Teşekkürler...
Mesajınız gönderilmiştir.
Yayın Tarihi: 05.12.2011
Tüm şirketlerin iş potansiyeline bağlı olarak çalıştırdıkları bir eleman kadroları vardır. İnsan gücü de dediğimiz bu kavram sektörden sektör değişmekte, ölçek değiştikçe de farklı oranlarda eleman çalıştırmamız gerekmektedir.
Çalıştırdığımız elemanların sayısı işler küçülünce azalır, işler büyüdükçe de artar. Yeni tezgahlar, yeni üretim hatları, yeni ürünler, yeni şubeler eleman sayısını doğrudan arttırır. Artan iş potansiyeli de dolaylı olarak eleman sayısının artmasını gerektirir. Ekonominin geliştiği dönemlerde çalışanlar da iş değişikliği yaşarlar. Daha iyi koşullarda iş teklifleri alırlar ve ayrılan her çalışanımızın yerine bir başka eleman bulmamız gerekir. İyi giden, büyüyen bir iş döneminde işlerin geliştiği, satışların arttığı anda eleman alımı zevkli bir iştir.
İşlerin küçüldüğü, ekonominin gerilemeye başladığı dönemler zor dönemlerdir. Bu durumda şirketlerin zayıflaması, yani küçülmesi söz konusudur. Bu duruma "ölçek küçültülmesi" "Downsizing" adı verilir. Ölçek küçülmesi bir gerileme ricat durumu olmamalıdır. Bu kavramı bir yönetim, bir iş kalitesini arttırma metodu olarak ele elmamız gerekir. Ölçek küçültülmesi son baharda meyve ağaçlarının budanması gibi olmalıdır. Şirketler için de gelecek yıl çiçek açmayacak, meyve vermeyecek dalların temizlenmesi gibi verimsiz kadronun elenmesi ve yeni çıkacak dallara yer açılması işlemi gibi, yük yaratan operasyonların ortadan kaldırılması işlemidir.
Ölçek küçültülmesinin şirketi geleceğe hazırlayan, motive edici, mevcut yapıyı canlandırıcı bir etkisi varken, kriz zamanı işçi çıkartılması ağacın sağlıklı budanması değil acemi bahçıvan elinde bitkinin yok olmasına da yol açabilecek bir dal katliamına da dönüşebilmektedir.
Geçmişte rastladığım bazı şirket patronlarının profesyonel yöneticilerine ""eleman sayısında %10 -%15 azaltın" şeklinde bir emir vermesi ile başlayan ölçek küçülmesi sürecini son derece tehlikeli buluyorum. Küçülme olayını gazı kaçıp, alçalmaya başlayan bir balonun safra atması şeklinde yorumlayan bu anlayış profesyonel yöneticileri zor durumda bırakmakta ve işçi çıkartmalarının baş sorumlusu haline getirmektedir. Profesyonel yöneticin yapacağı iki şey vardır. Çoğu bu emri içi burkularak, üzülerek yerine getirir. İşin insani sorumluluğunu, sosyal sorumluluğunu, iş gücü kaybının getireceği yönetimsel sorumluluğunu omuzlarına yükler ve yapar. Çok azı vardır ki bu emre direnecek ve başka çözümler ortaya koyacak, hatta önerileri kabul edilmezse işten ayrılacak grubun başına kendi adını yazacak kadar cesur olabilsin.
İşten çıkartılacak olan personelin kafa sayısı yüzdesi ile yapılması kölelik anlayışından gelen, çalışan her kişiyi aynı torbaya koyan bir düşüncenin ortaya çıkmasıdır. İşten çıkarmayı iş kapasitesinin azalmasının yaratacağı etkiyi, departmanlar arasındaki ilişkileri, çıkan personelin görevlerini diğerlerine dağıtacak çalışmayı yapmadan, yapılan kafa sayısı hesabı işçi çıkartılması kararı çağdaş değildir, hatalıdır, kısa ve uzun dönemde sorun yaratmaya açıktır.
