İŞ'TE KOBİ'nin avantajlarından faydalanmak için lütfen giriş yapınız.

Beni Hatırla
Şifremi Unuttum

Bilişim Sektörüne Bakış

Bilişim Sektörüne Bakış

Dünyada birçok ülke, yeni yüzyılın baskın yönelimi haline gelen bilgi ekonomisine geçiş ve bilgi toplumuna dönüşüm için kendilerini hazır hale getirmeye çalışmaktadır. Yazılım, donanım, hizmet ile özel bölüm başlıklarıyla açıklanan bilişim sektöründen bahsederken, bireysel haberleşmeyi sağlamasının yanı sıra, bilgi toplumunun temel altyapısını oluşturan ve kendi başına bir ekonomik değeri olan son derece stratejik telekomünikasyon sektörünü de incelemek gerekmektedir.

Bilgi ekonomisinin dört temel ayağı bulunmaktadır:

1. Ekonomik ve Kurumsal Çerçeve - Bilgi Ekonomisi İçin Uygun İş Ortamı
2. İnovasyon Politikaları - Yerel ve Dış Kaynaklı İnovasyon Ortamının Yaratılması, Geliştirilmesi ve Yerleştirilmesi için Kaynaklar, Kurumlar ve Girişimler
3. Toplumsal Sermaye Gelişimi - Yaşam Boyu Öğrenim ve Bilgi Okuryazarı İstihdam Güçleri
4. Bilgi ve İletişim Teknolojileri - Bilgi Ekonomisinin Altyapısı

1990'lı yıllardan itibaren gündeme gelen küreselleşme hareketi ile birlikte, gelişen serbest piyasa ekonomisi ülkeler arası mal ve sermaye hareketlerini hızlandırmıştır. Dünyada oluşan ticaret blokları ile bölgesel olarak serbestleşen mal ve sermaye hareketlerinin yakın gelecekte dünyayı tek pazara doğru götüreceği öngörülmektedir. 2000'li yıllarda ise yeni ekonomi ve internet ekonomisinden bahsedilmektedir.

SEKTÖRÜN TÜRKİYE'DEKİ GELİŞİMİ

"Bilişim" sözcüğünün Türk diline girdiği 1971'den bu yana geçen 34 yıl boyunca bilişim konuları, toplum ve ekonomi gündeminde daha da önem ve ağırlık kazanmıştır. Yaklaşık 45-50 yıl önce montaj sanayi olarak başlamış olan Türkiye elektronik ve bilişim sanayii olgunlaşarak bugün önemli birikim ve yatırımları olan bir sanayi kolu haline gelmiştir.

Sektör, 1980'li yıllara kadar arzu edilen boyuta gelmese de, 1980'lerde PTT yatırımları, renkli TV'lerin yayına geçmesi ve iletişimdeki devrim niteliğinde gelişmeler ile hızlı bir büyüme sürecine girmiştir.

Sektörde yapılan en son araştırmalar, Türkiye bilişim pazarının geçen yıla oranla yüzde 23,1 büyüdüğünü ve büyüklüğünün 26 milyar USD'ye yaklaştığını göstermektedir.

İhracatın da yoğun bir faaliyet olarak göze çarptığı bilişim sektörü, Türkiye'nin coğrafi konumu, Avrupa Birliği'ne yakınlığı, Doğu Avrupa, Rusya, Ortadoğu bölgesinin merkezinde konumlanması nedeniyle önemli bir avantaja sahiptir. Yazılım ve hizmet ihracatında önemli bir konuma gelmesi beklenen bilişim ihracatı, girişimciler için önemli fırsatlar sunmaktadır.

Sektörün en önemli pazarlarının başında gelen yazılım, 2006'dan 2007'ye yüzde 43,2'lik büyüme göstererek sektörün toplam büyümesini aşmıştır. Türkiye'nin bilişim ihracatında büyük söz sahibi olan ve 2007'de 1,3 milyar USD'ye ulaşan yazılım pazarında kurumsal kaynak planlaması, sektörel yazılım ve mobil uygulamalar büyümenin önemli kalemlerini oluşturmuştur. Yazılım pazarının 2007 yılında toplam bilgi teknolojileri pazarı içindeki payı yüzde 19, toplam bilişim pazarı içindeki payı ise yüzde 5 olmuştur.

