Teşekkürler...
Mesajınız gönderilmiştir.
bankacılık,
borç,
büyüme,
enflasyon,
g20,
güven,
hazine,
ımf,
ihracat,
meclis,
merkez bankası,
portföy,
turizm,
tüfe
Yayın Tarihi: 02.08.2010
Türkiye 2010 yılının ilk yarısında OECD ülkeleri içinde en yüksek büyümeyi gösteren ülkelerden birisi olarak öne çıktı. Avrupa'nın çevre ekonomilerinde yaşanan durgunluğa rağmen yılın ilk beş ayında üretim ve ihracat çift haneli rakamlarla büyüdü. IMF Türkiye için 2010 yılı büyüme tahminini %5,2'den %6,3'e yükseltti.
Sürdürülebilir büyüme hızı açısından G20 ülkeleri arasında öne çıkıyoruz
Avrupa'daki durgunluğun Türkiye'nin büyümesi üzerine etkisi yılın ilk yarısında çok sınırlı oldu. Tam tersine aylık verilerde pozitif sürprizler daha ağırlıklı oldu. Söz konusu yüksek büyüme yalnızca düşük baz yılından kaynaklanmadı. Nüfusun genç olması, mevcut tüketim seviyelerinin yetersizliği, borçlanma seviyelerinin düşüklüğü, kamu maliyesinin kontrol altında olması ve düşük faizler iç talebi destekleyerek Türkiye'deki ekonomisindeki büyümeyi destekledi.
Güçlü bankacılık sektörü ve düşük borçluluk Türkiye'yi öne çıkarıyor
Türkiye gelişmekte olan ülkeler arasında güçlü bankacılık sektörü ve düşük hane halkı borçluluğuyla öne çıkıyor. Küresel kriz sırasında yabancı yatırımcılar tahvil satarken Türk bankalarının alımlarıyla 2009 yılını sorunsuz bir şekilde atlattık. Küresel risk iştahındaki artışla birlikte yabancı yatırımcıların geri döndüğü ve Hazine'nin borçlanma ihtiyacının azaldığı 2010 yılında bankacılık sektörü önceliği kredi portföyünü büyütmeye veriyor. Nüfusun genç olması ve borç yükünün düşüklüğü bankalara risklerini kontrol ederek tüketici kredilerini artırmaları için olanak sağlıyor.
Avrupa'daki durgunluk yaygınlaşırsa Türkiye'yi de etkiler
Avrupa ekonomisinde uzun süre devam edecek olan bir durgunluğun Türkiye'nin büyümesini aşağı çekmesi kaçınılmaz. İhracatın %57'si, turizm gelirlerinin %80'i, doğrudan yatırımın %80'i ile Avrupa Türkiye'nin en büyük iş ortağı konumunda. Sanayimizin büyümeye duyarlı sektörlerde yoğunlaştığını da göz önüne alınca Avrupa'daki uzun süreli bir durgunluktan etkilenmemiz kaçınılmaz. Mevcut durumda Türkiye'nin temel avantajı Avrupa'daki sorunların Türkiye'nin ihracatında küçük bir paya sahip olan çevre ülkelerle sınırlı kalması.
Bütçe performansı beklentilerin üzerinde
Yılın ilk altı ayında bütçe açığı önceki seneye göre %34 daralarak beklentilerin üzerinde performans gösterdi. Ekonomik aktivitenin canlanması mali performansın artmasında en önemli faktör olarak öne çıkıyor. Vergi gelirlerinin %70'inin dolaylı vergilerden oluşması bütçenin büyümeye duyarlılığını artırıyor. Ancak hükümetin aldığı önlemlerin de hakkını vermek lazım. Yılın ilk yarısında vergi gelirleri %15 reel olarak artarken giderlerdeki artışın %3'te kalması bütçe disiplinine yeniden önem verilmeye başlandığını gösteriyor.
Mali kural bütçe performansındaki iyileşmeyi kalıcı hale getirir
Ekonomiye duyulan güvenin artmasında ve risk priminin azalmasında son on yıldır uygulanan sıkı maliye politikaları hiç şüphesiz önemli rol oynadı. Türkiye'nin 2011 yılında Mali Kural uygulamasını hayata geçirmesi, IMF'nin olmadığı bir ortamda, mali performansı politikadan bağımsızlaştıracak çok önemli bir gelişme olur. Mali kuralın geciktirilmeden yasalaştırılması ve başarıyla uygulanmaya başlanması durumunda 2011 yılında Türkiye'nin yatırım yapılabilir ülke konumuna gelmesinin önünde önemli bir engel kalmayacak.
Seçimlere giderken mali disiplinde sınırlı bir bozulma öngörüyoruz
Bu olumlu gelişmelere rağmen yılın ikinci yarısında bütçe performansının bozulması ihtimali devam ediyor. Hükümetin Mali Kuralı daha önceden açıkladığı gibi Meclis tatile girmeden yasalaştıramaması Merkez Bankası'nın faizleri kısa vadede artırmayacağının anlaşıldığı bir ortamda piyasaları rahatsız etmedi. Baz senaryomuzda hükümetin yılın ilk altı ayındaki üstün bütçe performansının önemli bir kısmını yılın ikinci yarısında seçimlere giderken harcamasını bekliyoruz.
