İŞ'TE KOBİ'nin avantajlarından faydalanmak için lütfen giriş yapınız.

Beni Hatırla
Şifremi Unuttum

Dubacı Tarım Başarı Hikayesi

Dubacı Tarım Ürünleri Sanayi ve Tic. Ltd. Şti.

Tarım Sektörü'ne Edirne'nin İpsala İlçesi'nde, çeltik yetiştiriciliği ile 1979 yılında, babadan kalma 30 dekarlık bir sahada başlayan ve bugün 2.000 dekarlık modern bir çeltik çiftliğine ulaşan Dubacı Ailesi, kiralamış olduğu araziler ile birlikte, yıllık 4.000 dekarlık bir sahada çeltik tarımı gerçekleştirmektedir...Devamı

İnşaat Sektörüne Bakış

Yarattığı katma değer ve istihdam olanaklarıyla ülke ekonomileri için çoğu zaman bir kaldıraç görevini üstlenen İnşaat Sektörü ayrı bir öneme sahiptir. Zira günümüzde 'inşaat', yalnızca çevrenin inşa edilmesini değil, bakım, onarım ve işletilmesine katkıda bulunan faaliyetlerin tümünü içerecek şekilde değerlendirilmektedir. İnşaat üretimi artık yalnızca yapının üretimi olarak algılanmamakta; çevreyle dost, sosyal sorumluluk taşıyan, sosyal yaşama, toplumsal yapıya doğrudan etki eden, saydam ve sürdürülebilir üretim anlamına da gelmektedir.

Büyük ölçüde ulusal sermayeye dayanan Türkiye İnşaat Sektörü, yüzlerce meslek dalını ilgilendirmesi nedeniyle istihdam ve üretim sürecini önemli ölçüde etkilemektedir. Ulusal ve uluslararası alanlarda büyük bir deneyime ve potansiyele sahip olan sektör, kendisine bağlı 200'den fazla alt sektörü harekete geçirme özelliğiyle 'lokomotif sektör' ve büyük istihdam kaynağı olması özelliğiyle de 'sünger sektör' olarak adlandırılmaktadır. İnşaat sektörünün hemen hemen bütün üretimi 'yatırım malı' sayılmaktadır. Sektöre girdi sağlayan ve faaliyetlerini bu sektördeki gelişmelere bağlı olarak devam ettiren öteki sektörlerin katkısı da dikkate alındığında, inşaat sektörünün GSMH içindeki payının yaklaşık %30 düzeyinde olduğu görülmektedir.

Sektörün yoğun etkileşim içinde olduğu alt sektörleri de şu şekilde sıralamak mümkündür: Yurtiçi müteahhitlik hizmetleri ve belgelendirme, yurtdışı müteahhitlik hizmetleri, teknik müşavirlik hizmetleri, gayrimenkul, finans, iş ve inşaat makineleri, inşaat malzemeleri sanayisi.

Diğer yandan inşaat malzemeleri sanayii de şu başlıklarda incelenebilir: Çimento, hazır beton, prefabrikasyon, seramik, tuğla ve kiremit, bims (ponza ve süngertaşı), alçı, kireç, gazbeton, cam, demirçelik, boru, alüminyum, ahşap, plastik, boya, doğal taşlar, yalıtım, çatı kaplama malzemeleri, ısıtma-soğutma-havalandırma, asansör, aydınlatma, mutfak ve banyo, mobilya.

SEKTÖRÜN TÜRKİYE'DEKİ GELİŞİMİ

İnşaat Sektörü, Cumhuriyet'in ilk yıllarında öncelikle demiryolu hatları ve büyük su projeleriyle başlamıştır. Bu hamle, 2. Dünya Savaşı'nın sona erip, dünyada liberalleşme rüzgârlarının esmeye başladığı 1950'lere kadar devam etmiştir.

İnşaat Sektörü'nün 50'ler ve 60'lardaki gelişiminin ardındaki temel etken, kamu altyapı yatırımlarıdır. İnşaat ve Taahhüt Sektörü'nün gelişimi bu dönemde hız kazanırken, Türkiye'nin 1952'de NATO'ya girişi, altyapı yatırımlarını artırıp, firmalara hem yabancılarla çalışıp tecrübe kazanma, hem de düşük maliyetlerle makine parkına sahip olma şansı vermiştir.