Önceleri sadece donanım ve yazılımdan ibaret olan bilgi işlem teknolojileri giderek önce telekomu daha sonra medya ve eğlence sektörünü de kapsamı içine almış ve bu yarıştaki fırsatların daha da çeşitlendirilmesini sağlamıştır.

Katma değeri yüksek olan bu alanlarda ülke olarak başarılı olma şansı yüksektir. Başarı için ise uluslararası standartlara uyum, takım çalışması kültürünün gelişimi ve pazarlama faaliyetlerine önem verilmesi gerekmektedir.

Bilişim pazarı 2010'da dolar bazında yüzde 16,3 genişleyerek 28.56 milyar dolar oldu. Pazarın 2011 sonunda ise, yüzde 9 oranında büyüyerek 31 milyar dolarlık büyüklüğe ulaşacağı tahmin ediliyor.

Avrupa'da kişisel bilgisayara sahip olma oranı yüzde 45'ler civarında bulunurken, Türkiye'de bu oran şimdilik yüzde 25 seviyesinde seyrediyor. İnternet kullanım oranı bakımından ise Türkiye, yüzde 35'lik oranla Avrupa'nın oldukça gerisinde bulunuyor.

Tüm bunların yanında, 2008 yılı başında başlayan cep telefonu aboneliğinde numara taşınabilirliği ile 3. Nesil teknolojilere geçiş, telekom pazarını 2009'da da hareketlendirmeye devam etti. Göstergeler ve geçmiş 10 yıldaki verilere bakılarak yapılan tahminler, Türkiye bilişim pazarının 2007 yılından 2012 yılında kadar yüzde 128 büyüyerek 58,7 milyar USD'lik büyüklüğe ulaşacağını öngörmektedir.

SEKTÖREL PANORAMA

Bilişim pazarındaki büyümeden, alt sektörler de payına düşeni aldı. Yazılım pazarı 2010'da yüzde 7,3 oranında bir büyüme kaydetti. Bilgi teknolojileri alt sektöründeki büyüme rakamı yüzde 8.5'e ulaşırken, iletişim teknolojilerinde büyüme yüzde 19.4 seviyesinde gerçekleşti.

2011 yılında pazardaki ürün ve hizmet gruplarının dağılımına ilişkin tahminlere bakıldığında ise; telekom hizmetlerininpayının yüzde 64.3, BT donanımı ve telekom donanımı pazarlarının payının yüzde20.8, yazılım ve BT hizmetleri pazarının payının yüzde 14.9 olacağını öngörülüyor.

2010 döneminde ADSL abone sayısı 6.2 milyon kişiyi aştı. Yapılan tahminler, kurumsal kaynak planlaması, sektörel yazılım ve mobil yazılım pazarlarının büyümeye devam edeceğini göstermektedir. Geçen yıl satılan her 100 bilgisayardan 67'si taşınabilir cihazlardı.

Ülkemizde internet kullanımı artmaya devam etmektedir. Buna göre, 16-74 yaş grubunda, 2004 yılında %13,3 olan son 3 ay içinde internet kullanım oranı 2010 yılında %37,6'ya ulaşmıştır. Son bir yıl içinde herhangi bir dönemdeki internet kullanım oranı ise %41,6'dır.

Avrupa Birliği tarafından izlenen ve 'her gün veya haftada en az bir defa internet kullandığını beyan edenlerin oranı' anlamına gelen düzenli internet kullanım oranı 2010 yılında %33,3 olup bu oran internet kullanıcılarının %88,5'ine karşılık gelmektedir.

Genel olarak internet kullanım amacı yıllar itibarıyla çok fazla değişiklik göstermemektedir. 2010 yılında internet kullanıcılarının en çok gerçekleştirdiği faaliyetler e-posta göndermek ve sohbet odaları, haber grupları veya çevrimiçi tartışma forumlarına mesaj iletmektir. İnternetin eğitim, alışveriş, bankacılık gibi amaçlarla kullanımı ise düşük düzeylerde kalmaktadır. Buna rağmen, 2010 yılında çevrimiçi bankacılık ve alışveriş oranlarındaki artış dikkat çekicidir.