Şirketler ölçek küçültmeyi sistemli ve ileride doğru sonuçlar ortaya koyacak şekilde gerçekleştirmelidir. İşten çıkartma önce şirketlerin yaptıkları işleri tanımlamaları ile başlamalıdır. Verilen hizmetler, yapılan işler karlılık, önem, alternatif yaratma, dış kaynak kullanmaya açılma, diğer işleri etkileme, çalışan sayısı, müşteri etkileri gibi fonksiyonlar ile analiz edilmeli ve şirketten belli yüzde ile eleman çıkartmak yerine verimsiz operasyonların, bölgelerin, hizmetlerin kapsam dışına çıkartılması amacıyla yapılmalıdır. Bu sayede iyi yapılan işlere kaynak aktarılacak, kötü yapılan işler kapatılacak veya dış kaynağa aktarılacaktır. Bu şekilde yapılacak olan bir küçültme beraberinde bazı varlıkların satışını da ortaya çıkartacağı için şirket karlılığına ve nakit akışına olumlu etki yapacaktır.
Hiç bir şekilde elemanlarınızın %10 eksilmesi ile yapmakta olduğunuz işleri aynı şekilde aynı kapasitede ve aynı kalitede yapabilmeyi düşünmeyin. Giden her eleman beraberinde işinizin bir kısmını, kalitenizin bir kısmını, müşteri memnuniyetinizin bir kısmını alacak ve beraberinde götürecektir. "Götürmesi beni etkilemez" diye düşünmemelisiniz. Zira gittiği yerde sizden aldığı bilgi, tecrübe hatta müşteriler ile karşınıza ya yeni bir şirket olarak veya rakibinizin bir elemanı olarak çıkacaktır.
Her kriz bir gün geçecektir. Bittiği gün kaybettiğiniz elemanlara ihtiyacınız olacaktır. Bu zamanda da ya tecrübesiz, bilgisiz, eğitimi ile çok zaman geçireceğiniz, pek de ucuz olmayan yeni personel alacaksınız; ya da eski kaybettiğiniz elemanın benzerini daha pahalı çalıştırmak durumu ile karşı karşıya kalacaksınız.
Acelesi olan yangından mal kaçıran patronlar için önerim personelinizin %10'unu işten çıkarmak yerine personeliniz ile görüşüp ücretlerinde %10 indirimi önermeniz olacaktır. Bu siz onların gözünde yüceltecek, çalışanlar arasında şirket desteği ve birlikteliği arttıracak, boşa ödenecek kıdem ve ihbar tazminatlarını engelleyecektir. Kriz bittiğinde de vereceğiniz %10 artışın memnuniyetle karşılanacağına inanıyorum. Zor durumda birlik olmak ancak yükün altına birlikte girmekle sağlanabilir.
Gelecekte kriz başlayabilir diyoruz. 2008 yangını henüz sönmedi. Krizin büyümesi hükümetin, meslek odalarının, ekonomistlerin bütün iyi niyetli yangın söndürme çabaları ve söylemlerine karşı büyüyebilir. Gelecek yıl çıkabilecek bir krizin büyümesine neden olacak kişiler işçilerini sokağa bırakarak, yangına yeni kibritler çakanlar ve felaket tellallığı yaparak sektörü provoke edecekler olacaktır.
İŞLETME-YÖNETİM KATEGORİSİ ALTINDA YER ALAN DİĞER MAKALELER
Yazan: Dr. Rüştü Bozkurt / İşletme/Yönetim Uzmanı
Yayın Tarihi: 02.05.2012
Gazeteleri günlük haberlerle donatma zorunda olanlarla ile bizim gibi ince ayrıntı gözleme gayretinde olanların bakış açıları, yaratmak istedikleri... 
Yazan: Taylan Erten / Dünya Gazetesi Yazarı
Yayın Tarihi: 01.05.2012
Türkiye'nin hızla büyüyen sektörlerinden biri elektronik. Bu cümle bana ait değil; Sanayi Bakanlığının raporundan aktarıyorum. O cümle şöyle:... 
Yazan: Dr. Rüştü Bozkurt / İşletme/Yönetim Uzmanı
Yayın Tarihi: 28.03.2012
Bizim İstanbul'a yerleştiğimiz 1970'lı yılların sonlarında o zamanki İstanbul İktisadi ve Ticari İlimler Akdemisi'ne geniş bir kampus alanı... 
Yazan: Dr. Kenan Mortan / Girişimcilik Uzmanı
Yayın Tarihi: 12.03.2012
Ortalık sakin bir dalgalanma da yok! Size aktaracağım tek dalgalı veri petrol fiyatları. Geçen Cuma, petrolün varili 5$ birden artıp 128$ ‘ı... 