Teşekkürler...
Mesajınız gönderilmiştir.
Yayın Tarihi: 09.01.2012
2012 yılına Avro bölgesi borç krizi nedeniyle küresel büyümenin yavaşladığı, enflasyon tehdidinin azalmaya başladığı, sistemik risklerin arttığı bir konjonktürde giriyoruz.
Türkiye ekonomisi 2011 yılının ilk 9 ayında G20 ülkeleri içinde Çin'den sonra en hızlı büyüyen ülke oldu. Ancak rekor cari açık ve yüksek enflasyon Türkiye piyasalarında sert satışlara yol açtı.
Avrupa borç krizi ekonomi yönetiminin işini zorlaştırıyor. Türk lirasında yaşanan değer kayıpları ve yüksek enflasyon sıkı para politikasının sürdürülmesini gerektiriyor. Avrupa'daki kriz ise büyümede aşağı yönlü riskleri artırarak işleri zorlaştırıyor.
Yılın ilk çeyreğinden itibaren ekonomideki yavaşlama ve cari dengedeki düzelme daha net görülmeye başlayacak. Avrupa'daki durgunluğun ve bankacılık sektöründeki sorunların 2012 yılında Türkiye'nin büyümesini %1,5 civarına çekmesini bekliyoruz.
Büyümedeki sert yavaşlamaya rağmen cari açığın (%7,5) ve enflasyonun görece yüksek kalması (%7) riskleri artırarak yabancı yatırımcılar açısından Türkiye'nin cazibesini azaltıyor.
Borsada kısa vadede riskler fırsatlardan daha fazla
Hisse senetleri piyasası için önerimizi BİRİKTİR'den TUT'a çekiyoruz. Avrupa borç krizine kısa vadede çözüm bulunamaması nedeniyle 2012 yılının ilk aylarında küresel risk iştahının düşük kalmasını bekliyoruz. Emsallerine göre sınırlı getiri potansiyeli bulduğumuz, 2012 yılına ilişkin ekonomik büyüme ve kar artışındaki riskleri aşağı yönlü gördüğümüz İMKB bu ortamdan olumsuz etkilenmeye devam edecek.
Tahvil piyasası alım için uygun seviyelere geldi
Tahvil piyasasında borsaya göre daha iyimseriz. Merkez Bankasının sıkı para politikası ve son bir yılda yaşanan şiddetli değer kaybı Türk lirası varlıkları carry trade için cazip kılıyor. Türkiye gelişmekte olan ülkeler arasında Brezilya'dan sonra en yüksek para piyasası faizlerine sahip.
Ekonomideki yavaşlamaya paralel Merkez Bankası'nın para politikasını gevşetmesini ve bankaların tahvil talebini artırmasını bekliyoruz. 2012 yılının ilk yarısını tahvil piyasasında yatırım yapmak için bir fırsat penceresi olarak görüyoruz.
Avrupa durgunluğun eşiğinde...
2012 yılına Avro bölgesi borç krizi nedeniyle küresel büyümenin yavaşladığı, enflasyon tehdidinin azalmaya başladığı, sistemik risklerin arttığı bir konjonktürde giriyoruz.
Avrupa Merkez Bankası'nın uzun vadeli düşük faizli sınırsız kaynak sağlaması 2012 yılında 600 milyar avro borç ödemesi olan bankaları rahatlatarak Avro bölgesi liderlerine sorunu çözmek için zaman sağlıyor. Ancak kalıcı bir çözüm için bu kaynak yeterli değil.
Piyasalarda güvenin sağlanması ve krizin İspanya ve İtalya gibi büyük ülkelere sıçramadan intizamlı bir şekilde çözülebilmesi için Avro bölgesinin parasal birliğin ötesine geçerek mali birliğe dönüşecek adımlar atması gerekiyor.
Avro bölgesi liderlerinin 2012 yılının ilk yarısında mali birliğe gidiş kararında uzlaşma ihtimalini oldukça düşük buluyoruz. Avro bölgesinin parçalanmaması için mali birliğin olmazsa olmaz şart olduğunu son kertede tüm üye ülkeler kabul edecek. Ancak uzlaşmaya varılması için önce Avrupa'nın durgunluğa girmesi gerekiyor.
Piyasaların Avro borç krizi karşısında verdiği tepkinin yumuşamaya başlaması yatırımcıların orta vadede mali birliğe gidileceği görüşüne daha yakın olduğuna işaret ediyor.
Ancak ABD ve Almanya 10 yıllık tahvil faizlerinin son 20 yılın en düşük seviyesi olan %1,9 düzeyine inmesi, ABD doları ve Japon yeninin son 10 yılın tepe seviyelerine yakın işlem görmesi küresel risk iştahının halen çok düşük olduğunu gösteriyor.
