İŞ'TE KOBİ'nin avantajlarından faydalanmak için lütfen giriş yapınız.

Beni Hatırla
Şifremi Unuttum

En Büyük Rakip Kendimiz

Google Yahoo Facebook del.icio.us StumbleUpon Twitter Digg

Yayın Tarihi: 13.12.2010

Sanayi ve Ticaret Bakanı Nihat Ergün, kamu alımlarında "yerli" ürünlerin kullanılması için Kamu İhale Kanunu'nda değişiklik yapılacağını söylüyor. (9. Sanayi Kongresi, İstanbul, 7.12.2010.) Yani, yabancı ürüne bağımlılık o kadar yoğun, alışkanlık o kadar kötü, milli sanayiye güven o kadar sıfır ki, devleti yöneten hükümet, yönetimi altındaki kamu kurum ve kuruluşlarına "yerli ürün" kullandırmak için kanun çıkarmak mecburiyetini hissediyor.

Demek ki, dünyanın en büyük 17'inci (15'inciliğe terfi edildiği de söyleniyor) büyük ekonomisiyiz diye övünülen bir ülkede, o ekonominin belkemiği olan milli sanayi, kendi ülkesinin pazarında kendine ancak kanun zoruyla yer açabilecek! Şimdi şöyle bir misal:

Bir ülke düşünün; ürünlerinin yüzde 60'ını Avrupa, ABD, Japonya, Ortadoğu , Kafkas ve, Balkan pazarlarına ihraç edebilen, KOBİ yapılı makine sektörü, kalitesiyle, teknolojik nitelikleriyle, çeşitleriyle rakiplerinin tozunu attırabiliyor.

Gelgelelim ürünlerinin yüzde 60'ını Avrupa, ABD, Japonya, Ortadoğu, Kafkas ve Balkan pazarlarına ihraç edebilecek "nitelik" düzeyini yakalamış bu sektör kendi ülkesinde, kendi devletine, kendi belediyelerine, kendi özel sektörüne 'kendini' anlatabilmek için ak ile karayı seçiyor; fakat anlatamıyor!

Bu ülke, Türkiye... Ne yazık; çünkü sahip olduğu sınai üretim gücünün, bilgi birikiminin, kalitenin, çeşidin, rekabet becerisinin farkında değil. Türkiye farkında değil ama İngiltere, Fransa, İtalya, Almanya, İspanya, Bulgaristan, ABD, Rusya, Japonya, Hindistan, İran, Irak, Suudi Arabistan, Mısır, Fas, Azerbaycan, Özbekistan, Malezya farkında!

Neler mi satılıyor bu ülkelere: Endüstriyel klima ve soğutucular, inşaat ve maden makineleri, takım tezgâhları, pompa ve kompresörler, gıda işleme makineleri, silah ve mühimmat, hadde ve döküm makineleri, tarım ve ormancılık makineleri, vanalar, reaktör ve kazanlar, tekstil ve konfeksiyon makineleri, türbin, turbo jet ve hidrolik silindirler, endüstriyel ısıtıcılar, ambalaj makineleri, kauçuk, plastik, lastik işleme makineleri, yük kaldırma ve istif makineleri, rulmanlar, kağıt ve matbaacılık makineleri.

Sektörün imalat ve ihracat yelpazesi böyle; uzun uzun sıraladım ki üç kıtada konuşlu ülkeler neyin farkında; Türkiye'de ise devlet, yerel yönetimler, özel sektör hattâ belki millet neyin farkında değil, iyice anlaşılabilsin!

Bu ciddi ve vahim problem bir süredir makine sektörü bağlamında çeşitli toplantılarda konuşuluyor, tartışılıyor. Sektör temsilcileri kamu yöneticileriyle bir araya geliyor. Tabii, bu buluşmalar henüz bir alış veriş, bir iş anlaşmasına yönelik değil. Keşke öyle olsa!

Ya, neye yönelik? Kendi makine sanayini tanımayan, 'sanayi yerine' koymayan, ülkesinin sınai üretim gücünü önemsemeyen, ülke kaynaklarını 'yabancı markalar' üzerinden dışarıya akıtmakta sakınca görmeyen kamu yönetim yapısı ve zihniyetini sarsmaya... Gerçi, bu tür aydınlatmalar, kamu yönetim yapısını ve zihniyetini biraz olsun sarsabiliyor mu, emin değilim!

