Teşekkürler...
Mesajınız gönderilmiştir.
Yayın Tarihi: 06.07.2009
Ocak-Mayıs 2009 döneminde ülkemizin genel ihracatı yüzde 27,9 azalırken, makine sektörünün ihracatında yüzde 31,5 oranında bir azalma yaşanmıştır. Makine ihracatı bakımından önemli pazarlarımız olan ülkelerdeki talebin düşmeye devam etmesi, ihracatı etkileyen en önemli neden olmaktadır. Ülkemiz makine sektörünün dış pazarlarda rekabet gücünü azaltan bir diğer faktör de, orta ve uzun vadeli ihracat kredisi sağlanamamasıdır. Birçok ülke, özellikle AB ve Uzak Doğu ülkelerinin Exim-Bank'ları, bu ülkelerde makine imalatı yapan firmalara 2 yılı ödemesiz, 7 yıla kadar kredi imkânı sağlayabilmektedirler. Talebin azaldığı, yatırımcıların kredi bulmakta zorlandıkları Avrupa ülkeleri dahil birçok ülkede makine almak durumunda olan firmalar için, özellikle günümüzün ekonomik koşullarında uzun vadeli kredi bulabilmek büyük önem taşımakta, biraz daha pahalı da olsa bu ülkelerden ihtiyaçların karşılanmasını teşvik etmektedir. İhracatımızdaki düşüşün durdurulabilmesi için Exim-Bank kaynaklarının önemli ölçüde artırılması ve benzer kredi koşullarının sağlanması gerekmektedir.
Oxfort Economics'in 8-9 Haziran 2009 tarihlerinde yapılan CECIMO Genel Kurulu'na sunduğu raporda olduğu gibi, Avrupa Birliği pazarı ile ilgili olarak yapılan diğer araştırmalarda da, 2009 yılı üçüncü çeyreğinde makine talebindeki düşüşün duraklayacağı ve son çeyrekte yavaş da olsa sektörün çıkışa geçeceği tahmini yer almaktadır. Bu çıkışın, yavaş bir tempo ile 2010 yılı ilk yarısında da devam etmesi beklenmektedir. Şu anda 2010 yılı ikinci yarısına ait öngörüler, biraz daha olumludur. Ancak, talebin eski düzeyini bulmasının 2011 yılından önce gerçekleşmesi de beklenmemektedir.
Makine ithalatı yüzde 41 düştü
Ocak-Mayıs döneminde makine ithalatında yüzde 41 gibi büyük bir azalma olmuştur. Bu rakam iç talepte henüz bir canlanma olmadığına işaret etmektedir. İmalat, 2009 yılı başından beri, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 25 civarındaki düşük durumunu devam ettirmektedir. Kapasite kullanım oranı ise, Ocak ayında yüzde 61,2 ile en düşük konumunu gördükten sonra; Şubat, Mart ve Nisan aylarında bu oran yüzde 67'ye çıkmış, Mayıs ayında ise yüzde 68 olarak gerçekleşmiştir. Bu gelişmenin iyimser yorumlanması için zaman henüz erken olup, önümüzdeki bir iki ayda da bu yönde bir gelişme olması halinde kısmi bir iyileşmeden bahsetmek mümkün olabilecektir.
Son dönemde TOBB, tüketicinin yerli sanayi mallarını tercih etmelerini teşvik edici girişimler yapmaktadır. Benzer olarak sektöre yakın bazı kuruluşlar da, ithal makinelerin pazar payının fazlalığını dikkate alarak benzer kampanyalar düzenlemektedir. Ancak, nedenler analiz edilerek bunları çözücü girişimler yapılmadan, sadece beyan ve yazılarla veya reklamlar, basın toplantıları ile konuyu gündeme getirmek suretiyle yürütülen çalışmaların çok etkin olmasını beklemek iyimser bir yaklaşım olabilecektir. Günümüzde çeşitli makine imalatçıları, imalatlarının yüzde 70-75'ini ihraç ederken, iç pazardan yeterli pay alamamaktadır. İhracatın yarıdan fazlası, rekabetin yoğun olduğu Avrupa ve diğer gelişmiş ülkelere yöneliktir. Bu durum; firmalarımızın teknoloji, kalite ve fiyatlandırmada bir sorunu olmadığını göstermektedir.
Yatırım yapan bir kuruluş, ihtiyacı olan makineleri yerli imalatçılardan satın almak için kredi bulmakta zorlanmaktadır. Bulsa da şartları oldukça ağırdır. Vadesi, 1 yıl ödemesiz 4 yılı geçmemektedir. Aynı makineleri yurtdışından almak isterse, hemen tüm ülkelerin Exim-Bank'ları 2 yılı ödemesiz 7, hatta paket birden fazla makineyi kapsıyor ise, 10 yıla kadar kredi verebilmektedirler. Bu durumda, biraz daha pahalı da olsa, ithal makineyi alan kuruluş taksitlerini kazandığı para ile ödemek avantajına sahip olmaktadır. Bu imkân ithalatı teşvik eden en önemli faktör durumundadır. Bugünün ekonomik koşullarında bankalarımızın daha uzun vadeli kredilere öncelik vermeleri kolay gözükmemektedir. Finansal kiralama kuruluşları, kapanmak zorunda kalan firmalardan devraldıkları makineleri yeniden pazarlamaya öncelik vermekte, yeni makine alıcılarını da ikinci el makine almaya teşvik etmektedirler.
Diğer yandan, birçok belediyemiz ve kamu kuruluşumuz, ithal makine almak arzusundan vazgeçememektedirler. Bilerek veya bilgi yetersizliğinden şartnameler ithal makine kataloglarından yararlanılarak hazırlanmaktadır. Birçok ihalede, fonksiyonu etkilemeyen geometrik ölçü farkları nedeni ile elenen Türk firmaları bulunmaktadır.
Bu sorunların çözümü pek de kolay gözükmemektedir. Ancak, bunlara ve diğer bazı sorunlara çözüm bulunulamadığı sürece, yatırımcıya yerli makine al önerisinde bulunularak hissedilir bir değişim olmasını beklemek de mümkün olmayabilecektir.
SEKTÖREL KATEGORİSİ ALTINDA YER ALAN DİĞER MAKALELER
Yazan: Can Kantar / Dünya Gazetesi Yazarı
Yayın Tarihi: 01.08.2011
Sigorta güvencesi beklenmeyen risklere karşı tercih edilen bir olgudur. Ne yazık ki sigortayı bir zenginleşme aracı olarak görenlerin sayısı da hiç... 
Yazan: Taylan Erten / Dünya Gazetesi Yazarı
Yayın Tarihi: 09.06.2011
Türkiye kimya sanayiinin yüzde 97'si küçük ve orta ölçekli (KOBİ) işletmelerden oluşuyor. Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) kaynaklı verilere göre... 
Yazan: Can Kantar / Dünya Gazetesi Yazarı
Yayın Tarihi: 16.05.2011
"Önce sağlık" denir hep. Kimi de der ki "Önce para hocam, parası olan için her şey kolay". Sağlık bambaşka bir şey. İnsan sağlığının kıymetini... 