Teşekkürler...
Mesajınız gönderilmiştir.
bsmv,
faktoring,
finansal kiralama,
finansman,
kkdf,
örtülü,
rekabet,
sermaye,
stopaj,
transfer,
vergi
Yayın Tarihi: 13.10.2009
Son global ekonomik krizin de en çarpıcı şekilde hatırlattığı gibi işletmelerin hayatında en önemli etkiyi yaratan faktörlerin başında "finansman" gelmektedir. Acaba en önemli finansman kaynaklarını vergisel yükleri yönünden analize tabi tutmak bize bir avantaj sağlar mı? Çeşitli finansman yollarının vergisel anlamda birbirine avantajları/ dezavantajları var mı?
Bu makalede çok özet olarak belli başlı finansman kaynaklarına vergisel etkileri yönünden bakmaya çalışıp, karşılaştırmalı bir analize yer vermeye çalışacağım.
Sermaye
Finansman kaynaklarını vergisel yönden analize sermaye ile başlamakta yarar var. Sermayeyi hissedarların sağladığı finansman olarak tanımlarsak bir hissedarın işletmesine sermaye koymasının vergisel yönden tek maliyeti her bir sermaye artışında ödemek zorunda olduğu onbindedört ( %004) oranındaki "Rekabet Fonu"dur. Bu fon dışında sermaye artışının vergisel yönden herhangi bir maliyeti yoktur.
Banka Kredisi
Akla gelen en önemli finansman yollarından biri de kuşkusuz bankalardan yapılan borçlanmalardır. Bankalardan sağlanacak olan kredilerin vergisel yükü söz konusu kredinin yurt içinden mi yoksa yurt dışından mı sağlandığına göre değişmektedir.
Yurt içindeki bir bankadan ( yurt içi banka tabiri Türkiye'de faaliyet gösteren Türk bankaları ile yabancı bankaların Türkiye'de kurulu şubelerini kapsamaktadır ) sağlanan kredilerde vergisel tek yük faiz üzerinden ödenmesi gereken yüzde beş (%5) oranındaki Banka ve Sigorta Muameleleri Vergisidir ( BSMV ).
Eğer kredi yurt dışında yerleşik bir bankadan sağlanacaksa bu durumda vergi yükü analizi için söz konusu kredinin vadesine, türüne, para birimine ilişkin detaylara da ihtiyaç vardır. Yurt dışındaki bir bankadan sağlanan krediler kural olarak %3 oranında Kaynak Kullanımını Destekleme Fonu ( KKDF ) kesintisine tabi tutulmaktadır. Söz konusu fon kesintisi döviz cinsinden kredilerde ana para tutarı üzerinden; dövize, altına ya da başka bir değere endeksli kredilerde borç bakiyesine ilişkin kur ve endeks farkı ile faiz üzerinden; Türk Lirası cinsinden kredilerde ise faiz tutarı üzerinden hesaplanmaktadır.
Öte yandan yurt dışından sağlanan döviz cinsinden kredilerin ortalama vadesi bir yılı aşanları ise söz konusu fon kesintisinden istisna tutulurlar.
Banka dışındaki kişi ve/veya kurumlardan borçlanma
İşletmeler finansman ihtiyaçlarını banka dışı kurumlardan ya da kişilerden de sağlayabilirler. Bu durumda vergisel yük analizini yaparken söz konusu borçlanmanın yurt içinden mi yoksa yurt dışından mı yapıldığı; borç verenin ortak ya da ortakla ilişkili kişi ya da kurum olup olmadığı hususlarına dikkat etmek gerekecektir.
Yurt içindeki banka dışı kişi ya da kurumdan borçlanma
Eğer finansman ihtiyacı Türkiye'de yerleşik bir gerçek kişi ya da kurumdan yapılıyorsa ve söz konusu borç veren bu borç verme işini sürekli ve olağan bir faaliyet olarak yapmıyorsa söz konusu kredi karşılığında ödenecek olan faiz tutarları yüzde onsekiz ( %18 ) oranında Katma Değer Vergisine ( KDV ) tabi tutulacaktır.