Türkiye'nin derdi kontrolsüz büyüme...
Türkiye ekonomisinin dışsal şoklara karşı duyarlılığı eskisine göre çok daha az. Ancak aynı görüşü piyasalar için söylemek mümkün değil. Yüksek dış finansman ihtiyacımız küresel piyasalardaki satış dalgasından gelişmekte olan ülkeler geneline göre çok daha sert etkilenmemize neden oluyor.
Türkiye 2011 yılında gelişmekte olan ülkeler liginde en kötü performans gösteren oyunculardan birisi oldu. MSCI Türkiye %37 değer kaybı ile Mısır ve Hindistan'dan sonra en çok gerileyen borsa endeksi oldu. Merkez Bankası'nın Ağustos ayından beri yaptığı müdahalelere rağmen Türk lirası dolara karşı %18 değer kaybetti. Ekim ayındaki şok parasal sıkılaşma sonrasında Türkiye DİBS'leri dolar bazında %16 gerileyerek yılı sıcak para liginde son sırada bitirdi.
Ekonomide yumuşak iniş çabaları sonuç vermedi
Türkiye ekonomisi 2011 yılının ilk 9 ayında G20 ülkeleri içinde Çin'den sonra en hızlı büyüyen ülke oldu. İlk 9 aylık sonuçlara göre milli gelir %9,6 büyüdü. Yılın tümünde büyümenin %8 civarında gerçekleşmesi bekleniyor. Büyümeye paralel sanayi şirketlerinin faaliyet karlarında %20 civarında artış olduğu tahmin ediliyor.
Ekonominin bu kadar güçlü olduğu bir dönemde Türkiye piyasalarında yaşanan ağır kayıpların arkasında iki temel gerekçe var: (i) Ekonomi yönetiminin cari açığı ve enflasyonu kontrol altına alacak sürdürülebilir bir büyüme ortamı yaratabileceğine güvenin azalması (ii) En büyük iktisadi ortağımız Avrupa'daki borç krizinin dış ticaret ve finansman kanalları yoluyla ekonomide sert bir yavaşlamaya yol açabileceği endişesi.
Merkez Bankası'nın fiyat istikrarının yanısıra finansal istikrarı da hedeflediği yeni ekonomi politikasını uygulamaya başlayalı bir yılı aşkın süre geçti. Ekonomi yönetimi 2011 yılı başında enflasyonu, büyümeyi ve cari açığı %5 civarında hedeflemişti. Son açıklanan veriler, 2011 yılında büyümenin %8 düzeyine, enflasyon ve cari açığın ise %10 civarına yükseleceğine işaret ediyor.
Merkez Bankası faiz silahını çekmek zorunda kaldı
Avrupa'da yaşanan borç krizi aşırı ısınan ekonomiye "yumuşak iniş" yaptırmak isteyen ekonomi yönetiminin işini zorlaştırıyor. Türk lirasında yaşanan değer kayıpları ve enflasyondaki yükseliş Merkez Bankasının para politikasında ciddi bir sıkılaşmaya gitmesini gerektiriyor. Avrupa'da yaşanan borç krizi ise büyüme üzerinde aşağı yönlü riskleri artırarak Merkez Bankasının işini zorlaştırıyor.
Merkez Bankası bu açmazdan kurtulmak için politika faizini artırmak yerine faiz koridorunu yukarı doğru genişleterek kendisine esneklik sağlayan ancak piyasalar için belirsizliği artıran bir yöntemle para politikasını sıkılaştırmayı tercih etti.
Banka para piyasalarında oluşan faizleri yukarı çekerek carry trade için Türk lirasının cazip hale gelmesini hemde fonlama maliyetini artırarak TL'de kısa pozisyon açarak spekülasyon yapanları cezalandırmayı hedefledi. Ancak yurtdışı sendikasyonlara yönelik belirsizliklerin arttığı dönemde yapılan sıkılaştırma bankacılık sektörünün kaynak toplama maliyetlerinde sert bir yükselişe neden olarak büyüme üzerinde aşağı yönlü riskleri artırdı.
Yapısal reformlar sayesinde Türkiye dışsal şoklara karşı eskisinden çok daha güçlü. Güçlü kamu borç dinamikleri, bankacılık sisteminin sağlamlığı, hane halkının borçluluğunun düşük olması ekonomiyi destekliyor.
2012 yılında ekonomide sert iniş olması ihtimali arttı
Aralık ayı PMI verileri ihracatının yarıdan fazlasını Avrupa'ya yapan, yurtdışı borçlanmalarının üçte ikisini Avrupa'dan sağlayan Türkiye'nin Avrupa borç krizinin yarattığı küresel dalgadan henüz çok fazla etkilenmediğini gösteriyor.