Söz konusu dönemde sanayi yatırımları daha çok özel sektöre terk edilmiş, toplam yatırımların yaklaşık yarısını teşkil eden kamu yatırımları ise ağırlıklı olarak altyapı yatırımlarından oluşmuştur. Kamu ihalelerini kazanan Türk firmaları, bu alanda edindikleri tecrübeyle daha sonraki yıllarda yurtiçinde ve yurtdışında önemli projelere imza atmaya başlamışlardır.

Başta barajlar, hidroelektrik santralleri, karayolları ve NATO ihaleleri olmak üzere bu hamle Müteahhitlik Sektörü için de büyük bir deneyim ve atılım anlamına gelmiştir.

Türkiye'de 1980'li yıllardan itibaren ciddi gelişim göstermiş olan İnşaat Sektörü'nün büyüme eğilimi, 1988 yılından sonra yavaşlamıştır. Ayrıca 1988 yılında liberalizasyon süreci ve artan faizlerle yükseliş gösteren yatırım maliyetleri sonucu, inşaat talebi düşmüştür. 1993-2003 döneminde Türkiye Ekonomisi %26,13 oranında büyürken, İnşaat, Kamu İnşaat Sektörü'ndeki yatırımların azalması sonucu ana sektörler arasında küçülen tek sektör olarak %22,4 oranında daralma göstermiştir.

Konut Sektörü, 2004 yılından itibaren ise canlanmaya başlamış, 2005'in ilk yarısında inşaat ruhsatlarındaki artış oranı, bir önceki yılın aynı dönemine kıyasla %40 olmuştur.

Türk Müteahhitleri 1970'li yılların başlarından bugüne kadar geçen sürede 70 ülkede sayıları 5000 civarında proje gerçekleştirmiştir. Bunların toplam bedeli 130 milyar USD civarındadır.

SEKTÖREL PANORAMA

İnşaat Sektörü'nün GSYH içindeki payının son 5 yıllık gelişimi incelendiğinde %5,8-6,5 arasında değiştiği görülmektedir. 2006 yılında %18,5 gibi yüksek bir büyüme oranı yakalayan sektörün aynı yıl GSYH'den aldığı pay %6,4 olurken, 2007 yılında %5,7 büyümesine karşın katkısı %6,5 olarak gerçekleşmiştir. 2008 yılında ise %7,6 küçülen İnşaat Sektörü'nün aynı yıl GSYH'den aldığı pay %5,9, 2009'da ise % 5.2 olmuştur.

2010 yılının ilk 3 çeyreğinde ise bu katkı sabit oranlarla %5.6'ya yükselmiştir.

2006 yılında Türkiye'nin ekonomik büyümesinde yakalanan %7'lik rakamın yaklaşık %20'si inşaat ve inşaat malzemeleri sektörlerindeki büyümeden kaynaklanmıştır. 2007 yılında İnşaat Sektörü 22,41 milyar USD, inşaat malzemeleri sektörü de 5,75 milyar USD katma değer yaratmıştır.

2008 yılında ise, global ölçüde tüm sektörlerde hissedilen yavaşlama nedeniyle İnşaat Sektörü %7,6 daralmıştı. Sektör, 2009'da da %16 daralarak 36.6 milyar TL'ye gerilemiştir. 2010 yılında ise, yılın 3'üncü çeyreğinde gerçekleştirdiği 11.63 milyar TL'lik cari değerle ilk 9 ay sonunda kamu ve özel sektörün yaptığı yatırımlarla 33,36 milyar dolara ulaşmıştır.

İnşaat maliyetleriyle ilgili önemli bir gösterge olan Bina İnşaatı Maliyet Endeksi, 2010 yılı 4. dönem itibariyle, bir önceki yılın aynı dönemine göre %5.75'lik artışla 147.08 puan düzeyinde bulunmaktadır.

