İŞ'TE KOBİ'nin avantajlarından faydalanmak için lütfen giriş yapınız.

Beni Hatırla
Şifremi Unuttum

GDO’lu Ürünleri Tüketmeye Hazır mısınız?

Google Yahoo Facebook del.icio.us StumbleUpon Twitter Digg

Yayın Tarihi: 20.10.2011

 

Dünyada genetiği değiştirilmiş(GDO) 4 temel ürün var. Soya, mısır, pamuk ve kanola (kolza). Bu 4 üründe de Türkiye ithalatçı konumunda. Bu dışa bağımlılık GDO'lu ürün ithalatını da kaçınılmaz kılıyor.

 

Türkiye'ye genetiği değiştirilmiş ürünlerin ne zaman girmeye başladığı tam olarak bilinmiyor. Ancak, yasal olmayan yollarla veya örtülü bir biçimde bu ürünlerin ülkeye girdiği ve tüketildiği biliniyor. En basit anlatımla, Türkiye, soya, mısır, pamuk ve kolza ithal ediyor. İthalatın yapıldığı ülkelerde bu ürünler yaklaşık yüzde 90 oranında GDO'lu olarak üretiliyor. Dolayısıyla ithal edilen soya, mısır, pamuk ve kanolanın GDO'suz olduğunu iddia etmek inandırıcı değil. Kaldı ki, ithalatı yapanlar da bu ürünlerin GDO'lu olma olasılığının çok yüksek olduğunu söylüyor.

 

Sadece soya örneği GDO gerçeğini kanıtlamaya yeter. Türkiye yılda yaklaşık 2 milyon ton soya tüketiyor. Bunun 40-50 bin tonunu kendisi üretiyor. Geri kalanını ithal ediyor. İthalatın yapıldığı ülkeler Amerika Birleşik Devletleri (ABD), Arjantin, Brezilya. Bu ülkelerde üretilen soyanın neredeyse tamamı GDO'lu. O zaman ithal edilen soya da GDO'lu. Başta yem sektöründe olmak üzere bir çok alanda hammadde olarak kullanılan soya bir şekilde tüketiliyor. Yılda 1 milyon tonu bulan pamuk ithalatı, 1 milyon tona yakın mısır ve türevleri ve ithal edilen kanolanın da GDO'lu olma ihtimali yüksek.

 

Nitekim, 2009 yılında Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı GDO ile ilgili yönetmelik çıkarırken, "Türkiye'ye GDO'lu ürünler zaten giriyor, biz bunu yasal bir düzene sokacağız" yönünde açıklamalar yapıldı. Kamuoyu tepkisi üzerine bu yönetmelikle GDO'lu ürünlerin yasaklandığı bile iddia edildi. Yönetmelik yasaya dayanmadığı için mahkeme kararıyla iptal edildi. Bunun üzerine Biyogüvenlik Yasası kabul edildi. Biyogüvenlik Yasası'nın yürürlüğe girmesinden bu yana bir yılı aşkın bir süre geçti.

 

Bugüne kadar dolaylı yollardan tüketilen GDO'lu ürünler şimdi yasal yollardan ve devletin izni ile tüketime sunuluyor. Biyogüvenlik Yasası'nın çıkmasından sonra kurulan Biyogüvenlik Kurulu GDO'lu ürünlere izin verme konusunda tek yetkili kurum. Bugüne kadar 3 soya çeşidinin ithalatına izin verildi. Sırada GDO'lu 13 mısır çeşidi var. Bu mısır çeşitleri ile ilgili bilimsel risk değerlendirme komitesi ve Sosyo Ekonomik Komite raporlarını yazdı. Bu raporlar kamuoyu görüşüne açıklandı. Yakın zamanda GDO'lu 13 mısır çeşidine ithalat izni verilmesi bekleniyor.

 

Türkiye Yem Sanayicileri Birliği Derneği İktisadi İşletmesi, Beyaz Et Sanayicileri ve Damızlıkçılar Birliği Derneği ve Yumurta Üreticileri Merkez Birliği'nin başvurusu üzerine genetiği değiştirilmiş mısır ve soya çeşitlerinin ithalatına izin verilirken bu ürünlere ilişkin risk raporları hazırlanıyor.