Ancak Avrupa ekonomisinin durgunluğun eşiğine geldiği ve bankacılık sektörü bilançolarında sermaye yeterliliği endişesi nedeniyle küçülme baskısı yaşandığı mevcut konjonktürde ekonominin uzun süre bu performansı sürdürmesi mümkün değil.
Yılın ilk çeyreğinden itibaren ekonomideki yavaşlamanın ve cari dengedeki düzelmenin daha belirgin olarak görüleceğine inanıyoruz. Avrupa'daki durgunluğun ve bankacılık sektöründeki sorunların 2012 yılında Türkiye'nin büyümesini %1,5 civarına çekmesini bekliyoruz.
Söz konusu büyüme gelişmekte olan ülkelerde beklenen %5,5 büyüme rakamına göre çok düşük kalıyor. Büyümedeki sert yavaşlamaya rağmen cari açığın (%7.5) ve enflasyonun görece yüksek kalması (%7) riskleri artırarak yabancı yatırımcılar açısından Türkiye'nin cazibesini azaltıyor.
Borsada kısa vadede riskler fırsatlardan daha fazla
Avrupa borç krizine kısa vadede çözüm bulunamaması nedeniyle 2012 yılının ilk aylarında küresel risk iştahının düşük kalmasını bekliyoruz. Risk iştahına duyarlı bir piyasa olan İMKB bu ortamdan olumsuz etkilenmeye devam edecek. Avrupa'dan gelen durgunluk sinyalleri ve Merkez Bankası'nın sıkı para politikası Türkiye ekonomisinde sert iniş ihtimalini artırarak Türkiye hisse senetleri piyasasının cazibesini azaltıyor.
2011 yılında yaşanan kayıplara rağmen gelişmekte olan ülkelerle yapılan karşılaştırmalar İMKB'nin iskontasının yalnızca %8 düzeyinde olduğunu gösteriyor. Sektörler itibariyle baktığımızda banka hisselerinin gelişmekte olan ülke bankalarına göre iskontasının yüksek olduğunu, sınai ve hizmet gruplarındaki şirketlerin ise pahallı olduklarını görüyoruz.
Kar büyümesi tahminlerine baktığımızda da hisse senetleri piyasası için bir destek bulmak güç. Takip ettiğimiz mali sektör hisselerinin net karı 2012 tahminlerimize göre %4 artacak. Mali sektör dışındaki hisselerde yıllık %8 FAVÖK büyümesi tahmin ediyoruz. Aynı dönemde ortalama enflasyon tahminimiz ise %8,25 düzeyinde.
2012 büyüme tahminimizi düşürmemiz ve uzun dönemli faiz oranlarında görülen artış nedeniyle İMKB-100 için 2012 sonu hedef değerimizi 65,000 olarak belirledik. Söz konusu hedefe göre İMKB cari fiyatlarla %23 getiri potansiyeli sunuyor.
Hisse senetleri piyasası için önerimizi BİRİKTİR'den TUT'a çekiyoruz. Emsallerine göre sınırlı getiri potansiyeli ile 2012 yılına ilişkin ekonomik büyüme ve kar artışındaki risklerinin aşağı yönlü olması nedeniyle hisse senetleri piyasası için BİRİKTİR olan önerimizi TUT olarak revize ediyoruz. Piyasanın %23 gibi gayet cazip getiri potansiyeline karşı kısa vadeli riskler nedeniyle önerimizde değişiklik yapmayı tercih ettik. Piyasada ciddi bir aşağı yönlü düzeltme veya risk algısında iyileşme ve gelişmekte olan ülke piyasalarına para girişi görürsek önerimizi yukarı yönde revize edebiliriz.
Türk lirasının 2012 yılında değer kazanmasını bekliyoruz
Türk lirasında borsaya göre daha iyimseriz. Ekonomideki yavaşlamaya rağmen enflasyonun 2012 yılında %7 ile gelişmekte olan ülkelerde beklenen %4,5'lik seviyenin çok üzerinde kalmasını bekliyoruz. Türk lirasındaki son aylarda yaşanan değer kaybı ve enflasyonun yükselmeye devam etmesi Merkez Bankası'nı 2012 yılının ilk yarısında da daraltıcı para politikası uygulamaya devam etmeye zorlayacak.
Merkez Bankasının sıkı para politikası ve son bir yılda yaşanan şiddetli değer kaybı Türk lirası varlıkları carry trade için cazip kılıyor. Türkiye gelişmekte olan ülkeler arasında Brezilya'dan sonra en yüksek para piyasası faizlerine sahip.
TL gelişmekte olan ülke paralarına karşı reel olarak 2003 yılındaki seviyelerinde işlem görüyor. Avrupa cephesinden gelebilecek şoklar ve özel sektörün yüksek açıkları nedeniyle yılın ilk aylarında Türk lirasındaki dalgalanma devam edebilir. Ancak küresel risk iştahının toparlanmasına paralel 2012 yılında Türk lirasının toparlanmasını ve döviz sepetine karşı %4 değer kazanmasını bekliyoruz.
