İŞ'TE KOBİ'nin avantajlarından faydalanmak için lütfen giriş yapınız.

Beni Hatırla
Şifremi Unuttum

Elektrik - Elektronik Sektörüne Bakış

Elektrik - Elektronik Sektörüne Bakış

Elektrik - elektronik, bugün tek başına sektör olmaktan çıkarak, diğer tüm sektörleri de geliştiren, verimlilik artışı sağlayan bir sanayi dalı haline dönüşmüştür.

Türkiye'de, elektrik ve elektronik sanayiinin geçmişi çok uzun olmamakla birlikte, özellikle son 20 yılda sektörde hızlı bir yol alınmıştır. Bununla birlikte sektörde dünyadaki gelişim trendine ayak uydurmanın ancak planlı bir gelişme ve hatta bir sıçrama ile mümkün olabileceği vurgulanmaktadır. Türk ekonomisinde çok önemli bir yeri olan küçük ve orta büyüklükteki işletmelere (KOBİ) daha fazla destek olunması ve Ar-Ge çalışmalarına hız verilmesinin de bu süreçte büyük önem taşıdığının altı çizilmektedir.

Sektörün Tarihsel Gelişimi

Türkiye'de elektrik-elektronik sanayiinin oluşum başlangıcı, uzun ve büyük bir dış ödemeler dengesizliğinin arkasından kotalı ithalat sisteminin uygulandığı 1958 yılı olarak kabul edilmektedir. Bu tarihten önce ve daha sonra bazı kuruluşların sabit ve mobil çeşitli telsiz cihazlarını ürettikleri de bir görülmektedir.

Kota rejiminin tatbiki ile radyo, pikap vb dayanıklı tüketim ürünlerinin ithalatı yasaklanmış ve bunun neticesi olarak da bu cihazların sadece yerli işçilik katkısı ile montaj faaliyetleri başlamıştır. Daha sonra yine kotalarla giderek azalan şekilde muayyen parçaların ithaline müsaade edilmek suretiyle yerli katkının artırılması sağlanmıştır.

14 Nisan 1964 tarihinde yürürlüğe giren "Montaj Sanayii Talimatı" bu alanda düzenleyici bir unsur olmuştur.

18 Mayıs 1964 tarihli Milli Güvenlik Kurulu toplantısında ülkede elektronik sanayii kurulması için çalışmalar yapılması kararı alınmış ve Birinci Beş Yıllık Kalkınma Planının 1965 yılı programına elektronik sanayii kurulması ile ilgili fizibilite raporu hazırlanması kararı eklenmiştir. Bu görev önce MKE Kurumuna, daha sonra PTT Genel Müdürlüğüne verilmiş, bu teşkilat tarafından hazırlanan rapor Temmuz 1967'de ilgililere teslim edilmiştir.

Birinci Beş Yıllık Kalkınma Planında (1963-1967) elektrik sanayii içinde bulunan elektronik sanayiine İkinci Beş Yıllık Kalkınma Planında (1968-1972) ilk defa ayrı bir sanayi sektörü olarak yer verilmiştir.

Altmışlı yıllarda İTÜ'nün İstanbul'da FM ve deneysel TV yayınları bu alanda bir pazar açılmasına yardımcı olmuş, 1968'de siyah beyaz TV üretimi başlamıştır. Altmışlı yılların ikinci yarısında haberleşme cihazları sanayiinin temelleri atılmıştır. Dolayısı ile Türk Elektrik-Elektronik Sanayiinde 1960'lı yılların, özellikle 1965-1970 arasının çok önemli bir yeri bulunmaktadır.

Bundan sonra TRT'nin 1972'den itibaren sürekli TV yayınlarına başlaması, 1983'te renkli TV'ye geçiş bir taraftan radyo, diğer taraftan TV yayınlarının yurt sathına yayılmasını sağlamak üzere TRT ve PTT tarafından gösterilen çabalar elektronik tüketim cihazları pazarının yaratılması ve genişlemesini sağlamıştır.

Aynı şekilde PTT yatırımları, haberleşme cihazları sanayiinin gelişiminde çok büyük etken olmuştur.

Bu şekilde ilk çalışmaları yapılan Türk Elektronik Sanayii, dayanıklı tüketim ürünleri, haberleşme cihazları ve ürünleri, diğer profesyonel ve endüstriyel cihazlar, komponentler, savunma elektroniği ve bilgi işlem cihazları alanlarında gelişerek bugünlere gelmiş ve 1958'den bu yana geçen zaman içinde tablo büyük ölçüde değişmiştir.

