ARA
İŞ'TE BAŞARI HİKAYELERİ

Metalurji Grubu Başarı Hikayesi

Metalurji Grubu

1992 yılında Ankara'lı sanayicilere hizmet vermek amacıyla kurulan, 24 saatlik çalışma sistemi ile yıllık 4.000 ton ısıl işlem kapasitesi bulunan, Metalurji Grubu; proses takibinde zaman-sıcaklık diyagramı, zengin laboratuvar ekipmanlarıyla sadece Ankara'da değil ülke çapında müşteri potansiyeline sahip olmuştur.Devamı

7 Günde 1

Google Facebook del.icio.us StumbleUpon Twitter Digg

Yayın Tarihi: 08.10.2018

İYİ ŞİRKET YÖNETİMİ, AMA NASIL? (1)

Gerçekten sıçrama yapan şirketler bunu nasıl yapıyor? İyi yönetilmek yetiyor mu? Yoksa ar-ge'cilik yapmak gerekir? İyi de ar-ge yapsak, cirodan ne kadar ayırmak gerek?
Bu ve bunun gibi soruları, araya bir şey girmezse 2-3 hafta ele alayım diyorum. Bu örneklerin bir kısmını birebir tanıyorum. Bir kısmını ise kamuoyundan biliyorum.
O halde başlayalım:

EV ALETLERİ /ARZUM: Arzum‘u birebir tanımıyorum, onlarla ilişkim tasarım yarışmalarından. Küçüktüler, büyüklerin arasından sıyrıldılar, bileklerinin hakkıyla büyüdüler. Onlar cironun %3'nü ar-ge konusuna ayırıyor. Bu çalışma onlara her yıl pazara 5-6 yeni ürünü pazara çıkarmalarını sağlıyor. Arzum'un küçük ev aletleri dalında 250'den fazla ürünü var. Halen de 10'a yakın ar-ge projesi yürütüyor.Bu çabalarıyla bu güne dek 26 tasarım ödülü aldılar. Bu işte çok kaynak kullanmak için "Açık İnovasyon Modeli" uyguluyorlar. Onları bence bu olayda farklı kılan kahve makinaları Okka oldu, hem Türkiye'ye hem de dünyaya yerleştiler. Kısacası,hem Türkiye hem de Dünya'ya yerleşmiş olmaları bir tesadüf değil, sistemli bir çabanın ürünü. Bir KOBİ'nin ar-ge ile neler yapabileceğinin bence iyi bir örneği.

TEKSTİL / YEŞİM TEKSTİL: Yeşim Tekstil Bursa'lı.80'li ve 90'lı yıllarda Bursa seminerlerimde onları çok sık ziyaret ettim. O yıllarda bende iz bırakan fabrşkanın büyüklüğü ve çocuk kreşiydi. Yeşim şimdi büyük firmalara ihracat yapıyor.Ürettiğinin % 90'unu ihraç ediyor. İhracat miktarı 300 milyon doların altında değil. Ancak bunları okuyup "Bunlar bizim KOBİ'lik bir iş değil" demeyin. Onlar, 1983'den bu noktaya gelene dek çok iniş çıkışlar yaşadı. Başka sektörlere yöneldiler, banka aldılar bankaya el konuldu. Dip noktasına yakın gelip yeniden suyun yüzüne çıktılar. Bunda da iyi yönetim ve 2. kuşağın payı büyük (Şenol Şankaya). Dipten yeniden yükselmelerinde farklı teknolojiye yönelmeleri etken oldu. Buna "akıllı tekstil" deniyor. Bunu dünyada uygulayan ilklerden oldular. Alıcıların bu işten vazgeçmemesi için "stratejik ortaklık" kurdular. Ar-ge'ye %2 pay ayrılıyordu, bu pay %2.5'e çıktı. Yenilikçilik işini bir kültür olarak kabul ediyorlar. Her birimden bir temsilcinin yer aldığı bir "Yenilikçilik ve Yaratıcılık Çalışma Grubu" var. Örneğin, onların ürününde yorganda nevresim kullanmak gerekmiyor. Spor malzemelerinde hava geçirgenliği var. Şimdi de kulağa hoş gelen ama uygulamada hemen hiç görülmeyen "Sanayi 4.0" uygulamasını hayata geçirmeye çalışıyorlar.