Öte yandan borçlanma için yapılacak olan "kredi sözleşmesi", sözleşmede yer alan en yüksek tutar üzerinden ( ki çoğunlukla kredi tutarını ifade eder ) binde yedi buçuk ( %075) oranında Damga Vergisi ( DV ) hesaplanmasını gerektirir.
Yurt dışındaki banka dışı kişi ya da kurumdan borçlanma
İşletme, borçlanmasını yurt dışında yerleşik ancak banka ya da finans kurumu olmayan bir finansörden sağlıyorsa bu borçlanmada da;
- - Faiz tutarları üzerinden %18 oranında KDV ( ancak bu kez sorumlu sıfatı ile )
- - Kredi sözleşmesinde yer alan en yüksek tutar üzerinden %075 oranında DV,
- - Kredinin türüne ( döviz; dövize, altına ya da başka bir kıymete endeksli ), vadesine ve para birimine ( TL ya da diğer para cinsleri ) göre hesaplanacak %3 oranındaki KKDF'ye
tabi tutulması gerekebilecektir.
Bu vergi yüklerine ek olarak krediyi sağlayan yurt dışında yerleşik banka ya da finans kurumu dışındaki kuruma ödenecek olan faiz tutarları üzerinden yüzde on ( %10 ) oranında Kurumlar Vergisi Stopajı da yapılması gerekecektir.
Borç verenin ortak ya da ilişkili kişi olması durumu
Eğer borç alınan gerçek ya da tüzel kişi ortak ya da ortakla ilişkili kişi ise ("ortakla ilişkili kişi" terimi, ortağın doğrudan veya dolaylı olarak en az % 10 oranında ortağı olduğu veya en az bu oranda oy veya kâr payı hakkına sahip olduğu bir kurumu ya da doğrudan veya dolaylı olarak, ortağın veya ortakla ilişkili bu kurumun sermayesinin, oy veya kâr payı hakkına sahip hisselerinin en az % 10'unu elinde bulunduran bir gerçek kişi veya kurumu ifade eder) vergisel anlamda "örtülü sermaye" konusuna da dikkat etmek gerekecektir. Bu yazının konusu olmamakla birlikte örtülü sermaye kısaca ortağın ( ya da ortakla ilişkili kişi sayılanların ) şirkete verdiği borç karşılığında şirket tarafından ödenen faizin ( ve borç döviz cinsinden ise hesaplanan kur farkının ) kurum kazancının tespitinde indiriminin kabul edilip edilmemesi ile ilgilidir.
Yürürlükteki vergi yasamız göre ortaktan yapılan borçlanmanın şirketin dönem başı öz sermayesinin 3 katını aşan tutarına isabet eden faiz ve kur farkının örtülü sermaye kapsamında hesaplanmış faiz ve kur farkı sayılarak kanunen kabul edilmeyen gider olarak vergi matrahına ilavesini zorunlu kılar. Eğer borç veren ortak ya da ilişkili kişi banka ya da finans kurumu ise örtülü sermaye uygulamasında dikkate alınması gereken oran 6 kat olacaktır.
Ayrıca, örtülü sermaye olarak nitelenen ve vergi matrahının tespitinde indirimi kabul edilmeyen tutarlardan faiz kısmı ilgili yılsonu itibariyle ortağa dağıtılmış kar payı sayılarak kar payı vergilemesine de tabi tutulur.
Ortaktan yapılan borçlanmalarda ayrıca özellikle üzerinde durulması gereken konu transfer fiyatlandırması yolu ile kar dağıtımına sebebiyet verilip verilmediğidir. Ortak ya da ilişkili kişilerle yapılan işlemlerde piyasa fiyatlarının kullanılması zorunluluktur. Ortaktan ya da ilişkili kişiden sağlanacak olan bir kredi işleminde piyasa faizlerinin üzerinde faizlerle borçlanılması durumunda emsallerine uygun olarak tespit edilmiş piyasa faizi ile hesaplanan faiz arasındaki fark işletmede gider olarak dikkate alınmayacağı gibi bu tutar ortağa dağıtılmış kar sayılarak işleme tabi tutulacaktır.
