teşebbüs kimyasal maddeyi ülkede üretmeyi düşünmüş, ancak o tarihlerde müteşebbis daha kolay alanlarda; tekstil ve geleneksel bir sanayi kolu olan deri ve zamanla başka sanayi kollarında yatırım yapmaya başlamıştır.

Bilgiye ihtiyaç duyulduğu ve özel sektöre yabancı bir alan olduğu için bu dönemde kimya sanayiinde bir-iki basit atölyeden başka direkt yatırım gerçekleşmemiştir. Bu yüzden Türk pazarında ve özellikle tekstil alanında boya ve yardımcı kimyasal madde satan yabancı kimya fabrikaları ilk yatırımlara girişmişlerdir.

Zamanla Türk özel sektörü de kimya sanayiinde yatırıma yönelmiş, kurulan yabancı firmalar ise tevsi yoluyla kapasitelerini büyümüş ve ürün çeşitlerini artırmışlardır.
Bu arada devlet 1970 yılında önce küçük kapasiteli petrokimya tesisini Yarımca'da ve 1985 yılında da büyük kapasiteli Aliağa Petrokimya kompleksini kurmuş ve işletmeye açmıştır.
1972 ile 1990 yılları arasında Türkiye'de çeşitli küçük, orta ve büyük sayılabilecek fabrikalar Kimya Sektörü'nde yerini almaya başlamıştır.

SEKTÖREL PANORAMA

Otomotivden deri ürünlerine, cam ve tekstilden kağıda kadar birçok sektöre ürün tedarik eden Türkiye kimya sanayii, üretiminin yüzde 30'unu iç piyasaya, yüzde 70'ini de dış pazarlara sunuyor. Halen sektörde yüzde 95'i KOBİ niteliğinde olmak üzere yaklaşık 85 bin firma faaliyet gösterirken, 200 bin civarında kişi de istihdam ediliyor.

KimyaTekstil girdisinin yüzde 15'ini, deri ürünleri girdisinin yüzde 12'sini ve kağıt sektörü girdisinin ise yüzde 50'den fazlasını karşılayan kimya sanayii, imal ettiği ürünlerin yaklaşık yüzde 30'unu da doğrudan tüketiciye sunuyor. Sektörün satış büyüklüğünün 60 milyon TL civarında olduğu belirtiliyor.

Sektörde yaklaşık 2 bin 500 ürün üretiliyor. Kimya sanayi; temel kimyasallar, tüketici ürünleri, ilaç, özel&fine kimyasallar olmak üzere farklı alt gruplar şeklinde kategorize ediliyor. Petrokimyasallar, plastik, sentetik kauçuk, suni elyaf, endüstriyel gazlar ve gübreden oluşan 'temel kimyasallar' alt sektörü kimya sanayinin neredeyse yüzde 40'ını oluşturuyor. Parfüm, kozmetik, sabun ve deterjandan oluşan 'tüketici ürünleri'nin ise Kimya Sektörü içerisindeki payı yüzde 12 düzeyinde. Boya ve mürekkep, tarım ilaçları gibi kategorilerden oluşan 'Özel&Fine kimyasallar' ise kimya sanayinin yüzde 25'ini kapsıyor.

SEKTÖREL ANALİZ

2012 yılını hem iç hem de dış satışlar bakımından hareketli geçiren sektör, 2013 yılı görece durgun geçirdi. 2012 yılında 17 milyar 513 milyon dolar olan kimyevi maddeler ve mamulleri ihracatı, 2013 yılında yüzde 0,4 azalışla 17 milyar 441 milyon dolara geriledi. Kimya sektörü, geçen yıl yüzde 11,5'lik pay ile en fazla ihracat yapılan 2'nci sektör oldu.

İstanbul Kimyevi Maddeler ve Mamülleri İhracatçıları Birliği (İKMİB) değerlendirmelerine göre 2014 yılı Ocak-Nisan döneminde ise ihracat 5 milyar 805 milyon dolara ulaştı. Sektör bu dönemde en fazla ihracatı Irak, Mısır ve Birleşik Arap Emirlikleri'ne yaptı. Almanya, Malta, İtalya, Rusya, İspanya, İran ve ABD ise ilk 10'daki diğer ülkeler olarak sıralandı. Bu dönemde Birleşik Arap Emirlikleri yüzde 270 oranında rekor ihracat artışıyla dikkati çekerken, Avrupa ülkelerindeki yükselişler devam etti.

Avrupa'daki durgunluğun yerini yükselişe bıraktığı gözlenirken Almanya, İtalya ve İspanya'ya ihracattaki yüksek oranlı artışlar yılın ikinci yarısına dair umutları da artırdı.

Sektör, 2014 yılında 18 milyar dolar ihracat hedefliyor. Sektör aktörleri bunun için, istikrarlı kur üzerinden uzun vadeli satış yapmaya ihtiyaçları olduğunun altını çiziyor. Sektörün, 2023 yılında ise her sene ortalama yüzde 11 oranında artış kaydederek 50 milyar dolar ihracata ulaşması bekleniyor.

Türk kimya sektörü, ihracata paralel olarak ithalatta da artış yaşıyor. Geçen yıl 90 milyar dolarlık ithalat yapan sektörün hammadde bakımından yüzde 85 oranında dışa bağımlı olması, temel sıkıntılarının başında geliyor.

Dışa bağımlılığın azaltılması ve dolayısıyla ithalatın önüne geçilmesi için ise yeni petrokimya yatırımlarına ve mevcut petrokimya kapasitelerinin artırılmasına ihtiyaç duyuluyor. Dışa bağımlılığın azaltılması konusunda Türkiye kimya sektörünün yeterli donanıma sahip olduğunu dile getiren sektör temsilcilerine göre, bunun için de yeni teşvik sisteminin tekrar gözden geçirilmesi, katma değeri yüksek üretim ve ihracat imkânına sahip iş kollarının sektör bazında desteklenmesi gerekiyor.

Sektör temsilcileri, iç pazardaki durgunluğun aşılması amacıyla Türkiye'de yatırım ortamının geliştirilmesi gerektiğini, aksi halde beklemede olan yabancı sermaye yatırımlarının gerçekleşmeyeceği görüşünü dile getiriyor.

Sektörün tekrar hareketlenmesi için yeni yatırımların önemine işaret eden sektör aktörlerine göre, özellikle petrokimyasallar, kompozit ve ileri malzeme gibi katma değeri yüksek kimyasalların üretimine ağırlık verilmesi gerekiyor. Bu tür ürünlerin imalatı için Marmara ve Doğu Karadeniz gibi kıyı şeritlerinde ‘Kimya Endüstri Parkları' kurulmasının desteklenmesi gerektiği vurgulanıyor.

Öte yandan bazı sektör temsilcileri, kimya sektörünün zorunlu sigorta kapsamına alınması gerektiği görüşünü paylaşıyor.

ÖTV konusunda yaşanan sıkıntıların üretimin önünde ciddi bir engel oluşturduğunu vurgulayan sektör temsilcileri, teminat mektubu miktarlarının da düşürülmesini istiyor.

 

Kaynak: Dünya Gazetesi
Son Güncelleme: 27.05.2014