Teşekkürler...
Mesajınız gönderilmiştir.
Yayın Tarihi: 29.06.2011
Geçtiğimiz Kasım ayından başlayarak TCMB kanuni karşılık oranlarını artırarak bankaların fon kaynak maliyetlerini artırmakta. TCMB'nin beklentisi artan maliyetler sonrasında, kendisi politika faiz oranlarını yükseltmeden bankaların kredi faiz oranlarını yükseltmesidir. TCMB'nin bir başka beklentisi de, mevduatın vadesini uzatmaktır.
TCMB bu şekilde aşırı büyüdüğünü düşündüğü, moda anlatımla ısınan ekonomiyi soğutmak istemektedir. TCMB'nin derdi sadece büyüyen ekonomi değildir. TCMB bir taraftan da hızla artan ve GSYH'ya oranı yüzde 8'lere çıkan cari açığı da azaltmak istemektedir. TCMB bu korkusunda yalnız değildir. Çünkü IMF gibi bir çok uluslararası kuruluş, Türkiye ekonomisinde cari açığın tehlikeli sınırlarda dolaştığını ifade etmektedir.
TCMB bu uygulama ile bir taraftan da enflasyon hedefinden vazgeçmeden, maliyeti bankalara yıkarak cari açığı belli ölçüde aşağıya çekmek istemektedir. Esasında TCMB haklıdır. Ancak seçtiği yöntem tartışmalıdır.
Haziran ayı içinde TCMB'ye destek BDDK'dan geldi. Bir anlamda düzenleyici kurumlar arasında eşgüdümde sağlanmış oldu. BDDK da otomotiv ve konut dışında bankaların kredilerine sınır getirici düzenlemelere gitti. Bu iki sektör dışında verilen krediler için bankaların sermaye artırımına gitmeleri yönünde yeni yaptırımlar getirdi. Böylece tüketicilerin diğer mallara yönelik talebini düşürmek için TCMB'ye destek vermiş oldu.
Bu politikalar neticesinde zaten Nisan ayından itibaren sanayi üretim, ciro ve siparişleri düşmeye başlamıştı. Alınan bu önlemlerle yılın ikinci çeyreği ve devamında bu düşüşün yolu iyice açılmış oldu. Çünkü bankalar faiz oranlarını artırmaya başladı. Bu da bir yandan tüketimi diğer yandan da üretimi düşürmeye başladı. Çünkü üretmenin ve tüketmenin maliyeti artmaya başladı.
Bu durum sermaye kısıtı ile boğuşan KOBİ'leri daha da zorlamaya başladı/başlayacak. Cari giderlerini karşılamakta zorlanan, vergi ve SSK prim borçlarını ödemekte zorlanan, getirilen af ile bir parça soluklanan KOBİ'ler, yeniden borç ve vergi ödeyemez duruma gelecektir.
Diğer yandan bu politikalarla, artan işgücü talebini istihdam etmekte zorlanan işgücü piyasasında işsizlik sorununu daha da ağırlaşacak gibi durmaktadır. Basit bir anlatımla KOBİ'ler için önümüzdeki günler zor geçecektir.
İşin bir başka yönü de bu politikaların yeni olmadığı halde yeni politikalar gibi algılanmasıdır. 1975'ten bu yana TCMB verileri incelendiğinde net olarak karşımıza çıkan sonuç, Türkiye ne zaman küçülse, cari açık düzeyi de küçülmektedir. Dolayısıyla alınan önlemlerle büyüme oranı düştüğünde cari açığın azalması beklenen sonuçtur. Marifet büyüyerek cari açığı azaltmaktır. Bu da ancak yurtiçi üretimi, ihracatı artırmaktan geçmektedir.
Eğer niyet bu olursa, yapılacak olan, dış ticaretin yapısını düzeltmek ve sanayi sektörü ile enerji sektöründe ivedilikle yapısal önlemleri devreye sokmaktır.
MAKROEKONOMİ KATEGORİSİ ALTINDA YER ALAN DİĞER MAKALELER
Yazan: Dr. Kenan Mortan / Girişimcilik Uzmanı
Yayın Tarihi: 09.05.2012
BBC namlı bir yayın kuruluşu. 'Avrupa Baharına mı Giriyoruz?' diye soruyor. İnsanın 'tövbe' diyesi geliyor. Bahar dediğimiz bir ferahlık, ötesi... 