İŞ'TE KOBİ'nin avantajlarından faydalanmak için lütfen giriş yapınız.

Beni Hatırla
Şifremi Unuttum

Ağır ve Tehlikeli İşler Yönetmeliğine Tabi Olmanın İşveren Açısından Sonuçları

Google Yahoo Facebook del.icio.us StumbleUpon Twitter Digg

Yayın Tarihi: 25.01.2010

Çalışma hayatı ve işçi - işveren ilişkilerini düzenleyen kuralların başında 4857 sayılı İş Kanunu gelmektedir. 2003 yılında yürürlüğe giren İş Kanunu beraberinde özellikle iş sağlığı ve güvenliği başta olmak üzere kadın ve çocuk istihdamı ve ağır ve tehlikeli işlere yönelik bir çok tebliğ, yönetmeliği de getirmiştir. Gerek 4857 sayılı yeni İş Kanunu gerekse de devamında çıkartılan yönetmelik ve tüzüklerin ortak amacı AB ve İLO kriterlerine uyum sağlamak olarak görülmektedir. Özellikle istihdamı özellik arz eden kadın işçi ve çocuk işçilere yönelik düzenlemelerde bu durum açık şekilde görülmüştür.

İş Kanunu'na dayalı olarak çıkartılan ve kadın ve çocuk - genç işçi istihdamını düzenleyen kuralları ihtiva eden yönetmeliklerin başında ''Ağır ve Tehlikeli İşler Yönetmeliği'' gelmektedir. Bu yönetmelikten başka başta bizzat İş Kanunu olmak üzere ''Kadın ve çocuk işçilerin İstihdamına Yönelik Yönetmelik'', ''Patlayıcı maddelerle Çalışma Yönetmeliği'', ''Kimyasal Maddelerle Çalışma Yönetmeliği'' nde de kadın ve çocuk işçi istihdamına yönelik hükümleri görmek mümkündür. Ancak kadın ve çocuk işçi istihdamı hususunda işverenleri esaslı şekilde bağlayıcı hükümler koyan düzenlemeler ''Ağır ve Tehlikeli İşler Yönetmeliği'' içerisinde yer almaktadır.

İşte yukarıda izah etmeye çalıştığımız bu durum Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'nın Ağır ve Tehlikeli İşler Yönetmeliği taslağında; Dar Dokuma,  Etiket,  Örme  ve  tüm Aksesuar imalat ve satıcıları ile Konfeksiyon, Hazır Giyim üreticileri ve  satış  işi  yapan  sektörleri de kapsama dahil etmesi ile bambaşka bir boyuta ulaşmış bulunmaktadır.

Bir işin ağır ve tehlikeli iş kategorisine alınmasının en önemli sonucu bir takım ağır ve tehlikeli işlerde kadın veya genç işçi çalıştırmanın yasaklanmış olmasıdır. Bu işlerin hangi işler olduğu yönetmelik ekindeki listede gösterilmektedir. Bu listede karşısında (K) harfi bulunmayan işlerde kadınların, (Gİ) ibaresi bulunmayan işlerde de 16 yaşını doldurmuş ancak 18 yaşını bitirmemiş genç işçilerin çalıştırılmaları yasaktır. Yönetmelik kapsamına alınması tasarlanan tekstil işyerleri açısından ise kadın veya genç işçilerin çalışmasını men edecek bir düzenleme yapılmayacaktır. Bir diğer ifade ile tekstil işyerleri Ağır ve tehlikeli iş sınıfına girecek ancak kadın ve genç işçilerin çalıştırılması yasak olmayacaktır. Bununla birlikte tekstil işyerleri açısından aşağıda sayacağımız birtakım koşulları sağlamaları zorunlu hale gelecektir.

Ağır ve Tehlikeli İşler Yönetmeliği kapsamına dahil bir işyeri olmanın getirdiği mükellefiyetlerden biri 31.05.2009 tarihli tebliğ ile zaruri hale getirilen ''Mesleki eğitim sertifikası alma''şartıdır. Tebliğin 5. maddesi uyarınca ; '' Ağır ve tehlikeli işlerde çalıştırılacak işçilerin, işe alınmadan önce, mesleki eğitime tabi tutulmaları zorunludur. '' denmektedir.  Ağır ve tehlikeli işte çalıştırılacak işçiye mesleki eğitim verildiği ise aynı tebliğin 7. maddesinde sayılan belgeler ile ispatlanabilecektir.

Ağır ve tehlikeli işler yönetmeliğinde bununla birlikte belli başlı 3 mükellefiyet yer almaktadır. Bunlar; sağlık raporu alma, kadınları özel günlerinde çalıştırmama ve nüfus cüzdanlarının onaylı örneklerini saklamadır.

