İŞ'TE KOBİ'nin avantajlarından faydalanmak için lütfen giriş yapınız.

Beni Hatırla
Şifremi Unuttum

DRC Kauçuk Başarı Hikayesi

DRC Kauçuk San. Tic. A.Ş.

Bugün itibarıyla 7.000 m²'lik alanda üretim ve idari faaliyetlerini, lastik fabrikalarından sonra Türkiye'nin en büyük ve donanımlı hamur karışım merkezi olarak sürdüren, 2003 yılında ISO 9001/2000 kalite sertifikasını alan DRC Kauçuk, ağırlıklı olarak lastik firmalarına olmak üzere, fason kauçuk hamuru üretmektedir.Devamı

Saanen Keçisi Yatırımı Yapmak İsteyenlere Tavsiyeler

Google Yahoo Facebook del.icio.us StumbleUpon Twitter Digg

Yayın Tarihi: 28.01.2010

Harvard'ın bir numaralı üniversite olduğunu bilmeyenimiz yok. İşte o ünlü üniversitenin  dekanlarından biri  Henry Rosovsky  "Üniversite" diye bir kitap yazdı. TÜBİTAK'ın dilimize aktardığı  kitabın 18'ıncı baskısını okudum. Ülkemizde 45 kadar baskısı yapılan kitabın bu denli yaygın okunuşundan umutlandım; kendi geç kalmışlığımdan da utandım.

Rosovsky,  "Basın özgürlüğü, birinin doğru olarak bildiğini yazması demektir; yoksa  her şeyi bilme hakkına sahip olma  anlamına  gelmez," diyordu."İlkeli gizlik" de değerleri korumanın  aracıdır; onu  bizlere  anımsatıyordu.

Tanımın ikinci bölümünden çok, ilk bölümü üzerine düşünmemiz gerekiyor. "Doğru olarak bildiğini" hiçbir "bilimsel kuşkunun" aynasına vurmadan  paketleyerek kamuoyuna dağıtmanın bir sorumluluğu yok mu?

Bizim "doğru olduğuna" inandığımızın ayrıntısını bilmiyorsak, "kirletilmiş bilgi" tuzağına yakalanma olasılığı artmaz mı?  Ayrıntısı bilmediğimiz bir doğru, bizi görüntüye sağduyuyu tutsak etme noktasına doğru götürmez mi?

Bütün bu sorular, bir "proje önerirken"  ayrıntı özeninin ne denli önemli olduğunu gösteriyor.

Saanen keçisi projesi

Örneğin "Saanen  Keçisi Projesi" üzerinde bir yılı aşkın zamandır araştırma yaptığım halde, bilgi eksiklerim karşısında  şaşkınlıktan küçük dilimi yutacak gibi oluyorum.

Bugüne kadar  keçi yetiştiren üniversitelerin denemelerini,  ticari anlamda üretim amaçlayan tesislerin  duyduklarımın hepsini gördüm. En iyi Saanen keçisi sürüsüne   Seferhisar'da  Özer Türer'in sahip olduğunu söyleyebilirim.

Seferhisar'a son ziyaretimi 22 Ocak '10 Cuma günü  yaptım. Özer Türer'le   iki saate yakın görüştük, sürüyü inceledik, doğumları gördük, ırkta saflaşmada alınan mesafeye tanıklık ettik, sürü sayısındaki artış heyecanımızı artırdı; ama asıl önemlisi, ikinci aşamada 5 bin baş hayvan hedefiyle ilgili heyecandı..

Bakanlardan bürokratlara, medya mensuplarından  küçük baş hayvancılık yatırımı yapmak isteyen girişimcilere herkese  Özer Türer'le görüşmelerini, heyecanıyla yelkenlerini şişirmelerini, bilgisinden beslenmelerini şiddetle tavsiye ediyorum.

Özer Bey'den  aldığım yeni bilgileri eskileriyle harmanlayarak, Saanen keçisi yatırımı yapmak isteyenlere  bazı uyarılar yapma hakkını kendimde görüyorum:

1. Saanen keçisi üreticiliği, bizim dededen ve babadan gördüğümüz usullerle yapılacak bir iş değil. Bu hayvanlar sürekli geliştirilmiş, süt veriminde performansları artırılmış, yavru verimi yüksek bir ırkı temsil ediyorlar. Her bir hayvanı, pahalı bir makine gibi göremeyenlerin bu işe soyunmamaları gerekir.

2. Saanen keçisi yetiştiriciliğini bir "yan iş" gibi görenlerin başarılı olma şansı yok. Bu hayvanlar sürekli gözlenmesi, durumlarını anlayacak kadar onları tanıyan bir bakıcı ve yönetici gerektiren hassasiyete sahip. O nedenle, İngilizlerin, "Başında bulunmadığın iş, senin işin değildir" sözü Saanen keçisi yetiştiriciliği için aynen geçerlidir.

3. Türkiye koşullarında süt satarak, küçük mandıraların tutsağı olmuş Saanen keçisi üreticilerinin para kazanma şansı da yok gibi. O nedenle, pastorize sütten peynire, dondurmadan çocuk mamasına yüksek katma değerli ürünlerle birlikte düşünmek gerekiyor.

4. Türkiye koşullarında bir sürünün "saf ırka" ulaşması, en az 5 yıllık "geçiş dönemi" gerektiriyor. Bu "zaman boyutunu" dikkate almadan işe koyulmak, olumsuz sonuçlar yaratabilir.