Evde bilgisayar sahipliği, internet erişimi ve genişbant aboneliği artış göstermeye devam etmektedir. Masaüstü bilgisayar, dizüstü bilgisayar veya el bilgisayarı olarak ele alındığında; hanelerin 2010 yılında %44,2'sinde bilgisayar bulunduğu, benzer yaklaşımla bilgisayar üstünden internet erişimine sahip hanelerin oranının da %34 olduğu görülmektedir. İnternet bağlantısına sahip hanelerin %5,6'sı cep telefonu üstünden, %2,3'ü ise 3G modem üstünden internete erişmektedir.

Yaşanan artışa rağmen bilgisayar ve internet kullanımı açısından ülkemiz ile AB arasındaki fark devam etmektedir. 2010 yılında ülkemizde %33,3 olan düzenli internet kullanımı için AB-15 ve AB-25 ortalamaları sırasıyla %69 ve %67'dir. Düzenli internet kullanım oranları İzlanda'da %92, İngiltere'de %80, İtalya'da %48, Yunanistan'da %41 ve Romanya'da %34'tür. Benzer şekilde hanelerde genişbant internet sahipliği ülkemizde %33,8 iken AB-15 ve AB-25 için bu oranlar sırasıyla %64 ve %63'tür. Ülkeler ele alındığında; hanelerde genişbant internet sahipliği oranlarının Norveç'te %83, Almanya'da %75, İspanya'da %57, Bulgaristan'da %26 ve Romanya'da %23 olduğu görülmektedir.

2010 yılında seçilmiş sektörlerde 10 ve daha fazla çalışanı olan girişimlerin %92,3'ü bilgisayar kullanmakta olup %90,9'u da internet erişimine sahiptir. İnternet erişimi olan girişimlerin %57,8'inin ise internet sayfası bulunmakta, büyüklük açısından bakıldığında bu oranın 10-49 çalışanı olan işletmelerde %53,5, 250 ve üzeri çalışanı olan girişimler için %88,8 olduğu görülmektedir.

Girişimlerde haftada en az bir kez internet kullanan çalışanların oranı 2010 yılında %28,5 olmuştur. Girişimlerin interneti kullanma amaçları arasında ilk sırada bankacılık ve finansal hizmetler gelmektedir. Yıllar itibarıyla birbirine yakın oranlarda gerçekleşen bankacılık ve finansal hizmetler kullanımı 2010 yılında %78,1 olmuştur.

2010 yılında internet erişimi olan girişimlerde en çok kullanılan sabit internet bağlantı tipi %87,3 oranı ile DSL (ADSL vb.) olmuştur. Diğer taraftan, girişimlerde mobil hızlı internet bağlantısı sağlayan 3G teknolojisine de rağbet olduğu ve internet erişimine sahip girişimlerin %12,9'unun 3G modem, %11'inin ise 3G telefon üstünden genişbanta eriştiği görülmektedir.

Bankalararası Kart Merkezinin verilerine göre internet üzerinden yapılan e-ticaret işlemleri toplam tutarı son bir yıl içinde %48,2'lik artışla 2010 yılında 15 milyar 225 milyon TL'ye ulaşmıştır.

2009 yılındaki küçük bir gerileme dışında, Türkiye'de girişimlerin internet erişimlerinde AB ülkeleri ile önemli bir yakınsama eğilimi görülmektedir. Nitekim ülkemizde girişimlerin internet erişimine sahiplik oranı büyük bir ilerleme kaydederek 2005 yılındaki %80,4 seviyesinden 2010 yılında %90,9'a ulaşmıştır. Girişimlerin genişbant internet erişimi sahipliği açısından ise ülkemiz 2010 yılında AB-15 (%88) ve AB-25 (%86) ortalamalarının da üstünde bir orana ulaşmıştır.

Yıllar itibarıyla bakıldığında bireylerin ve girişimlerin kamuyla işlemlerinde interneti kullanma oranlarının sınırlı düzeyde artış gösterdiği görülmekte, ancak girişimlerin bireylere nazaran kamu ile elektronik ortamda daha yoğun iletişim içerisinde oldukları anlaşılmaktadır. 2010 yılında bireylerin kamu kurumlarıyla iletişimde interneti kullanım oranı %27,2, 2009 yılında girişimlerin aynı amaçla interneti kullanım oranı ise %72,8'dir.