Sektörün toplam istihdama katkısı %15 oranındadır. TÜİK tarafından gerçekleştirilen Hane Halkı İşgücü Anketi sonuçlarına göre sektörün 2006 yılında toplam istihdam içerisindeki payı %5,7, 2007 yılında ise 35 bin kişilik artışla %5,8 olarak gerçekleşmiştir.

2010 yılı Şubat ayı sonunda ise İnşaat Sektörü'ndeki istihdam 1 milyon 133 bin bin kişi olarak kayıtlara geçmiştir. Bu rakamla İnşaat Sektörü'nün toplam istihdamdaki payı ise %5.3 olarak gerçekleşmiştir.

2011 yılı Mayıs ayında yayımlanan son rakamlara göre 2011 Şubat ayı itibariyle TÜİK verilerine göre İnşaat Sektörü'ndeki istihdam 1 milyon 338 bin kişi ile %5,9 olup, bu sayının 52 bini kadındır. İnşaat Sektörü'nün istihdam ettiği kişi sayısı 2011 Şubat ayı itibariyle son bir yılda yaklaşık 205 bin kişi artmıştır.

Diğer yandan NACE Rev.2′ye göre hesaplanan 2005=100 temel yıllı, Üç Aylık  İnşaat Sektörü İstihdam Endeksi 2011 yılı 1. döneminde bir önceki yılın aynı dönemine göre %7,2 artmıştır.

Bina İnşaatı Sektörü İstihdam Endeksi %8,2 artarak 69,3′ten  75,0′a, Bina Dışı İnşaat Sektörü İstihdam Endeksi %5,8 artarak  98,9′dan 104,6′ya yükselmiştir.

Üç Aylık İnşaat Sektöründe Çalışılan Saat Endeksi 2011 yılı 1.  döneminde bir önceki yılın aynı dönemine göre %6,4 artmıştır. Bina İnşaatı Sektörü Çalışılan Saat Endeksi %6,4 artarak 68,8′den  73,2′ye, Bina Dışı İnşaat Sektörü Çalışılan Saat Endeksi %6,3 artarak  99,0′dan 105,2′ye yükselmiştir.Üç Aylık İnşaat Sektöründe Brüt Ücret-Maaş Endeksi 2011 yılı 1.  döneminde bir önceki yılın aynı dönemine göre % 16,8 artmıştır.

Bina İnşaatı Sektöründe Brüt Ücret-Maaş Endeksi %18,5 artarak  122,5′ten 145,3′e  Bina Dışı İnşaat Sektöründe Brüt Ücret-Maaş Endeksi  %14,9 artarak 172,9′dan 198,5′e yükselmiştir.

2008 yılında kurulan şirket ve kooperatiflerin %14'ü, kapanan şirket ve kooperatiflerin ise %13'ü inşaat alanında hizmet vermektedir.

2010 yılının ilk dokuz ayında bir önceki yıla göre yapı ruhsatı alan bina sayısı %10,3 artarak 68 bin 531'den, 75 bin 569'a çıkmıştır. 2010 yılında, önceki yıla göre belediyeler tarafından Yapı Ruhsatı verilen yapıların yüzölçümünde %30, bina sayısında %10,3, değerinde %38,4, daire sayısında %34,1 oranında artış kaydedilmiştir.

SEKTÖREL ANALİZ

Türkiye'de 2010 yılında inşaat izinlerinde gözle görülür bir artış yaşanmıştır. 2010 yılının ilk 9 aylık döneminde verilen inşaat izinlerinin toplam sayısı geçen senenin aynı dönemine kıyasla %41 artış göstermiştir. Her ne kadar tecrübeler bu izin alan inşaatlarının %60 ila 70'inin gelecek yıl inşa edileceğini gösterse de, sayılar 2011/2012 döneminde İnşaat Sektörü'nde bir büyüme yaşanacağının göstergesi olarak kabul edilebilir. Daha geniş bir perspektiften bakıldığında önümüzdeki 5 yıl için sektörün en büyük pazarlarının Türkiye ve Rusya olacağı görülüyor. 2011'in ortalarından itibaren Ukrayna'nın da Türk İnşaat Sektörü için önemli bir pazar olarak yeniden ortaya çıkması beklenmektedir.

