Teşekkürler...
Mesajınız gönderilmiştir.
arıcılar birliği,
arıcılık,
bal,
betlis,
bitlis,
gezici,
kovan,
kovan,
medeni avcı,
organik,
yerleşik
Yayın Tarihi: 12.08.2010
Gelişmişliğin çarpıcı göstergesi, insanların önlerine çıkan fırsatları "kapitalize etme" becerisidir.
"Bitlis'in balı" marka bilinci olmadan, yüzyılların birikimi ile tanınan, bilinen, marka değeri olan ve iyi bir imaja sahip ürün.
Bitlis Arıcılar Birliği 600 üyeli bir kuruluş... Bir bölümü "yerleşik", diğer yarası " gezici" arıcılık yapan üreticiler birliğe üye.
Bize anlatılanlara göre 30 kovana sahip olanlar birliğe üye olabiliyor.
Verilen bilgilere göre 1000 kovanlık kapasiteye sahip üreticiler var birliğin üyeleri arasında.
Organik olduğu iddia edilen balın kilosunun 60TL'ye satıldığı söyleniyor.
"BETLİS" markası tescil ettirilmiş.
Arıcılar Birliği Başkanı Medeni Avcı, birliğin özel idare ile birlikte yaptırdığı modern tesisleri gezdiriyor gazetecilere.
Modern kovan üretimi için gerekli atölye kurulmuş, donanım sağlanmış.
Kovanlarda daha ileri teknikler öğrenilmiş, kara-kovanların ve geleneksel modern kovanların ötesinde boşatma işlemlerini kolaylaştıran, mumlama, ilaçlama konularında çok ciddi bir altyapı oluşturulmuş.
Tesiste dolum yapabilecek donanım da var.
Sözün özü, Bitlis 'de arı yetiştiriciliği ve bal üretimi için geçmişten bugüne önemli bir birikim yatarılmış.
Sorun ne?
Bugün sorun ne?
Türkiye'de her türlü tarım ve hayvancılık alanında olduğu gibi, Bitlisli arıcalar da Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı'nın bugüne kadar verdiği "destekleri" yeterli bulmuyor; daha çoğunu talep ediyor.
Hemen belirtmeliyim ki, ülkemizde her türlü üretimin arttırılması için "tutarlı bir teşvik mekanizmasının" ne kadar önemli olduğunu bilenlerdeniz; temel ilke olarak "desteklerden" yanayız.
Çok sempatik bir sözcük olmasa da " amma..." demek zorundayız.
Kolektif kaynaklardan yapılan destekler ya gelecekteki önemi dikkate alınarak "üretimi koruma" amacı ile ya da "üretimi yaygınlaştırma ve geliştirme" amacı ile yapılır...
Ülkemizde "şeker fabrikaları ile ortak arıcılık" desteklenecekse, uluslararası nitelikleri olan bal üretilmeyecekse, onlara yapılan desteklerden benim vergimden bir kuruşu bile helal etmem...
Herkes kuralına uygun davranmalı, hak etmeli ve o zaman destek isteme hakkını kendinde görmeli.
Rekabet-odaklı üretim anlayışı
Üreticinin hem kendini, hem de tüketiciyi kandırdığı aşırı şerbetle beslenen kolonilerden bal üretmesini doğru da bulmamız mümkün değil.
Kayıtlı, ödünsüz gözetim ve denetimi yapılan, o nedenle ürettiği fayda kadar, yarattığı maliyeti de açıkça ortaya konan arıcılık desteklenmeli.
Bitlis'te arıcılık ve bal üretimi geleneği var.
Bitlis'de de Ordu'da olduğu gibi yerleşik ve gezici koloniler oluşmuş durumda.
Bitlis'in ve yakın çevresinin doğal florası arıcılık için elverişli.
Devlet elindeki olanakları zorlayarak Bitlis Arıcılar Birliği'ne çok iyi bir altyapı da sağlamış. Bu aşamadan sonra devletten talebimiz şu olmalı: "Biz, rakiplerimize göre serbest ve adil piyasada şans eşitliği istiyoruz. Bundan fazlasını kendi imkan ve kabiliyetlerimizle yapacağız..." Böyle bir ilkeden yola çıkmadan, devleti elinde Musa'nın asası varmış gibi kabul edip, başkalarının verdiği vergiden pay alarak para kazanmak istiyorsak, talebimiz yerine getirilse bile sürdürülebilirliği güven altına alınamaz.
Demek isteğim şu: Bitlis'le arıcılık ve bal üretiminde ciddi bir potansiyel var. İyi bir altyapı oluşmuş...Şimdi doğru bir üretim stratejisine, rekabet-odaklı bakış açısına, kolaycı yolları seçmeyen bir iradeye ihtiyaç var...
Marka yaratma ve imajı koruma
Birçok üründe olduğu gibi, bal üretiminde de kısa dönemli kâr peşinde koşanların,uzun dönemli geleceği ipotek altına aldığının bilincine varmalı.. Bitlisli bal üreticileri,uzun dönemde "markalarını" korumak ve "imajlarını" güçlendirmek istiyorsa, gönüllü katılımla gözetim ve denetimi sıkı tutmalıdır. Oluşturulan birlik üreticiden balını toplamalı, işlemeli, katma değerli ürünlere geçişi hızlandırmalı, markasını taşıyan ürünlerde güvence vermelidir.
Aşırı şerbetle üretilip düşük fiyatlarla satış ile normal besleme koşullarında gerçek bal üreterek, daha yüksek fiyat almanın "fayda-maliyeti" hesaplanmalı. İmajın uzun soluklu korunmasından ödün verilmemeli.
Ülkemizde zeytinyağında olduğu gibi bal üretiminde de bazılarının sorumsuz davranması nedeniyle hızla bir "güven aşınması" yaşanıyor.
Kamu yetkileri ve Bitlis Bal Üreticileri Birliği'nin en önemli sorumluluğu, binlerce yıldır oluşan imajı bilip atacak şark kurnazlıklarına fırsat vermemektir.
Bitlis'te bal konusunda atılan adımlar çok olumludur; o adımların kişilere bağımlı olmaması, bir "kurumsal disiplin" içinde yürütülmesi ve "sürdürülebilirliğin" güven altına alınması gerekiyor. Bu gerekleri yerine getirmek için Bitlis'in imkanları yeterince vardır.
İŞLETME-YÖNETİM KATEGORİSİ ALTINDA YER ALAN DİĞER MAKALELER
Yazan: Dr. Rüştü Bozkurt / İşletme/Yönetim Uzmanı
Yayın Tarihi: 25.01.2012
Filyos Havzası Projesi üç ilimizi yakından ilgilendiriyor: Zonguldak, Bartın ve Karabük. Filyos Çayı, Batı Karadeniz Dağları'nın kuzeyinde Devrek ve... 
Yazan: Dr. Rüştü Bozkurt / İşletme/Yönetim Uzmanı
Yayın Tarihi: 21.12.2011
Geçtiğimiz cumartesi günü Kartepe Perakende Zirvesi'ne çağrılı idim. Panelde iki sorunun yanıtı istendi: Birincisi, son 20 yılda dünyada ve... 
Yazan: Dr. Rüştü Bozkurt / İşletme/Yönetim Uzmanı
Yayın Tarihi: 24.11.2011
Dünyanın her yerinde, en küçük köyünden, en büyük kentinde yaşayanına herkes, on yıl öncesinin varsayımları üzerine kurulu "iş yapma tarzının" işe... 