Türkiye'de merkezi kamu kurumlarının BİT yatırımları için 2002-2011 döneminde toplam 9,6 milyar TL ödenek ayrılmıştır. 2011 yılında kamu BİT yatırımları için ayrılan ödenek tutarı 2 milyar TL'yi aşmıştır. Bütçesi içinde ve zamanında tamamlanan BİT projeleri oranı 2009 yılında %24,2, 2010 yılında ise %24,4 olmuştur.

2010 yılında iletişim teknolojileri ve bilgi teknolojileri sektörlerinin GSYH içindeki payı sırasıyla %2,37 ve %1,03'tür. Bilgi teknolojileri sektörü içinde bu payın %0,83'lük bölümü donanım alt sektörüne aittir.

2010 yılında BİT sektörü donanım ihracatı %14,1, ithalatı ise %16,5 büyümüştür. Ancak, ihracatın ithalatı karşılama oranı %10,4'te kalmış olup bu oran 2007-2010 dönemindeki en düşük değerdir.

2003 yılında BİT sektörü genelinde 145.227 kişi istihdam edilirken, 2008 yılında 174.367'ye ulaşılmıştır. BİT sektöründe Ar-Ge çalışanlarının oranı ise % 5,5'tir.

Sabit telefon abone yoğunluğu 2002 yılında %27 iken 2010 yılı sonunda %22 seviyesine düşmüştür. Cep telefonu abone yoğunluğu ise kaydedilen hızlı gelişmeyle 2008 yılı sonunda %92,1'e ulaşmış, ancak numara taşınabilirliği uygulamasının devreye alınması ve her yöne tarifeler sayesinde bazı kullanıcıların ikinci hatlarını iptal etmesi sonucu 2010 yılı sonunda %83,9'a gerilemiştir.

Genişbant abone yoğunluğunda 2002 yılından bu yana artış devam etmekte olup 2010 yılında 8,6 milyon aboneye ve %11,6'lık penetrasyona ulaşılmıştır. Kablo TV abone sayısı ise uzun zamandır 1,2-1,4 milyon bandında seyretmekte, abone sayısının düşük düzeyde kalmasında kablo TV altyapısı yaygınlığının sınırlı olması ve daha fazla kanal seçeneği sunan uydu platformunun kullanıcılar tarafından tercih edilmesi etkili olmaktadır.

Ülkemizde genişbant erişim için en yaygın kullanılan teknoloji DSL teknolojisidir. Diğer taraftan, 3G mobil genişbant hizmetlerinin sunulmaya başlandığı 2009 yılından itibaren bu teknolojinin kullanımı da hızla artmıştır. Ayrıca, fiber genişbant erişim hizmetlerinin kullanımı da 2010 yılında hızlı bir büyüme kaydetmiştir. Ancak, bu teknolojiyi kullanan toplam abone sayısı henüz oldukça düşük seviyededir.

2010 yılında, 2009 yılına kıyasla, sabit telefon hizmetlerine ilişkin tarife sepetlerinde kayda değer bir artış gözlenmektedir. Bu artış kısmen Türk Lirasının bir önceki yıla göre ABD Doları karşısında değer kazanmasından, kısmen de sabit telefon tarifelerindeki indirimli uygulamanın 2010 yılı başında kaldırılmasından kaynaklanmaktadır. Diğer taraftan, mobil hizmetlere ilişkin sepetin fiyatında 2010 yılında bir önceki yıla göre %21 oranında düşüş gerçekleşmiştir. Bu durum, mobil işletmeciler arasındaki yoğun rekabetin hizmet fiyatlarına da yansıdığına işaret etmektedir.