MAKİNA / ALAPALA GRUBU: Çorum'da Mehmet Alapala Usta tarafından 1954'de kurulmuş sonra da nam salan bir makina kuruluşu. Onlarla 2. kuşak temsilcisi İsmail Alapala aracılığı ile 1980'de tanıştım, dünya için komple un fabrikası kuruyorlardı ama bunun için "boğuşuyorlardı" demek yanlış olmaz. Bugün 3.kuşağa ulaştılar. Kurum oldular. Artık ferdi yeteneğe değil, kurumsal yeteneğe inanıyorlar. 1970'li yıllarda her yıl sadece 1 fabrika kurarken günümüzde bu sayı 20 oldu. Bununla Türkiye'yi dünyada değirmen makinası üreten 5 ülkeden biri konumuna taşıdılar. Yurtdışına teknoloji ihraç ediyorlar. Zaten yaklaşık 50 patent ve tasarım tescilleri var. Kurum olmalarını ar-ge'cilik sağladı desek yanlış olmaz. Cironun %2'si ar-ge'ye ayrılıyor. Bunun için hatta ayrı bir şirketleri var (Alapala ar-ge Mühendislik). Bunun sonucu "akıllı fabrika" gibi bir kavramın isim babası değilse de ilklerinden oldular. Belli makina parçalarında "sürekli odaklanma" halindeler, gözlerini bunlardan hiç ayırmıyorlar. Bu parçalar vals, irmik sensörü ve kare elek. Ancak onlar için ar-ge'ciliğin yeni tanımı "Sanayi 4.0", şimdi bununla hasır-neşirler.

NE DERS ÇIKARMALI?

+Ar-ge'cilik bir fantezi deği, yaşamsal bir konu. Bu iş bir para ayırma işinden çok bir hedef belirleme aracı. Bu nedenle "kaynağım yok" demeyelim. Andığım örneklerin hiç
biri çok paraları olduğu için ar-ge'ciliğe başlamadı.

+Ar-ge yaparken bunun genel bir kavramdan önce bir kültür olarak benimsenmesi önemli. Yoksa "Bizim patron böyle cafcaflı kelimeleri sever" noktasına gelinir ve ar-ge'cilik "süslü" bir kelime olarak kalır.

+Ar-ge'ciliğin yeni adı "Sanayi 4.0". Bu kavramı Almanlar geliştirdi. Bu işin özü sanayide otomasyonu, işgücünde yerindeliği ve enerjide tasarrufu öngörür. Andığım 3 örnekten 2'sinin bu işin içinde olması bir tesadüf değil. En geç 15 yılda bu işi yapmayanlar elenecek.

NOT: Bu örnekleri Ekonomist dergisinden aldım, kendi deney ve gözlemlerimi ekledim.

PÜF NOKTASI: Futbolcu Ronaldo ve Hakim Kawanaugh hakkındaki taciz savları bana esnafın, zanaatkarın ve KOBİ'cinin önce "ahlaklı ve insana saygılı" olması gerektiğini söylüyor, zaten Ahi Evran geleneği de bu ilkeye dayalı. Bununla meslekte anılmayı bir püf noktası olarak kabul ediyor, paylaşıyorum.


HAFTANIN NOTU: Edremit Körfezi Zeytin ve Zeytinyağı Üreticileri Dernekleri Federasyonu kuruldu. Edremit Körfezi'nin bu 6 yerleşimini kucaklayan bu organizasyonu kutluyor, bu işe öncülük eden akil adam Yahya Ağacık'a "sağolsun" diyor, olayı kamuoyu ile paylaşıyorum.

Hayırlı işler!

 

NOT DEFTERİ

+ "Anadolu 500" araştırması sonuçlandı. En büyük şirket Tosyalı (Hatay). Bunu, Karabük'ten Karçelik, Sarkuysan (Kocaeli) ve Erbakır (Denizli) izliyor. Bu anlamlı listelemeyi 2004'de Ekonomist dergisi başlattı. Önce 250 şirket vardı, 2009'da bu sayı 500'e çıktı. 2017 sonuçları, hem ekonomiden aldıkları pay hem de kârlılıklarının arttığını söylüyor. Reel ciro %19 artmış durumda. Bir önceki yıl ekonomiden aldıkları pay gerilemişken bu yıl iş tersine döndü, bu da çok olumlu bir işaret. Anadolu'dan katılan illerin sayısı ise sadece 47. Bu başka hesapla Anadolu'nun yarısının bu yarışta olmadığını söylüyor. Bursa lider 10‘un üstünde şirket yollayan il sayısı 13.
Ekonomist dergisi genel yönetmeni Talât Yeşiloğlu'nun yerinde sorusuyla 2018 de "Bu yükselişin devamı gelir mi?". Yeşiloğlu bu nedenle "Umarım ekonomi yönetimi önce teşhiste ardından tedavide doğru yolları bulur ve uygular" diyor, bu dileğe gönülden katılıyorum.