Sağlık raporu alma mükellefiyeti yönetmeliğin 5. maddesinde formüle edilmiştir. Yönetmeliğin 5. maddesinin 1. fıkrasında aynen şöyle denilmektedir : '' Ağır ve tehlikeli işlerde çalıştırılacak işçiler (kadınlar dahil) ile 16 yaşını doldurmuş fakat 18 yaşını bitirmemiş genç işçilerin işe girişlerinde, işin niteliğine ve şartlarına göre bedence bu işlere elverişli ve dayanıklı olduklarının fizik muayene ve gerektiğinde laboratuar bulgularına dayanılarak hazırlanan hekim raporu ile belirlenmesi zorunludur. İşin devamı süresince de bu işlerde çalıştırılmalarında bir sakınca olmadığının 16 yaşını doldurmuş fakat 18 yaşını bitirmemiş genç işçiler için en az 6 ayda bir, diğerleri için de en az yılda bir defa hekim raporu ile tespiti zorunludur. Bu raporlar işyeri hekimi, işyeri ortak sağlık birimi, işçi sağlığı dispanserleri, bunların bulunmadığı yerlerde sırasıyla en yakın Sosyal Sigortalar Kurumu, Sağlık Ocağı, Hükümet veya belediye hekimleri tarafından verilir.'' Görüldüğü üzere Ağır ve Tehlikeli iş sınıfında sayılan bir işte çalıştırılacak işçinin işin başında ve devamında periyodik aralıklarla sağlık raporunun alınması ve gözlenmesi mecburidir. Yine aynı madde uyarınca işverenler bu raporları saklamak ve talep edildiği zaman müfettişlere ibraz etmekle mükelleftirler.

Kadın işçilerin özel günlerinde çalıştırılmaması mükellefiyeti ise yönetmeliğin 6. maddesinde ifade edilmiştir. Özellikle tekstil işyerlerinin büyük oranda yönetmelik kapsamına alınması ve tekstil sektöründe de ağırlıklı istihdamın kadınlardan sağlanması sebebi ile bu mükellefiyet çok tartışılmaktadır. Yönetmeliğin 6. maddesinde '' Kadınlar, ay hali günlerinde ağır ve tehlikeli işlerde çalıştırılamazlar. Bu günlerin sayısı 5 gün olarak hesap edilir. Daha fazlası için hekim raporuna göre hareket edilir. Ay halinin başlangıcı işçinin ihbar tarihidir'' denilmektedir. Bu düzenlemenin tekstil işyerleri açısından çok ciddi bir külfet getireceği aşikardır. Ancak İLO ve AB standartları içerisinde özellikle de kadın işçilere yönelik pozitif ayrımcılık eğilimleri bu düzenlemeyi kaçınılmaz kılmaktadır.

Nüfus cüzdanlarının onaylı suretlerinin saklanması yükümlülüğü ise yönetmeliğin 7. maddesinde ifade edilmiştir. Buna göre işveren ağır ve tehlikeli iş sınıfında çalıştırdığı işçilerin Noter onaylı nüfus cüzdanlarını saklamak ve müfettişlere ibraz ile mükelleftir.

Ağır ve tehlikeli iş yönetmeliğindeki bu mükellefiyetlere aykırılık halinde işverenler açısından idari para cezaları ve hatta işyeri kapatma gibi durumlar gerçekleşebilecektir. Bu sebeple yönetmelik kapsamına giren tekstil işyerlerinin yönetmeliğe uygun şekilde düzenlemelerini yapmaları ve yönetmeliğe uygun şartlarda işçi çalıştırmak için gerekli çalışmaları bir an önce yapmaları büyük önem arz etmektedir.

HUKUK KATEGORİSİ ALTINDA YER ALAN DİĞER MAKALELER

İŞ KOŞULLARINDA ESASLI DEĞİŞİKLİK

Yazan: Av. Ali Yüksel / İş ve Borçlar Hukuku Uzmanı

Yayın Tarihi: 12.03.2012

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin 11.7.2011 tarih 2009/19275 E. 2011/23293 K. sayılı kararı iş koşullarında esaslı değişikliği ayrıntılı bir şekilde... Devamı

Hizmet Tespiti Davasının Kamu Düzeninden Olması

Yazan: Av. Ali Yüksel / İş ve Borçlar Hukuku Uzmanı

Yayın Tarihi: 29.02.2012

Yargıtay 21. Hukuk Dairesi'nin 14.07.2011 tarih 2010/3879 E. ve 2011/6343 K. sayılı kararı hizmet tespiti davasının kamu düzeninden olması sebebi ile... Devamı

Süresi 10 Yılı Aşan Belirli Süreli Sözleşmelerde Yeni Borçlar Kanunu Düzenlemesi

Yazan: E. Büşra Çıtlak / İş Hukuku ve Sosyal Güvenlik Hukuk Danışmanı

Yayın Tarihi: 14.10.2011

Süresi 10 Yılı Aşan Belirli Süreli Sözleşmelerde Yeni Borçlar Kanunu Düzenlemesi Borçlar kanununda ve Ticaret kanununda 2012 yılında yürürlüğe... Devamı

İş Kanunu'nda İdari Para Cezaları Yeniden Düzenlendi

Yazan: Av. Ali Yüksel / İş ve Borçlar Hukuku Uzmanı

Yayın Tarihi: 04.08.2010

27.07.2010 tarihinde yayınlanan "4904 Sayılı Türkiye İş Kurumu Kanunu'nun 20. maddesine ve 4857 Sayılı İş Kanunu'nun 108. maddesine İstinaden... Devamı

Part Time Çalışan İşçilerin Tazminat ve İzin Hakları

Yazan: Av. Ali Yüksel / İş ve Borçlar Hukuku Uzmanı

Yayın Tarihi: 29.06.2010

           4857 sayılı kanun birçok yeniliği beraberinde getirmiştir. Bu yeniliklerin en sık göründüğü bölüm ise iş sözleşmelerinin türleri olmuştur.... Devamı