   

SEKTÖREL ANALİZ

2023 hedefi 160 milyar $

Finans ve telekom sektörlerindeki yatırımlar ve 3G ile gelen hareketlilik sayesinde, geçen yılı yüzde 10 büyümeyle kapatan bilişim sektörünün, 2010 yılında geçen yılın üzerinde bir büyüme yakalaması bekleniyor. Bugün pazar büyüklüğü 30 milyar dolar olan sektörün, 2023 yılında 160 milyar dolarlık pazar büyüklüğüne erişmesi öngörülüyor. Sektörde yaklaşık 100 bin nitelikli bilişim elemanı istihdam ediliyor. Bu sayının Cumhuriyetin 100'üncü yılı olan 2023'te 1 milyon kişiye yükselmesi, geniş bant abone sayısının ise 8 milyondan 30 milyona çıkması planlanıyor.
Son dönemde Türkiye'ye direkt yatırım yapan HP, Foxconn, Huawei, Microsoft, Toshiba, Siemens, Wipro ve Ericsson gibi global BT şirketlerinin, Türkiye'yi bölgede bir üs olarak ön plana çıkardıklarını söyleyen sektör aktörleri, bu durumun ilerleyen yıllarda da yatırımların artarak devam edeceğini gösterdiğini ve özellikle finans ile telekom sektörlerine katma değer yaratan bilgi ve iletişim teknolojileri yatırımlarının, pek çok sektörde daha etkinliğin artmasına katkıda sağlayacağını belirtiyor.

Sektörün en büyük sorunlardan biri ise kopya, diğer bir ifadeyle 'korsan' yazılım kullanımının çok yaygın oluşu. Yazılım ürünlerinin doğası gereği kolaylıkla taşınabilmesi, kopyalanabilmesi, aktarılabilmesi gibi özellikleri, korsan yazılım yapımını kolay hale getiriyor. Sektördeki korsan yazılımların çok büyük miktarlara ulaşması kayıt dışı ekonomiyi büyütüyor, bu da ulusal ekonomi açısından da büyük vergi kayıplarına yol açıyor. Önemli kanunlar yapılmakla birlikte, asıl sorun bu kanunların uygulanması aşamasında ortaya çıkıyor. Kanunların çok sıkı uygulanmasının yazılım korsanlığını engelleyebileceğine ve yatırımcılar açısından Türkiye'nin daha cazip hale gelebileceğine inanılıyor.

Yapılan araştırmaların sonuçlarına göre Bilişim Sektörü 2011 yılında ağırlıklı olarak kamu, telekom, finans, üretim ve enerjisektörüne hizmet sunmayı hedefliyor. İşletmeler için en önemli sıkıntı ve kritikbaşarı faktörü ise yüzde 70'lere yaklaşan oranla nitelikli insan kaynağı açığı oldu. Sektörün sıkıntıları arasında karlılık ve sermaye yetersizliği de öne çıktı.

Son dönemde Türkiye'ye direkt yatırım yapan HP, Foxconn, Huawei, Microsoft, Toshiba, Siemens, Wipro ve Ericsson gibi global BT şirketlerinin, Türkiye'yi bölgede bir üs olarak ön plana çıkardıklarını söyleyen sektör aktörleri, bu durumun ilerleyen yıllarda da yatırımların artarak devam edeceğini gösterdiğini ve özellikle finans ile telekom sektörlerine katma değer yaratan bilgi ve iletişim teknolojileri yatırımlarının, pek çok sektörde daha etkinliğin artmasına katkıda sağlayacağını belirtiyor.

Bu yılki bilişim stratejileriyle ilgili göz ardı edilmemesi gereken ilk gerçek bilişimin etki alanının yönetim kademe etkinlikleriyle sınırlandırılmamış olmaya başlaması. Pek çok şirket yönetim kademesi olarak şu an kadar tutarlı görünen konulara harcama yapmaktan ve sonuç alamamaktan usanmış durumda. Yönetim kademesinde maliyetleri düşürecek her türlü karar, üst düzey kişileri ve altyapıyı ilgilendiren bir konu olarak görülüyor. Sanallaştırma yatırımları bu konudaki en etkili çözüm olmasına karşın yeni stratejilerde beklenen ağırlığı bulamıyor.

Bu konuda Çin veya Hindistan gibi dış kaynaklı sağlayıcılardan, yerel sağlayıcılardan veya sanallaştırma teknolojilerinden faydalanmak ya da alternatif pek çok seçeneği değerlendirmek mümkün.

Güvenlik konusunun şu ana kadarki harcamalarda her daim sınırları zorlayan konu olarak değerlendirildiği bilinen bir gerçek. Özellikle krizle birlikte aşırı maliyeti ile dikkat çeken güvenlik harcamalarındaki kısıtlamalar birçok konuda risk artışının göz ardı edildiğini gösteriyor. Sağlayıcıların sunduğu DLP (data loss preventation - veri kaybı önleme), SEIM (security event and information management - güvenlik etkinliği ve bilgi yönetimi) gibi makul bütçelerde yer bulamayan çözümler yeni dönemin gözdesi olacak gibi görünüyor.