 

Biyogüvenlik Kurulu'nun seçtiği 11 kişiden oluşan Bilimsel Risk Komitesi GDO'lu ürünlerin bilimsel açıdan insana ve çevreye zararlı olup olmadığını, Sosyo Ekonomik Risk Değerlendirme Komitesi ise bu ürünlerin sosyal ve ekonomik olarak ülkeye zararını değerlendiriyor. Her başvuru için ayrı ayrı risk değerlendirme raporları hazırlanıyor.

 

Bu raporlarda dikkat çekici bir sonuç ortaya çıkıyor. Komite raporları GDO'lu ürünlerin zararlı olduğunu söylüyor. Fakat, zararlı olduğu vurgulanmasına rağmen GDO'lu ürünlerin ithalatına da izin verilmesi isteniyor.

 

Bugüne kadar kamuoyuna da açıklanan 13 çeşit genetiği değiştirilmiş mısır çeşidi için hazırlanan risk raporlarında ve komite kararlarında dikkat çekici görüşler şöyle:

 

**  İthal izni verilen mısır çeşidinin Türkiye'de üretim izni olmadığı için Türkiye'de üretilen mısır çeşitlerinde üretim alanlarından veya piyasaya sunulan mısır dane veya işlenmiş ürünlerinden yıl içersinde örnekler alınarak Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının akredite kabul ettiği laboratuarlarda analizlerinin yaptırılması önerilmektedir. GDO olarak Türkiye'ye yem sanayinde kullanılmak üzere izin verilen mısır çeşitlerine aktarılan genlerin ve bu genlerin kodlanmış olduğu proteinlerin analiz sonuçlarına göre Biyogüvenlik Yasası çerçevesinde Türkiye üretimi yapılan mısır çeşitlerine bulaşık olup olmadığına karar verilmesi gerekir. Bulaşık olma durumunda, ilgili ürünlerin toplatılarak imha edilmesi ve ekim alanlarında risk yönetimi kapsamında karantina tedbirleri uygulanmalıdır.

 

** Mısırın piyasaya sunulurken, ürünün etiketi üzerinde aktarılan gen ve ifade edilen transgenik proteinin ne olduğu açıkça belirtilmesi gerekir. Ambalajlı ürünlerde etiket büyüklüğünün yem ürünlerinde toplam ambalaj alanının yüzde 5'ine karşılık gelecek şekilde hazırlanması önerilmektedir. Dökme ürünler için de etiket bilgilerine ilişkin yönetmelik hükmü uygulanmalıdır. Ayrıca yem olarak kullanılacak genetiği değiştirilmiş mısırla beslenen hayvanlardan elde edilen ürünlerin etiketlerinde de GDO içeren yemle beslendiğini belirten ibare bulunmalıdır. Bunun için mevzuatta gerekli değişikliğin en kısa zamanda yapılması gerekmektedir.

 

** Taşıma ve nakil işlemlerine dayanıklı olduğu kabul edilen ve ürünün her türlü taşıma ve nakli sırasında çevreye dağılımını engelleyebilecek mukavemete sahip ambalaj malzemesinin/materyalin seçilerek kullanılması önerilmektedir. Bu ambalaj malzemesi/materyalinin her türlü taşıma koşullarına mukavemetli olduğuna dair analiz sonuçlarının ithalatçı firma tarafından sağlanıp, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı yetkililerine sunulması zorunlu tutulmalıdır.

 

**  Tespit edilen izinsiz GDO ürünlerinin kontrollü koşullarda yakılarak imha edilmesi zorunlu tutulmalıdır.

 

** Genetiği değiştirilmiş mısır tohum ve ürünlerinin ülkeye girdikten sonra yanlış veya amaç dışı kullanımlarının denetlemeler sırasında tespit edilmesi durumunda Biyogüvenlik Yasası kapsamında ki yaptırımlar uygulanır. Ayrıca bu durumdaki ürünler toplattırılarak imha edilir. Bu ürünler Türkiye'de piyasaya sürüldükten sonra Bakanlık denetimde piyasa izlenmesi yapılması, herhangi bir gen kaçağının olup olmadığı takip ve varsa tespit edilmelidir. Herhangi bir riskin ortaya çıkması durumunda ilgili bakanlıklarla işbirliği kapsamında acil durum tedbirleri uygulanmalıdır.

