Teşekkürler...
Mesajınız gönderilmiştir.
Yayın Tarihi: 24.08.2009
Türkiye piyasalarında yeni bir iyimserlik dalgası yaşanıyor. Borsa 2009 yılında gördüğü en yüksek seviyeleri aştı. Tahvil piyasası yeni zirveler yapıyor. Türk lirası faizlerdeki keskin düşüşe rağmen değerini koruyor.
Piyasalardaki yükselişte ABD ekonomisinde ikinci çeyrek karlarının beklentilerden yüksek gelmesi ve ekonomik göstergelerdeki iyileşme nedeniyle dünya piyasalarında risk iştahındaki artış önemli rol oynadı. Uygulanan genişleyici para ve maliye politikaları sayesinde Çin ekonomisinin hızlı büyümesini sürdürmesi küresel piyasalara moral verdi.
Ama Türkiye piyasalarının diğer gelişmekte olan ülkelere göre daha iyi performans göstermesinde asıl belirleyici olan Merkez Bankası'nın cesur faiz politikasıydı. Ekonomik krizin derinleştiğini ve enflasyonun tehdit olmadığını gören Merkez Bankası kredi mekanizmasını rahatlatmak için politika faizlerini Kasım ayından bu yana 900 baz puan düşürdü.

Küresel krizle birlikte dünyanın uzun süreli bir düşük büyüme düşük enflasyon dönemine girdiğini ve bu ortamda faiz oranlarının düşmesi gerektiğini uzun süredir savunan bir iktisatçı olarak Merkez Bankası'nın öngörülerine katılıyor ve aldıkları cesur kararlar nedeniyle Para Politikası Kurulu üyelerini kutluyorum.
Merkez Bankası'nın faiz indirimlerinin mevduat ve kredi faizlerine yansımasıyla Türkiye'nin durgunluktan daha çabuk çıkacağına inanıyorum. Ancak bu süreçin kolay bir süreç olmayacağını kabul edelim. Ekonomide yaşanan sert küçülme nedeniyle takipteki alacaklardaki hızlı artış Merkez Bankası'nın faiz indirimlerine rağmen kredi kanalının açılmasını engelliyor.
Ekonomideki belirsizliğin artması bankacılık sektörünün risk alma iştahının azalmasına yol açıyor. Bankalar bir yandan toplam plasmanlarında devlet tahvillerinin payını artırırken diğer yanda kredi portföyleri içinde takipteki alacak oranı düşük kurumsal ve ticari müşterilerin ve konut kredilerinin payını artırıyorlar. Buna karşı riski yüksek KOBİ ve taşıt kredilerinin payını indiriyorlar.
2009 yılının ilk altı aylık sonuçlarına göre bankacılık sektörünün kredi toplamı yılın ilk altı ayı itibariyle aynı kalırken portföylerindeki kamu kağıtları %14 arttı. Mevduatın krediye dönüşüm oranı son oniki ay içinde 4.5 puan gerileyerek 82,9'a geriledi.
Krizin patlak verdiği Eylül 2008 ile Haziran 2009 arasında kurumsal krediler (kurdaki arrtışın da etkisiyle) %8.6, konut kredileri %2.7 arttı. Buna karşı aynı dönemde taşıt kredileri %23, KOBİ kredileri %10 küçüldü.
Merkez Bankasının Ekim 2008'ten bugüne 900 baz puan indirmesine rağmen kredi kanallarının açılmakta zorlanması Türkiye'nin içinden geçtiği durgunluğun son derece ağır olduğunu gösteriyor. Bu nedenle, ekonominin bir an evvel ayağa kaldırılması için para politikasının yanı sıra maliye politikasının da kullanılması zorunlu gözüküyor.
Hükümet Mart ayında açıkladığı vergi indirimleri ile bu konuda önemli bir adım attı. İkinci adım olarak, kredi piyasasındaki tıkanıklığın aşılması için kredi riskinin önemli kısmını sigortalayacak bir kredi destek fonunun ivedilikle hayata geçirilmesi gerekiyor.
PARA PİYASALARI KATEGORİSİ ALTINDA YER ALAN DİĞER MAKALELER
Yazan: Dr. Kenan Mortan / Girişimcilik Uzmanı
Yayın Tarihi: 08.02.2012
TÜİK fiyat istatistikleri açıklandı, fiyatlar % 10'un üstünde. Ancak kış şartlarında bu normal. Kıymetlenen TL ile, Mart'tan sonra artış oranı... 
Yazan: Serhat Gürleyen / Para Piyasaları Uzmanı
Yayın Tarihi: 09.01.2012
2012 yılına Avro bölgesi borç krizi nedeniyle küresel büyümenin yavaşladığı, enflasyon tehdidinin azalmaya başladığı, sistemik risklerin arttığı bir... 
Yazan: Serhat Gürleyen / Para Piyasaları Uzmanı
Yayın Tarihi: 19.12.2011
2012 yılına Avro bölgesi borç krizi nedeniyle küresel büyümenin yavaşladığı, enflasyon tehdidinin azalmaya başladığı, sistemik risklerin arttığı bir... 
Yazan: Serhat Gürleyen / Para Piyasaları Uzmanı
Yayın Tarihi: 17.01.2011
Borsadaki satış dalgası öngördüğümüzden daha kolay atlatıldı. Çin'den gelen daraltıcı para politikası işaretlerine, Avro bölgesindeki kredi krizinin... 