Bilişimin yeni gerçeklere adapte olması şart. Yöneticiler, sağlayıcılar ve analistler yeni yılda bilişim dünyasında daha fazla yeteneğe, diyaloğa ihtiyaç duyulacağı; daha fazla zorluğun yaşanacağı konusunda hemfikir.

Geçtiğimiz yıl mobil yönetimde yaşanılan değişim bu konunun bilişimin yeni gerçeği olduğunun en iyi kanıtı. Bilişim altyapı yöneticileri son nokta yönetiminde her bilişim departmanının risk ve altyapı zorluklarını değerlendirerek kendi cihaz yaklaşımını oluşturması gerektiğine dikkat çekiyor.

2010 yılı önemli platformlarda mobil güvenlik çağının geldiğini ortaya koyuyor. Yapılan son araştırmalar kurumsal alanda BlackBerry'lerin üstünlüğünün sona erdiğini ve çalışanların kendi cihazlarıyla temel politikalar kapsamında kurumsal alan uygulamalarına dahil olmak istediğini gösteriyor.

Analiz yapmak yeni bilişim yatırımlarındaki en önemli alanlardan birisi olarak ön plana çıkıyor. Günümüzde bilişim departmanı ve bilişim hizmetleri tedarik ağı veya kurumsal organizasyon gibi daha çok dahili süreçlerden oluşuyor. Bu konular bilişimin olmazsa olmazları olmasına rağmen, ERP ve MRP gibi yeniliklerin üzerinden on yıl geçmesinden sonra kurumsal duvarları aşma zamanı gerektiği de ortada.

Rekabet avantajının şart olduğu pazarlama, müşteri ve değişim gibi şirket dışındaki kavramları anlamak ve bilişim departmanının bu alanlarda etkin rol oynamasını sağlamak günümüzde çok daha önemli. İşte tam bu noktada özellikle karar mekanizmasında veri analizi yaklaşımı ön plana çıkıyor. Veri toplama, öngörü ve kurumsal zeka veri analizindeki anahtar konular.

Veri analizi konusuna harcanan paralara rağmen bu konuda henüz yeterli bilinç oluşmadı. Bu problem sadece şirket organizasyonu ve teknoloji yanlısı bilişim departmanının ortak çalışması ile aşılabilir. Geçtiğimiz yirmi yıl içerisinde bilişim tarafından oluşturulan ve saptanan bilgi havuzunun, karmaşık ilişkilerin ve değişimin değerlendirilmesi sorunun çözümündeki en temel nokta.

Veri analizi bilişim departmanı içerisinde en önemli görevlerden ve miraslardan birisi. Şirket yöneticileri ile kıyaslandığında bilişim çalışanları, verilerin ne şekilde kullanılabileceğini saplayabilme ve yorumlayabilme konusunda üstünlüğü ile ön plana çıkıyor.

Mobil dünya çok büyük avantajların bulunduğu bir diğer alan. Mobil cihazların çalışanların verimliliğini arttırabileceği konusunun bir adım ötesine geçerek altyapıda yapılacak değişikliklerle her geçen gün artan mobil odaklı müşteri kitlesine ne şekilde hizmet edilebileceği yeni stratejiler kapsamında değerlendirilmesi gereken bir madde. Sosyal ağ, HTML5 ve ilgili teknolojiler, sanal hizmetler göz ardı edilmemesi gereken yenilikler.

Teknolojiyle takip eden ve bilgi toplayan bir ekip oluşturmak operasyonları genişletmenin ve iş yükünüzü azaltmanın en iyi yollarından biri olarak öne çıkıyor.

Bilişimin her şeyden önce sadece kurumsal odaklı olmaması bu değişimdeki en önemli etken. Şirket içerisinde pek çok konuda bilişim departmanının desteğine ihtiyaç duyulması; dolayısıyla kurumsal stratejide, geliştirmede ve yönetimde etkin rol oynaması bilişime yaklaşımı değiştirmiş durumda.