Bugün oldukça yüksek yerli katkılarla birçok elektronik ürün ülkemizde üretilmektedir. Sektörde faaliyet gösteren şirketler, birçok alanda, ülkenin tüm ihtiyacını karşılayacak imkan ve kapasitelere sahip oldukları gibi ihracat da yapmaktadırlar.

20 yıl önce 1988 yılında yaklaşık 1 milyar dolar olan elektronik sanayi yıllık üretimi 2008 yılında 10 milyar dolara çıkmıştır.

Sektörel Panorama

Türk Elektronik Sanayiine dünya ölçeklerinde bakıldığında her ne kadar istenilen boyutlarda olmadığı görülmekte ise de, elektronik sanayi sektörünün dinamizmi, geleceğe ümitle bakılmasını sağlamaktadır. Bugün ulusal ihracat stratejisi oluşturulurken, dış pazarlarda rekabet üstünlüğü sağlayacak hedef sektörlerin başında Elektrik-Elektronik Sanayi gelmektedir.

 Türkiye elektronik sanayii 2010 yılında, 11,3 milyar ABD doları tutarında üretim, yaklaşık 45.000 kişilik istihdam, 5,6 milyar ABD dolarlık dışsatım hacmiyle reel sektörler arasında önemli bir yer işgal etmektedir. Sektörle ilgili mühendislik ve hizmet alanında da 18 milyar ABD doları iş hacmi ve 100.000 kişilik istihdam yaratılmıştır.

Dışsatımın %33'ünü tüketici elektroniği, %.5'ini bileşenler, %34.6'sını telekomünikasyon cihazları, %13.8'ini profesyonel ve endüstriyel cihazlar, %2.1'ini bilgisayar cihazları alt sektörü gerçekleştirmektedir.

Dışalım rakamı da 2009 yılına göre %18.7 oranında artarak 2009 yılında 12.227 milyon dolar iken 2010 yılında 14.511 milyon dolar olmuştur. Dışalımın %34.1'i profesyonel ve endüstriyel cihazlar, %25'i telekomünikasyon cihazları, % 19.4'ü bilgisayar cihazları alt sektörleri tarafından yapılmaktadır.

Sektörde 2010 yılında Ar-Ge harcamaları ise yaklaşık 225 milyon dolar olup, toplam ciroya göre oranı %2 düzeyindedir. Türkiye genelinde bu oranın %0,8 civarında olduğu düşünülürse elektronik sanayiinin Ar-Ge çalışmalarına verdiği önem ortaya çıkmaktadır.

Sektörel Analiz

Elektrik-elektronik sektörü, artık tek başına bir sanayi dalı olmaktan çıkarak diğer tüm sektörleri geliştiren, verimlilik artışını sağlayan lokomotif bir sanayiye dönüşmüş durumda. Katkı sağladığı üretim ve hizmet alanlarında verimliliği ve kaliteyi artıran sektör için, dünya ölçeğinde yapılan tahminler, elektronik sanayinin toplam üretim içindeki payının artmaya devam edeceği yönünde.

2023 yılı için yapılan tahminlerde, dünya ihracatının 34 trilyon dolara, elektrik-elektronik sektörü ihracatının ise 7 trilyon dolara ulaşacağı öngörülmektedir. Bu rakam, sektör ihracatının toplam ihracata oranının yüzde 21'e çıkacağına işaret etmektedir.

Sektörde özellikle gömülü yazılımın payının artacağı beklentisi hakim iken, sektör aktörleri Türkiye'nin bu gelişmelere ayak uydurabilmesi ve pazardaki payını artırabilmesi için elektronik sanayiide sıçrama yapması gerektiğine dikkat çekmektedirler.

Bunun için ise, elektroniğin stratejik sektör olarak tanımlanması, özel olarak teşvik edilmesi, ihracatta yol haritasının belirlenmesi ve belirlenecek hedef pazarlara yönelik şimdiden çalışmalar yürütülmesi gerektiği belirtilmektedir. Sektör aktörlerine göre, Türkiye'nin dünya elektronik pazarındaki ihracat payının, 2023 hedeflerinde yer alan binde 6'ya yükselebilmesi bu adımlara bağlı.