Türkiye'nin İnşaat Sektörü'ndeki olumlu görünümün temelinde birbiriyle bağlantılı dört gelişme dikkat çekmektedir. Bunlardan en önemlisi her yıl 1 milyon civarında seyreden nüfus artışıdır. Bu rakam, yılda ortalama 200 bin yeni konut ihtiyacı anlamına gelmektedir. İkinci önemli faktör, hanelerdeki nüfus sayısında görülen azalmadır. İş veya eğitim nedeniyle kırsal alandan kentlere yaşanan göçün konut talebini artıracak 3'üncü neden olduğu düşünülürken, Türk ekonomisinde devam eden pozitif büyüme eğilimi de talep artışı beklentilerini güçlendiren 4'üncü faktör olarak göze çarpmaktadır.

Yapılan anketlerde ve görüşmelerde sektör oyuncularının daha hızlı büyüme için talepleri 'istihdam ve vergi yüklerinin azaltılması, KDV oranının düşürülmesi, yeni finansman araçları sunulması ve kampanyalar düzenlenmesi, elektrik ve doğalgaz maliyetlerinin düşürülmesi, özel sektör inşaat yatırımlarının desteklenmesi ile tapu harçlarının indirilmesi' şeklinde sıralanıyor.

Sektör profesyonelleri, inşaat sektörünün en önemli problemlerinden kayıt dışıyla mücadele için de tedbirler alınmasını, ayrıca konut kredisi vadelerinin uzatılmasını ve emlak vergilerinin düşürülmesini talep ediyorlar.

Uzmanlar, yeni bir uluslararası kriz yaşanmaması durumunda Türkiye'de inşaat izinlerinin 2013 yılında 800 bin kadar, tamamlanmış konut sayısının da 600 bin kadar olması bekleniyor.

Tüm Avrupa ülkelerinin konut dışı inşaat sektörlerinde konut sektörüne kıyasla daha büyük dalgalanmalar görülmektedir. Bu nedenle Türkiye'nin konut dışı inşaat sektöründeki inşaat izinlerine 2010 yılında yüzde 37 gibi bir artış görülmüş olması anormal değildir. Türkiye'deki iki haneli büyümenin 2011'de de devam etmesi beklenmektedir. Ancak konut dışı inşaat sektörünün döngüsel doğası izin sayılarının 2012 veya 2013 yıllarında bir azalma göstereceğinin sinyallerini vermektedir.

Orta vadede güçlü ekonomik büyüme ofis ve ticari binalar için istikrarlı bir talebe neden olacaktır. Perakende sektöründe son birkaç yılda inşa edilen alışveriş merkezlerinin sayısı zaten artış göstermiştir, bu trendin zayıflayarak da olsa bir süre daha devam etmesi beklenmektedir. Otel inşaatlarındaki artışın ise ofis ve ticari binalardaki kadar yüksek olması beklenmemektedir.

Türkiye'nin içinden ve özelikle çevre ülkelerinden gelen yüksek talep, gelecekte Türk inşaat şirketlerinin faydalanabileceği pek çok fırsat barındırmaktadır.

 

Sektörün Güçlü Tarafları

  • Güçlü makine parkı,
  • Deneyimli teknik eleman,
  • Teknolojik bilgi birikimi,
  • Farklı gelir gruplarına yönelik alternatif projeler üretilebilmesi,
  • Katma değerin tamamının yerli üretim olması,
  • Yurtdışı iş deneyiminin yüksek olması,
  • Büyüyen ekonomi paralelinde yükselen gayrimenkul talebi,
  • Kentsel dönüşüm ve yenilemenin talebe dönüştürülebilmesi,
  • Yoğun girişimcilik.

Sektörün Zayıf Tarafları

  • Uygun arsa bulmada yaşanan güçlükler,
  • Yetersiz sayıda kalifiye inşaat işçisi,
  • Yurtdışı müteahhitlik sektörüne verilen teşviklerin azlığı,
  • Kayıt dışı olması,
  • Sigorta mekanizmasındaki zafiyetler,
  • Kamu yatırımlarına aşırı duyarlılık,
  • Kısalan taahhüt süreleri.

 

Kaynak:Dünya Gazetesi

(Güncellenme Tarihi:16.06.2011)