Teşekkürler...
Mesajınız gönderilmiştir.
Yayın Tarihi: 03.05.2010
"Ekonomimizin can damarı", "Anadolu kaplanları" söylemleri bize hep KOBİ'leri hatırlatıyor. KOBİ'lerin Türkiye Ekonomisi'ndeki üstlendiği ağır yükü hepimiz biliyoruz. Boşuna "Can Damarı" denmiyor. Sen aslansın, sen kaplansın diyoruz da, vergi alınmaya geldiğinde en yüksek vergi onlardan alınıyor, enerjiye tüm dünyadaki rakiplerinden çok daha fazla para veriyorlar. Sözün özü dünyadaki rakiplerinden dezavantajları oldukça fazla. Yine de ayakta kalmayı başarıyorlar. 3-5 yılda bir yaşanan krizlerden silkelenerek de çıksalar, yoluna devam edenlerin sayısı yine de fazla. Deniz kaplumbağaları nasıl yumurtalarını kumlara gömer ve kabuk kırılıp yavru kaplumbağalar denize doğru koşarak giderler. Bu aradaki saldırılardan kurtulan ve denize ulaşan yavru kaplumbağalar hayatlarına nasıl devam edebiliyorlarsa bizim KOBİ'lerimizi de onlara benzetirim ben.
Bütün bu zor koşullara rağmen KOBİ'lerimizin yaratıcı, girişimci ve dinamik yapısı her şeyin önüne geçiyor. Belki de dimdik ayakta kalmalarını sağlıyor her kriz sonrasında. Üretiyorlar, pazarlıyorlar sürekli didiniyorlar. Ekonomik koşulların zorluğu ise onları pek yıldırmıyor. Açık söylemek gerekirse aslında bu didinme sürecinde bazı şeyleri de mecburen gözden kaçırıyorlar. Bu da ne biliyor musunuz? Tahmin edeceğiniz gibi sigortadan bahsediyorum. Sigorta deyince de birçok Küçük ve Orta Boy İşletme sahibinin aklına SGK prim kâbusu geliyor olmalı. Ben özel sigortalardan bahsedeceğim.
Sigorta asıl KOBİ'lere lazım
Şimdi "bu kadar masrafımızın arasında bir de özel sigortaya ayıracak paramız mı var?" dediğinizi duyar gibiyim. Ama ben de size, "Otomobilinizin zorunlu trafik sigortası ya da kaskosu var mı" desem yüzde 80'iniz "var" diyecektir. Ama işyerinizde yangın sigortanız, iş kaybı sigortanız veya KOBİ paket sigortalarından bir tanesi var mı desem, yüzde 80'iniz "yok" diyecektir. Peki, ben de sizlere şu soruyu sormak istiyorum: "Otomobiliniz mi daha kıymetli, işyeriniz mi?" İdeal olanı tüm çağdaş insanların değerli varlıklarını sigorta güvencesine almalarıdır. Ama biz ne yapıyoruz, sağlığımızdan, işyerimizden önce otomobillerimizi o da zorunlu olduğu için sigortalatıyoruz.
Otomobilimiz daha kıymetli
İşyerimiz dursa da, otomobilimizin başına bir şey gelse, çalışıp kazanıp belki bir otomobili tekrar alabiliriz. Ama işyerimizin başına bir şey gelse otomobilinizi satıp yatırım yapmanız yeterli olmayacaktır. Otomobilinizin değeri 30-40 bin TL, işyerinizin değeri ise yüz bin hatta milyon TL'lerle ifade ediliyor olmalı. "40 bin TL'lik otomobilimi 2000 TL'ye kasko yaptırıyorsam 400 bin TL'lik işyerimi 20 bin TL'ye sigorta ettirebilirim" tahmini tümden yanlıştır. Nedeni ise otomobilin mobil olması nedeniyle her an bir kazaya karışma riskinin, sabit bir mekân olan işyerinize göre kat ve kat fazla olmasından kaynaklanıyor. Ülkemizde büyük holdingler ve kurumlar işyerlerini sigortalatıyorlar. Aslına bakarsanız büyük müesseselerin mal varlıkları ve nakit paraları olası bir hasar sonrası işletmeyi tekrar eski haline getirmek için çoğunlukla yeterlidir. Ama KOBİ'ler öyle mi? Şartlar onlar için daha acımasız. Özetlersek sigorta zengin işi değil. Gerçekte geliri düşük, olası hasar durumunda eski durumuna dönmek için yeterli mali gücü olmayanların sigorta şemsiyesi altına sığınması gerekmez mi? Şimdilik bu didinme sürecinde hangi KOBİ'ye sorsak "sigorta KOBİ'ler için HOBİ" diyecektir sanırım. Ama size bir daha sonra ki yazımda KOBİ'lerin sigorta yaptırırken nelere dikkat etmeleri gerektiği, KOBİ'ler için en uygun sigorta seçenekleri konusunda bilgiler aktaracağım.
İŞLETME-YÖNETİM KATEGORİSİ ALTINDA YER ALAN DİĞER MAKALELER
Yazan: Dr. Rüştü Bozkurt / İşletme/Yönetim Uzmanı
Yayın Tarihi: 25.01.2012
Filyos Havzası Projesi üç ilimizi yakından ilgilendiriyor: Zonguldak, Bartın ve Karabük. Filyos Çayı, Batı Karadeniz Dağları'nın kuzeyinde Devrek ve... 
Yazan: Dr. Rüştü Bozkurt / İşletme/Yönetim Uzmanı
Yayın Tarihi: 21.12.2011
Geçtiğimiz cumartesi günü Kartepe Perakende Zirvesi'ne çağrılı idim. Panelde iki sorunun yanıtı istendi: Birincisi, son 20 yılda dünyada ve... 
Yazan: Dr. Rüştü Bozkurt / İşletme/Yönetim Uzmanı
Yayın Tarihi: 24.11.2011
Dünyanın her yerinde, en küçük köyünden, en büyük kentinde yaşayanına herkes, on yıl öncesinin varsayımları üzerine kurulu "iş yapma tarzının" işe... 