İŞ'TE KOBİ'nin avantajlarından faydalanmak için lütfen giriş yapınız.

Beni Hatırla
Şifremi Unuttum

Eğitimin Maliyeti Herkese

Google Yahoo Facebook del.icio.us StumbleUpon Twitter Digg

Yayın Tarihi: 07.08.2009

Dünya geçen hafta, özellikle ABD'deki ikinci üç aylık büyüme oranına kilitlenmişti. Yüzde 1'lik bir küçülme beklentilerin altında kaldığı için (yüzde 1,5 bekleniyordu) bu gerçekleşme iktisat ile ilgilenenleri oldukça rahatlattı. Çünkü ABD 13 trilyon Dolar'lık GSYH'ye sahip ve dünya ekonomisinin yüzde 15'ine denk gelen bir ekonomi. Onların büyümesi, Türkiye dahil tüm ülkelerin büyümesini tetikleyecek.

Fakat akademisyen merakı mıdır nedir, beni bir başka haber kendine çekti. Bu haber sanırım sadece eğitimcileri değil, nitelikli işgücü arayan büyüğünden küçüğüne sanayici ve hizmet üreticilerini de ilgilendiriyor.

Haber şu: "ABD'de New York'da yaşayan Trina Thompson Nisan 2009'da mezun olduğu Monroe College'a iş bulamadığı için dava açmış. T. Thompson dört yıllık eğitim dönemi için ödediği 70 bin Dolar'ı üniversite tarafından iade edilmesini, istemiş". Bu bize ters gelebilecek bir haber. Habere yine bir Amerika klasiği, bu Amerikalılar içtikleri kahvenin sıcaklığını fazla bularak da dava açıyorlar diyebilirsiniz. Ancak Thompson girişimi şunu da anımsatmalı: Eğitim bireysel ve toplumsal maliyeti yüksek bir uğraş. Yüksek bir maliyete katılarak eğittiğiniz işgücünü istihdam edilememesi sadece o kişinin değil ülkenin de sorunu haline geliyor.

Gittikçe ağırlaşan işsizlik sorununu tek başına yaşanan ekonomik krize de bağlamak mümkün değil. Sorunun derinleşmesine neden olan olgulardan birisi de işgücü talebinin istediği nitelikte eğitim almış ve istenilen alanlarda eğitilmiş işgücünün işgücü piyasasına sunulmamasıdır. Bu istem piyasa mekanizması içinde uzun dönemde dengeye gelebilir. Ancak bu dengenin maliyeti yüksek olur. Bunun yerine karşılıklı olarak tarafların yani işgücü talep eden ile işgücü arzını eğiten (birçok ülkede devlet) bir araya gelerek sorunu çözmesidir. Nitekim artık talebi düşen alanlarda eğitim görmüş olanlar işsizlerse, devlet ya da özel sektör eliyle kurulan sürekli eğitim merkezlerinde (İngiltere'de ajanslarda) farklı eğitimler alarak iş bulma olanağı elde ediyorlar, çalışıyorlar ise mesleki kariyerlerini üst noktaya çıkarıyorlar. Daha açık bir ifade ile artık istihdam edilmesinde güçlük çekilen alanlara kamusal kaynak aktarılmıyor.

Ülkemizdeki yapılanma ise bu bakışın tersi bir yaklaşımla istihdam -eğitim ilişkisine bakıldığını göstermekte. Çok basit bir örnek; teknik eğitim fakültesinden mezun olan öğrencilerin yaklaşık yüzde 5'i öğretmen olarak istihdam edilirken, bu fakültelere alınan öğrencilerin sayısı binleri bulmaktadır. YÖK bu öğrencileri sanayinin istediği ara eleman olarak yetiştirilmesine yönelik bir müfredat değişikliğini bir türlü gerçekleştirememiştir. Böylece sanayici istediği okullu yetişmiş elemanı bulamaz iken, okulları bitiren gençler iş bulamamakta, sanayi makinelerinin arkasına "alaylı işgücü" geçmekte, bu ise verimliliği düşürmektedir.

Bu yapılanma nedeniyle Türkiye'de yüzde 27'lik genç işsizlik oranı kimseyi şaşırtmamalı. Bu orana, kurulmuş olan yanlış yapılanmanın ürünlerinden sadece biri diye bakmalıyız.

Sonuçta eğitime ideolojik ya da istatiksel olarak eğitimli sayısını artırmak olarak bakmak, istihdam ve eğitim sorununu büyütmekten başka bir işe yaramamaktadır. Örnek ülke Türkiye'dir.

MAKROEKONOMİ KATEGORİSİ ALTINDA YER ALAN DİĞER MAKALELER

Döviz Kuru Artışları ve KOBİ'ler

Yazan: Prof.Dr. Ömer Faruk Çolak / Makro Ekonomi Uzmanı

Yayın Tarihi: 24.01.2012

Türkiye'de herkes uzun süre döviz kuru artışı olmadığı için artık döviz kurunda istikrar sağlandığını düşünüyordu. Üstelik enflasyon oranının da tek... Devamı

Küresel Kriz Ekonomide Güveni Sarsıyor

Yazan: Prof.Dr. Ömer Faruk Çolak / Makro Ekonomi Uzmanı

Yayın Tarihi: 19.09.2011

Küresel krizde riskler artıyor. ABD ve Avrupa Birliği'nde yapılan tüm müdahalelere rağmen borç ve durgunluk sorunu devam ediyor. Artık başta IMF... Devamı

TCMB ve BDDK’nın Yeni Düzenlemeleri KOBİ’ler İçin Ne Getiriyor?

Yazan: Prof.Dr. Ömer Faruk Çolak / Makro Ekonomi Uzmanı

Yayın Tarihi: 29.06.2011

Geçtiğimiz Kasım ayından başlayarak TCMB kanuni karşılık oranlarını artırarak bankaların fon kaynak maliyetlerini artırmakta. TCMB'nin beklentisi... Devamı

Merkez Bankası’nın Son Kararları Üzerine

Yazan: Prof.Dr. Ömer Faruk Çolak / Makro Ekonomi Uzmanı

Yayın Tarihi: 14.02.2011

Başını Türkiye'nin de çektiği kimi ülkeler krizle birlikte kendilerine yönelen kısa vadeli sermaye hareketlerini (faiz oranının gelişmiş ülkelere... Devamı

KOBİ’ler ve Reel Efektif Döviz Kuru Endeksi

Yazan: Prof.Dr. Ömer Faruk Çolak / Makro Ekonomi Uzmanı

Yayın Tarihi: 18.08.2010

 Küçük ya da büyük toplantılarda birisi çıkıp da farklı bir soru sorduğunda "bu seni ilgilendirmez, ne diye bunlarla uğraşıyorsunuz" denilebiliyor.... Devamı