Teşekkürler...
Mesajınız gönderilmiştir.
Yayın Tarihi: 24.01.2012
Türkiye'de herkes uzun süre döviz kuru artışı olmadığı için artık döviz kurunda istikrar sağlandığını düşünüyordu. Üstelik enflasyon oranının da tek haneye gerilemesi ile, enflasyonun yarattığı belirsizlikte ortadan kalkmıştı.
Tüm bu olumlu görüntü 2011 yılının ikinci yarısında itibaren bozulmaya başladı. ABD doları 2011 yılını, 2010 göre yaklaşık %30 değer kazanarak kapattı. Enflasyon yeniden iki haneli hale geldi. Neden böyle oldu sorusu herkesin ağzına düştü.
Bu soruya basit yanıtlar verebiliriz. Elbette ekonomideki bu dönüşümde dış alemdeki özellikle AB'deki borç krizinin önemli rolü var. Demek ki dışarıda fırtına koparken, bizim eve bir şey olmaz diyemezmişiz. Bu gelişmeler en azından herkese bunu öğretmiştir. İkinci neden ise Türkiye ekonomisinin iç dinamiklerinden kaynaklanıyor. 2006 yılından bu yana uygulanan açık enflasyon hedeflemesi TL'nin aşırı değerlendirmesine neden olurken, dış ticaret özellikle de ithalat yapımız nedeni ile bu durum enflasyon oranının düşmesinde önemli faktör oldu. Fakat bu uygulamanın uzun süre devam ettirilemeyeceği belli idi. Diğer ülke uygulamalarından edilen tecrübe bunu gösteriyordu. Dolayısıyla gelinen bu nokta sürpriz değil. Sürpriz olan TCMB'nin enflasyon oranı üzerinde döviz kuru baskısını daha yeni kabul etmesi. 2011 yılının son aylarına kadar TCMB döviz kurları ile enflasyon oranı arasındaki bağlantının zayıfladığını vurguladı durdu. Halbuki 2006 yılı Nisan-Temmuz dönemindeki gerçekleşmeler bu bağlantının halen güçlü olduğunu göstermişti. Doğrusu tersini düşünmemizde zordu. Çünkü Türkiye'nin ithalatının %70'i ara malıdır, bunun içinde tüm mal ve hizmetler için vazgeçilmez bir girdi olan enerji üretiminde kullanılan doğalgaz ve petrol var.
Bu tartışmayı uzatmak mümkün. Fakat yeri burası değil. Biz bu kısıtlı alanda döviz kurlarındaki yükselişin KOBİ'ler üzerinde yaratacağı olası etkileri kısaca özetleyelim:
- - Döviz kurlarındaki artış eğer yurtdışında doğal gaz ve petrol fiyatları düşmez ise, Türkiye'de elektrik, doğal gaz ve petrol ürünlerinin (benzin, motorin) fiyatlarının yükselmesine neden olacak. Bu da KOBİ'lerin üretim maliyetlerini artıran, rekabet güçlerini azaltan bir etki yaratacaktır.
- - Döviz kuru artışları enflasyon oranını da yükselttiği için geleceğe yönelik belirsizlik artacaktır.
- - Enflasyon oranındaki artışlar halkın satın alma gücünü düşüreceği için yurtiçinde KOBİ'lere yönelik mal ve hizmet talebinin düşmesine neden olacaktır.
- - KOBİ'lerin yurtiçi talep de ki bu düşüşü telafi etmek için yurtdışı pazarlara yönelmek zorunda kalacaklar.
- - Yurtdışı pazarlarda ise özellikle AB pazarında işler iyi gitmemektedir. AB'de büyüme yeterli değil, dolayısıyla bu Pazar daralmakta.
- - KOBİ'ler yeni pazarlar bulmak durumundalar. Bunun için KOSGEB gibi, Eximbank gibi kurumların KOBİ'lerin yanında yer alması gerekmekte.
- - Bu ortamda bir görevde bankacılık sektörüne düşmekte. Onlarda bu zor günlerinde KOBİ'lere uzun vadeli ve kabul edilebilir faiz oranları ile kredi plasmanı sağlayarak yardımcı olabilirler.
MAKROEKONOMİ KATEGORİSİ ALTINDA YER ALAN DİĞER MAKALELER
Yazan: Dr. Kenan Mortan / Girişimcilik Uzmanı
Yayın Tarihi: 09.05.2012
BBC namlı bir yayın kuruluşu. 'Avrupa Baharına mı Giriyoruz?' diye soruyor. İnsanın 'tövbe' diyesi geliyor. Bahar dediğimiz bir ferahlık, ötesi... 