Sektör aktörleri ayrıca, büyük şirketler kadar, Türk ekonomisinde çok önemli bir yer tutan KOBİ'lere de büyük görev düştüğünü kaydederek, sektörün uzun dönemli olarak yaşatılması için, Türkiye'de KOBİ ölçeğindeki elektronik yan sanayi ve bağımsız tasarım evlerinin yayılımının sağlanması gerektiği görüşünde.

"Yerli oranı artırılmalı"

Sektörde sürdürülebilir büyüme için öneriler ise üç ana başlıkta toplanmaktadır; Ar-Ge, üretim ve regülasyon.  Ar-Ge alanında verilen desteklerden olumlu sonuçlar bekleyen sektör temsilcileri, Ar-Ge Faaliyetlerinin Desteklenmesi Hakkında Çıkarılan Kanun ve SANTEZ teşvik modelleri gibi atılan adımların, sektörün önünü açacağı görüşünde.

Dikkat çekilen nokta ise sistemin sanayi tarafından etkin bir şekilde kullanımı, stratejik sektörlerde kapsamının genişletilmesi ve en önemlisi sürekliliğinin korunması. Sektör aktörlerine göre, artık Ar-Ge çıktılarının üretime dönüşümü de teşvik edilmeli. Yüksek elektronik ithalatı yapan sektörlerin ihtiyaçlarının, yerli üretim ile karşılanması teşvik edilmeli.

Sektör temsilcilerine göre, bir diğer önemli nokta ise, savunma sanayiinde başarıyla uygulanan yerlileşme oranının artırılması politikasının, elektronik sektörü için de kararlılıkla sağlanması gerektiği. Buna göre kamu projelerinde yüzde 15 yerli tedarik modeli tüm alımlarda dikkate alınmalı, potansiyel kamu gereksinmeleri hakkında önceden bilgi verilmeli ve sektörün hazırlık yapabilmesi olanağı yaratılmalı. Ar-Ge çıktılarının ticarileşebilmesi için kamu ihalelerinde yerli ve yeni geliştirilen ürünler için referans şartı da aranmamalı.

Regülasyon noktasında öneri ise, dijital TV yayınına geçilmesi. Buna göre, bir dijital TV kanalına göre 3-5 kat daha fazla frekans spektrumu kullanan karasal analog TV yayınının sona erdirilmesi ile birlikte genişbantlı hizmetler için ihtiyaç olunan frekans spektrumu yaratılabilir. Dijital TV yayınlarında ayrıca, AB'de olduğu gibi Türkiye de ülke spekleri acilen belirlenmeli ve Türkiye pazarına sunulacak ürünlerin, bu speklere uygunluğu kontrol edilmeli. Kullanıcılarının sertifikalı ürünleri ayırt etmeleri için dijital onay logosu tanımlanmalı. Ülke speklerine uygun olmayan ürünlerin pazara sunulması ise önlenmeli. Ayrıca M2M (Machine to Machine - Makineden Makineye) uygulamalarına yönelik düzenleme yapılmalı. Cihazlara entegre edilen data SİM kart maliyeti, geleceği açık olan bu uygulamalarının önünde engel teşkil etmemeli. 

Sektörün Güçlü Tarafları:

  • Dünya pazarlarına coğrafi yakınlık,
  • Uluslararası pazarlara ihracat yapan, profesyonelleşmiş organizasyonel kadrolar ve yapılar,
  • Genç, yeniliklere açık ve kolay uyum gösteren nüfus yapısı,
  • Gelişmiş iletişim ağı,
  • Kalite kavramının sektördeki firmalarca ön planda tutulması, kalite politikalarının geliştirilmiş olması,
  • Gelişmiş üretim altyapısının varlığı, büyük ölçekli ve esnek üretim yöntemlerinin uygulanabilmesi.

Sektörün Zayıf Tarafları:

  • Sektörde yaşanan hızlı teknolojik gelişmelerin izlenmesinde Ar-Ge çalışmalarının ve mali kaynakların yetersiz kalması,
  • Özgün teknoloji, ürün, sistem yetersizliği,
  • Eğitim altyapısının sektör nitelikli eleman ihtiyacına nitelik ve nicelik olarak cevap verememesi,
  • Yüksek vergi oranları,
  • Yerli malı alım ve kullanımının özendirilmeyişi, yeterince desteklenmeyişi,
  • Hedef pazarlar için geçerli sertifikasyon işlemlerinde yetersizlik, dışa bağımlılığın yok edilemeyişi,
  • Üniversite - sanayi işbirliğinin istenen seviyede olmayışı.

Kaynak: Dünya Gazetesi

Güncellenme Tarihi: 22.09.2011