Tahvil piyasası alım için uygun seviyelere geldi
2011 yılında Türkiye tahvil piyasası güçlü bütçe performansı ve azalan borçlanma gereksinimine rağmen gelişmekte olan ülkeler arasında Macaristan'dan sonra en kötü performans gösteren piyasa oldu. Merkez Bankası'nın belirsizlik yaratan para politikaları, yüksek enflasyon (%10,45 yıl sonu) ve liradaki sert değer kayıpları tahvil piyasasında bankacılık sektörü kaynaklı sert satışlara yol açtı.
Tahvil piyasasında faizlerin 2012'nin ilk çeyreğinde de yüksek kalmaya devam etmesini bekliyoruz. Merkez Bankası'nın enflasyondaki artış ve TL'deki baskının sürmesi sebebiyle sıkılaştırıcı politikasını sürdürmesini bekliyoruz.
Banka hali hazırda iki politika faizi arasından düşük olanla (%5,75) verdiği fonlamanın miktarını 5 milyar TL'ye kadar azalttı. Bu durum aslında Banka'nın mevcut faiz oranlarıyla yapabileceği sıkılaştırmanın neredeyse tamamını yapmış olduğu anlamına geliyor.
Risk iştahının daha da bozulduğu bir ortamda banka bugün reddetse de ek sıkılaştırma yapabilmek için faiz koridorunun üst kısmını daha da yukarı çekmek durumunda kalabilir. Bunu yaptığı takdirde getiri eğrisinin kısa ve orta kısmında faizlerin yükselmesi kaçınılmaz olacak.
Yılın ilk yarısının sonuna doğru yurtiçinde ekonomide yavaşlama ile yurtdışında parasal gevşemenin daha belirgin hale gelmesiyle, Merkez Bankası'nın sıkı para politikasından kademeli olarak uzaklaşmasını ekonomik büyümeyi gözeten ve tahvil piyasası için daha elverişli olan bir politika çizgisi izlemeye başlamasını bekliyoruz.
2012 yılının ilk yarısını tahvil piyasasında uzun pozisyon alabilmek için bir fırsat penceresi olarak görüyoruz. Yukarıda belirttiğimiz nedenlerden dolayı yılın ilk yarısında tahvillerde alım için uygun bol dalgalı bir seyir oluşacağını düşünüyoruz.
Baz senaryomuza göre, yılın geri kalanında ekonomik yavaşlamayla azalan kredi talebi bankaların tahvil iştahını artıracak. Diğer taraftan yurtdışında parasal gevşemenin sürmesi uluslararası yatırımcılar için yüksek "carry" imkânı sunan Türkiye tahvil piyasasını daha cazip hale getirecektir.
Mevcut faiz seviyelerinde değişken faizli ve enflasyona endeksli tahviller yerine satışların arttığı dönemlerde orta-uzun vadeli sabit faizli tahviller almak daha cazip görünüyor.
İyi seçilmiş bir özel sektör tahvil portföyüyle kredi riski alınarak portföy getirisi zenginleştirilmesini önermeye devam ediyoruz.
Serhat Gürleyen
İş Yatırım Menkul Değerler A.Ş.
Direktör
PARA PİYASALARI KATEGORİSİ ALTINDA YER ALAN DİĞER MAKALELER
Yazan: Dr. Kenan Mortan / Girişimcilik Uzmanı
Yayın Tarihi: 08.02.2012
TÜİK fiyat istatistikleri açıklandı, fiyatlar % 10'un üstünde. Ancak kış şartlarında bu normal. Kıymetlenen TL ile, Mart'tan sonra artış oranı... 
Yazan: Serhat Gürleyen / Para Piyasaları Uzmanı
Yayın Tarihi: 19.12.2011
2012 yılına Avro bölgesi borç krizi nedeniyle küresel büyümenin yavaşladığı, enflasyon tehdidinin azalmaya başladığı, sistemik risklerin arttığı bir... 
Yazan: Serhat Gürleyen / Para Piyasaları Uzmanı
Yayın Tarihi: 17.01.2011
Borsadaki satış dalgası öngördüğümüzden daha kolay atlatıldı. Çin'den gelen daraltıcı para politikası işaretlerine, Avro bölgesindeki kredi krizinin... 
Yazan: Serhat Gürleyen / Para Piyasaları Uzmanı
Yayın Tarihi: 02.08.2010
Türkiye 2010 yılının ilk yarısında OECD ülkeleri içinde en yüksek büyümeyi gösteren ülkelerden birisi olarak öne çıktı. Avrupa'nın çevre... 