 

** İthalatçı firmalar tarafından ithal edilen genetiği değiştirilmiş mısırın tohum ve ürünlerinin yem olarak ne kadar ve nasıl kullanıldığına dair bilgilerin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığına aylık rapor olarak sunulması ve bakanlığın da bu durumu yerinde denetlemesi gerekmektedir.

 

** Tüketicinin geleneksel ürünler ile GDO ürünler arasında serbestçe seçimler yapabilmesini garanti altına almak amacıyla geleneksel ürünlerin üretilmesinin özendirilmesi yönünde bir devlet politikası olarak teşvik edici önlemler alınmalıdır.

 

** Mısır ithalatında halen uygulanmakta olan yüzde 130 oranında gümrük vergisi uygulamasına taviz verilmeden devam edilmesi gerekmektedir.

 

** İthalat miktar ve zamanının yurtiçi üretimi tehdit etmeyecek şekilde izin verilmelidir."

Bu kararlar GDO'lu ürünlerin ne kadar zararlı olabileceği konusunda fikir veriyor. Bulaşma durumunda ürünün yakılarak imha edilmesi, "acil durum" tedbirlerinin devreye sokulması gibi ürkütücü önlemler öneriliyor. İnsanın aklına doğal olarak şu soru geliyor. Bu kadar zararlı olan GDO' lu ürünlere neden ithalat izni veriliyor? Peki siz, GDO' lu ürünleri tüketmeye hazır mısınız?

 

GDO'lu ürünlere karşı amansız bir şekilde mücadele veren GDO'ya Hayır Platformu, bugün tüketime sunulan bu ürünlerin yarın üretimine de izin verileceği görüşünü dile getiriyor.

 

Önümüzdeki günlerde GDO konusu daha çok gündeme gelecek ve daha çok tartışılacaktır. Yerli üretim artırılmadan, soya,mısır, kanola ve pamukta dışa bağımlılıktan kurtulmadıkça GDO'lu ürünlerden kaçış yok. Şimdiye kadar yem amaçlı izin istenen GDO'lu ürünlere şimdi de gıda amaçlı olarak izin istenecek. Öyle görünüyor ki, bu izinler de verilecek ve Türkiye GDO'lu ürün cenneti olacak... Oysa Türkiye'nin sahip olduğu tarımsal potansiyel değerlendirilse GDO'lu ürüne asla ihtiyacı olmayacaktır.

 

TARIM VE HAYVANCILIK KATEGORİSİ ALTINDA YER ALAN DİĞER MAKALELER

Sütün Önemi…

Yazan: Ali Ekber Yıldırım / Tarım ve Hayvancılık Uzmanı

Yayın Tarihi: 14.05.2012

Okul sütü programı, sadece devletin bedava süt dağıtması değildir. Türkiye'de böyle anlaşılsa da, okul sütü programı, çocukların sağlıklı... Devamı

Beyaz Altın'ın dönüşü...

Yazan: Erdoğan Kahya / Dünya Gazetesi Yazarı

Yayın Tarihi: 21.11.2011

Ülkemizdeki 17 Tarım Satış Kooperatifler Birliği'nden biri olan Antbirlik 1952 yılında kurulmuş. Aradan geçen 59 yılda neler yaşamadı ki? Dile kolay... Devamı

Sıfır faizli kredi bitti, ithalat sürüyor…

Yazan: Ali Ekber Yıldırım / Tarım ve Hayvancılık Uzmanı

Yayın Tarihi: 24.08.2011

Süt hayvancılığında devletin sıfır faizli kredisi bitti. Geçen yıl 1 Ağustos itibariyle başlatılan sıfır faizli kredi bu yıl 1 Ağustos itibariyle... Devamı

Keçi Yetiştiriciliği...

Yazan: Ali Ekber Yıldırım / Tarım ve Hayvancılık Uzmanı

Yayın Tarihi: 05.07.2011

Birkaç yıldan bu yana hayvancılık yatırımlarına büyük ilgi var. Devletin sıfır faizli kredisi bu ilginin en büyük nedenlerinden birisi. İŞ'TE KOBİ'ye... Devamı

Hububat piyasasında gelişmeler

Yazan: Ali Ekber Yıldırım / Tarım ve Hayvancılık Uzmanı

Yayın Tarihi: 23.05.2011

 Dünyanın en önemli sorunlarından birisi hububat fiyatındaki artış oldu. Özellikle buğdaydaki fiyat artışı dikkat çekiyor. Buğdayda son bir yılda... Devamı