Ama, probleme olan yakın ilgim nedeniyle, Orta Anadolu Makine ve Aksamları İhracatçıları Birliği Başkanı Adnan Dalgakıran'ın bazı demeçlerinden not ettiğim görüşlerine kesinlikte katılarak; 'Türkiye'nin teknoloji üretmesi ve kendi teknolojisine sahip çıkmasının, ülkenin ekonomik, sosyal ve siyasi dönüşümünün lokomotifliğini yapacağına" eminim!

Fakat önce şu 'çarkın' kırılması şart: Yine Dalgakıran'dan alıntıyla:

Bir, 'Ürettiğimiz makinelerin yüzde 60'ını gelişmiş ülkelere ihraç ediyoruz, hattâ onlardan bir kısmını yabancı bir marka altında tekrar sizler satın alıyorsunuz" kamusal trajedisine kesinlikle son verilmeli.

İki, 'Türkiye'de çok yüksek paralarla ithal makineler alınıyor. 24, 25 milyar dolarlık makine ithalatının yüzde 70'i Türkiye'de üretildiği halde ithal edildiğinde bu 17 milyar dolar oluyor."

Benim anladığım da şu oluyor: 24-25 milyar dolar aralığındaki makine ithalatının 17 milyar doları aslında kendi ürünlerimiz üzerinden 'yabancılara' ödediğimiz bedel. Bu ağır sömürünün kanalları tıkanmalı.

Bu görev elbette öncelikle siyasi otoriteye düşüyor. Problem nasihatle, kampanya ile çözülecek gibi değil. O halde, en az 'bizim makinemizi kendi markasıyla fiyat yükselterek bize kakalayan' gelişmiş ülkeler kadar uyanık davranarak; gerekiyorsa yasa çıkararak, kural koyarak ve denetleyerek. Bakan Ergün'ün kongredeki açıklaması bu umudun başlangıcı olmalı!

 

İŞLETME-YÖNETİM KATEGORİSİ ALTINDA YER ALAN DİĞER MAKALELER

Çorapçılar Derneği ile söyleşinin tadı...

Yazan: Dr. Rüştü Bozkurt / İşletme/Yönetim Uzmanı

Yayın Tarihi: 02.05.2012

Gazeteleri günlük haberlerle donatma zorunda olanlarla ile bizim gibi ince ayrıntı gözleme gayretinde olanların bakış açıları, yaratmak istedikleri... Devamı

Büyürken pazar kaybetmek

Yazan: Taylan Erten / Dünya Gazetesi Yazarı

Yayın Tarihi: 01.05.2012

Türkiye'nin hızla büyüyen sektörlerinden biri elektronik. Bu cümle bana ait değil; Sanayi Bakanlığının  raporundan aktarıyorum. O cümle şöyle:... Devamı

KOBİ'ler İçin İhtisas Organize Bölgeleri

Yazan: Atilla Yıldıztekin / Lojistik Yönetim Danışmanı

Yayın Tarihi: 11.04.2012

Türkiye'de işletmelerimizin büyük çoğunluğu KOBİ ölçeğinde iş hayatına başlamıştır. Kısıtlı sermaye, aile işletmeleri şeklinde başlayış, ilk yatırım... Devamı

İkitelli OSB'si

Yazan: Dr. Rüştü Bozkurt / İşletme/Yönetim Uzmanı

Yayın Tarihi: 28.03.2012

Bizim İstanbul'a yerleştiğimiz 1970'lı yılların sonlarında o zamanki İstanbul İktisadi ve Ticari İlimler Akdemisi'ne geniş bir kampus alanı... Devamı

Barometre

Yazan: Dr. Kenan Mortan / Girişimcilik Uzmanı

Yayın Tarihi: 12.03.2012

Ortalık sakin bir dalgalanma da yok! Size aktaracağım tek dalgalı veri petrol fiyatları. Geçen Cuma, petrolün varili 5$ birden artıp 128$ ‘ı... Devamı