İŞ'TE KOBİ'nin avantajlarından faydalanmak için lütfen giriş yapınız.

Beni Hatırla
Şifremi Unuttum

Dışarıda deli dalgalar

Google Yahoo Facebook del.icio.us StumbleUpon Twitter Digg

Yayın Tarihi: 19.12.2011

2012 yılına Avro bölgesi borç krizi nedeniyle küresel büyümenin yavaşladığı, enflasyon tehdidinin azalmaya başladığı, sistemik risklerin arttığı bir konjonktürde giriyoruz.  Avro bölgesi borç krizi dünya ekonomisi için tehdit oluşturmaya ve küresel risk iştahını baskılamaya devam ediyor. Yüksek betaya sahip bir piyasa olarak Türkiye’de küresel piyasalardaki satış dalgasından payını alıyor.

Piyasalarda güvenin sağlanması ve sorunun İspanya ve İtalya gibi büyük ülkelere sıçramadan intizamlı bir şekilde çözülebilmesi için Avro bölgesinin parasal birliğin ötesine geçerek mali birliğe dönüşmesi gerekiyor. Ortak maliye politikaları uygulanacak ve güçlü ülkelerden zayıf ülkelere kaynak aktarılacak bu süreçte Avrupa Finansal İstikrar Fonunun büyüklüğünün 1 trilyon avronun üzerine çıkarılması, IMF Dünya bankası gibi uluslarüstü kurumlardan destek alınması önemli. Avrupa Merkez Bankası’nın faizleri %0,5 civarına çekerek ve büyük miktarda likidite sağlayarak bu süreci desteklemesi şart. Ancak böylesine kapsamlı bir paketle bankacılık sisteminin güçlendirilmesi sağlanabilir ve Avrupa’nın borç-durgunluk-deflasyon sarmalına girmesi engellenebilir.

Avro bölgesi liderlerinin kısa vadede böylesine kapsamlı bir eylem paketini hayata geçirme şansı çok düşük. Buna karşı orta vadede Avro bölgesinin mali birliğe dönüşmesi ihtimalinin çok yüksek olduğuna inanıyoruz. Kısa vadeli tahminlerimizdeki kötümserlik orta vadeli iyimserliğimizin altındaki temel neden. Mali birlik olmazsa Avro bölgesinin yıkılacağına ve bu durumda oluşacak zararın büyüklüğünün Avrupa ülkelerini uzlaşmaya zorlayacağına inanıyoruz. İşlerin kötüleşmesi orta vadede Avrupa’nın mali birliğe yönelmesi ve merkez bankasının desteğini  alarak borç krizine intizamlı bir çözüm bulunması ihtimalini artıracak.

Kasım ayı PMI verileri ve Ekim ayı sanayi üretimi verileri ihracatının yarıdan fazlasını Avrupa'ya yapan, yurtdışı borçlanmalarının üçte ikisini Avrupa'dan sağlayan Türkiye’nin Avrupa borç krizinin yarattığı küresel dalgadan çok fazla etkilenmediğini gösteriyor. Ancak Avrupa ekonomisinin durgunluğun eşiğine geldiği ve bankacılık sektörü bilançolarında sermaye yeterliliği endişesi nedeniyle küçülme baskısı yaşandığı mevcut konjonktürde ekonominin uzun süre bu performansı sürdürmesi mümkün değil.

Türkiye ekonomisi Avro bölgesinden gelen durgunluk tehdidi ve  azalacak dış kaynak girişi nedeniyle 2012 yılında sert bir şekilde yavaşlayacak. Aralık ayından itibaren ekonomideki yavaşlamanın ve cari dengedeki düzelmenin daha belirgin olarak görüleceğine inanıyoruz. Türkiye ekonomisinin büyümesi Avro bölgesinden gelen durgunluk tehdidi ve  azalacak dış kaynak girişi nedeniyle 2012 yılında %1,5 civarına gerileyecek. Buna rağmen yüksek emtia fiyatları, kamu zamları, zayıf Türk lirası ve bozulmaya başlayan fiyatlama davranışları kısa vadede enflasyon konusunda iyimser olmamızı engelliyor. Enflasyonun 2012 yılında %7 civarına gerilemesini bekliyoruz. Türk lirasındaki değer kaybı ve enflasyonun yükselmeye devam etmesi Merkez Bankası’nı 2012 yılının ilk yarısında da daraltıcı para politikası uygulamaya devam etmeye zorluyor.

Son yıllarda elde edilen kazanımlar sayesinde Türkiye dışsal şoklara karşı eskisinden çok daha dirençli. Güçlü kamu borç dinamikleri, bankacılık sisteminin sağlamlığı, hane halkının ve şirketlerin borçluluğunun düşük olması Türkiye’nin dışsal şoklara karşı daha sağlam durmasını sağlıyor. Ancak Avro bölgesi şokuyla şirketlerin döviz açık pozisyonlarının yükseldiği ve dış finansman ihtiyacının arttığı bir ortamda karşılaşmamız yumuşak karnımızı oluşturuyor.