Bu arada her geçen gün gelişen ve yayılan sosyal medya imkanlarının da KOBİ'ler için önemli fırsatlar barındırdığına dikkat çekiliyor.

Türkiye'nin nüfusu, stratejik konumu ve ekonomik dinamikleri dikkate alındığında, mobil telefon ve özellikle geniş bant internet hizmetlerinde orta vadede önemli atılımlar yaşanabileceği, küresel dalgalanmaların sektör üzerinde ancak geçici durgunluğa neden olabileceği, sahip olunan ekonomik potansiyelin telekomünikasyon sektöründe uzun vadeli büyümeyi destekleyeceği, telekomünikasyon hizmetleri pazarının yapısı gereği ülke içerisindeki ekonomik potansiyelden nemalanması ve kar transferini mümkün kılması nedeniyle ülkemizde faaliyet gösteren yerli işletmecilerin orta ve uzun vadeli planlamalarında diğer ülke pazarlarını da hedefleyerek uluslararası işletmeci olma yönünde strateji geliştirmelerinin faydalı olacağı değerlendirilmektedir.

Telekom sektöründe her geçen gün hızlanan ve çeşitlenen internet bağlantıları kullanıcılara önemli fırsatlar sunmaktadır. Bunun yanı sıra mobil iletişimde ihalesi tamamlanan 3G lisansı ve teknolojisinin, kullanıcılara sağlayacağı imkanlarla pazara yeni bir hareket getirmesi beklenmektedir. Teknolojinin sağlayacağı olanakların altyapı yatırımlarını hızlandırması, telefon sahiplerinin cihazlarını yenilemeye teşvik ederek, kriz nedeniyle yavaşlayan mobil telefon satışlarını arttırması beklenmektedir.

Sektörün Güçlü Tarafları

• İnternetin her segmentten potansiyel kullanıcı için cazip imkanlar sunması,
• Doygunluğa ulaşmamış dinamik pazar olması,
• Genç nüfusa hitap edişi,
• Güçlü potansiyel talep bulunması,
• İşgücü maliyetlerinin gelişmiş ülkelere oranla düşük olması,
• Coğrafi konum nedeniyle ihraç pazarlarına yakınlığı,
• Sektörün çok büyük teknoloji ve altyapı yatırımı gerektirmemesi,
• Üretim aşamasından sonra kopyalanabilmesi ve yeni maliyet gerektirmemesi,
• Yüksek katma değere sahip oluşu,
• E-dönüşüm projesinin yaratmakta olduğu pazar oluşu,
• Internet ve PC kullanımındaki görece düşük penetrasyon oranı,
• PC sahipliği oranında Türkiye'nin Avrupa ve dünya ortalamalarının altında seyretmesi,
• Teknoloji Geliştirme Bölgeleri'nde sağlanan vergi avantajları,
• Yerel yazılım firmalarımız ile küresel yazılım firmaları arasındaki işbirliği olanaklarının artırılması.

Sektörün Zayıf Tarafları

• Ürünün çabuk demode olması,
• Sektörün ABD, AB ülkeleri ile Çin ve Uzak Doğu ülkelerinden ithal edilen ürünlerin hâkimiyetinde olması,
• Yerli yazılımların küresel rekabette geri kalması, dış pazarlara açılımın yetersiz olması,
• Büyük ölçekli firma sayısı, yetkinlik ve deneyimin sektör genelinde sınırlı düzeyde olması,
• İç pazarda fiyata dayalı rekabet bulunması,
• Korsan yazılımın yoğun kullanımı,
• Ulusal bir yazılım stratejisi ve programının belirlenememiş olması,
• Ar-Ge harcamalarının gelişmiş ekonomilerin çok gerisinde bulunması,
• KOBİ'lerden yeterli düzeyde talep gelmemesi,
• Mevcut teşvik ve destek programlarının sektörün ihtiyaçlarını karşılamaması,
• Telif ve tescil ile ilgili mevzuatın yerli yazılımcıların ihtiyaçlarını karşılamaması,
• Döviz kurlarına aşırı duyarlılık,
• Kamuda kriz nedeniyle tasarruf politikalarına yönelme eğilimi,
• Beyin göçü,
• Kayıt dışı pazar.

Kaynak:

Dünya Gazetesi
(Güncellenme Tarihi: 27.07.2011)