Finansal Kiralama
Tüm dünyada özellikle Küçük ve Orta Büyüklükteki İşletmelerin ( KOBİ'lerin ) en önemli borçlanma enstrümanı olan ve ülkemizde de 2007 yılı sonuna kadar özel bir KDV sistemine sahip olması nedeniyle özellikle KOBİ'ler tarafından borçlanma araçları arasında tercih edilen finansal kiralama işlemleri de finansman alternatifleri arasında özel bir yere sahiptir.
Finansal Kiralama işleminde, işletme yatırım mallarını finansal kiralama şirketi aracılığı ile uzun dönemli finansman yöntemi ile alır. Yatırımcının belirleyip almak istediği yatırım malı Finansal Kiralama şirketi tarafından satın alınarak yatırımcıya kiralanır. Yatırımcı bu şekilde peşin ödeme ile satın alma yerine taksitler halinde yatırım malına sahip olur.
Finansal kiralama işlemlerinde yatırım malı "iktisadi kıymeti kullanma hakkı" adı altında kiracının bilançosunda yer alır ve ilgili yatırım malı için belirlenmiş olan oranlar üzerinden amortisman suretiyle giderleştirilir. Buna karşılık kiracı tarafından finansal kiralama şirketine ( kiralayana ) belirlenmiş dönemler içinde ( aylık/üç aylık/ altı aylık/yıllık ) ödenen kira tutarlarının faiz kısmı da finansman gideri olarak vergi matrahının tespitinde dikkate alınır.
Kiralayan tarafından düzenlenen kira faturalarında yer alan kira tutarları ( faiz+anapara tutarı ) ilgili yatırım malının tabi olduğu oranlarda KDV'ne tabi tutulur.
Ayrı bir yazı konusu olmakla birlikte, finansal yetersizlikleri, hacim olarak küçük olmaları nedeniyle bankacılık sistemi açısından kredilendirilebilir bulunmayan pek çok KOBİ için en önemli finansal alternatif olan finansal kiralama işlemlerinde 2007 yılı sonuna kadar uygulanmakta olan %1 oranındaki KDV'nin 2008 yılı başından itibaren normal KDV oranlarına (%8 ve %18 ) yükseltilmesinin sektöre ( ve dolayısı ile bu enstrümanı kullanan KOBİ'lere ) çok önemli bir etki yaptığı, toplam işlem hacimlerinde söz konusu dönemde yaşanan çok büyük düşüklükle açıkça görünmektedir. Bu konu ivedilikle ele alınarak KOBİ'ler için bu çok önemli finansman alternatifine tekrar hayat verilmelidir.
Faktoring
Önemli bir diğer finansman kaynağı olan faktoring , mal veya hizmet satışından doğmuş veya doğacak alacakların faktoring şirketine temlik edilerek firmaya garanti, tahsilat / alacak yönetimi ve finansman (ön ödeme) hizmetlerinden en az birinin sunulduğu finansal bir enstrümandır.
Faktoring işlemi karşılığında ödenen tutarlar üzerinden %5 oranında BSMV, faktoring şirketi taraflarından hesaplanarak işletmeden tahsil edilir.
Sonuç
Yukarıda çok özet olarak sıralamaya çalıştığımız önemli finansman alternatiflerinin vergisel etkilerini karşılaştırmalı olarak görmek istediğimizde karşımıza çıkan tablo prensip olarak "sermaye" dışındaki en az vergi yükü taşıyan alternatifin yurt dışında yerleşik, ilişkisiz bir bankadan sağlanacak, ortalama vadesi 1 yıldan uzun, döviz cinsinden bir kredi olduğunu işaret etmektedir. Bu nitelikleri sağlayan bir borçlanma ile BSMV, DV, Kurumlar Vergisi Stopajı, KDV, KKDF yüklerinden kaçınmak mümkün olacağı gibi, borçlanma ilişkisiz bir kurumdan sağlandığından örtülü sermaye ya da transfer fiyatlaması yönlerinden de herhangi bir risk taşınmayacaktır.
VERGİ KATEGORİSİ ALTINDA YER ALAN DİĞER MAKALELER
Yazan: Ersun Bayraktaroğlu / Vergi/Gayrimenkul Uzmanı
Yayın Tarihi: 05.03.2010
Doğru finansman alternatiflerini, doğru zamanlarda kullanmanın işletmelerin sürekliliğinde en önemli unsurlardan birisi olduğu en son yaşanan krizde... 