5. Saanen keçisi sürüsünün geçiş döneminde "meradan yararlanması" mümkündür.Ama oturmuş bir sürünün " meraya çıkmaması" gerektiğini; en azından deneyim kazanmış rakip ülkelerin uygulamalarından biliyoruz.

6. "Sürü ölçeğini" belirleyen ülke koşullarıdır. Bizim yaptığımız hesaplarda tek bir çiftlikte ya da çiftlikler arasında işbirliği ile en az bin baş hayvana erişmemiz gerekiyor.Sürü ölçeği konusunu tartışarak bir netliğe ulaştırmalıyız.

7. Özer Türer'in verdiği bilgiye göre Almanya 1892'den bu yana 118 yıllık bir dönemdir saanen deneyimini geliştiriyor. Ülkemiz işin daha başında bille değildir; ama yeniden keşiflere zaman ve kaynak harcamayalım; rakip ülkelerin uygulamalarını iyi analiz etmeden yatırım yapanların düşük verim düzeyinde kaldıklarını unutmayalım.

Ön inceleme ve fizibilitesiz yola çıkılmamalı

Bir fikir verebilmek için size çok kaba bir "fizibilite" sunacağım. Bu hesaplamada, bakıcı konutu, yarı açık sistem  ağıllarını,  doğum dönemlerinde özel yerlerin yapımını hesaba katmadım. Sadece işletme döneminde olası  gelir-gider dengesi ile ilgili  fikir vermeye çalıştım.

Temel  varsayımım şöyle: 100 baş sağılır keçi için 150 hayvandan oluşan bir sürü modeli alıyorum.

Kesif yem hesaplarken (30 Tl/çuval: 50kg= 60 kuruşX 800 gram/gün tüketim  x365 günx 150 baş hayvan) formülüne göre yıllık gideriniz  26 bin  289 lira olacaktır.

Kaba yem hesaplarken, ( kaliteli yonca  1 kg/gün tüketim x  365 gün x.32 kuruş x150 baş hayvan) esasına göre toplam gider  17 bin 520 liraya ulaşacaktır.

İyi bir bakıcının  yıllık giderini 14 bin lira almak gerekiyor.

Isıtma ve sağlık giderleri  için  çok farklı hesaplamalar yapılabilir ama, yıllık harcamanın 10 bin liradan az olmayacağını düşünmeliyiz.Amortisman ve beklenmeyen giderler için  en azından  10 bin lira  öngörmeliyiz...

Toplam  giderlerimiz 82 bin lira dolayında olabilir...

Keçi başına ortalama 600 kg süt alırsak, yüz keçi 60 ton süt verir... Dişi ve erkek oğlak satılması, gübrenin değerlendirilmesi vb. gelirler de hesaplamalıyız.

Kesif yem ve kaba yemin kendi olanaklarımızla üretilmesinin yaratacağı maliyet avantajlarını hesaplamalıyız.

Bu hesapları vermemin sebebi bir  yaklaşım ortaya koymaktır; yoksa bu formülün herkese uyacağını iddia etmek değil...

Bildiklerimizin "doğruluğu" koşullara göre değişiyor... Eksik bilgiyle yanlış beklentiler yaratmak ise  önemli bir "sorumluluk" olarak karşımıza çıkıyor...

Yatırım öncesi iyi bir araştırma yapılmadan yola çıkılmamalı....

 

TARIM VE HAYVANCILIK KATEGORİSİ ALTINDA YER ALAN DİĞER MAKALELER

Tarım toprakları bölünmesin ki organize sanayi kurulabilsin!

Yazan: Ali Ekber Yıldırım / Tarım ve Hayvancılık Uzmanı

Yayın Tarihi: 28.05.2014

Toprak Koruma ve Arazi Kullanım Yasası'nda yapılan değişiklik yürürlüğe girdi. Yasanın temel amacı tarım arazilerinin miras yoluyla bölünmesini... Devamı

Tarımın zor yılı...

Yazan: Ali Ekber Yıldırım / Tarım ve Hayvancılık Uzmanı

Yayın Tarihi: 03.02.2014

 Yüksek girdi maliyetleri, siyasi ve ekonomik istikrarsızlık ve buna bağlı olarak döviz kurlarındaki artış, kuraklık endişesi, tarımcıları gelecek... Devamı

Her Çinli bir avuç fındık yese...

Yazan: Taylan Erten / Dünya Gazetesi Yazarı

Yayın Tarihi: 08.11.2013

 Bazı uluslararası araştırmalara göre, önümüzdeki 10 yıl boyunca küresel tarım ürünü talebini büyük ölçüde Çin etkileyecek. Çin'i Hindistan ile... Devamı

Hayvancılığın kronik sorunu; yem

Yazan: Ali Ekber Yıldırım / Tarım ve Hayvancılık Uzmanı

Yayın Tarihi: 09.10.2013

 Tarım ülkesi Türkiye, hayvancılık sektörünün en önemli sorunu olan  ve artık kronik hale gelen yem sorununu çözemiyor.Yıllardır her toplantıda, her... Devamı

Küçükbaş hayvan üretiminin çıkmazı...

Yazan: Dr. Rüştü Bozkurt / İşletme/Yönetim Uzmanı

Yayın Tarihi: 15.08.2013

Maddi ve kültürel zenginlik yaratarak insan yaşamını kolaylaştırma "bileşenlerinin" ve "bağlamlarının" hızla değiştiğinin, yeniden tanımlanmaları ve... Devamı