+Fiyat artışı sürüyor. TÜFE %24'e ve ÜFE'de %46'ya ulaştı. Bununla her türden öngörü artık kırıldı, hedefler tutturulmaz hale geldi. Ama bence bundan daha önemlisi var: Enflasyon yükselişi beraberinde ampülün helezonları gibi kıvrım kıvrım yükselir üst etki yaratır. Fiyatın artışı önce iş hacmini düşürür zira alım gücünü bozar. Sonrasında paranın değerini etkiler düşürür. Düşen TL değeri beraberinde ithal fiyatlarında bir pahalılanma getirir. Bunlar yeniden fiyat artışlarını arttıran etken olur. Böyle halka halka yükseliş birbirini besleyerek hep bir üst aşamaya varır. Bu yüzden "Tek Haneli Enflasyon" dünya ekonomisinin 80'li yıllarda en büyük savaşıydı, bunda da galip çıkıldı. Dünya geneli tek haneli enflasyona düştü. Ama daha önemlisi bunu "korumayı" bildi. Bu yüzden "acilen" fiyat artışının dizginlendiği günlere dönüşü diliyorum. İstikrarlı ekonomik ortam çoğu zaman kredi / hibe türü desteklere evladır.


+ Çatı kuruluşları artıyor... Son olarak reztoran.com'u gördüm. Rezervasyon yapmanın ötesinde bu tür kuruluşlar bir nev'i garantör. Bu kuruluşun kaç lokantayı kapsadığını bilmiyorum. Ama eminim dişe dokunur bir rakam bunlardan yararlanıyordur. Bununla müşteri adayına "Bu kuruluş benim şemsiyem altındadır, merak etme" diyorlar. Japonya'nın dış ticaretine yön veren kuruluşu Jetro bunu dünya üstünde başarıyla yapıyor. Şemsiyesi altındaki Japon lokantalarının adını açıklıyor, onlarla ilgili olarak garanti belgesini veriyor. Bunu bir model olarak küçük kentlerimizin pazarlanmasında öneriyorum. Sakarya'nın Taraklı'sı, Bolu'nun Göynük, Mudurnu ve Mengen'i, Ankara'nın Beypazarı, Erzincan'ın Kemaliye'si, Mersin'in Mut'u, Konya'nın Akseki'si, Ankara'nın Beypazarı, Mardin'in Midyat'ı gibi yerleşimlerimiz böylesi şemsiye kuruluşlar ile onları ziyaret eden seyyahlarına çok daha iyi yön verebilir. Bunun için bir organizasyon kurmalarına gerek de yok. Ticaret ve Sanayi Odası bünyesinde bir birim bunu kolaylıkla yapabilir. Ama işin mevsiminde en az 18 saat yapılması ve şikayet konularının ciddi olarak ele alınması gerekiyor, yoksa iş savsar, bunu da çokca biliyoruz.

7 GÜNDE 1 KATEGORİSİ ALTINDA YER ALAN DİĞER MAKALELER

7 Günde 1

Yazan: Dr. Kenan Mortan / Girişimcilik Uzmanı

Yayın Tarihi: 15.10.2018

Enflasyonla Mücadele Geçen haftanın ana konusu "Enflasyonla Topyekün Mücadele" oldu.Başarılı şirketler öyküsüne 1 hafta ara vermek... Devamı

7 Günde 1

Yazan: Dr. Kenan Mortan / Girişimcilik Uzmanı

Yayın Tarihi: 01.10.2018

ECZACIBAŞI'ndan DERSLER Bülent Eczacıbaşı'nın "İşim Gücüm Budur Benim" kitabından not ettiğim bazı deney / öneriler şunlar:• Zeki insandan bol bir... Devamı

7 Günde 1

Yazan: Dr. Kenan Mortan / Girişimcilik Uzmanı

Yayın Tarihi: 24.09.2018

BiR KOBİ ÜSTADI: Dr. MADAKBAŞ 1939'da Eskişehir'de doğan Dr. Mehmet Madakbaş Ankara Üniversitesi Fen Fakültesi'ni bitirdikten sonra 1959'da İsveç... Devamı

7 GÜNDE 1

Yazan: Dr. Kenan Mortan / Girişimcilik Uzmanı

Yayın Tarihi: 17.09.2018

Türkiye Girişimci Platformu Kurumsal şirketlerinin "girişimci kurumlara" dönüşümünün desteklenmesi, kurumlararası öğrenmenin geliştirilmesi, başarılı... Devamı

7 Günde 1

Yazan: Dr. Kenan Mortan / Girişimcilik Uzmanı

Yayın Tarihi: 10.09.2018

E- TİCARET, AMA NASIL? Osman Arolat DÜNYA gazetesinin başyazarı. En önemli iki özelliği, anlaşılır olması ve gündem yaratması...Geçen hafta "Born... Devamı