İŞ'TE KOBİ'nin avantajlarından faydalanmak için lütfen giriş yapınız.

Beni Hatırla
Şifremi Unuttum

Demir Çelik Sektörüne Bakış

Demir çelik, Türkiye ekonomisinin büyümesinde lokomotif görev üstlenen sektörler arasına adını yazdırmayı başarmıştır. Küresel krizde gelişmiş ülkelere göre daha hızlı iyileşme kaydeden Türk demir çelik sektörü, dünyanın en çok ham çelik üreten 9'uncu ülkesi konumuna ulaşmıştır. Global ölçekte keskin rekabetin yaşandığı bu sektörde Türkiye, rekabetçi gücünü aldığı çok yönlü tedbirlerle de korumaya çalışmaktadır.

SEKTÖRÜN TÜRKİYE'DEKİ GELİŞİMİ

Türkiye'de demir çelik üretimi ilk kez 1928 yılında, savunma sanayiinin çelik ihtiyacını karşılamak amacıyla, Kırıkkale'de, şu anda Makine ve Kimya Endüstrisi Kurumu (MKE) olarak bilinen tesiste başlamıştır.

Karabük Demir Çelik Fabrikaları (KARDEMİR), 1937 yılında Türkiye'nin uzun ürün talebini karşılamak üzere ilk entegre demir çelik tesisi olarak faaliyetlerine başlarken, yassı ürün talebini karşılamak için de, ikinci entegre tesis olan Ereğli Demir Çelik Fabrikaları (ERDEMİR) 1965 yılında işletmeye açılmıştır.

1977 yılında, uzun ürün ve yarı mamul talebini karşılayabilmek amacıyla da, Türkiye'nin üçüncü entegre tesisi olan İskenderun Demir Çelik Fabrikaları (İSDEMİR) üretime başlamıştır.

1960'lı yıllardan itibaren özel sektöre ait elektrik ark ocaklı tesislerin de faaliyete geçmeye başlaması ve 1970'li yıllarda İSDEMİR'in ve özel sektöre ait 5 ark ocaklı kuruluşun işletmeye açılması ile 1980 yılında Türk Demir Çelik Endüstrisi, yıllık 4,2 milyon ton ham çelik üretim kapasitesine ulaşmıştır.

1980'li yıllarda yaşanan ekonomideki liberalleşme hareketleri, sadece Türk ekonomisi açısından değil, demir çelik endüstrisinin gelişimi açısından da, bir dönüm noktası olmuştur. Türk Demir Çelik Sektörü 1980'li yıllarda, yeni elektrik ark ocaklı tesislerin kurulmasına ve ekonomik yapıdaki gelişmelere paralel olarak, büyük bir gelişme göstermiştir.

1996 yılında, AB ile imzalanan AKÇT (Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu) Serbest Ticaret Anlaşması, demir çelik sektörünü, Avrupa Birliği ile entegre olmasına imkan sağlamıştır. Sektör, 1996 yılından bu yana, Avrupa Birliği'nde yerleşik çelik üreticileriyle, maliyetler açısından bazı dezavantajlarına rağmen, başa baş rekabet etme becerisini göstermiş ve AB piyasasında ciddi bir pazar payına sahip olmuştur.

SEKTÖREL PANORAMA

Sektörde bugün itibariyle 29 firma faaliyet göstermektedir. Bunlardan 3'ü Entegre (BOF), 3'ü İndüksiyon Ocaklı (İO)  ve 23'ü Elektrik Ark Ocaklı (EAO) olarak çalışmaktadırlar. Türkiye Demir Çelik Üreticileri Derneği (DÇÜD) verilerine göre; Türkiye'de 2009 yılında 265 kg olan kişi başına ham çelik tüketimi 2010 yılında 340 kg'a yükselmiştir. Türkiye'nin ham çelik üretim kapasitesi ise 2010 yılında 42.7 milyon ton olarak kayıtlara geçmiştir.

Dünya ham çelik üretiminde lider olan Çin toplam üretimden %46 pay alırken, 2011 yılı Ocak-Haziran dönemi ham çelik üretiminde Türkiye %2.2 payla 10'uncu sırada yer almış, Avrupa'nın ise en büyük ikinci üreticisi olmuştur.

SEKTÖREL ANALİZ

Türkiye'de ham çelik üretimi, 2011 yılının ilk yarısında geçen yılın aynı dönemine göre %21.3 oranında artışla, 16.4 milyon tona ulaşmıştır. 16.4 milyon tonluk üretimin %70.5'i uzun yarı ürün olan kütüklere, %29.5'i ise yassı yarı ürün olan slaba aittir.

2011 yılının ilk yarısında, üretimini %21.3 oranında artıran sektör, en büyük 15 çelik üreticisi ülke arasında, en yüksek üretim artışını yakalamıştır. Elde edilen bu performansta, 2010 yılının ilk yarısında düşük seviyede kalan üretimden kaynaklanan baz etkisinin yanında, sektörün yassı ürünler başta olmak üzere, yeni kapasite yatırımlarındaki hızlı artışın da önemli bir etkisi bulunmaktadır.

TÜK verilerine göre, 2011 yılı 6 aylık döneminde 9.4 milyon ton demir çelik ihraç edilmiştir. Söz konusu dönemde toplam demir çelik ihracatı değer bakımından %31.5 oranında artışla, 8.2 milyar dolar olmuştur.

