Teşekkürler...
Mesajınız gönderilmiştir.
Yayın Tarihi: 01.08.2011
Sigorta güvencesi beklenmeyen risklere karşı tercih edilen bir olgudur. Ne yazık ki sigortayı bir zenginleşme aracı olarak görenlerin sayısı da hiç az değil. Sigorta yaptırmaya ne zaman karar vermeliyiz diye düşündünüz mü ? Bireyler veya kurumlar değerli varlıklarını sigorta güvencesi altına alırlar. Nedeni çok basit, "başıma bir şey geldiğinde eski düzenime nasıl dönerim."
"Fabrikam yandığında makineleri yenilemiş oluruz, ya da zarar görmemişleri de gösterip bir makine parası daha alabilir miyiz sigorta şirketinden"
"Şu duvar bozulmuş ama diğer duvarlara da zarar verelim hepsi boyansın"
"Arka çamurluğu vurdular tamponda da eskiden vurulmuş bir yer var onu da arada kaynatalım"
Hastanede yatarken sağlık poliçesi yaptırılır mı ?
Bu örnekler ile hiç kimseyi suçlamak istemem. Ama bu da bir gerçek. Sürekli sigorta şirketlerinden menfaat sağlamaya çalışanların olduğunu biliyor ve duyuyoruz. Otomobili çarpıldıktan sonra Kasko yaptırmak isteyen mi isterseniz, ya da hastalanıp hastaneye yattıktan sonra sağlık sigortası yaptırmak isteyen mi istersiniz. Bir eksperin yazısında işyerinden çalınan eşyaların parasını isteyen bir kuruluşa, sigorta şirketi "çalındığını iddia ettiğiniz kadar malı biz mağazanızın önüne getireceğiz deponuza sığarsa tazminat talebinizi kabul edeceğiz" denmiş. Düşünüldüğü gibi o kadar mal depoya sığmamış. Böyle çok örnek var.
Ne kadar bir para neyi güvenceye alıyoruz ?
Sigortacılık bir havuzdur. Primlerle bir havuzda toplanıyor. İhtiyaç duyan kişiye kullandırılıyor. Havuzdan hakketmediğiniz bir parayı almanız veya talep etmeniz bir başka kişinin cebinden para çalmak ile eş değer bir durum. Diğer türlü bu işin içinden çıkılması mümkün değil. Çünkü 2 bin TL prim ile 40 bin TL'lik araç, ya da 200 TL bir prim ile 200 bin TL'lik bir konut. 5 bin TL'lik bir prim ile 1 milyon TL'lik bir işyerinizi nasıl güvence altına alınabilir ki? Aracınız pert olduğunda 40 bin TL, evinizin başına bir şey geldiğinde 200 bin TL'ye varan bir tazminatı almanız mümkün.
Yakalandınız mı yandınız
Suistimaller arttıkça sigorta şirketlerinin de bu konuda önlem alması kaçınılmaz oldu. Kanun koyucu bir yönetmelik yayınladı ve sigorta suistimallerinin tespit edildiğinde "Nitelikli dolandırıcılık" kapsamında kanuni sürecin başlatılmasını sağlıyor. Çünkü bu tür girişimlerde bulunan kişileri yakalamak için sigorta şirketlerinin de eli armut toplamıyor. Gerek eksperler gerekse anlaşılan dedektif kuruluşları çok kısa sürede bu tür dolandırıcılık olaylarını aydınlığa kavuşturabiliyor. Sıkıyı gören sigortalı eskiden hemen tazminat talebinden vazgeçmeye çalışıyordu. Artık yeni yasa buna izin vermiyor. Direkt hakim karşısında bulabilirsiniz kendinizi. Sonrasında da bu lekeden kurtulmak da imkansız. "Nitelikli dolandırıcılık" kötü bir damga.
"Ben dürüst sigortalıları düşünüyorum"
Bu yazıyı okuduğunuzda benim için "ne kadar da sigorta şirketini kolluyor" diye düşünebilirsiniz. Ama gözünüzden kaçırdığınız bir konu var ki o da "Bu yazıyı sizler için yazdığımdır" Çünkü sizler dürüst bireyler olarak bundan en çok zararı da sizler görüyorsunuz. Neden mi ? Nedeni basit çünkü sizler dürüst sigortalılar sadece bu suistimale başvuran "Nitelikli dolandırıcılar" nedeniyle sigorta şirketleri tarafından tazminat talepleriniz didik didik ediliyor. Sigorta şirketlerinin dürüst bireyleri de potansiyel bir sahtekar gibi araştırması bu nedendendir. Yani kurunun yanında yaşın da yanması bu sebeple oluyor. Suistimaller olmasa dürüst sigortalının işlerinin daha hızlı ilerlemesi mümkün olacaktı.
SEKTÖREL KATEGORİSİ ALTINDA YER ALAN DİĞER MAKALELER
Yazan: Osman Arolat / Dünya Gazetesi Başyazarı
Yayın Tarihi: 19.04.2012
Gün geçmiyor ki, KOBİ'lere destek konusunda yeni açıklamalarla karşılaşmayalım. Son Teşvik Sistemi içinde KOBİ'lerin beşi bir yerdeler yaratmaları... 
Yazan: Taylan Erten / Dünya Gazetesi Yazarı
Yayın Tarihi: 09.06.2011
Türkiye kimya sanayiinin yüzde 97'si küçük ve orta ölçekli (KOBİ) işletmelerden oluşuyor. Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) kaynaklı verilere göre... 
Yazan: Can Kantar / Dünya Gazetesi Yazarı
Yayın Tarihi: 16.05.2011
"Önce sağlık" denir hep. Kimi de der ki "Önce para hocam, parası olan için her şey kolay". Sağlık bambaşka bir şey. İnsan sağlığının kıymetini... 