Merkez Bankasının sıkı para politikası ve son bir yılda yaşanan şiddetli değer kaybı Türk lirası varlıkları carry trade için cazip kılıyor. Türk lirası 2011 yılının ilk 11 ayında dolara karşı %16 değer kaybederek Güney Afrika randından sonra en çok değer kaybeden para oldu. TL gelişmekte olan ülke paralarına karşı reel olarak 2003 yılındaki seviyelerinde işlem görüyor. Türkiye gelişmekte olan ülkeler arasında Brezilya’dan sonra en yüksek para piyasası faizlerine sahip. Avrupa cephesinden gelebilecek şoklar ve özel sektörün yüksek açıkları nedeniyle yılın ilk aylarında Türk lirasındaki dalgalanma devam edebilir. Ancak küresel risk iştahının toparlanmasına paralel 2012 yılında Türk lirasının toparlanmasını ve döviz sepetine karşı  %3 değer kazanmasını bekliyoruz.

Ekonomideki yavaşlamaya paralel hız kesen kredi talebi ve görece güçlü bütçe performansının tahvil piyasasını 2012 yılında destekleyeceğine inanıyoruz. Yıl genelinde Hazine 122 milyar TL iç borç servisine karşı 102 milyar borçlanma yaparak piyasalarda 20 milyar TL bırakacak. 2012 yılı borç servisi içinde yabancıların payının yüksek olması (%28 civarında) tahvil piyasasının küresel risk iştahına duyarlılığını artırıyor.

Kredi büyümesinin mevduat artış hızından fazla olması ve dış kaynağın azalması tehdidi mevduat faizlerini kısa vadede yüksek tutabilir. Yılın ilk dört ayında borç servisinin yüksek olması (aylık 17-18 milyar TL) ve enflasyonun yükselmeye devam etmesi kısa vadede faizler üzerinde baskı yapabilir. Ekonomideki yavaşlamayla birlikte Merkez Bankası’nın para piyasasındaki baskısını kademeli olarak azaltmasını bekliyoruz. Mevcut faiz seviyelerinde değişken faizli ve enflasyona endeksli tahviller yerine orta-uzun vadeli sabit faizli tahviller daha cazip görünüyor. İyi seçilmiş bir özel sektör tahvil portföyüyle kredi riski alınarak portföy getirisi zenginleştirilmesini önermeye devam ediyoruz.

Avrupa borç krizinin ağırlaşması ve küresel risk iştahının azalması kısa vadede borsa üzerinde baskı yaratmaya devam edebilir. Yüksek cari açık, ekonomide sert iniş endişesi ve Merkez Bankası politikasına yönelik belirsizlikler kısa vadede borsanın dünya piyasalarının gerisinde kalmasına neden olabilir. 2011 yılında gelişmekte olan ülkeler içinde en kötü performans gösteren üçüncü piyasa olmamıza rağmen değerlemelere bakıldığında iskonto oranı %5 gibi sınırlı bir düzeyde. Bu yüzden borsa genelinde alış yapmak için 50.000 seviyesinin altını beklemeyi öneriyoruz. İMKB endeksini geçtiğimiz üç yılda %100’ün üzerinde yenen En Çok Önerilenler listesindeki şirketler borsa geneline göre daha cazip risk/getiri imkanları sunmaya devam ediyor. Ekonomide yavaşlama sinyalleriyle Merkez Bankası’nın sene ortasında para politikasını gevşetmeye başlaması borsada banka hisselerinden başlayarak genel yayılan bir yükseliş yaratabilir.

 

PARA PİYASALARI KATEGORİSİ ALTINDA YER ALAN DİĞER MAKALELER

Meteo

Yazan: Dr. Kenan Mortan / Girişimcilik Uzmanı

Yayın Tarihi: 08.02.2012

TÜİK fiyat istatistikleri açıklandı, fiyatlar % 10'un üstünde. Ancak kış şartlarında bu normal. Kıymetlenen TL ile, Mart'tan sonra artış oranı... Devamı

2012 yılı yatırım stratejisi

Yazan: Serhat Gürleyen / Para Piyasaları Uzmanı

Yayın Tarihi: 09.01.2012

2012 yılına Avro bölgesi borç krizi nedeniyle küresel büyümenin yavaşladığı, enflasyon tehdidinin azalmaya başladığı, sistemik risklerin arttığı bir... Devamı

Yeni Normal Dönemde Piyasalar

Yazan: Serhat Gürleyen / Para Piyasaları Uzmanı

Yayın Tarihi: 17.01.2011

Borsadaki satış dalgası öngördüğümüzden daha kolay atlatıldı. Çin'den gelen daraltıcı para politikası işaretlerine, Avro bölgesindeki kredi krizinin... Devamı

Kur savaşları KOBİ'leri etkiler

Yazan: Prof.Dr. Ömer Faruk Çolak / Makro Ekonomi Uzmanı

Yayın Tarihi: 27.10.2010

Kriz sonrası dünya yeni bir para sisteminin inşası sürecine girdi. Ancak inşa sürecinin bu kadar uzun süre devam edeceğini düşünmüyordum. Fakat... Devamı

Ekonomik Büyümede Yumuşak İniş

Yazan: Serhat Gürleyen / Para Piyasaları Uzmanı

Yayın Tarihi: 02.08.2010

 Türkiye 2010 yılının ilk yarısında OECD ülkeleri içinde en yüksek büyümeyi gösteren ülkelerden birisi olarak öne çıktı. Avrupa'nın çevre... Devamı