Türkiye Demir Çelik Üreticileri Derneği öngörülerine göre yılsonunda 34 milyon ton ham çelik üretimine ulaşılacağı eklenmektedir. 2011 yılında, global krizin etkilerinin kademeli bir şekilde ortadan kalkmasına bağlı olarak, tamamlanan yatırımlarla birlikte, 2011 yılı sonunda ham çelik üretiminde %15 demir çelik ürün ihracatında, miktar bazında %10, değer bazında ise %20'nin üzerinde artış yaşanacağı tahmin edilmektedir.

Sektörün Güçlü Tarafları

UZUN ÜRÜN

  • Talebin ve tüketimin güçlü olması,
  • Yüksek kapasite oranları ve kalite ile çalışılması,
  • Firmaların ve karar mekanizmalarının dinamik yapısı,
  • Tesislerin büyük bir bölümünün yeni ve güçlü teknolojik yapıya sahip olmaları,
  • Altyapı ve inşaat sektörlerinin yüksek miktarlardaki ihtiyaçları,
  • Orta Doğu, Doğu Avrupa ve Kuzey Afrika gibi büyüyen pazarlara yakınlık,
  • AB mevzuatına uyum çalışmaları,
  • Teknik bilginin yüksek seviyede bulunması ve teknolojik gelişmelerin yakından takip edilmesi,
  • Sektörün tümüyle özel sektör hüviyeti kazanması,

YASSI ÜRÜN

  • Teknolojik donanım ve tecrübe itibariyle uluslararası rekabet gücü,
  • Uluslararası standartlarda katma değeri yüksek ürün üretimine odaklılık,
  • Dönüşüm programları çerçevesinde kapasitedeki iyileştirmeler,
  • Orta Doğu, Doğu Avrupa ve Kuzey Afrika gibi büyüyen pazarlara yakınlık,
  • Kalifiye işgücü,
  • Yüksek çevre bilinci ve çevre koruma faaliyetlerinin sürdürülmesi,
  • AR-GE bilincinin gelişmiş olması,
  • Otomotiv, dayanıklı tüketim eşyası, gemi inşa, levha, zırh çeliği ve paketleme gibi yassı çelik tüketen sektörlerdeki büyüme potansiyeli,
  • Yurtiçi çelik tüketiminde büyük gelişme potansiyeli.

Sektörün Zayıf Tarafları

UZUN ÜRÜN

  • Başta enerji olmak üzere, girdi maliyetlerinin yüksek olması,
  • Yüksek maliyetli çevre yatırımları,
  • Çevre ve Orman Bakanlığı'nın girdi maliyetlerini arttıran yüksek maliyetli çevre katkı payı uygulaması,
  • Çevre ve Orman Bakanlığı'nın yatırımları yavaşlatan yönüyle, rekabet gücünü düşüren yaklaşımları,
  • Hammaddenin önemli bir kısmının ithalat yoluyla temin edilmesi,
  • Kalitesiz ve ucuz ürün ithalatını engelleyici mekanizmaların bulunmaması,
  • Piyasadaki üretici sayısının fazlalığı,
  • Yatırımlara AB mevzuatı dışında devlet yardımı sağlanmasının sona ermesi,
  • AR-GE bilincinin yetersizliği,
  • Deniz kıyısında bulunmayan tesisler için nakliye maliyetlerinin yüksek olması,
  • İşçilik maliyetlerinin rakip ülkelere kıyasla yüksek olması,
  • Ürün dağıtım sistemindeki yetersizlik,
  • Pazarlama ve müşteri yaklaşımındaki yetersizlikler,
  • Çin'in net ihracatçı konumunu geliştirerek sürdürmesi, hammadde tüketimini arttırması,
  • AB'nin 3.ülkelerle imzaladığı Serbest Ticaret Anlaşmaları'nın Türkiye'yi kapsamaması,
  • Çevre şartlarının hassaslaşması ve Kyoto Protokolü'ne uyuma yönelik maliyetlerin yüksek olması,
  • Global çelik sektöründeki yatay ve dikey birleşmeler.

YASSI ÜRÜN

  • Çelik servis merkezlerinin yetersizliği,
  • İthal girdilere bağımlılık,
  • Doğal gaz ve elektrik üretiminde tekel konumundaki tedarikçilere bağımlılık,
  • Yüksek enerji maliyetleri,
  • Demiryolu alt yapısının yetersizliği,
  • Global çelik sektöründeki fazla kapasiteler,
  • Global çelik sektöründeki konsolidasyon nedeniyle ortaya çıkan güçlü rakipler,
  • BDT'li üreticilerin ve konsolidasyona giden dünya çelik devlerinin, ucuz girdi teminine yönelik yatırımları,
  • Orta Doğu ve Doğu Avrupalı çelik üreticilerinin katma değeri yüksek mamul yatırımları,
  • Çin ve Hindistan'ın artan ihracatı,
  • Uluslararası hammadde pazarında tedarik sıkıntısı,
  • Hammadde fiyatlarındaki rekor artışlar ve fiyat belirsizliği,
  • Çevre şartlarının hassaslaşması ve Kyoto Protokolü'ne yönelik maliyetlerin yüksek olması,
  • Çeliğe ikame malzemelerdeki gelişmeler.

 

Kaynak:Dünya Gazetesi

(Güncellenme Tarihi: 18.08.2011)