Teşekkürler...
Mesajınız gönderilmiştir.
Yayın Tarihi: 19.09.2011
Küresel krizde riskler artıyor. ABD ve Avrupa Birliği'nde yapılan tüm müdahalelere rağmen borç ve durgunluk sorunu devam ediyor. Artık başta IMF olmak üzere diğer uluslararası kuruluşlar da, yeni dip ne zaman olacak, hangi derinlikte olacak sorusuna yanıt arar hale geldiler.
Bu eğilimin en anlamlı olanı 27 Ağustos'ta IMF Başkanı Christine Lagarde ABD, Federal Reserve Bank of Kansas City'de meşhur Jackson Hole'de Uzun Dönemde Maksimum Büyümeyi Başarmak başlıklı konferansta yaptığı konuşmada küresel risklerin yükseldiğini açık açık ifade etmesi oldu.
Christine Lagarde konuşmasında küresel ekonomide özellikle de Avrupa Birliğinin sorunlarını üç başlık altında topluyor:
- Ödemeler Dengesi,
- Kamu Borçlanması,
- Bankacılık sektörünün sermaye yeterliliği sorunu.
Tüm bu başlıkları toparlarsak, Lagarde aslında ekonomilerde iç ve dış dengenin bozulduğunu söylüyor. IMF Başkanı'nın söylemediği ise, finansal serbestleşme, regülasyonlar, Maastricht kriterleri, Basel kriterleri, uluslararası derecelendirme kuruluşlarından iyi not almanın zorunluluğu gibi unsurların neden krizi önlemediğidir.
IMF Başkanı bu tür sorulara yanıt vermiyor. Bu yanıt verilemediği için de kriz yeni dip noktalara gebe. Belki yeni dip uzun süreli bir durgunluk şeklinde olacak.
Aslında kriz, küresel finansal sistem yeniden düzenlenirse, istikrarlı toplam talep yaratılırsa çözüm kanalları açılacak. Bunun için finansal sistemde kısa vadeli sermaye hareketleri engellenmeli, toplam talebin istikrar kazanması için gelir dağılımı düzeltecek önlemler alınmalı, KOBİ'ler güçlendirilmeli. Bu yapılırken de, verimlilik kavramı ve bütçe dengesi unutulmamalı. Bizim gibi adına yükselen ülkeler denilen ekonomilerde kamu harcamaları etkinliği sağlanmalı ve saydamlaşmalı.
Bunlar yapılmaz ise ekonomilerde güven ortamı sağlanamaz. Güven olmayınca istikrarlı talep ve büyüme sorunu çözülemez. Nitekim 2011 yılının ilk altı ayında yüksek büyüme oranı yakalayan Türkiye'de bile, tüketici ekonomiye güven duymuyor. TUİK ve TCMB tarafından yapılan tüketici güven endeksi çalışmasının Ağustos ayı verilerinde oldukça ilginç sonuçlar çıkıyor. Buna göre:
| Halkın Satın Alma Gücüne İlişkin Güveni |
%0,82 azaldı |
| Halkın Satın Alma Gücünün Gelecek Altı Ay İçin İlişkin Güveni |
%2,48 azaldı |
| Genel Ekonomik Duruma Güveni |
%5,02 azaldı |
| Genel Ekonomik Duruma Gelecek Altı Ay İçin Güveni |
%5,55 azaldı |
| İş Bulma Umudu Gelecek Üç Ay İçin Güveni |
%4,42 azaldı |
| Dayanıklı Tüketim Alma İhtimali |
% 9,41 azaldı |
Sonuç: Güven sağlanmaz ise ekonomide istikrar yakalanmaz. Bunun için hükümetler ekonomide güveni yeniden tesis edecek önlemleri bir an önce almalı.
MAKROEKONOMİ KATEGORİSİ ALTINDA YER ALAN DİĞER MAKALELER
Yazan: Dr. Kenan Mortan / Girişimcilik Uzmanı
Yayın Tarihi: 09.05.2012
BBC namlı bir yayın kuruluşu. 'Avrupa Baharına mı Giriyoruz?' diye soruyor. İnsanın 'tövbe' diyesi geliyor. Bahar dediğimiz bir ferahlık, ötesi... 