Borç dinamikleri mali şoklara karşı dirençli
Yılın ikinci yarısında bütçe performansının bozulması kamu borç dinamikleri üzerinde sınırlı bir etki yaratacak. Türkiye borç dinamiklerini düzetmek adına önemli kazanımlar elde etti Kamu borçları 2009 sonu itibariyle milli gelirin %45'i civarında duruyor. Söz konusu oran Avro ülkelerindeki %80 seviyesine göre Türkiye'yi çok daha güvenli bir konuma getiriyor. Seçimlere giderken artacak kamu harcamalarına rağmen Hazine'nin borç çevirme oranının 2011 yılında %92 civarında gerçekleşmesini bekliyoruz. Mali disiplindeki olası bir bozulmanın etkisinin borçlanma dinamiklerinden ziyade enflasyon üzerinde olacağından endişe ediyoruz.
Enflasyon endişeleri geri plana atıldı
Küresel ekonomiden gelen yavaşlama işaretleri ve emtia fiyatlarındaki gerilemeye paralel enflasyon endişeleri geri plana atıldı. Son aylarda çekirdek enflasyonda ve özellikle kirada görülen gerileme enflasyonun gerileyeceğine piyasaları ikna etti. Gıda fiyatlarındaki gerilemenin sürmesi ve emtia fiyatlarında sürpriz bir artış olmaması durumunda sene sonu enflasyonunun Merkez Bankası'nın tahmininin altına gerilediğini görebiliriz.
Güven açığı daralıyor
Piyasalar 2010 yılına Merkez Bankası'nın tahminlerinin çok daha üzerinde enflasyon beklentileriyle ve yılın son çeyreğinde politika faizlerinde önemli artışlar olacağı öngörüsüyle girdi. Merkez Bankası'nı olağanüstü toplantıyla şok faiz artışına davet eden kurumlar bile vardı. Avrupa ekonomisinden gelen durgunluk sinyalleri ve çekirdek enflasyonda görülen gerileme son aylarda piyasa beklentilerini tamamen değiştirdi. Piyasa beklentileri ve Merkez Bankası'nın hedefi arasındaki güven açığı 2.1puandan 1 puana geriledi.
Enflasyon konusunda piyasa kadar iyimser değiliz
Küresel büyümedeki aşağı yönlü riskler ve beklentilerdeki iyileşmeye paralel 2010 ve 2011 enflasyon tahminlerimizi aşağı yönlü güncelledik. 2010 yılı için %7,2 TÜFE enflasyonu tahminimiz ile Merkez Bankası'nın %7.5'lik tahminin altında kaldık. 2011 yılı enflasyon tahmininde piyasaya göre daha kötümseriz. Hükümetin seçim harcamalarını finanse etmek için kamu mallarına zam yapması ve vergileri artırması riski nedeniyle 2011 yılı enflasyonunu Merkez Bankası'nın %5,3'lük tahmininin çok üzerinde %7,5 olarak öngörüyoruz.
Merkez Bankası faiz artırımında aceleci değil
Merkez Bankası'nın Enflasyon Raporunda verdiği sinyale uyarak faiz artırım beklentilerimizi revize ettik. Merkez Bankası'nın 2011 ve 2012 hedeflerinin tutturulacağına inanmamakla birlikte Merkez Bankası'nın zaten kırılgan olan büyümeye zarar vermemek adına faiz artırımlarına geç başlayacağını kabul ediyoruz. Merkez Bankası'nın faiz artırımlarına 2011 yılında 150bp ile başlayıp 2012 yılında 125bp ile devam etmesini bekliyoruz. Mali cephedeki öngörülerimiz doğru çıkarsa piyasaya göre şimdi daha kötümser olan faiz artışı beklentimiz iyimser kalabilir.
Risk ve getiri paranın iki yüzü gibi
Piyasaya göre daha iyimser ekonomik görüşümüzü oluşturan ana senaryomuzda küresel ekonomide çift dipli bir durgunluğa yol açmayan bir yavaşlama olmasını, mali kuralın geçmesini, seçimlerden Orta Vadeli Programa uygun bir şekilde ülkeyi yönetecek bir tek parti hükümetinin çıkmasını ve Türkiye'nin 2011 yılında yatırım yapılabilir bir ülke olmasını bekliyoruz. Bu öngörülerin dışına çıkılması ekonomi ve piyasalarla ilgili tahminlerimizde sapmalara yol açabilir.
PARA PİYASALARI KATEGORİSİ ALTINDA YER ALAN DİĞER MAKALELER
Yazan: Dr. Kenan Mortan / Girişimcilik Uzmanı
Yayın Tarihi: 08.02.2012
TÜİK fiyat istatistikleri açıklandı, fiyatlar % 10'un üstünde. Ancak kış şartlarında bu normal. Kıymetlenen TL ile, Mart'tan sonra artış oranı... 
Yazan: Serhat Gürleyen / Para Piyasaları Uzmanı
Yayın Tarihi: 09.01.2012
2012 yılına Avro bölgesi borç krizi nedeniyle küresel büyümenin yavaşladığı, enflasyon tehdidinin azalmaya başladığı, sistemik risklerin arttığı bir... 
Yazan: Serhat Gürleyen / Para Piyasaları Uzmanı
Yayın Tarihi: 19.12.2011
2012 yılına Avro bölgesi borç krizi nedeniyle küresel büyümenin yavaşladığı, enflasyon tehdidinin azalmaya başladığı, sistemik risklerin arttığı bir... 
Yazan: Serhat Gürleyen / Para Piyasaları Uzmanı
Yayın Tarihi: 17.01.2011
Borsadaki satış dalgası öngördüğümüzden daha kolay atlatıldı. Çin'den gelen daraltıcı para politikası işaretlerine, Avro bölgesindeki kredi krizinin... 